BUGÜN BABALAR GÜNÜ
- 16 dakika önce
- 3 dakikada okunur

Takvimde sıradan bir gün gibi duran bu tarih, benim için yıllardır kalbimde sessizce açılan bir kapıdır. O kapının ardında babam vardır; sıcak gülümsemesi, şefkatli bakışları, güven veren sesi ve hiç solmayan sevgisi…

Babamı 2003 yılında kaybettim. O zaman kırk yedi yaşındaydım. İnsan kaç yaşında olursa olsun, anne ve babasının varlığına ihtiyaç duyuyor. Saçlarına aklar düşmüş, kendi çocuklarını büyütmüş olsan bile, bir köşede seni koşulsuz seven bir babanın var olduğunu bilmek insana tarifsiz bir güven veriyor. Babamın ölümünden sonra bunu daha derinden anladım. Çünkü onun gidişiyle birlikte hayatımdan yalnızca bir baba değil, en iyi dostum da ayrılmıştı.
Babam benim sığınağımdı. Sevinçlerimi de hüzünlerimi de ilk onunla paylaşmak isterdim. Bana akıl verirken asla yargılamaz, eleştirmez, sadece dinlerdi. Onun yanında kendimi her zaman anlaşılmış hissederdim. İnsan ömründe böyle bir dostluğu çok az bulur.
Babam ağır hastalık dönemlerinde bile yüzündeki gülümsemeyi kaybetmedi. Acılarının ne kadar büyük olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Buna rağmen çevresindeki insanlara umut ve huzur vermeye devam ederdi. Hastalık onu sertleştirmedi, aksine daha da yumuşattı. Tatlı dili, sabrı ve nezaketi son nefesine kadar sürdü.
O, gülmeyi çok seven bir insandı. Evimizde kahkaha eksik olmazdı. Özellikle komedi filmleri seyrederken ikimiz gülmekten yerlere yatardık. Bazen gözlerimizden yaşlar gelirdi. Şimdi o anları düşündüğümde, aslında ne kadar büyük bir zenginliğe sahip olduğumuzu anlıyorum. Hayatın bütün yükleri arasında birlikte kahkaha atabilmek, bir baba ile kız arasında kurulabilecek en güzel dostluklardan biriydi.
Babamla aramızdaki ilişki her zaman sevgi ve saygı üzerine kuruluydu. Ona karşı saygının sınırını asla aşmadım. Fakat o da hiçbir zaman gereksiz otorite kuran, sevgiyi korkunun arkasına saklayan bir baba olmadı. Saygıyı, sevgisiyle kazanmıştı. Onun yanında kendiliğinden ölçülü olur, onu incitmekten çekinirdim.
Babam çok çalışkan ve şerefli bir insandı. Hayatı boyunca dürüstlükten ayrılmadı. İnsanların arkasından konuşmaz, kimsenin hakkını yemezdi. Belki büyük servetler edinmedi, ama çok daha değerli bir miras bıraktı: onur, dürüstlük ve iyi insan olmanın örneği…
Onu tanıyan herkes bugün hâlâ ondan övgüyle söz eder. Aradan geçen bunca yıla rağmen insanlar onun adını saygıyla anarlar. Bu benim için büyük bir teselli ve aynı zamanda büyük bir gurur kaynağıdır. Çünkü bir insanın gerçek zenginliği, arkasında bıraktığı güzel hatıralardır.
Babam yüce gönüllüydü. Çok varlıklı bir insan değildi. Fakat bütün imkânlarını çocukları için seferber etti. Ablamın ve benim iyi bir eğitim almamız için elinden gelenin fazlasını yaptı. Belki bazı isteklerinden vazgeçti, belki kendisi için almak istediği birçok şeyi erteledi. Ama kızlarının geleceği söz konusu olduğunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmadı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, onun bize verdiği en büyük armağanın eğitimden de öte bir şey olduğunu görüyorum. Bize insan olmayı öğretti. Başkalarına saygı göstermeyi, merhameti, çalışkanlığı ve dürüstlüğü öğretti. İnsanların kalbinde yer edinmenin para ile değil, karakterle mümkün olduğunu yaşayarak gösterdi.
Oğullarım da dedelerini çok severlerdi. Onun yanına sadece bayramlarda veya özel günlerde değil, sıradan bir öğleden sonra bile giderlerdi. Gündüz saatlerinde birlikte kahve içer, uzun sohbetler ederlerdi. Dedelerinin anlattığı hikâyeleri dinlemekten büyük mutluluk duyarlardı.
Bir insanın torunlarıyla dost olabilmesi büyük bir nimettir. Babam bunu başarmıştı. Oğullarım için yalnızca bir dede değil, aynı zamanda bilge ve sevecen bir arkadaştı. Bugün bile ondan sevgiyle söz etmeleri, onun ne kadar özel bir insan olduğunu gösteriyor.
Babam öldüğünde seksen yedi yaşındaydı. Uzun bir ömür yaşamıştı. Fakat insan, sevdiği kişinin yaşını düşünmüyor; sadece onun eksikliğini hissediyor.
Hayatımın en unutulmaz anlarından biri, onun hastanede sonsuzluğa uğurlandığı o gündür. Yoğun bakıma götürülüyordu. O anın bir veda olduğunu ikimiz de belki hissediyorduk. Bana baktı. Yüzünde yine o tanıdık gülümseme vardı. Sonra elini uzatıp yanağımı sıktı.
Ve bana şöyle dedi:
“Sen çok iyi bir çocuksun. Çok tatlı ve iyi bir evlatsın.”
Bu sözler, hayatım boyunca aldığım en değerli armağandır.
İnsan bazen yıllarca takdir bekler, sevgisinin fark edilmesini ister. Ben ise babamın ağzından bu cümleleri duydum. Onun son sözlerinden biri, bana duyduğu sevgi ve gururdu. Bu yüzden ne zaman kendimi yalnız hissetsem ne zaman yaşın ve hayatın yorgunluğu omuzlarıma çökse, o sözleri hatırlarım.
Bugün Babalar Günü.
Babamın güzel yüzü, sıcak elleri, kahkahası ve bana bakan sevgi dolu gözleri hâlâ ruhumun içinde yaşıyor. Ölüm bazı şeyleri sona erdirir, ama sevgiyi asla öldüremez. İnsan sevdiği kişileri kalbinde taşımaya devam eder.
Ben çok şanslı bir kızdım.
Beni seven, bana güven veren, iyi bir insan olmayı öğreten, son nefesine kadar gülümseyebilen bir babaya sahip oldum.
Onun kızı olmakla bugün hâlâ gurur duyuyorum.
Babacığım, aramızdan ayrılalı uzun yıllar oldu. Ama senin sesin, öğütlerin ve sevgilerin benimle yaşamaya devam ediyor. Senin bana bıraktığın miras ne evler ne de paralar oldu; bana bıraktığın en büyük miras, sevgin ve güzel kalbindir.
Bugün gökyüzüne baktığımda seni düşünüyorum. Belki bir yerlerde yine gülümsüyorsun. Belki yine insanlara iyilik dağıtıyorsun.
Ve ben, hâlâ senin küçük kızın olarak, içimde sonsuz bir teşekkür ve minnettarlıkla sana sesleniyorum:
İyi ki benim babam oldun.İyi ki bu dünyadan geçtin.Ve iyi ki bana, ömrüm boyunca taşıyacağım kadar büyük bir sevgi bıraktın.
Babalar Günün kutlu olsun canım babam. Seni özlemle, gururla ve sonsuz bir sevgiyle anıyorum. Sen benim kalbimde hiç ölmeyeceksin.
Sevgiyle kalın.
SARA YANAROCAK
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar