11 Eylül Anıt ve Müzesi, Mamdani, ve ötesi

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaş grubuyla uzunca bir ABD seyahati yaptık. Seyahatimizin ilginç duraklarından biri de New York’taki ‘’ground zero’’nun yerine dikilen 11 Eylül Anıt ve Müzesiydi.
Amerikalılar terörist bin Laden’in önderliğinde yıkılan iki kulenin yerine beş tane çok güzel bina dikmişler, (Oculus bunlardan biri), ki aralarında olayı ölümsüzleştiren anıt ve müze de var.
Bu arada ikiz kulelerin izdüşümüne de dibi görünmeyen iki dev havuz yapılmış. Havuzların etrafına da katliamda yaşamlarını yitirenlerin adları kazınmış.
Bu binaları gezerken özel bir şansa sahiptik..... Rehberimiz !
ABD’de yaşayan çok yakın bir arkadaşımız var.
İşte bu rehber hanım da onların evlilik yoluyla bir yakınları. Turumuzu düzenleyen de, anlatan da oydu.
Hanım bizim yaşlarda. Adına dilerseniz Kristina diyelim. Emekli bir hanım ve müzeyi gezen gruplara gönüllü olarak rehberlik ediyor.
11 Eylül olay günü, (yani tam 25 yıl evvel), Kristina çalıştığı şirkette müdür. Güney kulenin 38nci katında yazıhaneleri var.
Ansızın kuzey kulede çok şiddetli bir patlama ve alevler görüyor. Sağduyusu çok kuvvetli Kristinanın. Hemen tüm çalışanlarını toplayıp aşağıya inme kararı alıyor. Şanslarına o sırada asansör hala çalışıyor.
Aşağıya inip can havliyle olay yerinden mümkün olduğunca hızlı koşarak uzaklaşmaya çalışıyorlar.
İçinde bulundukları güney kule de birkaç dakika içersinde yerle bir oluyor.
İki kulede bulunan üç bin kadar insan yaşamını yitiriyor. (17 / 18 bin kişi de şans eseri kurtulabiliyor.)
Kristina ve çalışanları müdirelerinin sağduyusu nedeniyle hayatta kalıyor.
Olayı bizzat yaşamış bir hanım rehberle bu yerleşkeyi gezmek başka türlü anlamlıydı tabii.
7-8 senedir İYT’de yazı yazmak maalesef bana fazla politik bir kişilik kazandırdı.
Ve müzeyi gezerken şu soru ÇOK FENA HALDE kafamın içinde dolaşmaya başladı.
‘’Sevgili Kristina, 11 Eylül katliamını bizzat yaşamış bir New York’lu olarak Hamas ve Müslüman Kardeşlerin destekçisi Mandini’yi nasıl olur da Belediye Başkanlığına seçersiniz?’’
Bu müze turunu organize eden ABD’li arkadaşımı ve eşini çok severim. Evlilik yoluyla da olsa bir akrabalıkları olan Kristina’ya bu soruyu yöneltmeden evvel onların onayını almak istedim.
Yüz ifadelerinden bu soruyu sormamdan rahatsızlık duyabileceklerini kestirdim ve sorumdan vazgeçtim.
Yine de grupça gittiğimiz öğle yemeğinde çok daha masum olan şu soruyu sordum:‘’Kristina, yeni belediye başkanınızdan memnun musunuz?’’
Cevap olumluydu.
Kristina Mamdaniden memnundu.
Çok etkileyici bir yeri görmenin verdiği tatminle otelimize döndük.
Herkesin kafası değişik zaman ve şekillerde çalışır.
Benimki de ya sabah çalışır ya da gece yarısı malum nedenlerle kalkıp da hemen uyku tutmazsa, işte o zaman çalışır.
Gece yarısı kafama takıldı.
İki saate yakın dolaşmıştık bu yerleri. Vurgu kuvvetli olarak olay günü itfaiyecilerin canlarını hiçe sayarak yaptıkları kahramanlıklara ve olay sonrası New Yorkluların kenetlenmesine odaklanmıştı.
Her ikisi de alkışlanacak yaklaşımlar.
Tamam da 3000 kişiye yakın can alan, bu köktendinci siyasal İslamın teröristlerinden hiç mi bahsetmek gerekmezdi?
Kristina bu konuda tek kelime söylememişti.
Gezdiğimiz hiçbir durak veya panelde de bununla ilgili herhangi bir şey görmemiştim.
İyi bir gözlemci değilim. Kaçırmış olabilirdim. Ertesi sabah grubumuzdaki iyi bir gözlemci olduğuna inandığım bir hanım arkadaşımıza sordum. Acaba o, bu terör olayıyla ilgili herhengi bir ifade, yazı, resim görmüş müydü?
Cevap olumsuzdu.
Anlaşılan bu görkemli yerleşkeyi yapan Amerikalılar, ‘’politically correct’’ olmayı, hiçbir azınlığı karşılarına almamayı yeğlemişler, ve Bin Laden ve ekibinin gerçekleştirdiği bu katliamın sorumlularını ve ideolojilerini görmezliğe gelmeyi yeğlemişlerdi.
Sanki birileri uzaydan gelmiş, iki kuleyi indirmiş ve çekip gitmişlerdi.
Ertesi sabah ABD’li arkadaşım ve eşi, Kristina’nın yemekte benim soruma verdği cevaptan şaşırdıklarını belirtiler.
(Bir parantez açayım. Arkadaşım ve eşi koyu Demokrattırlar, İsraeli çok severler, sık sık burayı ziyaret ederler ve çocuklarından biri de ülkemizde yaşar.)
Şaşırdıkları şuydu. İki Yahudi torunu olan Kristina nasıl olur da Mamdani’nin antisemitizmliğinden rahatsızlık duymazdı?
Bir adım daha ileri gittim.
Malum bugün AI’sız adım atmaz olduk. Chat GPT ile konu hakkında 12, (yazıyla oniki!) dakika süren bir sohbete girdim. Terör saldırısı, köktendinci İslam, El Kaida, Bin Laden tipinde TEK BİR SÖZ YOK !
Değerli (!) New Yorklular:
Siz böylesine gaddar bir katliamdan sonra bile susmayı, bu vahşeti genç nesillerinize aktarmamayı seçerseniz eğer, bugün Mamdaniyi belediye başkanı olarak seçer, 7-8 sene sonra da ABD başkanlığına dahi getirirsiniz.
Size, kendi dilinizde, Gatestone direktörlerinden Lawrence Kadish’in sözlerini hatırlatayım:
‘’A nation that cannot say the word ‘’terrorism’’ when the facts require it, will not stop the next attack in time.’’
Serbest tercümesiyle, ‘’Gerektiğinde terörizm lafını etmekten çekinen bir millet, ilerde gelecek terör saldırısını zamanında önleyemeyecektir.’’
Vah zavallı ABD, vah zavallı yaşadığım ülke ve vah zavallı Batı dünyası !!
Neler bekler sizi, neler?
Bond, CHAKIM
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar