top of page

BALIKLAR YORULUR MU?

  • 15 dakika önce
  • 2 dakikada okunur



2005 yılında Amerikalı yazar David Foster Wallace Kenyon College mezuniyet konuşmasında daha sonra kitap haline gelen “This is Water” adlı söylevinde ikisi genç diğeri yaşlı üç balıktan söz eder. Ve şöyle der: İki genç balık yan yana yüzmektedirler, karşı yönden gelen yaşlı bir balığa rastlarlar.


Yaşlı balık onlara selam verir:

- "Günaydın çocuklar, su nasıl?"

Genç balıklar bir süre daha yüzerler, sonra birisi diğerine bakıp sorar:

-"Su da neyin nesi?"

 

Bu konuşma aslında naif bir diyalog gibidir ancak çok derin bir anlam taşır. Gençler bulundukları ortamın zorluklarından ve gerçeklerinden henüz farkında değillerdir. Tıpkı genç balığın suyun içinde olduğunu fark etmemesi gibi. Buna karşılık yaşlı balık tecrübeleri ile yoğrulmuştur.

 

Bir çoğumuz yaşadığımız ortamın bize sağladıklarını veya bizden alıp götürdüklerinin ayrımına varamayız. Sanki o ortamın öyle olması gerekmektedir. Ve değiştirilmesi söz konusu değildir. Alışkanlıklarımız, rutinlerimiz hayatı sorgulamadan yaşamamızı sağlar. İşte bu yüzden akıntıya doğru yüzen balık yorulur, akıntıya kendini bırakan balık yorulmaz. Yorgunluk olmayınca da tek düzeylik başlar. Bizler de aynı balıklar gibiyiz savaşırsak, bir şeylere karşı çıkarsak düzeni tekrardan kurabiliriz ve yoruluruz. Aksi takdirde bir sürüye kapılıp hayatımızı devam ettiririz.

 

Bulunduğumuz çevrenin ne olduğunu anladığımızda o gerçekliği yönetmeye çalışırız. Bu durumu sürdürebilmek büyük bir enerji gerektirir. Gerekli enerjiyi toplayabilmek adına zaman zaman durmak ve dinlenmek gerek. Yorulan balık ne yapar. Yorulan balık akıntının daha az olduğu yerlere geçer, kayaların veya bitkilerin arasında durur, çok yavaş yüzerek enerji tasarrufu yapar. Yorulan insan ne yapar? Günlük yaşamın stresinden kurtulmaya, doğaya yönelmeye, kendini ile uyum içinde olabilecekler ile birlikte olmaya çalışır. Böylece biraz olsun kaygılarından uzaklaşacak, daha doğru ve verimli kararlar alabilecektir.

  

Tabii bunun mümkün olmadığı zamanlar da olabilir. Tıpkı somon balığı gibi. Somon balığı yumurtlamak için kilometrelerce yol alır ve bu süreçte ciddi şekilde yorulur. Hayatlarını tuzlu suda geçiren somon balıkları yumurtlamak için nehirlere yani tatlı suya gelirler. Sonuç bir tabiat harikasıdır. Özetle somon yumurtalarının döllenmesi, korunması adeta bir felsefe konusudur. Ve insanların genlerini geleceğe taşımak içgüdüsü ile birebir aynıdır.

 

Ah şu balıklar sadece Omega kaynağı, lezzet durağı, süs objesi (akvaryumlardan bahsediyorum) değiller. Ve bizler onlara “alık balık” diyoruz, hafızalarına atfen de “balık akıllı” diyoruz. Ve daha sağlıklı olmak için her türlüsünü afiyetle yiyoruz. İnsanlara örnek olmak için, dersler vermek için yaratıldılar. Farklı bakıyorum artık balıklara….

Feride PETİLON


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page