
Eş ruh... Bunu duyduğunda aklına ne geliyor? Belki sakin bir liman, seni anlayan gözler, Ruhunu okşayan sözler... İki yarımın mükemmel birleşimi, değil mi? Hollywood filmlerinin, romantik şarkıların bize anlattığı o tatlı masal. Bu masal güzeldir ama eksiktir.
Gerçek eş ruh… O bir liman değildir. O, bazen fırtınanın ta kendisidir. Hayatına sakin bir melodiyle girmez. Bazen bütün orkestrayı susturan, kulakları sağır eden o tek ve güçlü notayla gelir. Ve o geldiğinde, inşa ettiğin her şey sallanmaya başlar. O ruhunun aynasıdır. Sana sadece güzel yüzünü gösteren bir ayna değil. Sadece ışığını değil; en karanlık gölgelerini, en derin yaralarını, en gizli korkularını yüzüne vuran o çıplak aynadır.
Onun gözlerinde gördüğün o kıskançlık var ya? Belki de o, senin yetersizlik korkundur. Sana hissettirdiği o yakıcı öfke? Belki de kendi sınırlarının ihlal edilmesine ne kadar uzun süredir izin verdiğinin çığlığıdır. Onun karşısında hissettiğin o aşağılanma, o gururunun kırılması... Belki de sevgiye layık olduğuna inanmadığın için kendine ördüğün duvarların çatlamaya başlamasıdır.
Yahudi bilgeliğinde insanın dünyaya yalnızca yaşamak için değil, aynı zamanda kendini onarmak – “Tikun” etmek için geldiğine dair derin bir anlayış vardır. Belki bazı karşılaşmalar da tam burada dokunur bize. Bizi tamamlamak için değil… İçimizde henüz iyileşmemiş olan yere ışık tutmak için. O insan senin Tikun'unun kendisi değildir. Onunla yaşadığın karşılaşma, kendi ruhunda hangi alanın iyileşmek istediğini gösterebilir. O, senin en paslı zırhını eriten ateştir. Gururunu paramparça eden çekiçtir.
Ve sen o ateşin içinde yanarken, o çekiç darbeleriyle tuzla buz olurken nefret edersin ondan. Kaçmak istersin. İnsan, kendi cehennemiyle bu kadar çıplak yüzleşmek istemez. Ve bir noktada anlarsın: Ondan kaçmakla kendinden kaçmak aynı şey değildir. Bazen asıl mesele ondan kaçmak değil, onun sende uyandırdığı şeyden kaçmamaktır. Ve bir gün… O savaşın ortasında, kan ter içinde kalmış, bütün savunmaların elinden alınmış bir haldeyken… Pes edersin. Kontrolü bırakırsın. Gardını indirirsin. İşte o an… O kutsal teslimiyet anında anlarsın ki: O sana yalnızca, Seni seviyorum demeye gelmemiştir. Ruhunun kulağına şunu söylemeye gelmiştir: İşte sen busun. Bu enkaz halinle. Bu yaralarınla. Bu korkularınla. Bu karanlığınla.
Şimdi kendini sevebilecek misin?” Yahudi geleneğinin bize hatırlattığı çok temel bir gerçek vardır: Sen yalnızca yaraların değilsin. Sen, Tanrı'nın suretinde yaratılmış bir “neşama”, özel ruhsun... İçinde, bütün kırılmalarından daha derin bir öz var. İşte gerçek dönüşüm belki de burada başlar. Eş ruh seni tamamlamaya gelmez çünkü sen hiçbir zaman eksik değildin. O, bazen seni eksik olduğuna inandıran bütün katmanları görünür kılmaya gelir. Başkalarının sevgisiyle değerli olman gerektiğine inandığın katmanı… Terk edilmemek için kendinden vazgeçtiğin katmanı… Güçlü görünmek için kırılganlığını sakladığın katmanı… Sevilmek için olduğundan başka biri olduğun katmanı…
Ve bütün o sahte katmanlar yandığında geriye ne kalır biliyor musun? Saf öz, Çıplak, Savunmasız ama bir o kadar da ilahi yanın çünkü “neşama” kirlenmez; bazen sadece üzeri örtülür. Ve belki de bazı insanlar hayatımıza tam olarak bunu hatırlatmak için girer: Sen, başına gelenlerden daha fazlasısın... İşte o zaman ona baktığında artık sadece bir ayna görmezsin. Aynı özden parlayan başka bir ruh görürsün. Ve ona duyduğun şey artık bağımlılık değildir. Onu kaybetme korkusu değildir. "Beni tamamla” çığlığı değildir. Minnettarlıktır çünkü bazen bir insan hayatımıza kalmak için değil, içimizde çok uzun zamandır kapalı duran bir kapıyı açmak için gelir. Ve belki gerçek eş ruh… Seni kendisine bağlayan kişi değil, seni kendi ruhuna geri götüren kişidir.
Sonra bir gün anlarsın: Aradığın eş ruh, seni tamamlayacak yarım değildi. O da senin gibi, kendi “tikun” yolunda yürüyen bir ruhtu. Ve belki de en büyük aşk, birbirinizin yaralarını iyileştirmek değil; birbirinizin, zaten içinizde var olan ışığı görmesine vesile olmaktı... Elul ayının harfleri: “Ani ledodi vedodi li.” Ben sevdiğime ve sevdiğim bana...
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



İYT | SEÇİM 2026 – SEÇMEN BİLGİLENDİRME REHBERİ
BİLGİYLE KARAR VERİN
İsrael seçimlerine yaklaşırken siyasi gündem giderek hızlanıyor. Yeni oluşumlar, değişen ittifaklar, seçim vaatleri ve farklı kuruluşlar tarafından yayımlanan anket sonuçları arasında siyasi gelişmeleri düzenli olarak takip etmeyen seçmen için tabloyu anlamak her zaman kolay olmayabiliyor.
İsrael’de Türkiyeliler Birliği (İYT), kuruluşundan bu yana toplumun sosyal ve kültürel yaşamına katkıda bulunmayı, İsrael toplumuyla bütünleşmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Siyasi tarafsızlık ise Birliğin temel ilkelerinden biridir. İYT Tüzüğü’nün 7. maddesinde bu ilke açıkça
“Bu Birliğin hiçbir partiyle ilişkisi olmayacaktır.” ifadesiyle yer almaktadır.
Tüzüğün 8. maddesi de Birliğin faaliyetlerinin herhangi bir partiyle ilişkili olmaması şartını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu temel ilke doğrultusunda hazırlanan “İYT | Seçim 2026 – Seçmen Bilgilendirme Rehberi”, herhangi bir siyasi partiyi veya adayı desteklemek, önermek ya da eleştirmek amacı taşımamaktadır.
Amaç seçim sürecinde toplumun doğru ve karşılaştırılabilir bilgiye daha kolay ulaşmasına, siyasi seçenekleri daha yakından tanımasına ve kendi kararını bağımsız olarak verebilmesine katkı sağlamaktır.
Rehberde neler yer alacak?
Seçimlere katılan siyasi partiler, mümkün olduğunca aynı başlıklar ve aynı değerlendirme ölçütleri çerçevesinde tanıtılacak.
Partinin kısa geçmişi ve siyasi çizgisi, liderinin biyografisi, resmi programı ve seçim vaatleri güvenlik, ekonomi, yaşam maliyeti, din-devlet ilişkileri ve toplumun gündemindeki diğer temel konulara ilişkin yaklaşımları aktarılacak.
Seçim sonrasında ortaya çıkabilecek koalisyon seçeneklerine ilişkin kamuoyuna açıklanmış tutumlara da yer verilecek.
Güncel siyasi tabloyu görebilmek amacıyla bağımsız kamuoyu araştırmaları ve farklı ana akım yayın kuruluşlarında yayımlanan anket sonuçlarından da yararlanılacak.
Anketler seçim sonucu değildir. Yalnızca yapıldıkları tarihteki seçmen eğilimleri hakkında fikir verir. Bu nedenle tek bir anket yerine, farklı ve güvenilir araştırmaların sonuçları birlikte değerlendirilecek.
Partilerin kendi açıklamaları ve resmi programları ile bağımsız kaynaklardan elde edilen bilgiler birbirinden ayrılarak aktarılacak yorum ile doğrulanabilir bilginin birbirine karışmamasına özellikle dikkat edilecek.
Önce daha az tanınan partiler…
Bilgilendirme kapsamında, kamuoyu araştırmalarında daha düşük oy oranlarında görünen ve toplum tarafından daha az tanınan siyasi oluşumlardan başlanarak, seçim yarışında daha yüksek desteğe sahip partilere doğru ilerleyen bir yayın sırası izlenecek.
Böylece yalnızca kamuoyunda en fazla konuşulan siyasi aktörlerin değil, seçmenin karşısına çıkacak farklı siyasi seçeneklerin de tanınmasına alan açılması hedefleniyor.
Çünkü bu çalışmanın amacı kime oy verilmesi gerektiğini söylemek değil.
Partiler ne söylüyor?
Ne vaat ediyor?
Liderleri kim?
Temel konulardaki görüşleri neler?
Bağımsız araştırmalar seçmen eğilimleri hakkında ne gösteriyor?
Bu sorulara mümkün olduğunca açık, doğrulanabilir ve tarafsız bilgilerle yanıt aranacak.
Bilgi sunulacak. Değerlendirme ve karar ise seçmenin olacak.
İYT’nin Yayın İlkesi
İYT herhangi bir siyasi parti veya adayı desteklememektedir.
Seçim 2026 – Seçmen Bilgilendirme Rehberi, toplumun seçim sürecinde bilgiye erişimine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmaktadır.
Ele alınan siyasi partiler için aynı temel yayın ilkelerinin uygulanması; siyasi tercih ve değerlendirmenin ise tamamen okuyucuya bırakılması esastır.
Kaynaklar: Siyasi partilerin resmi yayın ve programları, güncel basın yayınları, İsrael'in ana akım televizyon kanallarında yayımlanan kamuoyu araştırmaları ve bağımsız araştırma kuruluşlarının verileri.
Araştırma, derleme ve metin hazırlığında ChatGPT desteğinden yararlanılmıştır. İçerik, kaynaklar ve nihai metin yazar tarafından kontrol edilmiştir.
Ovi R. GÜLERŞEN
Bir önceki yazımı okumak için tıklayın.



Ki Tavo Peraşası, Tora’daki en güçlü bölümlerden biridir. İsrail halkı Vaat Edilmiş Topraklara girmek üzeredir. Moşe bir mesaj verir.
İlk ve en güzel meyveler olan bikkurimleri getirin ve Tanrı'ya şükran sözleri sunun.
Şükran artıklarla değil, elinizdeki en iyilerle ifade edilir. Ancak o zaman hediye kutsallaşır. Yaratılış kitabında, tarihteki ilk sunular karşımıza çıkar. Hem Kayin hem de Evel Tanrı'ya armağanlar sunar.
Evel en iyisini sunar. "Sürüsünün ilk doğanlarını" - Kayin de "Toprağın ürünlerinden" sunar, ancak en iyisini değil. Evel’in sunusu kabul edilir ve Kaininki reddedilir.
Konu koyun veya tahıl değildir. Konu yürektir.
Evel elinden gelenin en iyisini verdi. Kayin en iyisini kendine sakladı ve vermesi kolay olanı getirdi. Evet bir adak getirdi ama özünde boştu.
Kabala, Evel’in armağanının "ilahi ışık kıvılcımlarını" kaynaklarına geri yükselttiğini öğretir. Kayin’inkiler ise klipa'ydı, “içi boş bir kabuk”, iç ışığı olmayan dış form. Kalpsiz bir hediye. Bu ders sadece Tora’ya dair değil bizim yaşamımızla da ilgili.
Bir amca, karısıyla birlikte genç yeğeninin doğum gününe gelir. Yanında kurdeleyle bağlanmış çok güzel bir kutu vardır.
Çocuk kutuyu hevesle açar; ancak içinde amcasının dolabından atmaya kıyamadığı ıvır zıvırlar vardır. Çocuğun annesi, onlara bakar ve sorar.
"Bu getirdiğiniz nedir?" Amca bir bahane mırıldandılar.
Bir hediye miydi? Evet…… Ama çocuk anında hissetti. İçinde sevgi yoktu.
Ki Tavo'nun bize ilk ve en iyi meyveleri yetiştirmemizi emretmesinin nedeni budur. Bu tarımla ilgili değil, yaşamla ilgilidir. Tanrı'ya ve başka bir insana verdiğimizde, en iyisini vermeliyiz. En iyi zamanımızı- - En iyi sözümüzü- - en iyi ilgimizi.
Peraşada uzun bir kutsama ve lanet listesi var. Bereket, kişinin elinden gelenin en iyisini vermesi, Lanet ise Kayin’in yoludur.
Gerizim Dağı ve Eval Dağı önümüzde dursa bile – hem kutsama hem lanet, hem ışık hem karanlık – seçim yapmalıyız. Ve seçim, en iyisini getirmektir. Artıkları değil, yapmacıklığı değil, En iyisini. Yani gücümüzü, sevgimizi ve Ruhumuzu
Bikurim sadece bir yasa değil, ebedi bir ilkedir. En iyisini veren kişi sonsuzluğa bağlanır. En iyisini sunan halk ise bereketi miras alacaktır.
Ve boşluk (Klipa) getirenlerin, kaderini zaten tarih gösteriyor. Büyük İmparatorluklar ve sonra ani çöküşler.
Çünkü dünya çöplerin veya lanetlerin üzerinde durmaz. Dünya, ilk meyvelerin ışığı üzerinde durur; Tanrı'ya geri getirdiğimiz en iyi şeylerin üzerinde.
Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen yemeğe davet ettiğim ve çok değer verdiğim bir dostumun sözleri hala kulaklarımda yankılanır.
Servis etmek üzere elimde oldukça değerli bir içecek şişesi ile yemek masasına yaklaşmak üzereyken şöyle seslendi;
"Sen deli misin bu misafire çıkarılır mı kendine sakla" ….
Sevgilerimle - Shabat Shalom
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?





















