top of page

Rita Levi-Montalcini, at age 100. Photo by Presidenza della Repubblica Italiana, 2009.
Rita Levi-Montalcini, at age 100. Photo by Presidenza della Repubblica Italiana, 2009.


İZ BIRAKANLAR

Nobel'e Uzanan Hayatlar • Bölüm 2 / 15

Yahudi Olduğu İçin Üniversiteden Uzaklaştırıldı…

Yatak Odasındaki Laboratuvardan Nobel'e Uzandı

Rita Levi-Montalcini (1909–2012)


Üniversitedeki görevine son verildi.


Bilimsel çalışmalarını sürdürmesi engellendi.


Ama o araştırmaktan vazgeçmedi yatak odasını küçük bir laboratuvara dönüştürdü.


Yıllar sonra, orada başlayan bilimsel yolculuk onu Nobel Ödülü'ne taşıyacaktı.


1909 yılında İtalya'nın Torino kentinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Rita Levi-Montalcini, dört kardeşin en küçüğüydü. Babası elektrik mühendisi ve matematikçi, annesi ressamdı. Babası, dönemin geleneksel anlayışıyla profesyonel bir kariyerin kadınların eş ve anne rolüyle bağdaşmayacağını düşünüyordu. Rita ise farklı bir hayat istiyordu. Yirmi yaşında tıp okumaya karar verdi ve eksik eğitimini yalnızca sekiz ayda tamamlayarak Torino Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi.


1936'da tıp eğitimini üstün başarıyla tamamladı ve nöroloji ile psikiyatri alanında uzmanlaşmaya başladı.

Ancak iki yıl sonra hayatı tamamen değişti.


1938'de Mussolini yönetiminin yürürlüğe koyduğu Yahudi karşıtı ırk yasaları, Yahudilerin üniversitelerde ve birçok meslekte çalışmalarını yasakladı. Levi-Montalcini'nin akademik kariyeri bir anda kesildi.


O ise bilimi bırakmak yerine, evindeki yatak odasında küçük bir laboratuvar kurdu. Mikroskop, basit aletler ve tavuk embriyolarıyla sinir sisteminin nasıl geliştiğini araştırmaya devam etti. Hatta bazı cerrahi aletlerini dikiş iğnelerinden kendisi yaptı.


Savaş ağırlaştığında ailesiyle birlikte önce Torino çevresine, ardından Nazi işgali sırasında Floransa'ya kaçtı ve bir süre gizlenerek yaşadı. Savaşın son döneminde ise mültecilere doktor olarak yardım etti.


Savaş bittikten sonra bilim dünyasına geri döndü. 1947'de ABD'deki Washington University in St. Louis'e davet edildi. Başlangıçta birkaç aylığına gittiği Amerika'da yaklaşık otuz yıl sürecek bilimsel çalışmalar gerçekleştirdi.


Burada yaptığı araştırmalar, bilim tarihinin önemli keşiflerinden birine dönüştü: Sinir Büyüme Faktörü – NGF (Nerve Growth Factor).


NGF, basitçe anlatmak gerekirse, bazı sinir hücrelerinin büyümesine, gelişmesine ve yaşamını sürdürmesine yardımcı olan bir sinyal molekülüdür. Bu keşif, hücrelerin büyümesinin ve farklılaşmasının nasıl kontrol edildiğinin anlaşılmasında yeni bir kapı açtı.


1986 yılında Rita Levi-Montalcini ve Stanley Cohen, büyüme faktörleri üzerine yaptıkları keşifler nedeniyle Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'ne layık görüldüler.


Bir zamanlar Yahudi olduğu için üniversiteden uzaklaştırılan genç kadın, yaklaşık yarım yüzyıl sonra bilim dünyasının en büyük ödüllerinden birini alıyordu.


Yahudi Kimliği ve Yaşam Mücadelesi

Levi-Montalcini'nin Yahudi kimliği, yaşam öyküsünün görmezden gelinemeyecek bir parçasıdır. Antisemitizm onun akademik hayatını durdurmaya çalıştı savaş yıllarında ailesiyle birlikte saklanmak zorunda kaldı. Ancak uğradığı ayrımcılık, bilime olan bağlılığını sona erdiremedi.


Hayatının sonraki dönemlerinde de bilimden ve toplumsal yaşamdan kopmadı. 2001 yılında bilimsel ve sosyal alandaki üstün katkıları nedeniyle İtalya'da ömür boyu senatör ilan edildi.


30 Aralık 2012'de Roma'da 103 yaşında hayatını kaybetti. Nobel kayıtlarına göre, yaşamış en uzun ömürlü Nobel Ödülü sahibi oldu.


Bir rejim ona laboratuvarların kapısını kapattı.


O ise kendi laboratuvarını kurdu.


Ve bazen tarihin en büyük cevapları, tam da böyle verilir.


Bir Nobel madalyası zamanla bir müzede sergilenebilir.

Ama insanlığa bırakılan gerçek miras, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Bazen en güçlü izler, sessizce yazılır.

İz bırakanları hatırlamak ise, geleceği daha bilinçle kurmanın bir yoludur.


Biliyor muydunuz?

  • Rita Levi-Montalcini'nin ikiz kız kardeşi Paola Levi-Montalcini, tanınmış bir ressamdı.


  • Tıp fakültesindeki yakın arkadaşlarından Salvador Luria ve Renato Dulbecco da ilerleyen yıllarda Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kazandı.


  • 2001 yılında İtalya Cumhurbaşkanı tarafından ömür boyu senatör olarak atandı.


  • 103 yaşına kadar yaşadı ve yaşamının son dönemlerine kadar bilimsel çalışmalarla ilgilenmeye devam etti.



Interview Rita Levi-Montalcini, Nobel Prize in Medicine 1986


Daha Derin Araştırmak İsteyenler İçin


  • Nobel Prize – Rita Levi-Montalcini: Biographical

  • Nobel Prize – The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1986



Ovi R. GÜLERŞEN

Bir önceki İz Bırakanlar yazımı okumak için tıklayın.






İsrael Devlet Başkanı Isaac Herzog, Salti Ladino Araştırmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Bir Yolculuğun Sayfaları: Holokost Sırasında ve Sonrasında Yunanistan Yahudileri” adlı kitabın hazırlanmasına katkıda bulunan yazarları ve araştırma görevlilerini makamında kabul etti.


Devlet Başkanı, Yunanistan Yahudilerinin Holokost sırasında yaşadığı trajediyle yakından ilgilendi. Ayrıca büyükbabası Haham Isaac Herzog’un, bir dönem Selanik Hahambaşılığı görevi için aday olarak düşünüldüğünü ziyaretçilerle paylaştı.


Herzog, Salti Ladino Araştırmaları Enstitüsü’nün yürüttüğü araştırma projeleri hakkında da büyük ilgiyle bilgi aldı. Özellikle, Ladino konuşan Sefarad Yahudilerinin Holokost tarihinin araştırılmasının Enstitü’nün başlıca araştırma alanlarından biri olduğunu öğrenmekten büyük duygu ve memnuniyet duydu.


Devlet Başkanı ayrıca Enstitü’nün kurucusu Dr. Selim Salti’ye sıcak selamlarını ve en iyi dileklerini iletti.


 


Karmaşık bir deniz operasyonunun ardından, arama ekipleri, devletin ilk günlerinde, Bağımsızlık Savaşı sırasında silahlarını teslim etmeyi reddeden Irgun savaşçılarına İsrael Savunma Kuvvetleri'nin ateş açması sonucu çıkan şiddetli çatışmada batan ünlü geminin kalıntılarını buldu. Bu Yahudi içi çatışmada 19 kişi hayatını kaybetmişti.


Foto: Wikimedia Communs
Foto: Wikimedia Communs

78 yıl sonra, arama ekipleri nihayet " Altalena " adlı 1948 yapımı silah gemisini buldu. Bu gemi, İsrael'in paramiliter güçlerinden birine teslim edilmek üzereyken, silahların hükümete teslimi konusunda yapılan müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından İsrael Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından batırılmış ve Bağımsızlık Savaşı sırasında Yahudiler arası en ölümcül çatışmaya yol açmıştı. Gemi, pazartesi sabahı erken saatlerde İsrael kıyılarından 503 metre derinlikte bulundu. Bu keşif, aylarca süren titiz planlamanın ardından yürütülen karmaşık bir deniz operasyonunun sonucuydu.

 

 

Ekipler, gelişmiş sensörler ve son teknoloji ürünü haritalama ve ölçüm sistemleriyle donatılmış özel bir gemi kullandı. İsrael Harita Kurumu (ulusal haritalama ajansı), bu teknolojinin ekibin batığa ulaşmasını ve 500 metreden (1.640 fit) fazla derinlikte batık üzerindeki kesin koordinatlarını belgelemelerini sağladığını belirtti.

 

Irgun lideri Menachem Begin, 1948'de Altalena'daki çatışmayı izliyor.

"Altalena" gemisi, Haziran 1948'de İsrail kıyılarına silah, askeri teçhizat ve Irgun (devlet öncesi Siyonist paramiliter grup) savaşçıları da dahil olmak üzere Yahudi göçmenlerle ulaştı. Geminin etrafındaki şiddetli çatışma, genç ulusun tarihindeki en acı verici ve şekillendirici bölümlerden biri olarak kaldı ve 16 Irgun üyesi ile üç IDF askerinin ölümüne yol açtı.

 

Olay, İsrael tarihinde bir dönüm noktası oldu ve Başbakan David Ben-Gurion bunu, İsrael'in hukuk devleti ve devletin silahlar üzerindeki tekelinin, milisler topluluğundan ziyade demokratik bir hükümet olarak gücünü pekiştirdiğinin bir göstergesi olarak öne sürdü. Ancak sağcılar, bu trajediyi, İsrail'in en uzun savaşında, birden fazla Arap ordusunun saldırısına uğradığı sırada, hayati önem taşıyan silahların savaşçılara ulaşmasını engelleyen Yahudiler arasında gereksiz bir kan dökülmesi olarak nitelendirdiler.


 

Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page