

Don't "Do Literature"!
Is literature only about writing beautiful sentences or reading and writing poems filled with romantic language and metaphors? Sometimes I take a quiet journey through my old books. Partly to organize them, and partly to spend some time with myself. As I turn the pages, I touch the past and read again the sentences I underlined many years ago. Today, I did the same. As I stood in front of my bookshelf, one question came to my mind: Why did all these writers, from the past unt


Ara Fosilleri !!
YARI ŞAKA YARI CİDDİ (Bu başlık altındaki yazılar yaklaşık 2000-2005 yılları arasında İsrail'deki Türkiye'liler Birliği'nin tarihi Bülten gazetesinde yayınlanmıştır.) Hayatını tereddütler arasında bocalamakla geçiren bir kişi olarak, derin bir inançla siyahı veya beyazı seçmiş insanlara her zaman gıpta etmişimdir. Demek ki kendilerini bu kadar emin kılacak bilgiyi toplayıp sindirebilmişler ve son kararlarını ona göre vermişler. Geçenlerde Charles Darwin’in 200. doğum gü


DEVARİM - (Son) SÖZLER
B.H. Her yıl, toplu yas günümüz olan Tisha B'Av yaklaşırken, hem kadim kederi hem de kendi zamanımızın kırılmalarını taşıyoruz. Hatırlanacak bir tarih parçasında yaşadığımızı, gelecek nesillerin soracağı bir dönemde olduğumuzu hissediyoruz. Savaşla parçalanmış, korku ve kutuplaşmayla yönünü kaybetmiş, netlik, barış ve bağlantı özlemi içindeyiz. William Henry Harrison, Amerika Birleşik Devletleri'nin dokuzuncu başkanıydı. Yeni başkan, yaklaşık iki saat süren tüm zamanların


Edebiyat Yapma!
Edebiyat yalnızca güzel cümleler kurarak yazılar yazmak ya da romantik bir dille, mecazlarla bezeli şiirler okumak ve yazmak mıdır? Bazen eski kitaplarımın arasında sessiz bir yolculuğa çıkarım. Biraz düzenlemek, biraz da kendi içime dönmek için… Sayfaların arasından geçmiş günlere dokunur, yıllar önce altını çizdiğim cümlelere yeniden göz atarım. Bugün de öyle yaptım. Kitaplığımın önünde dururken aklıma tek bir soru takıldı: Geçmişten bugüne bütün bu yazarlar neden yazdı? As


PERAŞAT MATOT
B.H. 🔥🔥HERKESİN SORDUĞU BİR SORU VAR: Bilam gibi kötü bir kişinin hakkında Tora neden tam bir peraşa yazmıştır? Aşağıda, Ben İş Hay'ın verdiği maşal ve nimşal ile bu sorunun cevabını anlayalım. "Ve Midyan krallarını öldürdüler... Beor’un oğlu Bilam’ı da kılıçla öldürdüler." (Bamidbar 31:8) Şunu anlamak gerekir: Bilam’ın öldürüldüğünü bilmemizin bize ne faydası vardır? Bir başka soru da şudur: Bilam neden böylesine farklı ve ağır bir ölümle öldürüldü? Sonuçta İsrael’i kuts


Eve dönüş yolunu hatırlıyor musun?
Tişa Beava ilerlerken... Sana hep karanlıkta bekleyen bir düşmandan bahsettiler. Sanki bütün savaş dışarıdaymış gibi…Sanki seni yolundan ayıracak güç, senden bağımsız bir varlıkmış gibi… Oysa Tora bize bambaşka bir şey öğretir. En büyük mücadele insanın kendi yüreğinde başlar. Bilgelerimiz, insanın içinde iki eğilim bulunduğunu söyler: Yetser A Tov ve Yetser Ara. Biri insanı ışığa, merhamete ve hakikate çağırır; diğeri korkuya, öfkeye, umutsuzluğa ve ayrılığa çeker. Yetser


MANTAR SEVER MİSİNİZ?
Mantar sever misiniz? Bizim neslin oldukça temkinli yaklaştığı bir doğa harikasıdır. Annemin evindeki saf Sefarad mutfağında adı garnitür olarak bile geçmez. Mantar bir bitki değildir, bir hayvan da değildir. Kendilerine ait bir alemleri vardır. Adeta bir krallık bir koloni. Ama ne enteresan bir olgu ki kimileri çok faydalı iken bazıları zehirli. Yendiğinde yaşamınızı yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsınız. Zehirli ile faydalı olanı birbirinden nasıl ayırt edilir diye


DOSTROYEVSKİ
Dostoyevski era muy amator de djugar kumar. Por esta razon se endevdo miles de rubles, no estava puedyendo pagar su devda. En este momento, un editor nombrado Stellovski savyendo su fama de djugador, le dize a Dostoyevski: -Yo te va pagar todas las devdas i te va dar un montante de paras ke te va sirvir kaji 2 anyos ma kale ke sinyas un kontrato. -Kontrato? Ke me demandas? -Yo kero ke me eskrivas un kurto romanso. Este romanso lo kero en 24 mezes. Si lo eskapas i me lo


İsrael'de Herkesin Bir Hikâyesi Vardır
İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insan ilginç bir şey fark ediyor: burada hiç kimse sadece "burada doğmuş biri" değil. Birisi Fas'tan gelmiş bir ailenin üçüncü kuşağı. Bir başkasının dedesi Polonya'dan kurtulmuş. Bir başkasının annesi Etiyopya'dan yürüyerek gelmiş. Bir başkası geçen yıl Paris'ten, New York'tan, Moskova'dan bavulunu alıp gelmiş. Ve insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Neden? İnsan neden bildiği dili bırakır? Neden alıştığı sokakları, arkadaşlarını, çocu


ERETZ İSRAEL HAYAFA
İYT yazarlarından Ezra Behar İsraelli olmanın hafifliğine ne güzel değiniyor bir yazısında; “İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insanın gerçeklik algısı hafif değişiyor. Daha doğrusu, dünyanın ‘normal’ dediği şey ile burada ‘normal’ kabul edilen şey arasında garip bir fark olduğunu görüyorsunuz. Mesela bir arkadaşınızla kahve içiyorsunuz. Konu önce çocukların okuluna geliyor. Sonra apartman komitesine. Sonra market fiyatlarına. Ardından bir anda İran konuşuluyor. İki dakik




















