top of page

İsrael'in ulusal su şirketi Mekorot, ülkenin su güvenliğini güçlendirecek önemli bir projeyi daha hayata geçirdi.


Emek HaMaayanot bölgesinde inşa edilen Shluhot Rezervuarı, yaklaşık 600 milyon şekellik ulusal su altyapı projesinin önemli bir parçası olarak düzenlenen törenle hizmete açıldı.


Yeni proje sayesinde Beit She'an, Emek HaMaayanot ve Ürdün Vadisi, ilk kez tam anlamıyla İsrael'in Ulusal Su Şebekesine bağlanacak.


Yaklaşık 50 kilometrelik ve 64 inç çapındaki ana su iletim hattını kapsayan yatırımın, bölgedeki içme suyu arzını güçlendirmesi, tarımsal sulamayı desteklemesi ve gelecekte artacak nüfusun su ihtiyacını güvence altına alması hedefleniyor.


Yaklaşık 10 bin metreküp su depolama kapasitesine sahip Shluhot Rezervuarı, 18 milyon şekellik yatırımla inşa edildi.


Mekorot yetkilileri, tesisin önümüzdeki onlarca yıl boyunca bölgenin su altyapısının temel unsurlarından biri olacağını belirtiyor.


Proje, bölge için tarihi bir dönüşüm anlamına geliyor.


Beit She'an ve çevresi yaklaşık 70 yıldır ağırlıklı olarak yerel kuyular ve doğal kaynaklardan sağlanan suya bağımlıydı.


Yeni sistemle birlikte yerel su kaynakları, İsrael'in ulusal su ağıyla entegre edilerek hem normal dönemlerde hem de kuraklık veya acil durumlarda çok daha güvenilir ve esnek bir su temin sistemi oluşturulacak.


Mühendislik açısından da dikkat çeken projede, dağ yamacında geniş kazı çalışmaları yapıldı, eğim güçlendirme sistemleri kuruldu ve tüm çalışmalar çevreye en az etki oluşturacak şekilde planlandı.


Rezervuara, eski Başbakan Yardımcısı ve bakanlardan David Levy'nin adı verildi.


1957 yılında Kuzey Afrika'dan İsrail'e göç eden Levy, yaşamı boyunca Beit She'an'da yaşamış ve ülkenin en etkili siyasetçilerinden biri olarak özellikle İsrael'in gelişmemiş bölgelerinin kalkınmasına önemli katkılar sağlamıştı.


Açılış töreninde konuşan Enerji ve Altyapı Bakanı Eli Cohen, David Levy'nin İsrael'in kalkınmasında önemli izler bırakan liderlerden biri olduğunu belirterek, rezervuara onun adının verilmesinin anlamlı bir vefa örneği olduğunu söyledi.


Mekorot Yönetim Kurulu Başkanı Moshe Shimoni ise projenin yalnızca yeni bir su tesisi olmadığını, aynı zamanda Beit She'an ve çevresinin gelecek nesiller boyunca güvenli ve sürdürülebilir su kaynaklarına kavuşmasını sağlayacak stratejik bir yatırım olduğunu ifade etti.


Kaynak: The Jerusalem Post 

 

 


 


B.H.

🔥🔥HERKESİN SORDUĞU BİR SORU VAR:

Bilam gibi kötü bir kişinin hakkında Tora neden tam bir peraşa yazmıştır?

Aşağıda, Ben İş Hay'ın verdiği maşal ve nimşal ile bu sorunun cevabını anlayalım.


"Ve Midyan krallarını öldürdüler... Beor’un oğlu Bilam’ı da kılıçla öldürdüler." 

(Bamidbar 31:8)


Şunu anlamak gerekir:

Bilam’ın öldürüldüğünü bilmemizin bize ne faydası vardır?


Bir başka soru da şudur:

Bilam neden böylesine farklı ve ağır bir ölümle öldürüldü? 


Sonuçta İsrael’i kutsamayı hak etmişti ve şu dilekte bulunmuştu:

"Sonum onlarınki gibi olsun."


Öyleyse neden bu dileği gerçekleşmedi?


Bu konuyu yerli yerine oturtarak anlayabilmek için önce şu örneği verelim:

Bir zamanlar cahil ve bilgisiz bir adam vardı. Kutsallıkla ilgili hiçbir bilgisi yoktu. Hayatı boyunca sinagoga gitmemişti. Gitse bile, cemaat duasının ortasındayken gelirdi.


Günün birinde, Tora yolunda yaşayan bilgili bir kadınla evlendi. Kadın başka bir ülkedendi ve adam da onun ülkesine taşındı.


Orada geçirdiği ilk Şabat günü, yeni bulunduğu şehirdeki ilk Şabat’a saygı göstermek amacıyla erkenden sinagoga gitmeye karar verdi.


Sinagoga geldiğinde cemaat tam "Aşem Malah..." duasını okumaya başlamıştı.Bulunduğu yerin geleneğine göre cemaat bu dua okunurken ayağa kalkıyordu.


Adam etrafına bakındı ve herkesin neden ayağa kalktığını anlamaya çalıştı. Fakat gözüne çarpan belirgin bir sebep göremedi.Sonunda kendi kendine şöyle düşündü:"Demek ki benim onuruma ayağa kalktılar. Belli ki benim değerimi biliyorlar ve bana saygı göstermek istiyorlar."


Büyük bir memnuniyet içinde ağır ağır yürüyerek doğu duvarına kadar gitti ve kendisini çok önemli biri gibi hissederek şehrin hahamına ait olan koltuğa oturdu.


Tam yerine oturur oturmaz, cemaat da "Aşem Malah" duasını bitirdi ve herkes kendi yerine oturdu.Eğer o ana kadar adamın içinde insanların gerçekten onun için ayağa kalkıp kalkmadığına dair küçük bir şüphe varsa, artık tamamen ortadan kalkmıştı.


Kendi kendine şöyle düşündü:

"Ben içeri girdiğim anda herkes ayağa kalktı; ben oturunca da herkes oturdu. Bunun benden başka bir açıklaması olamaz."


Aradan birkaç dakika geçti.Şehrin hahamı sinagoga girdi.Hemen görevli (şamaş), o adama yaklaşıp nazikçe hahamın koltuğunu boşaltmasını rica etti.


Adam öfke ve kırgınlık içinde yerinden kalktı.Görevli onu alıp sinagogun en arka taraflarında bulunan uygun yerine götürdü.


Adam etrafına bakınca hahamın içeri girdiğini gördü.


Fakat dikkatini çeken bir şey oldu:Hahama kendisine gösterildiği kadar büyük bir saygı gösterilmemişti.


Kendisi sinagoga girdiğinde bütün cemaat tek bir kişi gibi ayağa kalkmıştı.Oysa haham içeri girdiğinde yalnızca hahamın yakınında bulunan kişiler ayağa kalkmıştı.


Adamın öfkesini tarif etmek mümkün değildi.


Kendi kendine şöyle söylendi:"Bu küstah görevli bana bunu yapmaya nasıl cüret etti? Buradaki herkesin gözünde ben hahamdan çok daha önemliyim! O hâlde neden hahamı doğu tarafındaki şeref yerine oturtuyor da beni sinagogun en arka kısmına gönderiyor?"


Adam eve döndü ve başından geçenleri eşine anlattı.Cemaatin kendisine ne kadar büyük saygı gösterdiğini, buna karşılık görevlinin herkesin önünde kendisini nasıl aşağıladığını uzun uzun anlattı.


Hatta neredeyse "kendisine hayran olan cemaate" görevliyi işten çıkarmalarını emredeceğini bile söyledi.


Akıllı olan eşi ona şöyle sordu:"Görevli seni sinagogun arka tarafına götürürken, cemaat yine senin onuruna ayağa kalktı mı?"


Adam biraz düşündü ve cevap verdi:"Hayır, kalkmadılar. Doğrusu ben de bunun nedenini anlamıyorum. Sinagoga ilk girişimle arka tarafa yürümem arasında ne fark vardı?"


Kadın ona şöyle dedi:"Demek ki cemaat senin onuruna ayağa kalkmamış. Onlar o sırada duanın düzeni gereği 'Aşem Malah' pasuklarını okuyorlardı ve bu bölümde ayağa kalkmaları gerekiyordu. Sen yerine varıncaya kadar pasuklar bittiği için tekrar oturdular."


Kadın sözlerini şöyle tamamladı:"Sonunda olanlar, başlangıçta olanları açıklıyor. Cemaat senin onuruna değil, duanın gereği olarak ayağa kalkmıştı."İşte Bilam'ın hikâyesi de aynen böyledir.Bilam, kendisinin Moşe Rabbenu kadar önemli olduğunu sanıyordu.


Nitekim Moşe hakkında Tora’da peraşalar yazıldığı gibi, Bilam hakkında da "Ma Tovu Oaleha Yaakov" bölümü yazılmıştı.


Fakat Tora, Bilam’ın bu iddiasını çürütmek için onun ne kadar aşağılayıcı bir şekilde öldürüldüğünü açıkça anlatmıştır.


Üstelik, Bilam’ın kendi kendisi için ettiği berahalar bile gerçekleşmedi.


Çünkü o,"Sonum onların sonu gibi olsun."diye dilekte bulunmuştu.


Oysa gerçekte İsrael güçlenip başarı kazanırken, Bilam kılıçla öldürüldü.Böylece Bilam’ın sonu, onun başlangıcının gerçek anlamını ortaya çıkarmıştır.


SonuçTora’da Bilam hakkında tam bir peraşa yazılmış olması, onun onuru için değildir.


Tam tersine, onun utanç verici sonu, başlangıçta sahip olduğunu sandığı büyüklüğün bir yanılgı olduğunu ortaya koymaktadır.


Bu peraşa Bilam'ın onuru için değil, İsrael'in onuru için yazılmıştır.


Böylece dünya milletlerinin en büyük peygamberi bile, sonunda İsrael'in üstünlüğünü, kutsallığını ve gelecekte erişeceği yüceliği kabul etmek zorunda kalmıştır.(Ben İş hay Pnina)


Yisrael Mor

 

Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?










Tişa Beava ilerlerken... Sana hep karanlıkta bekleyen bir düşmandan bahsettiler. Sanki bütün savaş dışarıdaymış gibi…Sanki seni yolundan ayıracak güç, senden bağımsız bir varlıkmış gibi… Oysa Tora bize bambaşka bir şey öğretir. En büyük mücadele insanın kendi yüreğinde başlar. Bilgelerimiz, insanın içinde iki eğilim bulunduğunu söyler: Yetser A Tov ve Yetser Ara.

 

Biri insanı ışığa, merhamete ve hakikate çağırır; diğeri korkuya, öfkeye, umutsuzluğa ve ayrılığa çeker. Yetser A Ra'nın en büyük silahı ise günaha sürüklemekten önce sana kim olduğunu unutturmaktır. Önce kulağına fısıldar: "Yeterli değilsin." "Başaramazsın." "Artık çok geç." "Sen değişemezsin." İnsan bu seslere inanmaya başladığında, kendi etrafına görünmez duvarlar örmeye başlar.

 

Her korku yeni bir taş olur. Her umutsuzluk yeni bir kilit olur. Her değersizlik düşüncesi ruhun penceresini biraz daha karartır. Sonra insan o karanlığı gerçek zanneder ama Tora'nın müjdesi tam burada başlar. A Kadoş Baruh U insana yalnızca bir mücadele vermedi; o mücadeleyi kazanabilecek gücü de verdi çünkü insan yalnızca topraktan yaratılmadı. Ona ilahi bir nefes üflendi. O nefes hâlâ içinde. Ne kadar üzeri örtülmüş olursa olsun… Ne kadar yorulmuş olursa olsun… Ne kadar düştüğünü düşünürsen düşün… Neşaman ruhun özü kirlenmez; sadece üzeri örtülür.

 

Teşuva işte bu yüzden vardır. Teşuva yalnızca hataları düzeltmek değildir. Kendi özüne dönmektir. İçindeki ilahi kıvılcımı yeniden hatırlamaktır. Gerçek özgürlük, dışarıdaki düşmanı yenmekten önce, içerideki korkuya teslim olmamayı seçmektir çünkü seçim gücü sana verilmiştir.

 

Bugün de her insanın önünde iki yol vardır. Korkunun sesi… Ve Tanrı'nın ruhuna yerleştirdiği sessiz ama güven veren ses. Hangisini beslersen, o büyür. Belki de bugün yapman gereken tek şey, kalbini sessizce dinlemektir çünkü Şehina, kırık bir kalbi asla terk etmez. Ve kapıyı açacak anahtar, başından beri sana emanet edilmiştir.

 

Tanrı sana özgür iradeyi verdi. Tora sana yolu gösterdi. Ve ruhun, eve dönüşü her zaman hatırlayacaktır. Tişa Beavın özü budur: eve dönüş yolunu hatırlamak. Kendine güven, sevgiyi bir şifaya dönüştür ve bu sene acı günlerin anısına tutulacak oruç gününü bireysel ve toplumsal neşeyle kutlanacak kurtuluş zamanı olarak hayal et....

 

Riva N. ESSEMİNİ

 

  Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 

 

 







Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page