

Vaadedilmiş Lezzet
Israel mutfağı nedir? Bu soruya tek bir yemekle cevap vermek zor. Çünkü Israel'de mutfak da halkın kendisi gibi dünyanın dört bir yanından gelmiş. Bir sokakta falafel yiyorsunuz, ertesi gün Yemen'den gelen bir ailenin cahnununu, cuma akşamı İran kökenli bir evde gondiyi, başka bir sofrada Polonya'dan gelen gefilte fişi. Birkaç kilometrelik mesafede Bağdat, Trablus, Tahran, Semerkant, Varşova ve Sana aynı masaya oturabiliyor. Falafel belki en bilineni. Kızartılmış nohut topl


İSRAEL NE DEMEK?
Tevrat'ta Yakup bütün gece gizemli bir varlıkla güreşir. Sabah olduğunda ona yeni bir isim verilir: Israel. “Çünkü Tanrı ile ve insanlarla mücadele ettin ve üstün geldin.” O geceden beri bu isim bir halkın hikâyesini taşıyor. Garip olan şu ki, isim değişmediği gibi hikâye de pek değişmedi. Üç bin yıldan uzun zamandır aynı halk ayakta kalmaya çalışıyor. Bazen toprağını korumak için, bazen dilini, bazen inancını, bazen de sadece varlığını sürdürebilmek için. Bugün bu mücade


İsrael: insanlığa katkılara devam
İsrael’de son haftalarda özellikle kanser araştırmaları, genetik ve biyoteknoloji alanlarında dikkat çekici çalışmalar yayınlandı. Weizmann Enstitüsü araştırmacıları, DNA’daki mutasyonların sanıldığı kadar rastgele olmayabileceğini gösterdi. Çalışmaya göre DNA’nın üç boyutlu fiziksel şekli, hücrenin hasarlı DNA’yı onarma yeteneğini ciddi biçimde etkiliyor. Bazı DNA yapıları onarım enzimlerinin bölgeye ulaşmasını kolaylaştırırken, bazıları engelliyor. Bulgular gelecekte kans


Israel'de Seçimler
Yok, politika konuşmayacağım. Sağ, sol, demokrat, muhafazakâr da değil. Israel'de seçimler derken, bir Israellinin sabah gözünü açtığı andan itibaren yaptığı küçük seçimlerden bahsediyorum. Gün genellikle kahveyle başlar. Güzel bir sütlü kahve mi, sert bir espresso mu? Evde mi içilecek, aşağıdaki kafede mi? Yanına bir şey yenilecek mi, yoksa "bugün dikkat ediyorum" deyip öğlene kadar dayanılacak mı? Sonra işe nasıl gidileceği seçilir. Waze üç yol gösterir. Israelli dördüncüsü


İsrael'de Sorulmayan Sorular
Bir Israelliye sorulmaması gereken soruları düşündüm. Sonra fark ettim ki asıl sorun şu: Israel'de bunların çoğu zaten soruluyor. Maaşın ne kadar? Az kazanıyorsanız patronunuz cimridir. Çok kazanıyorsanız "iyiymiş" denir ama yüz ifadesi biraz değişir. Büyük ihtimalle iş değiştirmeniz gerekip gerekmediği de konuşulur. Evin kira mı, senin mi? Arkasından hemen "Ne kadara aldın?" gelir. Üç sokak ötede aynı evin daha ucuza bulunabileceği anlatılır. Mutlaka daha iyi bir emlakçı tan


10 Milyon Başbakan
Dışarıdan bakan biri için Israel siyaseti tam bir karmaşa gibi görünür. Koalisyonlar kurulur, bozulur. Erken seçimler hiç bitmez. Televizyonu açarsınız, herkes aynı anda konuşur. Taksiye binersiniz, şoför iki dakika içinde Başbakanın nerede hata yaptığını anlatır. Pazardaki satıcı, berber, üniversitedeki profesör... Herkesin bir fikri vardır. Daha doğrusu, herkesin mutlaka bir itirazı vardır. İlk bakışta insan şunu düşünmeden edemez: "Bu kadar çok sesin olduğu bir ülke nası


İsrael'de Herkesin Bir Hikâyesi Vardır
İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insan ilginç bir şey fark ediyor: burada hiç kimse sadece "burada doğmuş biri" değil. Birisi Fas'tan gelmiş bir ailenin üçüncü kuşağı. Bir başkasının dedesi Polonya'dan kurtulmuş. Bir başkasının annesi Etiyopya'dan yürüyerek gelmiş. Bir başkası geçen yıl Paris'ten, New York'tan, Moskova'dan bavulunu alıp gelmiş. Ve insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Neden? İnsan neden bildiği dili bırakır? Neden alıştığı sokakları, arkadaşlarını, çocu


İsraelli mi, Yahudi mi?
Yanlış soru bu aslında. Ama insanı doğru yere götürüyor. Israel'de birine "Sen kimsin?" diye sorarsanız tek bir cevap alamazsınız. Biri "Önce Yahudiyim" der. Bir başkası "Ben her şeyden önce İsraelli yim" der. Bir diğeri omuz silker; ikisi de, ikisi de değil, ya da ikisi birden. Dışarıdan bu bir çelişki gibi görünür. Değildir. Bu özgürlüğün kendisidir. Dünyanın büyük bölümünde kimlik insanın seçtiği değil, içine doğduğu bir şeydir. Devlet tarafından tanımlanır, okulda öğretil


İsrael'in En Büyük İhracatı: Umut
Bir ülkenin gücünü anlamak istiyorsanız çocuklarına bakın. Sen de çocuğuna bak. O senden daha iyi olacak mı? Senin bildiklerini biliyor mu? Senin taşıdığın yükü taşıyor mu? Senin korkularını değil, senin umutlarını mı taşıyor? Kendi dilinde düşünüyor, kendi kültüründe büyüyor, kendi toprağında kök salıyor mu? Başka bir yerde bu böyle olmazdı. Başka bir yerde ya asimile olmak zorunda kalırdı. Çoğunluğa benzeyerek, kendinden bir şeyler bırakarak. Ya da izole kalmak zorunda


En ahlaki görev: kaybolmamak
Yahudilik dışarıdan bakınca kolay anlaşılan bir şey değildir. Çünkü Yahudilik tek bir kalıba sığmaz. Din de değildir sadece, millet de değildir sadece. Kültür, soy, gelenek — bunların hepsi var içinde, ama hiçbiri tek başına yetmez. Yahudilik bunların hepsinin birlikte yaşadığı çok eski bir aile hafızasıdır. Annesi Yahudi olan biri, inanmasa da Yahudi kabul edilir. Sinagoga gitmese de kaşer yemese de Tanrı hakkında şüpheleri olsa da Yahudi kalır. Başka dinlerin kolay anlaya




















