Biraz Düşünce ve Bir Haber
- 16 saat önce
- 2 dakikada okunur

Merhabalar sevgili okuyucularım,
Bahçe sezonu ve benim organik tarım denemelerim bütün hızıyla devam ediyor. Aklım her an bahçemde ektiğim fidelerde ve tohumlarda. Tabii bu durumda evdeki işler biraz geri kalıyor. Bugün biraz bahçeden kopup evde kitaplarımı düzenleyip toz alayım dedim. Çünkü bahçede biraz çalışmaya kalktım; hava aşırı sıcaktı ve inanılmaz derecede sinek vardı. Burada sineklerden ötürü bahçede keyifle çalışmak veya oturmak neredeyse imkânsız. Hele bir de benim gibi sinek alerjiniz varsa!
İstanbul’dan ayrıldığımda üzülerek dağıttığım kitaplarımın yerini burada fazlasıyla doldurdum. Her tarafım kitap dolu. İlginç olan şu ki; sadece ciltli, eski kapaklı kitapları, tarihsel içerikleri ve antika havasını sevdiğimden, daha Fransızcaya başlamadan burada "friperie" denilen ikinci el dükkânlarından aldığım onlarca Fransızca kitapla doldu kütüphanem. Şimdilerde ise yavaş yavaş onları okumaya başladım.
Toz almaya ve kitaplarıma dönecek olursak, ben ciddi bir kitap biriktiricisiymişim; bunu geçenlerde öğrendim. Benim gibi gittiği her yerden kitap toplayıp evde onlarca okunmamış kitabı bekleten insanlara ve bu kitapların evde birikmesine Japonlar "tsundoku" adını vermiş.
Benim her gittiğim yerden kitap toplama tutkuma gelince; aslında onları biriktirmek istemekten çok, içlerinde saklı her bir hikâyeyi öğrenme isteği beni cezbediyor. Henüz keşfetmediğim dünyaların ve öykülerin orada olduğunu bilmek bana ayrı bir keyif veriyor. Belki de bu keyfin bir parçası, istediğim zaman elimin altında olacaklarını bilmek.
Kitapları toplarken benim için önemli olan, popüler bir yazar ya da çok satan bir kitap olması değil; farklı bir şeyler bulabilme düşüncesi. Çünkü günümüzde her şeyde bir popülerlik arayışı var ve aynı düşünceler etrafında dönüp duran alıntılar yapmak açıkçası bana çok değerli gelmiyor. Farklı yazarlar okumak, kimsenin okumadığı ya da daha az bilinen düşünceler içinde gezinmek, beni herkesin düşündüğünden farklı düşündürebilir diye düşünüyorum.
Bugün kitaplarımla uğraşırken bir yandan da okuduğum bazı haberler aklımı meşgul ediyordu; yaşadığım eyalette muhteşem bir hastane var. Bu hastane ile yolum altı yıl önce kesişti. Ve bana nasıl iyi bir hizmet verdiklerini hatırladım. Bağışlarla ayakta duran ve her Quebecli'nin ücretsiz hizmet alabildiği bir kurum: Montreal Jewish Hospital.
Tüm halka hizmet veren bu Yahudi hastanesi, 1934 yılında Yahudi doktorların Quebec'te maruz kaldığı sistematik ayrımcılığın ardından kurulmuş. Aradan yaklaşık bir yüzyıl geçmişken, hastanenin en başarılı cerrahlarından biri, Yahudi profesyoneller için ortamın giderek daha katlanılmaz hâle geldiği sonucuna varmış durumda.
Dr. Emmanuel Moss, kalp cerrahisi şefi. Onlarca hayat kurtarmış bir doktor. Şimdi ise artan antisemitizmi gerekçe göstererek Quebec'ten ayrılıyormuş.
Kaynak: The Lawfare Project
Bu benim okuduğum bir haber. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak gerçekse çok üzücü. Umarım değildir. Çünkü antisemitizm, yetenekli profesyonelleri uzaklaştırdığında bunun kaybını yalnızca belirli bir topluluk değil, tüm toplum ve insanlık yaşar.
Doğa ile, hoşgörü ile kalın...
Bu günlük bu kadar!
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar