10 Milyon Başbakan
- 15 dakika önce
- 1 dakikada okunur

Dışarıdan bakan biri için Israel siyaseti tam bir karmaşa gibi görünür.
Koalisyonlar kurulur, bozulur. Erken seçimler hiç bitmez. Televizyonu açarsınız, herkes aynı anda konuşur. Taksiye binersiniz, şoför iki dakika içinde Başbakanın nerede hata yaptığını anlatır.
Pazardaki satıcı, berber, üniversitedeki profesör... Herkesin bir fikri vardır. Daha doğrusu, herkesin mutlaka bir itirazı vardır.
İlk bakışta insan şunu düşünmeden edemez: "Bu kadar çok sesin olduğu bir ülke nasıl ayakta kalabiliyor?"
Cevabı zamanla anlıyorsunuz.
Burada insanlar siyaset konuşmuyor aslında.
Sahip çıktıkları şey ülke.
Israel'de vatandaş olmak sadece seçim günü oy vermek değildir.
Yanlış gördüğünü söylemektir.
Daha iyi bir fikrin varsa paylaşmaktır. "Ben olsam..." diye başlayan cümleler kurmaktır. Çünkü herkes, ülkenin geleceğinde kendi payı olduğuna inanır.
Bizim kültürümüzde eski bir söz vardır: "İki Yahudi bir araya gelirse, üç fikir çıkar."
Bu sadece hoş bir espri değildir.
Yüzyıllardır süren bir düşünme biçimidir. Sorgulamak, itiraz etmek ve tartışmak burada saygısızlık değil; hayata katılmanın bir yoludur.
Elbette bunun bir bedeli var.
Tartışmalar uzuyor.
Hükümetler değişiyor.
Kimse kimseyi kolay kolay ikna edemiyor.
Ama bunun büyük bir kazancı da var.
Bu ülkede insanlar kendilerini seyirci gibi hissetmiyor.
Herkes, bu hikâyenin içinde olduğunu biliyor.
Belki de bu yüzden en sıradan insan bile ülkenin geleceği hakkında konuşma hakkını kendinde görüyor.
Çoğu toplumda sessizlik düzenin işareti sayılır.
Israel'de ise sessizlik çoğu zaman ilgisizliktir.
Belki de bu ülkenin gerçek gücü burada yatıyor.
Herkesin aynı fikirde olmasında değil...
Herkesin, "Bu ülke benim de sorumluluğum." diyebilmesinde.
İşte bu yüzden, Israel'de 10 milyon başbakan yaşıyor.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar