

Türkiye: Quo Vadis, AI?
Çocukluğumun en önemli filmlerinden biriydi: 1951 yapımı Quo Vadis (Latince: Nereye gidiyor?). İmparator Nero döneminde (MS 64-68) geçen ve zamanın meşhur aktörlerinden Robert Taylor, Deborah Kerr, Peter Ustinov’un oynadıkları efsanevi bir beyaz perde eseriydi. Film unutuldu fakat “Quo Vadis” terimi sık sık anılıyor, kişiler, kurumlar ve ülkelerin gelecekleri konu olduğunda. AI ise, Artificial Intelligence yani Yapay Zeka (YZ). Amacım: Bugün ülkenin içine bulunduğu siyasi ve


Beş yüz sayfalık bir roman nasıl ortaya çıktı?
1975’ten 2023’e uzanan bir hafızanın kırıkları, Bir kadın anlatır, bir ‘Kule’ susmaz. Mazal kendi hikayesi sandığı yerde başkalarının izlerini bulur. Kaybolmuş anılar, unutulmuş acılar ve içsel hesaplaşmalar... Ben bu hikâyede var mıyım? Galiba... Ama kendi hikayem sandığım şeyin içinde bile başkalarının izleri var. Ben sadece bu hikâyenin bir satırıyım. Anlatanın yükünü diğerleri çekiyor. Mazal Kısmet adlı romanın arka kapak çalışması (Taslak) Kitaptan bir bölüm: Kendim


Jack Hughes
14 Mayıs 2001 doğumlu. Henüz çocuk yaşta eline aldığı sopayla başlayan yolculuğu, 2026’da Olimpiyat tarihine geçen bir ana dönüştü. Milano-Cortina’da düzenlenen 2026 kış olimpiyatlarında benim yazıyı hazırladığım sıralarda buz hokeyi finalinde attığı altın gol, yalnızca bir maçın değil, bir neslin hafızasına kazındı :) Hughes ailesi için hokey sadece bir spor değil aynı zamanda bir kimlik. Annesi de hokeye gönül vermiş, kız sporculara akıl hocalığı yapmaya devam ediyor. A


Israel Ortak Evimizdir
Son yıllarda Israel’de Haredi toplumuna yönelik dil belirgin biçimde sertleşti. Sokakta, medyada ve siyasi kürsülerde sıkça üç suçlama tekrarlanıyor: “Çalışmıyorlar.”“Askerlik yapmıyorlar.”“Devletin sırtında yükler.” Bu söylemler, ne tarihsel gerçeklikle ne de güncel istatistiklerle tam olarak örtüşüyor. Daha da önemlisi, Israel’in kuruluş felsefesini ve Yahudi halkının varoluş mantığını eksik okuyor. Israel’in Kuruluş Ruhu: Kimlik ve Ortaklık Israel, sekülerlerin tekeline


Et ve sütü birlikte yemezsem, evliliğimi kurtarabilir miyim?
İnsan eve, aslında en güvenli, en yakın, en huzur verici olması gereken yere geldiğinde, tam da orada bazen, acı, gerilim ve uzun sessizlikler olur. Söylenen ve havada asılı kalan sözler olur ve bu çok derin bir acı verir. Evin içinde, durum zor olduğunda, insan sanki dünyada yeri yokmuş gibi hisseder. Ve bu şekilde, yıllarca yaşayan insanlar vardır — her zaman büyük kavgalarla, dramlarla değil, ama “bir uzaklık, kısa bakışlar, resmi konuşmalar “, ve artık bazı şeylerin eskis


PURİM: GİZLİ IŞIĞI HATIRLAMAK
Purim dışarıdan bakıldığında maskelerin, gülüşlerin ve neşenin bayramıdır ama içeride çok daha derin bir sır saklar. Purim, gizlenen ışığın bayramıdır. Ester Megillası içinde Tanrı’nın adı açıkça geçmez ama her olayın arkasında ince bir yönlendirme vardır. Hiçbir şey tesadüf değildir. Hiçbir karanlık, ışıksız değildir. Hayat da böyledir. Bazen Tanrı’yı açıkça göremeyiz. Bazen dualarımızın cevabı gecikir. Bazen kader kapalı kapılar gibi görünür. Purim görmediğimiz yerde de


TETZAVE – HİDROJEN BOMBASI
B.H. “Ağabeyin Aaron’a ONUR (Kavod) ve İHTİŞAM (Tiferet) için kutsal giyisiler yap .” (Şemot 28:2) Moşe’den söz edilmeyen tek peraşa Tetzave’dir. Çünkü O’nun giysilere ihtiyacı yoktu. …… çıplak olduklarını anladılar. İncir yapraklarını birbirlerine diktiler ve kendilerine kuşak (Hagorot) yaptılar. (Bereşit 3:7) Adem ve Hava başta birbirlerini IŞIK (Ruh) olarak gördüler. Fiziksel tarafa odaklanınca KIYAFET kavramı doğdu. Batı dünyası tipik olarak başkalarına fiz


ÇİÇEKLER VE TOPRAKLAR
Çok sevdiğim bir dostumun damadı uluslararası avukattı ve çok enteresan davalardan söz ederdi. Bunların bir tanesi domates tohumu ithal eden bir ülkenin toprağında yetişmeyen ürün için bir diğer ülkeyi mahkemeye vermesi ile ilgili idi. Bizim avukat tohumun sahibi ülkeyi savunuyordu ve şöyle diyordu: “Her iki ülkenin güneşi topraklarına aynı açıdan ulaşmıyor, her iki ülkenin toprağı minerallere sahip değil. Verim almak için bu kriterleri çok iyi incelemek gerekiyor” Ve tabii k


Yetti Artık Anarşistler!
Dün akşam, 15 Şubat 2026, ana akım TV kanallarından birini seyrediyordum. Ana haber İran’daki ayaklanmada yaşamını yitirenlerin kırkıncı günü nedeniyle o günlerde olanlara odaklanıyordu. Hemen sonrasında, yerdeki siyah örtülere sarılmış cesetler dışında, aynı görüntülere benzeyen bir ikinci olay daha ekranlara yansıdı. Bu seferki görüntüler Tahran’dan değildi. Bnei Brak’tandı !! İsraelin göbeğinde aşırı dincilerin, (dindarların değil, dincilerin) , Haredilerin yoğunlukla ya


How does a five-hundred-page novel come into being?
Fragments of a memory stretching from 1975 to 2023. A woman narrates; a “Tower” refuses to remain silent. Where Mazal believes she is telling her own story, she begins to uncover the traces of others. Lost memories, forgotten sorrows, and intimate reckonings… Am I in this story?Perhaps… But even within what I thought was my own story, there are the imprints of others. I am only a single line in this tale.It is the others who carry the weight of the narrator.






















