
İsrail'de Türkiyeliler Birliği (İYT) tarafından düzenlenen Yam HaMelah günübirlik gezisi, yaklaşık 60 kişilik katılımla sıcak ve neşeli bir atmosferde gerçekleşti.
Katılımcılar sabahın erken saatlerinde Raanana ve Bat Yam kalkış noktalarından hareket ederek, şarkılar ve sohbetler eşliğinde unutulmaz bir gün için yola çıktı.

Güneye doğru ilerlerken İsrael’de baharın gelişini müjdeleyen yemyeşil doğa ve çiçeklerle bezeli manzaralar katılımcılara adeta görsel bir şölen sundu.
Doğuya yönelindiğinde ise manzara giderek çöl dokusuna dönüşerek ülkenin farklı coğrafi zenginliklerini gözler önüne serdi.
Bu değişim, katılımcılara İsrael’in doğa çeşitliliğini bir kez daha hissettirdi.
Günün ana durağı olan Yam HaMelah (Dead Sea), deniz seviyesinin yaklaşık 400 metre altında dünyanın en alçak bölgesi kabul edilen yer konumuyla katılımcıları büyüledi.
Bölgeye varıldığında grup, otel yetkilileri tarafından karşılanarak kendileri için ayrılan özel alana alındı ve ikramlarla ağırlandı.
Kısa bir dinlenmenin ardından katılımcılar, otelin sunduğu olanakların ve eşsiz manzaranın tadını çıkarmaya başladı.
Hava sıcaklığının yaklaşık 26 derece olduğu günde, üyeler açık havuz, kapalı aromatik sıcak havuz, jakuzi ve Ölü Deniz’in kendine özgü deneyimini doyasıya yaşadı.
Gün ortasında otelin restoranında grup için ayrılan özel bölümde sunulan zengin yemek menüsü, katılımcılardan tam not aldı.
Uzun süredir bir araya gelemeyen üyeler, öğleden sonra lobide kahve ve içeceklerini yudumlarken sohbet etme ve hasret giderme fırsatı buldu.
Günün sonunda dönüş öncesi çekilen toplu hatıra fotoğrafı, etkinliğin unutulmaz anlarından biri oldu. Katılımcılar, bu tür sosyal etkinliklerin daha sık düzenlenmesi yönündeki memnuniyetlerini dile getirirken organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

Etkinliğin kapanışında konuşan İYT -Moatsa Eş başkanı Ovi R. Gülerşen, yaklaşan etkinlikler hakkında bilgi vererek 22 Şubat’ta Petah Tikva Belediyesi ile ortaklaşa düzenlenecek Türk Kültür Gecesi’ne, 22 Mart’ta Raanana Senfonia Orkestrasının popüler eserler konserine ve 9 Mayıs’ta Bat Yam’da yapılacak yemekli müzikli etkinliğe katılım çağrısında bulundu.
Gülerşen ayrıca, sosyal etkinliklerden elde edilen gelirlerin eğitim faaliyetlerine sağladığı katkının toplum birliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Konuşmasının sonunda, organizasyonda görev alan yönetim kurulu üyelerine ve katkıları için Violet Bahar’a özel teşekkürlerini iletti.
Böylece İYT’nin bir sosyal buluşması daha dayanışma ve birlik mesajlarıyla sona erdi.

İnsan eve, aslında en güvenli, en yakın, en huzur verici olması gereken yere geldiğinde, tam da orada bazen, acı, gerilim ve uzun sessizlikler olur. Söylenen ve havada asılı kalan sözler olur ve bu çok derin bir acı verir.
Evin içinde, durum zor olduğunda, insan sanki dünyada yeri yokmuş gibi hisseder. Ve bu şekilde, yıllarca yaşayan insanlar vardır — her zaman büyük kavgalarla, dramlarla değil, ama “bir uzaklık, kısa bakışlar, resmi konuşmalar “, ve artık bazı şeylerin eskisi gibi olmadığını hissederiz.
Ve bazen kendimize sorarız:
Bu nasıl oldu? Bunun için mi evlendik ve bir aile kurduk? Bunun için mi böyle bir ev inşa ettik?
Peki, iki tarafa da huzur verecek, anlamlı bir evi nasıl kurabiliriz?
Mişpatim peraşasında Tora şöyle söyler:
“Oğlağı annesinin sütünde pişirmeyeceksin.”
Bu, et ve süt yasağı ile ilgili meşhur yasaktır. Ve Halaha’ya göre burada üç yasak vardır:
• Et ve sütü birlikte pişirmemek
• Et ve sütü birlikte yememek
• Ve et ve sütten faydalanmamak (onlardan yararlanmamak)
Ama bu yasağın içsel anlamı nedir?
Genel olarak bu çok ilginçtir, çünkü buna çok benzeyen başka yasaklar da vardır:
• Giysilerde: Yün ve keteni birlikte giymek yasaktır (şa’atnez)
• Ekimde: Bağa farklı tohumlar ekmek yasaktır (kilayim)
• Hayvanlarda: Öküz ve eşeği birlikte sürmek yasaktır
Bu yasakların anlamı nedir? Özellikle Tora’nın barışa, uyuma ve birliğe verdiği büyük değeri hepimiz biliyoruz. Neden o halde bu şeyleri birleştirmek yasaktır?
Tanrı yaratılışta her şeye kendine özgü bir özellik verdi, ve iki şeyi karıştırdığınızda, onların özgünlüğünü değiştirir ve azaltırsınız.
Ve her birinin dünyada kendi görevi olduğu için, var olan gerçekliği iptal etmemeliyiz. Herkes kendi özgünlüğünü gerçekleştirmelidir.
Ama burada daha derine inelim.
Bir yandan, herkesin özgünlüğünü ifade etmesi gerektiğini söylüyoruz.
Öte yandan barış ve uyumun önemini söylüyoruz.
Ve ilginç bir şey görelim:
Vayikra kitabında Tora şöyle der:
“İntikam almayacaksın ve kin tutmayacaksın, komşunu kendin gibi seveceksin, Ben Tanrı’yım.”
Ve hemen ardından şöyle der:
• Hayvanlarını karıştırmayacaksın
• Tarlanı karışık ekmeyeceksin
• Şa’atnez giymeyeceksin.
Görünüşte burada bir çelişki var.
Bir yerde birlik ve sevgi diyor, diğer yerde karıştırmamayı emrediyor.
Tanrı neden bunları birlikte söylüyor?
Mesaj şudur:
“Komşunu kendin gibi sev — ama kendini silme.”
Senin kendine özgü bir değerin ve görevin var.
Gerçek birlik, kendini silmek değildir.
Bir şeyin bütün olması, (ŞLEMUT) , parçalarının birbirini tamamlamasıdır.
Ama burada başka bir anlam daha vardır:
Bütünlük, diğerinin farklı olduğunu kabul etmektir.
Ancak o zaman, diğerini gerçekten tamamlayabilirim.
Diğerinin, zihnine, ihtiyaçlarına, duygularına göre değer veririm.
Kendi ölçülerime göre değil, onun özgünlüğüne göre.
Hiç kimse diğerini iptal etmez. Herkes diğerini tamamlar.
Yaratılışta Tanrı insanı “Erkek ve dişi olarak yarattı.”
Önce bir varlıktılar.
Sonra Tanrı onları ayırdı. Sonra şöyle dedi:
“Bu yüzden adam babasını ve annesini bırakacak ve karısına bağlanacaktır.”
Şimdi soru şu: Bunu nasıl yaparız?
Bir yandan kendi benzersiz “benimizi” hissederken, kendi benzersiz ruhumuzu hissederken, aynı zamanda aramızda o muhteşem bütünlüğü nasıl inşa ederiz?
Ve “Tek beden olmak” ne demektir?
Her insanın ruhunda iki büyük güç vardır. Bu iki güç İsrail’in her ruhunda etkindir.
Birinci güç: Bağ kurma gücü
Bu, hepimizin derin ihtiyacıdır:
• Bağlanmak
• Sevilmek
• Kabul edilmek
• Güvende hissetmek
• Ait olmak
• Başkasına güvenmek
• Kendimden daha büyük bir şeyin parçası olmak
Bu, başka biriyle birleşme gücüdür.
İkinci güç: Bireysellik gücü
Bu, tam tersidir.
Bu, kişinin kendi özgün gücüdür:
• Kendim olmak
• Kendimi ifade etmek
• Kendi varlığımı gerçekleştirmek
• Özgür ve bağımsız olmak
Bu, kişisel ruhun ifadesidir.
Bu iki güç çelişkili gibi görünür
Bir yandan kendim olmak isterim.
Kendi benzersiz ifademi gerçekleştirmek isterim.
Diğer yandan bağlanmak isterim.
Birleşmek isterim.
Başkasının parçası olmak isterim.
Bazen kendim olmak için bağlantıyı kaybederim.
Bazen bağlanmak için kendimden vazgeçerim.
Bu evlilikte büyük bir sınavdır.
Ama Tanrı bu iki gücü çelişkili değil, tamamlayıcı olarak yarattı
Şöyle bir örnek verelim:
Küçük bir çocuk parkta oynuyor. Anne bankta oturuyor. Çocuk uzaklaşır, sonra geri dönüp annesine bakar. Anne ona bakıp gülümserse, çocuk güvenle oynamaya devam eder. Ama anne bakmazsa, çocuk geri koşar. Çünkü bağlantıya ihtiyaç duyar.
Çocuk, kendi özgünlüğünü yaşamak ister. Ama bunu ancak bağlı olduğu zaman yapabilir.
Bağlantı, bireyselliğin temelidir.
Bu hayat boyu devam eder
İnsan büyüdüğünde de bu ihtiyaç devam eder.
Ev, bu yüzden önemlidir.
Ev, sadece duvarlar değildir.
Ev, ruhsal bir temeldir.
İnsan dünyaya çıkmak için, bir yere ait olduğunu hissetmelidir
Ev sadece fiziksel bir yer değildir
Ev, Ait olma yeridir, Sevildiğin yerdir, Bağlı olduğun yerdir
Bağlantının olduğu yer.
Bazan, Güvenli bir bağlantısı olmayan, evi olmayan insanlar görürüz. Onlar sanki koşuyorlar, aktifler, yapıyorlar, konuşuyorlar, çok otantik görünüyorlar. Ama ruhlarının derinliklerine baktığınızda ne keşfedersiniz? Bağlantıya açtırlar. Tüm bu koşuşturma ve faaliyet, onların gerçek kendileri değildir, onların otantik ifadeleri değildir. Bu, eksik olan bağlantıyı bulmak için, çaresiz bir girişimdir. Bu, boşluğu doldurmaya yönelik derin bir çabadır.
Bağlantı kurmak, benim özgünlüğüme bağlıdır.
Gerçek bağlantı ne zaman olur?
İkimizin de sevdiği bir şeyi aradığımızda.
İşte o zaman gerçekten bağlıyız. O zaman ruhum, onun ruhuna dokunur. Bu gerçek bağdır. Bu gerçek bağlantıdır. Ve bu benim özgünlüğüme bağlıdır.
Eğer kendime bağlı değilsem, gerçekten başkasına bağlı olamam.
Gerçekten kendim olduğumda, iyi hissederim.
Bu iki güç, görünüşte çelişkili olsalar da, aslında birbirlerine çok ihtiyaç duyarlar. Sadece ihtiyaç duymakla kalmazlar, birbirlerini besler ve tamamlarlar.
Elektrik ışığının iki zıt güçten oluştuğu gibi : pozitif ve negatif.
Gökyüzündeki yıldızların hareketi de zıt güçlerin sonucudur.
Kalp atışı da böyledir: iter ve durur.
Zıt güçler hayat yaratır.
Tıpkı erkek ve kadının zıt olup, birlikte yaratmaları gibi.
Yahudilikte evlilik çok kutsal bir şeydir.
Biz şöyle deriz:
“Sen bana kutsalsın.” (Kiddushin) AT MEKUDEŞET Lİ.
Evlenmemiş kişi tam anlamıyla “insan” sayılmaz.
Yahudilik dışındaki bazı sistemlerin aksine, Yahudilikte büyüklük evlenmemek değil, bağlanabilme yeteneğidir.
İnsan, bağ kurduğunda kendi büyüklüğünü, özgünlüğünü ve görevini keşfeder.
Bağ kurarak, insan kendi ruhunu keşfeder.
Ama bu, kendini silmek değildir.
Eğer kendimi silersem, artık “ben” kalmam.
Ve tam da evlilik aracılığıyla kendi gücümü, özgünlüğümü keşfederim.
Evlilik bir yandan bireyselliği zorlar.
Ama diğer yandan onu ortaya çıkarır.
Bağ ne kadar derinse, özgünlük o kadar ortaya çıkar.
Bağlanmak istiyorsam, daha gerçek olmalıyım.
Tıpkı parkta oynayan çocuk gibi.
Anne oradaysa ve çocuk bağlantıyı hissediyorsa, özgürce koşabilir.
Bu gerçek barıştır.
Bu, bireyselliğin iptali değildir.
Herkes kendi özgünlüğünü korur ama bu sistemde kendi katkısını verir.
Bir orkestra da, her enstrümanın kendi özgünlüğü olduğu halde, birlikte uyum içinde çaldıklarında, harika bir müziğin ortaya çıkması gibi.
Barış büyük bir güçtür.
Ama bireyselliği iptal etmeden.
Bir koca ve eş, birbirlerine benzemeye çalışıp farklılıklarını yok etmeye çalışırlarsa, bu doğru değildir.
Senin özgünlüğün vardır. Karşındaki kişinin de özgünlüğü vardır. Bu fikirler içselleştirildiğinde, sadık bir ev inşa edilebilir.
Efraim Özşardaş
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Purim dışarıdan bakıldığında maskelerin, gülüşlerin ve neşenin bayramıdır ama içeride çok daha derin bir sır saklar. Purim, gizlenen ışığın bayramıdır. Ester Megillası içinde Tanrı’nın adı açıkça geçmez ama her olayın arkasında ince bir yönlendirme vardır. Hiçbir şey tesadüf değildir. Hiçbir karanlık, ışıksız değildir.
Hayat da böyledir. Bazen Tanrı’yı açıkça göremeyiz. Bazen dualarımızın cevabı gecikir. Bazen kader kapalı kapılar gibi görünür. Purim görmediğimiz yerde de İlahi düzen çalışıyor diye bize gösterir. Kraliçe Ester uzun süre kimliğini sakladı. Sessizlikte bekledi. Korkuyla yüzleşti. Ve tam zamanında ayağa kalktı.
Bu bize şunu öğretir: Ruhun olgunlaşması sessizlikte olur. Cesaret bir anda değil, içeride pişerek doğar. Purim’in özü “Venafoh U”dur — tersine dönüş. Karanlık ışığa, korku güce, saklanma açıklığa dönüşebilir. Bu dönüşüm dışarıda başlamaz, insanın içinde başlar. Bu Purim kendimize soralım: Hangi maskeyi takıyoruz? İnsanlara güçlü görünmek için mi, yoksa kırılganlığımı saklamak için mi?
Belki de maskeler kötü değildir. Belki de onlar bizi koruyan kabuklardır ama ruh büyüdüğünde kabuk dar gelmeye başlar. Purim, kabuğun çatladığı andır. İçindeki ilahi kıvılcımın hatırlandığı andır. Ta'anit Ester, oruç günüdür. İçimizde mucize getiren birliğin hatırlandığı bir uyanışı başlatır. En az iki yiyecekle, iki Mişloah Manot verirken aslında şunu söyleriz: verdiklerimizde sevgiyi en yoğun hissederiz. Zeher lemahatsit Aşekel mitsvasıyla Tora’da yarım olan parçamızı tamamlamaya çalışırız. Matanot LaEvyonim fakirlere verilen bağış ile “Işığımı senin ışığınla paylaşıyorum” çünkü ruh yalnız başına tamamlanmaz, bağ kurdukça genişler, deriz.
Akşam ve sabah Megilat Ester dinler, tarihimize yeniden bağlanırız. Mişte bayramın ziyafete dönüştüğü sofradır. Et ve şarap ile Tora'yı bu kez yaparak kabul ettiğimizi kutlarız. Ve en büyük sır şudur: Tanrı’nın adı Megila’da gizlidir çünkü O, görünmeden var olandır. Hayatımızdaki mucizeler gibi. Belki korunmalarımızı fark etmedik, belki yön değişimlerinin aslında kurtuluş olduğunu henüz görmedik. Purim şunu söyler: Hikâye henüz bitmedi. Bu Purim, maskemizi tanıma ama özünü unutmama zamanı. Gizli ışığımızı hatırlayalım ve bilelim ki — en derin karanlık bile, içinde bir dönüş tohumu taşır.
Purim Sameah
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


























































