
Yetmiş yıldır yaşadığım ve 10 yıl önce terk ettiğim İstanbul’u birden tanıyamadım. Giriş yolları bile tamamen değişmiş; Çanakkale’den gelişte Yeni İstanbul Havaalanı’nın yanından geçen Kuzey Marmara Otoyolu’nu aldık ve TEM/Mahmutbey gişelerine nazaran bir saat kadar tasarruf ettik. Ormanların arasından kıvrılan asfalt, Kağıthane Deresi üzerindeki viyadüklerden kente şaşalı bir giriş yapıyor ve varmak istediğimiz Harbiye yöresine süratle ulaştırıyor.
Bir doktor arkadaşımızın Nişantaşı’ndaki evinde kaldık ve 50 yıldır yürüdüğüm sokaklarda tanıdık çehre bulmakta zorlandım. Ben mi yaşlandım, insanlar mı gençleşti? Emlak/Abdi İpekçi Caddesi sağlı sollu ihtiyacım olmayan ürün satışında uzmanlaşmış dükkanlar, espresosu Londra’dan pahalı kafeler, masalarda ayni tezgâhtan çıkmışçasına estetik dudak sahipleri…
Osmanbey’e doğru, geçmiş İstanbul’umu hatırlatan küçük bir dairede, bir ailenin üzerine titrediği Libra Kitapçılık’tan Rifat N. Bali tanıdık simalardan biri…Son aylarda İslami medyanın saldırısına uğramasına rağmen serinkanlılığından ve dinginliğinden bir şey kaybetmemiş, Türkiye Yahudilerine ve ülkesine, bir ömür verdiği araştırmalar, kitaplar ve konuşmalar ile eserler kazandırmış ve yenilerine hazırlanıyor. Alçakgönüllü görünüm ardında misyona devamda çelikten bir irade, boş tehditlere pabuç bırakmayan bir yaklaşım…
Trump’ın bütçe sıkılaştırması, Amerikan üniversitelerinin daralan gelirleri ve Avrupa’nın savunma harcamalarına önem vermesi yurtdışı kitap satışlarını düşürmüş. Fakat son çıkan “Elsa Niego Cinayeti- 17 Ağustos 1927 Çarşamba, Saat 18:55” kitabını almadan edemezdik, içinde oğlum Philip’in bu konuda yazdığı bir tiyatro oyunundan bahis var. “Elsa Niego Cinayeti”, onu elde etmek isteyen fakat tutkusuna cevap alamayan bir Tophane kabadayısı tarafından öldürülen Yahudi genç kızının ardından çıkan protesto nümayişinin ve sert bastırılmasının öyküsü…
Beyaz Türkler ağırlıklı semtlerden uzaklaşıp bir zamanların Sadabat’ına yöneliyorum. Mecburen, zira Skoda Kodiaq aracım İstanbul’a 100 km kala garip yüksek devir sesleri çıkardıktan sonra “geri vitese geçmiyor” uyarısı verdiğinden çekici ile servise çekiliyor. Onarım, Kağıthane bölgesinde yeni inşa edilen dev bir plaza/garaj/teşhir merkezinde yapılacak. İstanbul’un Avrupa yakasında 1950’lerden sonra gelişen semtlere (Harbiye, Şişli, Levent) çok yakın bulunan Dolapdere, Kağıthane Deresi ve 18. yüzyıl Lale Devri eğlencelerinin bahçeleri tamamen “onarılmış”, modern, çok katlı binalara kavuşmuş.
Tarihi ve çağdaş yan yana. Gençlerde tanıdık yok, eskilerde arada bir durdurulup “yazılarınızı takip ediyor ve beğeniyoruz”lara rastlıyorum. Sevindiriyor. Özellikle Raşel Verter’i tanıyanlar, ardından yazdığım ağıtın gözlerinden yaşlar getirdiğini anlatıyorlar.
İstanbul’da bulunma asıl amacımız bir akrabamın torununun Bar Mitzva töreni. Ortaköy Ets Ahayim sinagogu Perşembe tefillin duasında kalabalık: Kate Middleton’vari şapkalı hanımlara spor giyimli beyler eşlik ediyor. Yıllardır görmediğim dostlarla kucaklaşıyoruz. Avi Alkaş’ın yanık sesi sabah duasını yüceltiyor. Genç Rav Nafi Haleva’nın konuşması “Bar Mitzva Boy”un ve cemaatin geleceğe güvenini tazeliyor. İzzet Keribar 90’ında fakat her zamanki heyecanı ile çevresine en son çektiği fotoğrafları gösteriyor.
Bu kez de Boğaziçi’ni görmeden, Kuruçeşme’den Aşiyan’a kadar gidip gelmeden, Karadeniz sularının yoğun iyot kokusunu genzime çekmeden, Pazar öğlenleri Rumelihisarı İskele Restoran’da Annemin rakı içerken içini çektiğini hatırlamadan dönemezdim köyüme, Kozlu’ya.
Rastlamadığım simalara hafızamda yer verdim, öpüştük, sarıldık, ayrıldık.
Ralf ARDITTI
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Poko diyas antes, kon muncho briyo se fiesto ‘el Dia Yerushalayim’ en Yerushalayim onde miles de sivdadinos kon bandieras en la mano estuvieron kaminando i kantando en las kayes prinsipalas de la sivdad, fiestando la reunifikasyon de eya ay 59 anyos. Oy Yerushalayim es i será la kapitala eternala de Israel onde serka de un milyon de sivdadinos biven, la mayoriya siendo djudiya.
No es muevo i será simpre diskutado las deklarasyones falsas echas a este sujeto por los dirijentes arabos en jeneral i por organizasyones sosyalas mundialas antisemitas ke niegan el atadijo istoriko del puevlo djudyo a esta sivdad 3 vezes santa. Eyos no respektan el atadijo istoriko de los djudyos a Yerushalayim i inyegan ke eya fue fundada por el rey David a ser la kapitala de su reynado, i mizmo afirman ke el templo, Beit Amikdash es un envento sionisto. Ademas insisten ke la sivdad fue okupada por Israel sin tener dingun derecho de proprieta. Ma la arkeolojiya prova el kontraryo onde grasyias a eya durante las kavakaduras se topo estampyas del reynado, dinero antiguo, eskritas ebraikas i mas otros objektos del tiempo del primer i del segundo Templo. Nyegar estos faktos es un revizyonizmo istoriko.
Ma los sloganes no son siempre faktos reeles i la propaganda no es la istorya. Los inimigos de Israel en repetando las mintiras les parese ke eyas serán konsideradas verdaderas, lo ke no es. Yerushalayim fue el sentro del spiritualizmo djudyo mas de 3000 anyos. El rey Salamon fraguo el primer Templo mas de 1500 anyos antes del invento del Islam. El sigundo templo egzistyo fin a su destruksyon por los Romanos en el siglo 70 de muestro era. Yerushalayim fue mensyonado mas de 660 vezes en la Biblia kuando ni una vez mensyonada en el Koran. Ademas la Inskripsyon de Siloam deskuvrida en el anyo 1880 prova ke durante el primer Templo, los djudyos durante la periyoda del rey Hezekiah fraguaron el túnel de agua lo ke prova sus egzistensyas i sus governansas de la sivdad.
Istorikamente se ve ke dinguna otra nasyon no deklaro kapitala Yerushalayim a la eksepsyon del puevlo djudyo. Ni los Romanos, ni los Bizantinos, ni los Otomanos ni mizmo los Inglezes i sovretodo los palestinianos izyeron de eya una kapitala. Serka durante 2000 anyos de egzilo i mizmo oy en dia los djudyos izyeron i azen sus orasyones 3 vezes al dia en direksyon de Yerushalayim, i repetan durante el seder de Pesah la dicha ‘al anyo vinidero en Yerushalayim’.
En la segunda partida del siglo 19 muncho mas antes ke el sionismo moderno politiko fue kreado i muncho mas antes del establesimiento de Israel los djudyos eran prezentes en grande kantidad en Yerushalayim. La povlasyon djudiya de la sivdad en el anyo 1876 era serka de 12 mil almas, i siempre pujando reprezentava la mayoriya de los moradores en el empesijo del siglo 20. Kon el establesimiento de Israel la povlasyon no manko de pujar i ansi Yerushalayim se arebivyo i se eskabuyo de su triste pasado de miles de anyos de okupasyon ajena, onde avia peryido su grandora i su ermozura.
No devemos de olvidar ke de 1948 asta 1967 la partrida vieja de la sivdad fue okupada por el Reynado Hashemito Jordanyano. Durante este peryedo los djudyos no solo peryeron sus moradas ma les fue defendido de vijitar el Kotel i el viejo baryo djudyo. Las tombas del Monte de Oliva fueron en parte destruyidas i utilizadas en la fragua de la kalejas i mizmo en las tualetas publikas.
Por kontra oy Yerushalayim refleta su vitalidad, es la sivdad la mas grande de Israel onde egziste 1000 sinagogas, sienas de eglisyas i duzenas de meshkitas. La Keneset (el parlamento), la Korta suprema, la Universita Ebraika i enkalkolavle de institusyones azen de eya una verdadera kapitala i no una relika antika de su pasado.
El Diya Yerushalayim no reprezenta un aniversaryo de una viktorya militar, ma es la selebrasyon de un viejo puevlo ke retorna a su tyerra istorika despues de siglos de esparzimyento. Yerushalayim no fue konkistada en 1967 eya fue liberada i rekuperada. Yerushalayim es la kapitala del puevlo djudyo porke la istorya lo deskrive ansi, la arkeolojiya i la demografiya lo konfirma ansi, 3000 anyos de memorya mo lo akodra ansi. Estos faktos ambezan a kualker ke kerera saver el amor del djudyo enverso Yerushalayim.
Dr.Selim Salti
Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?

Yeruşalayim’in binlerce yıllık geçmişi yeniden gündemde. İsraelli araştırmacı ve eski City of David Vakfı yöneticilerinden Doron Spielman tarafından kaleme alınan When the Stones Speak adlı yeni kitap, yayınlanmasının ardından uluslararası alanda dikkat çekmeye başladı.
Kitap, Yeruşalayim’deki “David Şehri” (City of David) bölgesinde yıllardır sürdürülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bulguları merkeze alıyor.
Eserde, antik tünellerden mühürlere, saray kalıntılarından su sistemlerine kadar birçok keşfin, Yahudi halkının Yeruşalayim ile olan tarihsel bağını desteklediği savunuluyor.
Spielman kitabında yalnızca arkeolojik keşifleri anlatmakla kalmıyor aynı zamanda İsrael’in tarih anlatısı etrafında süren uluslararası tartışmalara da değiniyor.
Özellikle Yeruşalayim’in geçmişi üzerine yürütülen politik ve kültürel mücadeleleri ele alan eser, tarih meraklılarının yanı sıra siyaset ve Ortadoğu araştırmalarıyla ilgilenen okuyucuların da dikkatini çekiyor.
304 sayfalık eser, yayımlandığı ilk haftalarda özellikle İsrael, ABD ve Avrupa’daki okuyucular arasında yoğun ilgi gördü.
Kitap hakkında yapılan yorumlarda, sürükleyici anlatım dili ve arkeolojik keşiflerin hikayeleştirilme biçimi öne çıkıyor.
Kitabı Nereden Alabilirsiniz?
Kitabın resmi satış sayfası:When the Stones Speak – Amazon Satış Sayfası
Yayınevi bilgileri ve detaylı tanıtım:Hachette Resmî Kitap Sayfası
Kitap incelemeleri ve okuyucu yorumları:Goodreads İnceleme Sayfası
Bir önceki sosyalağlardan yazısını okudunuz mu?























