KARGALAR HASTALANINCA KARINCALARIN KUCAĞINA GİDER
- 16 saat önce
- 2 dakikada okunur

Kargalar hastalanınca karıncaların kucağına gidermiş. İlk duyduğumda beni oldukça etkileyen bu sözün “klasik atasözleri” arasında yer almadığını, bilimsel hiçbir kanıtı da olmadığını da araştırmalarımdan anlıyorum. Bu tür folklorik deyişler doğadaki bazı gözlemlere dayanarak hayata dair konuşmak isteyenlerin söyledikleri ile ortaya çıkmakta. Ağızdan ağıza nesilden nesille iletilen bu tür söylemlerin değeri büyüktür.
Doğada, kargaların hasta oldukları da topraklar veya kil ile temas ederek bazı böcekler ile temas ettikleri ve kendilerini iyileştirme çabasında oldukları gözlemleniyor. Karıncaların bazı türlerinin formik asit denilen bir madde ürettikleri ve bu maddeni kuşlar tarafından parazitlerden arınmak için kullanıldığı biyologlar tarafından kanıtlandı. Bilimsel olarak bu olaya “anting” karıncalanma davranışı olarak da adlandırılmakta. Toprak her şeyi tedavi edebiliyor. Biyoloji her şeyi gözlemliyor ve adlandırıyor.
Sıra psikoloji bilimine gelince yorumlar derinleştikçe derinleşiyor. Koskoca karganın, ağzını bir açışta binlerce karıncayı yutabilecek kapasiteye sahipken, çaptan düştüğü zaman karıncadan medet umması manidar olabilir. İnsanların zor durum düştüklerinde hiç ummadıkları ve hatta küçümsedikleri kişilerden yardım almaları hayatın içinde örnekler ile doludur. Güçlü olanın gücünün nereye kadar yetebileceği, zayıf olanın ise ufacık bir meziyetinin hayatlar dokunmak için yeterli olduğunu düşünmek doğru olur.
Kargalar zeki ve kurnazdır. Bu özelliği ile hayatın her aşamasından başarı ile çıkacağını düşünür. Problem çözer, güçlü hafızaya sahiptir. İyiyi kötüden ayırt eder. Oysaki karınca çalışkan sebatkâr ve tedbirlidir. Bu özellikleri ile La Fontaine’in fabllarına bolca konu olmuş ve birçok farklı özellikleri ile insanlığa ders vermeye aday olmuştur. Karıncaların tedbirleri, düzen içinde yaşamaları insanı hayrete düşürür. Karıncaların acelesi yoktur, ama sürekliliğin sembolüdür. Her karınca bir bütünün parçasıdır, ben değil biz olmanın sembolüdür.,
Zeka çoğu zaman emeğe muhtaçtır. Sabır da zekaya eşlik eder. Her ikisi birbirini tamamlar.
Sadece zeka ile varılan nokta zaman gelir yeterli olmaz. Zeka ancak doğru kullanım ile birleşince insana ve insanlığa güç ve fayda sağlar. Zeka bilim ile birleşince aşılmayacak engel kalmaz. Bilim ise bir günde varılan bir durum değildir. Bilim zamanla gelişir ve evrim geçirir.
Güçlünün her daim güçlü kalacağına dair bir garanti yoktur. Güçlü de zaman gelecek ufacık bir şeye muhtaç olacaktır. O gün geldiğinde güçlü, ektiğini biçecektir. Güçlü olanın kibiri hayatın getirdiği zorluklarla sıfırlanacak, yerini tevazuya bırakacaktır. Doğa her zaman galip gelecek dengesi ile insanoğluna dersler vermeye devam edecektir.
Feride PETİLON
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar