İsrael'de Herkesin Bir Hikâyesi Vardır
- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur

İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insan ilginç bir şey fark ediyor: burada hiç kimse sadece "burada doğmuş biri" değil.
Birisi Fas'tan gelmiş bir ailenin üçüncü kuşağı.
Bir başkasının dedesi Polonya'dan kurtulmuş.
Bir başkasının annesi Etiyopya'dan yürüyerek gelmiş. Bir başkası geçen yıl Paris'ten, New York'tan, Moskova'dan bavulunu alıp gelmiş.
Ve insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Neden?
İnsan neden bildiği dili bırakır?
Neden alıştığı sokakları, arkadaşlarını, çocukluğunun geçtiği şehri bırakır?
Neden bazen ekonomik rahatlığını bile bırakıp dünyanın en karmaşık bölgelerinden birine gelir?
Dışarıdan bakınca bunun cevabı bazen fanatizm gibi görünebilir.
Ama burada yaşayanların hikâyelerini dinledikçe başka bir şey anlıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir ülkeye gelmiyor. Bir hikâyenin içine giriyor.
Yahudi tarihinde "ev" her zaman bir adres olmadı. Bazen bir dua oldu. Bazen bir sofrada tekrar edilen bir aile hikâyesi. Bazen de sadece iki kelime: "Belki bir gün."
Ve o "bir gün", bazı insanlar için gerçekten geliyor.
Israel'e yeni gelen birini gördüğünüzde bunu hissediyorsunuz. İbranicesi zayıf olabilir. Kimseyi tanımıyor olabilir. Bürokrasiyle boğuşuyor olabilir. Hatta bazen kendi kararından korkuyor bile olabilir.
Ama gözlerinde garip bir şey vardır. Yeni bir yere gelmiş gibi değil; çok uzun zamandır gitmesi gereken bir yere nihayet ulaşmış gibi.
Modern dünyada insanlar genellikle daha rahat yaşamak için göç eder. Burada ise insanlar bazen daha rahat bir hayatı bırakıp gelir.
Çünkü bazı kararlar konforla açıklanamaz.
Bazı kararlar aidiyetle açıklanır.
Belki çocuklarının kendi dilinde düşünebilmesi için geldiler. Belki torunlarının kim olduklarını açıklamak zorunda kalmaması için. Belki de hayatlarında ilk kez tarihin misafiri değil, sahibi gibi hissedebilmek için. Bunları sormaya gerek yok. Çoğu zaman gözlerinden okunuyor zaten.
Bu ülkeye gelen insanların çoğu daha iyi bir hayat aradıkları için gelmiyor. Kendilerine ait bir hayat aradıkları için geliyor.
Ve insan bu hikâyeleri dinledikçe şunu düşünmeden edemiyor: Belki İsraelli olmak bir pasaporta sahip olmak değildir.
Belki İsraelli olmak, dünyanın neresinde yaşarsan yaşa, bir gün eve dönme ihtimalini kalbinin bir köşesinde taşımaktır.
Ve belki de o ihtimali hayatı boyunca taşıyan herkes, farkında olmadan zaten biraz İsraellidir.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Yorumlar