

10 Milyon Başbakan
Dışarıdan bakan biri için Israel siyaseti tam bir karmaşa gibi görünür. Koalisyonlar kurulur, bozulur. Erken seçimler hiç bitmez. Televizyonu açarsınız, herkes aynı anda konuşur. Taksiye binersiniz, şoför iki dakika içinde Başbakanın nerede hata yaptığını anlatır. Pazardaki satıcı, berber, üniversitedeki profesör... Herkesin bir fikri vardır. Daha doğrusu, herkesin mutlaka bir itirazı vardır. İlk bakışta insan şunu düşünmeden edemez: "Bu kadar çok sesin olduğu bir ülke nası


İsrael'de Herkesin Bir Hikâyesi Vardır
İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insan ilginç bir şey fark ediyor: burada hiç kimse sadece "burada doğmuş biri" değil. Birisi Fas'tan gelmiş bir ailenin üçüncü kuşağı. Bir başkasının dedesi Polonya'dan kurtulmuş. Bir başkasının annesi Etiyopya'dan yürüyerek gelmiş. Bir başkası geçen yıl Paris'ten, New York'tan, Moskova'dan bavulunu alıp gelmiş. Ve insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Neden? İnsan neden bildiği dili bırakır? Neden alıştığı sokakları, arkadaşlarını, çocu


İsraelli mi, Yahudi mi?
Yanlış soru bu aslında. Ama insanı doğru yere götürüyor. Israel'de birine "Sen kimsin?" diye sorarsanız tek bir cevap alamazsınız. Biri "Önce Yahudiyim" der. Bir başkası "Ben her şeyden önce İsraelli yim" der. Bir diğeri omuz silker; ikisi de, ikisi de değil, ya da ikisi birden. Dışarıdan bu bir çelişki gibi görünür. Değildir. Bu özgürlüğün kendisidir. Dünyanın büyük bölümünde kimlik insanın seçtiği değil, içine doğduğu bir şeydir. Devlet tarafından tanımlanır, okulda öğretil


İsrael'in En Büyük İhracatı: Umut
Bir ülkenin gücünü anlamak istiyorsanız çocuklarına bakın. Sen de çocuğuna bak. O senden daha iyi olacak mı? Senin bildiklerini biliyor mu? Senin taşıdığın yükü taşıyor mu? Senin korkularını değil, senin umutlarını mı taşıyor? Kendi dilinde düşünüyor, kendi kültüründe büyüyor, kendi toprağında kök salıyor mu? Başka bir yerde bu böyle olmazdı. Başka bir yerde ya asimile olmak zorunda kalırdı. Çoğunluğa benzeyerek, kendinden bir şeyler bırakarak. Ya da izole kalmak zorunda


En ahlaki görev: kaybolmamak
Yahudilik dışarıdan bakınca kolay anlaşılan bir şey değildir. Çünkü Yahudilik tek bir kalıba sığmaz. Din de değildir sadece, millet de değildir sadece. Kültür, soy, gelenek — bunların hepsi var içinde, ama hiçbiri tek başına yetmez. Yahudilik bunların hepsinin birlikte yaşadığı çok eski bir aile hafızasıdır. Annesi Yahudi olan biri, inanmasa da Yahudi kabul edilir. Sinagoga gitmese de kaşer yemese de Tanrı hakkında şüpheleri olsa da Yahudi kalır. Başka dinlerin kolay anlaya


İsrael: Mucizelerin El Çekmediği Toprak
Bu ülkede bir şeyler olur. Sürekli olur. Ve insan bir süre sonra şunu fark etmeye başlar: burada olaylar çoğu zaman insanların planladığı gibi ilerlemez. Savaşlar olması gerektiği anda bitmez. Barışlar tam kurulacak gibi olur, dağılır. En güçlü ordular duraksar. En akıllı liderler yanılır. Bazen imkânsız görünen şey olur, bazen de olması kesin görünen şey gerçekleşmez. İnsan ister istemez şu hissi taşıyor: sanki görünmeyen bir el sürekli olayların içine dokunuyor. Çünkü bu


Bol Sirkeli Kültür Salatası
İsrael'de ilk kez gittiğinde , markette kaybolursun. Etiketler İbranice, Arapça, bazen ikisi birden. Yanındaki adam Rusça homurdanıyor. Kasiyer Etiyopyalı aksanıyla bir şey soruyor. Tam kasaya geldiğinde biri sıranı kesiyor , ama çıkarken kapıyı sana tutuyor. Kafan karışık. Ama alışverişi tamamladın. İsrael'i anlamanın ilk adımını attın. Günlük konusan dil de böyle bir yerde duruyor. İsrael'de biri seninle konuşurken cümleye İbranice başlar, ortasında İngilizceye geçer, s


Yahudi Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insanın gerçeklik algısı hafif değişiyor. Daha doğrusu, dünyanın "normal" dediği şey ile burada "normal" kabul edilen şey arasında garip bir fark olduğunu fark ediyorsunuz. Mesela bir arkadaşınızla kahve içiyorsunuz. Konu önce çocukların okuluna geliyor. Sonra apartman komitesine. Sonra market fiyatlarına. Ardından bir anda İran konuşuluyor. İki dakika sonra biri telefonundan humusçu önerisi gösteriyor. Kimse bu geçişleri tuhaf bulmuyor. Be


Israel: Özgürlük Paylaşmayı Öğrenmektir
Bir düşünün. Üç kişi aynı evi paylaşıyor. Biri her sabah dua ediyor. Biri Cuma namazına gidiyor. Biri ise ikisini de yapmıyor , ama hafta sonu kahvaltısında hepsinden uzun uyuyor. Buzdolabında üç ayrı raf. Mutfakta sessiz ama net bir düzen. Kim neyi nereye koyar, kim neyin yanında yemek yapmaz , bunlar konuşulmaz, ama herkes bilir. İlk başta sürtüşme var. Küçük şeyler. Bulaşıklar, alışveriş sırası, gece geç saatte yüksek ses. Biri rahatsız olur, biri söyler, biri alınır. Baze


İtiraz ve Sorgulama Cesareti
Bir İsraelli çocuk "neden?" diye sorduğunda, kimse onu susturmaz. Küçük ayrıntı? Değil. Çoğu kültürde çocuğa öğretilen ilk şey uyumdur. Öğretmen konuşurken dinle. Büyükler karar verirken bekle. Sıran geldiğinde söz al. İsrael'de bu durum farklıdır. Çocuk dinler, ama aynı zamanda zorlar. Anlamadığında beklemez, sorar. Katılmadığında susmaz, itiraz eder. Ve bu itiraz, terbiyesizlik olarak değil, düşüncenin işareti olarak karşılanır. Bu kültür farkı yıllar içinde başka sonuç doğ




















