
Bir Konserden Fazlası… Bir Kültüre Yolculuk
Ladino'nun Büyülü Dünyasında Geçmişe ve Geleceğe Uzanan Bir Gece
İsrael'de Türkiyeliler Birliği olarak, Aliya ve Entegrasyon Bakanlığı ile Bat-Yam Belediyesi iş birliğinde, kültürel mirasımıza sahip çıkan çok özel bir etkinlikte sizlerle buluşmaya hazırlanıyoruz.
15 Eylül Salı akşamı, Ladino müziğinin güçlü temsilcilerinden Kobi Zarko, "Ladino Mi Amor" konseriyle bizleri yüzyıllar öncesine uzanan duygu dolu bir yolculuğa çıkaracak.
Bu gece sadece bir konser değil…
Bu gece, İspanya'dan Osmanlı topraklarına uzanan ve yüzyıllar boyunca Türkiye'de, Selanik'te, İzmir'de, Edirne'de ve İstanbul'da yaşamış Sefarad Yahudilerinin dili, müziği ve kültürünü yeniden hissetme fırsatı olacak.
Ladino; yalnızca bir dil değil, bir yaşam biçiminin, aile anılarının, geleneklerin ve ortak hafızamızın taşıyıcısıdır.
UNESCO tarafından yok olma tehlikesi altındaki diller arasında gösterilen Ladino'nun yaşatılması için dünyanın birçok yerinde önemli kültürel çalışmalar yürütülmektedir.
Kobi Zarko ise uzun yıllardır bu kültürel mirası yaşatmak için çalışan en önemli sanatçılardan biridir.
Türk ve Selanik kökenli bir aileden gelen Zarko, çocukluğunda büyüklerinden dinlediği Ladino ezgilerini günümüze taşıyarak konserleri, radyo programları ve kültürel çalışmalarıyla Sefarad mirasının korunmasına katkı sağlamaktadır.
Bu özel gecede, sevilen Ladino eserleri, nostaljik hikâyeler ve ortak kültürümüzün en güzel ezgileriyle geçmiş yeniden canlanacak.
Bu etkinlik, yalnızca Ladino bilenler için değil çocuklarına, torunlarına ve gelecek nesillere bu zengin kültürel mirası tanıtmak isteyen herkes için anlamlı bir buluşma olacaktır.
Etkinlik Bilgileri
📅 Tarih: 15 Eylül 2026, Salı
🕢 Salon Açılışı: 19.30
🎼 Konser Başlangıcı: 20.15
📍 Yer: Eşkol Pais Kültür Salonu – Bat-Yam
🎟️ Katılım Bedeli: 20 ₪
Sizleri de Aramızda Görmekten Mutluluk Duyacağız
Gelin, sadece güzel şarkılar dinlemek için değil ortak tarihimize, kültürümüze ve köklerimize birlikte sahip çıkmak için bu anlamlı gecede buluşalım.
Çünkü bu gece, bir konserden çok daha fazlası…
Bu gece, kültürümüze yapılan unutulmaz bir yolculuk.


What Is a Dystopian Novel?
A dystopia is usually a dark, imaginary future ruled by an oppressive government, strict social control, censorship, and the destruction of human nature. When George Orwell wrote 1984, could he have imagined that one day the dark world he described might become real, with books being removed from library shelves?
The book banning crisis that began in Canada in May 2025, when the Alberta government announced new library standards, reached a peak on January 5, 2026, when official bans came into effect. Recent developments in Canada and the United States have started to look like something out of a dystopian novel. Under pressure from governments and political groups, thousands of banned books are quietly being removed from shelves and, in some cases, destroyed.
Can we think whatever we want?
I suppose we can, as long as we keep our thoughts inside that closed box we call the mind. But what happens when those thoughts leave our minds through our pens, without passing through a filter of censorship?
For centuries, ideas that someone did not like could lead to punishment, prosecution, or banning. Because some people want to decide whose voice should be heard, whose voice should remain silent, and how certain voices should be allowed to speak.
Months ago, I wrote about how artificial intelligence disturbed me in one particular way: I felt that it could kill creativity. In my previous article, I also wrote about books being collected by artificial intelligence companies, their contents being scanned and transferred into AI systems, and the books then being destroyed.
What frightened me most was the possibility that this could be the beginning of a future in which our access to information is limited to what artificial intelligence chooses to give us.
Imagine a person entering a library, getting lost among the books, moving from one piece of information to another, doing research, making connections, and reaching their own conclusions.
Now imagine a guard standing at the library door asking:
“What are you looking for?”
You answer:
“This information.”
The guard says:
“Here you are. Take it and go. That’s all. There is no need for a library. You can have only the information I give you.”
And while all of this may sound far away, it seems that these developments are not as distant as we might think. While looking through the news online, I came across the following report.
From Library Shelves to a Blacklist: Book Censorship in Libraries
The Height of Irony: Masterpieces such as 1984 and The Handmaid’s Tale, which criticize censorship and dictatorship, have themselves become some of the first books removed from school libraries because of their so-called “inappropriate content.”
Pressure of New Laws in Canada: In Alberta, during August and September 2025, school boards in Edmonton and Calgary announced that they would remove more than 200 classic books from their shelves. The story received widespread international attention.
Secret Storage Rooms Revealed: By March and April 2026, official documents obtained through freedom-of-information laws reportedly revealed that schools had quietly moved more than 1,000 graphic versions of classic books—comic-book adaptations—into storage rooms.
In the United States, the number of banned books reached record levels, and the content of literature classes was changed in thousands of schools.
The Most Frequently Banned Books: Protecting Goodness While Burning Freedom
In this new wave of dystopian censorship, the first victims have, ironically, been books that criticize totalitarian governments and social injustice.
Here are three works that are now among the most widely banned books in the world and are being kept away from readers in libraries in Canada and the United States.
1984 – George Orwell
In this timeless novel, Orwell describes how a totalitarian state can control the human mind, language, and history through fear, mass surveillance—the “Big Brother”—and manipulation.
Through “Newspeak,” a language designed to eliminate words, and the “Ministry of Truth,” which rewrites history every day, Orwell gives us a universal warning about how those in power can turn society into slaves.
How tragic it is that today this very novel is being censored on the grounds that it “manipulates young minds” and is being thrown into the very “memory hole” that it warned us about.
The Handmaid’s Tale – Margaret Atwood
This powerful work of Canadian literature examines women’s rights and religious oppression through a dystopian story.
Yet it has been removed from some school libraries by conservative groups because of its references to sexuality and its “excessively pessimistic” view of society.
To Kill a Mockingbird – Harper Lee
Although it is one of the greatest classics ever written about racism and injustice, the book has been removed from shelves because its strong historical language and portrayal of social realities have been considered “disturbing.”
In Ray Bradbury’s Fahrenheit 451, the firefighters whose job was to burn books belonged to a fictional world.
Today, however, those firefighters seem to have stepped into the real world, arriving at library doors with legal orders and political lists.
Every ban introduced in the name of “protecting young people” can, in reality, deprive them of the opportunity to question, criticize, and think freely.
At the height of the digital age, emptying libraries in this way—the oldest fortresses of knowledge—is one of the clearest signs of social regression.
The information in this article has been gathered from publicly accessible sources on the internet.
Stay with books. Reading is a beautiful thing.
Rahel Çela Behar
IYT dip not:
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
*Daha önceki yazımı okudunuz mu?*
Have you read my previous post?



Distopik roman nedir? Distopya, genellikle baskıcı bir devlet yönetiminin, katı toplumsal kontrolün, sansürün ve insan doğasının yok edilişinin işlendiği karanlık, hayali bir geleceği anlatır. George Orwell 1984’ü yazarken, tam da bu tanıma uyan karanlık dünyasının bir gün gerçek kütüphane raflarından toplatılacağını tahmin etmiş miydi? İlk olarak Mayıs 2025'te Kanada'da Alberta hükümetinin yeni kütüphane standartlarını duyurmasıyla başlayan kitap yasaklama krizi, 5 Ocak 2026 itibarıyla resmi yasak kararının yürürlüğe girmesiyle zirveye ulaştı. Kanada ve ABD’de yaşanan son gelişmeler, distopik romanları aratmayan bir gerçeğe dönüştü. Hükümetlerin ve politik grupların baskısıyla binlerce yasaklı kitap sessiz sedasız imha ediliyor ve raflardan kaldırılıyor.
İstediğimiz gibi düşünebilir miyiz? Galiba evet eğer düşüncelerimizi kendimize ait zihin denen o kapalı kutuda tutarsak sorun yok...
Ama ya o düşünceler kalemimiz yolu ile beynimizin sansür süzgeçinden geçmeden kalemimiz vasıtası ile taşarsa?
İşte bu eylem belki yüzyıllardır birilerinin hoşuna gitmeyen düşünceler olabilir o nedenle cezalandıralabilir, yargılanabilir ya da yasaklanabilirsiniz. Çünkü o birileri kimin sesi çıksın, kimin sesi çıkmasın, kimin sesi nasıl çıkacak karar vermek ister.
Aylar önce yapay zekanın beni bir yönü ile rahatsız ettiğini ve yaratıcılığı öldürdüğü ile ilgili bir yazı yazmıştım geçen yazımda ise kitapların sanal zeka firmaları tarafından toplattıldığı ve içindeki bilgilerin taranıp yapay zekaya aktarıldıktan sonra kitapların imha edildiğinden bahsetmiştim ve burada beni en çok ürküten nokta gelecekte bilgilere sadece yapay zekanın bize verdiği gerçeklik kadar erişebilecek olmamızın başlangıcının haberi olması idi; bu durum sanki birey kütüphaneye girip kitaplar arasında kaybolup bir bilgiden diğerine atlayıp, araştırma yapıp, kendi sentezine ulaşmak isterken, sanki bir gardiyan kütüphanenin kapısına dikilip soracak : ‘İstediğin nedir?’, ’ Şu şu bilgi’
Gardian ‘Al ve git, işte bukadar. Kütüphane falan yok bilgi benim verdiğim kadar.’
Hal bu durumların çok da uzakta olmadığını gösterirken internet üzerinde haberlere göz atarken aşağıdaki bir haberi okudum.
Raflardan Kara Listeye: Kütüphanelerde Kitap Sansürü
Sansürü ve diktatörlüğü eleştiren 1984 ve Damızlık Kızın Öyküsü gibi başyapıtlar, "uygunsuz içerik" gerekçesiyle okul kütüphanelerinden ilk elenenler oldu.
Kanada’da Yasa Baskısı: Alberta'da Ağustos - Eylül 2025 döneminde Edmonton ve Calgary okul yönetimlerinin 200'den fazla klasiği raflardan indireceğini açıklamasıyla olay dünya basınında geniş yer buldu.
Gizli Depolar İfşa Oldu: Mart - Nisan 2026 aylarına gelindiğinde, bilgi edinme yasası sayesinde okulların binden fazla klasiğin grafik versiyonunu (çizgi roman kopyalarını) sessizce depolara kaldırdığı resmi belgelerle ortaya çıktı.
Milyonlarca Öğrenci Kitapsız: ABD’de yasaklanan kitaplar sayısı tarihi rekor kırarak binlerce okulda edebiyat derslerinin içeriğini tamamen değiştirdi.
En Çok Yasaklanan Kitaplar: İyiliği Korurken Özgürlüğü Yakmak
Distopik sansür dalgasında ilk kurbanlar, ironik bir şekilde totaliter rejimleri ve toplumsal adaletsizlikleri eleştiren eserler oldu. İşte şu an Kanada ve ABD kütüphanelerinde okuyucudan adeta kaçırılan, dünyada yasaklanan popüler kitaplar listesinin zirvesindeki 3 eser:
1984 – George Orwell: Orwell bu ölümsüz eserinde totaliter bir devletin korku, kitlesel gözetim ("Büyük Birader") ve manipülasyon yoluyla insan zihnini, dilini ve geçmişini nasıl kontrol altına alabileceğini anlatmıştır. Kelimelerin yok edildiği "Yenidil" ve her gün tarihi yeniden yazan "Hakikat Bakanlığı" üzerinden, iktidarların toplumu nasıl köleye dönüştürebileceğine dair evrensel bir uyarı yapar. Ne acıdır ki, bugün bu romanın kendisi "gençlerin zihnini manipüle ettiği" gerekçesiyle sansürlenip, bizzat eleştirdiği "Hafıza Deliği"ne atılıyor.
Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood: Kanada edebiyatının bu güçlü eseri, kadın hakları ve dini baskıları distopik bir dille ele alıyor. Ancak muhafazakar gruplar tarafından "cinsellik ve aşırı karamsarlık" gerekçesiyle okul kütüphanelerinden kaldırılıyor.
Bülbülü Öldürmek – Harper Lee: Irkçılık ve adaletsizlik üzerine yazılmış en büyük klasiklerden biri olmasına rağmen, içerdiği sert tarihi dil ve toplumsal gerçekler yüzünden "rahatsız edici" bulunarak raflardan indiriliyor.
Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 romanında ise , kitapları yakmakla görevli itfaiyeciler kurgusal bir dünyadaydı. Bugün ise o itfaiyeciler, ellerinde yasal kararnameler ve politik listelerle gerçek dünyada kütüphane kapılarına dayandılar. Gençleri "korumak" bahanesiyle fırlatılan her yasak, aslında onları sorgulamaktan, eleştirmekten ve özgürce düşünmekten mahrum bırakıyor.
Dijital çağın zirvesinde, bilginin en eski kaleleri olan kütüphanelerin bu şekilde boşaltılması toplumsal bir gerilemenin en net kanıtıdır.
Bilgiler İnternet üzerinde ulaşıma serbest alandan edinilmiştir.
Kitaplarla kalın, okumak güzeldir.
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?






















