

Kazanan, iradesini dayatan kişidir
Gerçek zafer, yalnızca yok edilen yerlerin sayısıyla, atılan bombaların tonajıyla veya yıkımın görüntüleriyle ölçülmez. Gerçek zafer çok daha derin bir şeyle ölçülür: “kimin iradesini diğerine dayattığıyla.” Bu, Clausewitz'in klasik fikriyle tamamen örtüşüyor: “Savaşın amacı, düşmanı kendi irademizi yerine getirmeye zorlamaktır.” Bu sadece dış savaşla ilgili değil. Oslo Anlaşmalarından bu yana Gazze, egemenliğin kısmen teslim edilmesinin korkunç bir örneği haline geldi: Sa


Buenos Dias Senior!!
YARI ŞAKA YARI CİDDİ (Bu başlık altındaki yazılar yaklaşık 2000-2005 yılları arasında İsrail'deki Türkiye'liler Birliği'nin tarihi Bülten gazetesinde yayınlanmıştır.) Nerede ise 36 yıldır Türkiye’de yaşamıyorum. 17 yaşıma kadar yaşadığım İzmir’i bile tanıyamıyorum artık. İzmir’e son gittiğimde kordon boyunu bir türlü bulamadım. Karataş’daki deniz kıyısında, çocukluğumun evleri ve yalıları da ortadan yok olmuşlar. Oralarda epey dolaştıktan sonra sebebi ortaya çıktı: ben gö


Faşoda'dan Şam'a İngiltere ve Fransa Ortadoğu'yu nasıl şekillendirdiler?
Faşoda'dan Sykes-Picot'ya, Şam'dan Bağdat'a uzanan bir rekabet. İngiltere ve Fransa arasındaki nüfuz mücadelesinin modern Ortadoğu'nun şekillenmesindeki rolü. Sözde Sykes-Picot Anlaşması ve sonrasında neler oldu? Günümüz Ortadoğu’sunun sınırlarının hikayesi Fransızların İngilizler için kullandığı "Les rosbifs" ve İngilizlerin Fransızlara taktığı "frog legs" lakapları ilk bakışta masum bir şaka gibi görünürse de, bu karşılıklı takılmaların arkasında yüzyıllara yayılan ve düşma


KORAH- AHLAKİ SEVİYE
B.H. Herkes, Balak gibi kötü bir karakterin neden haftalık Tora bölümüne onun adının verildiğini soruyor. Korah da bu onura pek layık görünmüyor. Bununla bağlantılı bir başka muamma da, Neden, Adam, Avraam, Yosef veya Moşe'nın adına atfedilen bir Tora bölümü (peraşa) yoktur? Veya…… eğer şayet sadece kötü insanlar bu kategoriye giriyorsa, neden Firavun bu sınıflandırmaya girmesin? Eminim ki birçok cevap vardır. Kişiden bahseden altı bölüm var. Bunları çiftler halinde d


İsrael’i protesto mu, Yahudi kültürünü dışlamak mı?
Geçtiğimiz günlerde Batı’da, kültürel ve sanatsal alanda gündeme gelen iki olay özellikle dikkatimi çekti. İki ayrı ülkede gerçekleşen birbirinden farklı özelliklere sahip bu olayların sonuçta benzerlikler taşıdığına kanaat getirdim. Londra’daki British Museum Yahudi Kültür Ayı kapsamında düzenlenecek bir konferansı erteleme kararı aldı. 28 Mayıs’ta yapılması planlanan “Ancient Israel and Judah in the British Museum” (British Museum’da Antik İsrail ve Yehuda) başlıklı bir k


Demokrasilerin işi zor
Demokrasilerin işi zor. Diktatörlüklere karşı, cihatçı devletlere veya terör gruplarına karşı demokrasilerin işi zor. Bu görüşün gerçekliğini 7 Ekim 2023 katliamını takiben Ortadoğu'daki gelişmelerde en açık bir şekilde yaşıyoruz. Eski zamanlarda savaşları daha güçlü olan taraf kazanırdı. Bugün, eğer karşınızda bir diktatörlük veya cihatçı ideolojiye sahip bir örgüt varsa, gücünüz ne olursa olsun, “mutlak zafer” denen bir duruma gelebilmeniz mümkün değil. 7 Ekim'i takiben d


KADA UNO METE LA MANO ANDE LERGUELE
Un proverbo muy djusto digamos proverbo yerrado no ay. Kon la vinida del enverano, dishe el moral ya se va enderechar un poko ma malorozamente yene mos enklavimos a las novedades, de oyir las novelas no muy famosas, tornimos a los primeros diyas. La gerra va empesar de muevo? U va aver pas? Aki si dizish, no se kualo sesta pasando, no es ke me entyendo de la politika entodo kavzo esta tokando a la ekomomiya i esto mos esta azyendo pena, la edukasyon una dezgrasya, las eskola


Biraz Düşünce ve Bir Haber
Merhabalar sevgili okuyucularım, Bahçe sezonu ve benim organik tarım denemelerim bütün hızıyla devam ediyor. Aklım her an bahçemde ektiğim fidelerde ve tohumlarda. Tabii bu durumda evdeki işler biraz geri kalıyor. Bugün biraz bahçeden kopup evde kitaplarımı düzenleyip toz alayım dedim. Çünkü bahçede biraz çalışmaya kalktım; hava aşırı sıcaktı ve inanılmaz derecede sinek vardı. Burada sineklerden ötürü bahçede keyifle çalışmak veya oturmak neredeyse imkânsız. Hele bir de benim


ALIŞKANLIĞIN SESSİZ GÖLGESİNDE
Yaş almak insanın bedeninde olduğu kadar ruhunda da izler bırakır. Gençlik yıllarında hayat önümüzde uzanan geniş bir yol gibidir. Her köşenin ardında yeni bir sürpriz, yeni bir heyecan, yeni bir başlangıç varmış gibi görünür. Yıllar geçtikçe yolun büyük kısmı geride kalır. İnsan artık nelerin mümkün olduğunu, nelerin olmayacağını daha iyi bilir. Bu bilgi bir yandan huzur verirken bir yandan da heyecanın yerini alışkanlığa bırakmasına neden olur. Belki de yaşlılığın en beli


BALIKLAR YORULUR MU?
2005 yılında Amerikalı yazar David Foster Wallace Kenyon College mezuniyet konuşmasında daha sonra kitap haline gelen “This is Water” adlı söylevinde ikisi genç diğeri yaşlı üç balıktan söz eder. Ve şöyle der: İki genç balık yan yana yüzmektedirler, karşı yönden gelen yaşlı bir balığa rastlarlar. Yaşlı balık onlara selam verir: - "Günaydın çocuklar, su nasıl?" Genç balıklar bir süre daha yüzerler, sonra birisi diğerine bakıp sorar: -"Su da neyin nesi?" Bu konuşma aslında na






















