Ey insanoğlu, savaşı durduramıyorsan en azından sus! Din kardeşim yoktur, insan kardeşim vardır ve Siyonizm?
- 6 gün önce
- 4 dakikada okunur

“Siyonizm kelimesi çoğu zaman yanlış kullanılıyor. Aslında her halkın kendi kaderini tayin etme ve kendi devletini kurma isteği tarih boyunca görülen bir olgudur; bu durum belirli bir halka özgü değil, insanlık tarihinde yaygın bir siyasi süreçtir.”
Merhaba sevgili dostlar,
Bu yazı, bugünlerde bazı çevrelerde olumsuz anlamlar yüklenen şekilde bir Siyonizm savunusu değildir. Aksine, altmış yaşını geçmiş, yaşlılığa doğru ilerleyen; Türk-Yahudi kimliği taşıyan, doğduğu toprakları ve bayrağını seven, Türkçeye büyük bir sevgi duyan, Türkçe düşünen, yazan ve çevresinin deyimiyle ‘Türkçeyi çok iyi konuşup yazan’, Istanbul aşığı bir kadının sıra dışı düşüncelerinden ibarettir.”
“Bu yazı, insanlara yalnızca din kardeşi olarak bakıp haklı–haksız demeden ayrıştıranlara karşı yazılmıştır. Aynı zamanda sadece kendi acısını görüp başkasının acısını yok sayan ve görmezden gelenlere karşı, insanı, insan olduğu için seven ve ‘kardeşim’ diyebilen bir kadının kaleminden ve kalbinden çıkan bir yazıdır.”
“Sosyal medya hepimiz için büyük bir güçtür; ancak unutmayalım ki güç, kötülüğün elinde kolayca yön değiştirebilir. Sosyal medyada gördüğüm kadarıyla durum öyle bir noktaya geldi ki artık çığırından çıkmış gibi görünüyor. Bu yüzden şöyle düşünüyorum:
‘Ey insanoğlu, savaşı durduramıyorsan en azından sus. Hiçbir şey yapamıyorsan, savaş alanına gidip mağdurlara yardım edemiyorsan sus. Sus ve inancına göre dua et, temennide bulun ya da evrene pozitif bir mesaj gönder; ama önce sus ve barış dile. Çünkü unutma: savaşları halklar değil devletler başlatır, ama acısını halklar çeker.’”
Bu kızgın noktaya nasıl geldim derseniz, eskiden sabah kahvemi alıp gazetemi okuma zevkimi bu gün artık sabah kahvem ve sosyal medya ve internet haberleri doldurdu. Çok güzel, seviyeli, bilgi dolu paylaşımlar var. Teşekkür ediyorum. Ama bunun yanında nefret söylemleri, ve özellikle bu günlerde belli bir halk üzerine yoğunlaşmış nefret söylemleri ve beddualar içeren ve altında da binlerce sıradan vatandaşın yazdığı ‘Amin’ içeren paylaşımlar dolanıyor sosyal medyada.
Evvelsi gün artık bu paylaşımların tepe noktasını yapmış bir paylaşım ve altında binlerce takipçi ve ‘Amin’ler vardı.
Adamın biri kulağına kulaklığı takmış, tüm amacı takipçi sayısı arttırmak olan R. K diye bir kişi eğer linkini bırakabilirsem aşağıya bırakacağım. ‘Yahudiler haindir, gittikleri her ülkeden hainlikleri yüzünden kovuldular, Epstein dosyalarının sorumlusu bu siyonist yahudilerdir, dünyada her kötülüğün sorumlusu yahudidir, şimdi de o topraklara çöreklendiler gibi gibi ve daha fazla söylemlerle etrafa zehir, ve ayırımcılık dolu mesajlar veriyor; altında ise binlerce kişi onaylıyordu. Bana boş ver konuşsun dursun diye bilirsiniz. Ama hayır susmak çok tehlikeli bir eylemdir ve hatayı paylaşmak ile eş değerdir. O nedenle bu köşedeki yerimin el verdiği kadar yazacağım anlamak isteyen anlar.
-Öncelikle Yahudiler hain oldukları için kovuldu” iddiasını destekleyen güvenilir tarihsel bir kanıt yoktur. Tarihçiler, Yahudilerin sürülmesini genellikle dini birlik politikaları, ekonomik çıkarlar ve azınlıkları günah keçisi yapma ile açıklar.
Yahudiler bulundukları toplumlara Türkiye dahil her zaman olumlu anlamda katkıda olmuş kişilerdir. Ve yahudilerin yaşadıkları toplumlardan ayrılma nedenleri örneğin: Yahudilerin İspanya’dan sürülmesi Ferdinand Aragon’nun ve Isabella I Castile’in tarafından dini birlik sağlamak için çıkarılmıştır; toplu bir “ihanet” kanıtı yoktur. Bu nedenle söz konusu iddia tarihsel araştırmalardan değil, antisemitik genellemelerden kaynaklanır.
-“Jeffrey Epstein dosyası gibi iğrenç olaylarda ortaya çıkan tüm kötülükleri bir bütün olarak Yahudi halkına mal etmek, açıkça ırkçılık ve antisemitik bir söylemdir. İnsan malzemesi aynıdır; iyi ve kötü insanlar her halkta bulunur. Bu nedenle halkları ya da ırkları ‘iyi’ veya ‘kötü’ diye sınıflandıramayız.
Örneğin, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de aynı isimde iki kadın ve bir çocuğun katledilmesi gibi olaylar, bireylerin eylemleriyle ilgilidir; tüm halka genelleme yapılamaz. Benzer şekilde, radikal İslamcı ya da cihatçı bir grubun üyesi ile benim sevgili İslam komşularım veya sevgili iş arkadaşlarım aynı kişi olamaz; aynı eylemin sahibi de değildirler.”
-İsrail halkı o topraklara çöreklendi:
-Her halk kendi devletini kurma hayalini kurar, kimi gerçekleştirebilir, kimi gerçekleştiremez, devlet kurma, akıl, organizasyon ve maalesef ki savaş süreçlerinin bir sonucudur. Umarım zaman içinde üçüncü şık olan ‘Savaş’ olmadan da devletler kurulabilsin. Bir toprağa çöreklenmek kelimesi kabul edilemez. Tarihe biraz bakarsanız ki bunun için çok fazla tarih bilgisine de gerek yok, Anadolu toprakları dahil olmak üzere, İngiltere, Fransa, Kanada ve daha birçok bölgede farklı dönemlerde birden fazla uygarlığın egemenlik kurduğu görülür. Bu durum, devletlerin ve toplumların tarih boyunca değişen güç dengeleri içinde ortaya çıktığını gösterir.
Herşeyin sorumlusu olarak içini kötülük, ayırımcılık ve suçlama ile doldurdukları Siyonizm kelimesinin anlamına bakacak olursak (kaynak Vikipedia- Chatchpt) kullandım ki bu anlam tüm farklı halklar için geçerli sayılabilir.
1-Yahudi halkının kendi kaderini tayin etme hakkı
Siyonizm, birçok destekçisine göre Yahudi halkının kendi ulusal yurduna sahip olma hakkını savunan bir harekettir.
2. Tarihsel bağ
Siyonizm, Yahudilerin tarihsel ve dini olarak Land of Israel ile bağlarını vurgular. Bu görüşe göre Yahudilerin bu topraklarda binlerce yıllık kültürel ve tarihsel kökleri vardır.
3. Güvenlik fikri
Avrupa’da Yahudilere karşı yaşanan uzun dönemli ayrımcılık ve özellikle Holocaust gibi büyük trajedilerden sonra, Siyonizm destekçileri Yahudilerin kendi devletlerine sahip olmasının güvenlik açısından gerekli olduğunu savundu.
4. Bir devletin kurulması
Bu düşünce sonunda 1948’de Israel devletinin kurulmasıyla sonuçlandı. Destekçilerine göre bu, Yahudi halkının ulusal yeniden doğuşu anlamına gelir.
5. Kültürel canlanma
Siyonizm ayrıca İbranice dilinin yeniden canlanması, Yahudi kültürünün ve kimliğinin güçlenmesi gibi kültürel gelişmeleri de teşvik etti.
“Kısaca artık sosyal medyadaki boş tartışmaları ve halklara akıttığınız zehirli söylemleri bırakın. Gözünüz korkmuyorsa, gidin taraf olduğunuz savaş meydanında insanlara yardım edin, çabalayın; ama bunu barış ve sevgi eliyle yapın, savaş eliyle değil.
Bana gelince, ilk cümlemde de yazdım, son cümlemde de tekrar ediyorum: ben insanlığın tarafındayım. İnançlar beni ilgilendirmez; ben kişinin insanlığına bakarım. Devlet politikaları beni hiç bağlamaz; barış için temenni ve dua ederim. Halkları ve kişileri devletlerin politikalarıyla yargılamam ve benim anlayışıma göre ‘DİN KARDEŞİM YOKTUR, İNSAN KARDEŞİM VARDIR’.
Ve son bir ricam: lütfen bana özelden yapay zekayla üretilmiş, “Tel Aviv’in yerle bir olduğunu gösteren” hayali videolar göndermeyin. Size nazikçe göndermeyin diye yazdım ama anlamıyorsunuz ve göndermeye devam ediyorsunuz. Gönderdiğiniz hayali şeyleri hiçbir toprak veya halk için temenni etmem; siz de etmeyin. İyilik temenni edin ki her şey gerçekten iyi olsun.”
Barışın bir an önce tüm halklar için gelmesini canı gönülden dilerim…
Rahel Çela Behar
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Bravo, Cela. Her kelimene katiliyorum.