

İSRAEL DEVLETİ 78 YAŞINDA
Merhaba sevgili okuyucularım. İsrael'in 78. Doğum günü kutlu olsun. İsrael Devleti'nin kuruluşunun üzerinden 78 yıl geçti. Bu yalnızca bir takvim hesabı değil, zamanın içine işlenmiş bir irade, bir direnç ve bir var olma ısrarıdır. Henüz bir devlet bile değilken başlayan mücadele, toprağa değmeden kök salmaya çalışan bir ağacın sabrını andırır. Rüzgâr sert esti, mevsimler çoğu zaman acımasızdı, ama o ağaç, köklerini derine, çok derine indirmeyi öğrendi. Bu ülke sanki hiçbir


SAVAŞA VERİLEN ARADA HİSSETTİKLERİM
Savaştan sonra içimde kalan şey tam olarak bir duygu değil…daha çok bir boşluk, gürültünün yerini alan ağır bir sessizlik var, ama bu sessizlik huzurlu değil, aksine kulaklarımda hala yankılanan sesleri saklıyor. Bazen her şey bitmiş gibi hissediyorum, bazen de hiçbir şey bitmemiş gibi. Yorgunluk sadece bedenimde değil, düşüncelerimde de. Eskiden net olan şeyler şimdi bulanık. Ne için savaştığımı biliyorum ama bedelini anlamak zaman alıyor. Kaybettiklerim, geride bıraktıkla


VAROLUŞ NEDENİM
Bazı kelimelerin gölgede kalması gerektiğini söylediler bana. Sanki harflerim fazla yüksek sesle konuşuyormuş gibi, sanki cümlelerim bir yerlerde birilerine dokunuyormuş gibi…oysa ben kelimeleri hiçbir zaman bir silah gibi tutmadım, onları karanlıkta yolumu bulmamı sağlayan küçük ışıklar olarak gördüm. Yine de şimdi, bazı yazılarımı yazmamam gerektiğini öğreniyorum. Bu, bir yazar için en ağır cümlelerden biridir belki de, ‘Sus''. Ama susmak benim dilimde hiçbir zaman bir so


SİRENLER ALTINDA YAŞAMAK
Merhaba sevgili okuyucularım. Hayat bütün ritmi ve hızıyla devam ediyor. Değişen bir şey yok. Dolayısı ile ben de hem sizlerin, hem de kendi hissettiklerimi kaleme aldım. Son yıllarda İsrael'de hayatın ritmine yeni bir ses karıştı: Sirenler. Bir zamanlar yalnızca ambulansların ya da uzak bir tehlikenin habercisi olan o keskin ses, şimdi günlük hayatın içine yerleşmiş durumda. Gökyüzünde beliren tehditlerin habercisi. İran'la yaşanan gerilimin ve bölgedeki savaş halinin gölg


VAŞTİ VE ESTER: FEMİNİST BİR BAKIŞ AÇISI
Merhaba sevgili okuyucularım. Purim yaklaşıyor. Hikaye aynı ama yaşam şartları ve duygular da neredeyse aynı. Ben bu hafta sizlere bu Pers'li iki kadının yani kraliçelerin tamamen feminist durumlarla ama farklı uygulamalarla bu hikayeye nasıl damga vurduklarını anlatmaya çalışacağım. Hayal gücü insanları farklı analizlere de götürebilir değil mi? İki Pers kraliçesinin arasındaki ilişki, Purim öyküsünü anlamak için hayati önem taşır. Vaşti ve Ester hiç karşılaşmasalar da,arala


BARIŞSIZ YAŞAMANIN BEDELİ
Merhaba sevgili okuyucularım. Haftalar haftaları kovalıyor ama hala belirsizlik ve soru işaretleriyle dolu umarsız bir yaşam içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Beni, kendim olarak merak ettiyseniz, korkuyor muyum? Hayır kesinlikle! Ben bu ülkeyi koşulsuz seviyorum. Nedir ki geleceğin çiçekleri olan gençliğimiz ve çocuklarımız için endişeliyim. Nereye kadar? Nasıl? Ne biçimde? Çocuklarımız huzuru görmek için daha kaç fırın ekmek yiyecekler? İsrael’de barış kelimesi, bir çözümden ç


SARI YÜZ
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz ( Yellow Face ) adlı romanı, çağdaş edebiyat dünyasını merkeze alan, sert, rahatsız edici ve bilinçli biçimde provokatif bir anlatıdır. Roman, kimlik politikaları, kültürel iktibas, yayıncılık sektörünün işleyişi ve sosyal medya çağında ahlakın nasıl şekillendiği gibi konuları tek bir bireyin hırsı üzerinden görünür kılar. Kuang, bu hikâyede kolayca taraf tutulabilecek bir ahlak dersi vermekten özellikle kaçınır. Bunun yerine okuru, sistemin işleyişini


GÜNLÜK HAYATIN RUTİNİ
Merhaba sevgili okuyucularım, yine baş başayız. Yaş ilerledikçe günlük hayatın rutinleri kaçınılmaz oluyor. Bazı günlerin diğer günlerden hiç farkı olmuyor. Ben bununla nasıl başa çıktığımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Günlük hayatın rutini, insanı fark ettirmeden içten içe aşındıran tekrarlar zinciri gibidir. Güvenli olduğu kadar boğucu olan bu döngü, çoğu zaman fark edilmeden kabul edilir. Oysa rutine karşı verilen gerçek mücadele, dış koşullarla değil, insanın kendi içi


Kırılganlığın Etiği Üzerine Bir Yaşam Tahlili
Hayatımda sanat, estetik bir uğraştan çok daha fazlası oldu; varoluşun ağırlığını taşıyabilmem için geliştirdiğim bir bilinç biçimine dönüştü. Dünya çoğu zaman katı, hatta hoyrat bir yer olarak karşıma çıkarken, sanat bana şunu hatırlattı: Gerçeklik yalnızca olanlardan ibaret değildir; anlam, bakışla kurulur. Renk, ses ve söz, varoluşun tekdüzeliğine karşı geliştirilen bir direniş biçimiydi. Aile içi anlaşmazlıklar ise bu direnişin sınırlarını öğretti. Çünkü insanın ilk dün


MENASHE CARMON İLE BAŞBAŞA
Menashe Carmon toplumumuzun içinden çıkan ve haklı gururu hale gelen Türkiye kökenli, önemli Yahudilerden biri. Onu sizinle baş başa bırakıyorum. Sevgili Menashe bize Türkiye'deki yıllarınızdan itibaren kendinizi anlatır mısınız? 6 Haziran 1946'da İstanbul'da doğdum. Babam kumaş tüccarıydı, annem ise ev hanımıydı. Benden on yaş küçük Stella adlı bir kız kardeşim var. İlkokulu 2.Karma Musevi İlkokulu'nda, orta ve lise öğrenimimi Saint Benoit Fransız Lisesi'nde bitirdim. Çocukk




















