top of page



Görsel: ChatGPT desteğiyle hazırlanmıştır.
Görsel: ChatGPT desteğiyle hazırlanmıştır.

İYT | SEÇİM 2026 – SEÇMEN BİLGİLENDİRME REHBERİ

BİLGİYLE KARAR VERİN


Seçim 2026’da İki Dikkat Çeken Parti: RA’AM ve AMCHA YISRAEL


İYT Seçim 2026 – Seçmen Bilgilendirme Rehberi’nin ilk parti tanıtımında, siyasi çizgileri birbirinden oldukça farklı iki oluşuma yer veriliyor.


RA’AM ve AMCHA YISRAEL.


Amaç herhangi bir parti lehine veya aleyhine değerlendirme yapmak değil partilerin kimler tarafından yönetildiğini, hangi görüşleri savunduklarını, seçimlerde öne çıkardıkları başlıkları ve güncel kamuoyu araştırmalarındaki durumlarını karşılaştırılabilir bilgilerle aktarmak.


RA’AM (United Arab List) | רע״ם

Parti Başkanı: Mansour Abbas



Fotoğraf: David Shay / Wikimedia Commons – CC BY-SA 4.0

Logo: RA’AM / Wikimedia Commons – Public Domain (PD-textlogo)


Mansour Abbas kimdir?

22 Nisan 1974’te Galile’deki Maghar’da doğan Mansour Abbas, Müslüman Arap bir ailede büyüdü.

Evli ve üç çocuk babasıdır eşi Yakoot İngilizce öğretmenidir ve Abbas bugün de Maghar’da yaşamaktadır.


Kudüs İbrani Üniversitesi’nde diş hekimliği eğitimi aldı, daha sonra Hayfa Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında yüksek lisans yaptı.

Gençlik yıllarından itibaren İslami Hareket içinde faaliyet gösterdi 2007’de hareketin güney kanadının genel sekreterliğine, 2018’de Ra’am başkanlığına seçildi.


Ra’am nasıl bir siyasi çizgi izliyor?

1996’da kurulan Ra’am, tarihsel olarak İslami Hareket’in güney kanadıyla bağlantılı, sosyal konularda muhafazakar bir siyasi oluşumdur.

Mansour Abbas döneminde parti Arap toplumundaki suç ve şiddet, konut, altyapı, eğitim, istihdam ve ekonomik eşitsizlik gibi günlük yaşam sorunlarını siyasi gündeminin merkezine daha fazla taşıdı.

İsrael-Filistin meselesinde bağımsız bir Filistin devletini destekleyen parti, İsrael’deki Arap vatandaşların eşitliği ve Arap yerleşimlerinin ekonomik gelişimi üzerinde de duruyor.


7 Ekim sonrası Abbas ve Hamas’a yaklaşımı

Abbas, 7 Ekim 2023 saldırılarını açık biçimde kınadı Hamas’ın sivillere yönelik eylemlerini “insanlık dışı ve haklı gösterilemez” olarak nitelendirdi ve bunların Filistin halkını temsil etmediğini söyledi.


Saldırıların ardından Hamas ve diğer silahlı gruplara kadın, çocuk ve yaşlı rehineleri serbest bırakmaları çağrısında bulundu ve bunu İslami değerler üzerinden de gerekçelendirdi.


Bununla birlikte Temmuz 2026’da KAN Reshet Bet’te kendisine Hamas’ın bir terör örgütü olup olmadığı ve yok edilmesi gerekip gerekmediği doğrudan sorulduğunda net bir evet-hayır yanıtı vermedi buna karşılık Ra’am’ın 7 Ekim katliamını ve terör eylemlerini hem sivil hem de dini açıdan kınadığını yineledi.


Dolayısıyla Abbas’ın 7 Ekim’deki saldırılara yönelik kınaması açık olmakla birlikte, Hamas’ın örgüt olarak tanımlanması ve geleceğine ilişkin sorularda daha ihtiyatlı bir siyasi dil kullandığı görülüyor.


2026’nın dikkat çeken hamlesi: Yoav Segalovitz

Ra’am’ın seçim öncesindeki en dikkat çekici hamlelerinden biri, eski Yesh Atid milletvekili ve emekli üst düzey polis komutanı Yoav Segalovitz’in listeye katılması oldu.


İsrael Polisi’nde tümgeneral rütbesine kadar yükselen Segalovitz, Soruşturma ve İstihbarat Birimi’ni yönetti daha sonra İç Güvenlik Bakan Yardımcısı olarak özellikle Arap toplumundaki organize suç ve şiddetle mücadele programında görev aldı.


31 Ağustos’ta Mansour Abbas ile birlikte adaylığını açıklayan Segalovitz, RA’AM’ın 7 Eylül’de resmen sunduğu seçim listesinde Abbas’ın ardından ikinci sırada yer aldı.

Segalovitz RA’AM’ın resmi parti üyesi olmayacak seçim sonrasında partinin Knesset grubunda yer alacak.


Segalovitz kendisini Yahudi, Siyonist ve seküler olarak tanımlıyor Abbas ise dindar Müslüman ve sosyal konularda muhafazakar bir siyasi çizgiden geliyor.

Bu nedenle din-devlet ilişkileri ve LGBT hakları gibi konulardaki görüş ayrılıkları ortadan kalkmış değil. Yapılan siyasi düzenlemeye göre Segalovitz’in bu başlıklarda bağımsız oy kullanabilmesi öngörülüyor. Bu modelin seçim sonrasında nasıl işleyeceği, Ra’am açısından izlenmesi gereken başlıklardan biri olacak.


Segalovitz’in yaklaşımında toplumsal yükün paylaşılması da önemli bir yer tutuyor.

Haredilerin askerlik veya hizmet yükümlülüğünün dışında kalmasına karşı çıkarken, Arap vatandaşların da uygun bir ulusal/sivil hizmet sistemine daha fazla katılmasını savunuyor.


Böylece Ra’am ile kurduğu ortaklıkta yalnızca Haredi askerliği değil, Arap toplumunun devlet hizmetine katılımı da tartışmanın parçası haline geliyor.


Güncel anketlerde Ra’am

Güncel araştırmalar Ra’am’ı genel olarak seçim barajının üzerinde, yaklaşık 4–5 sandalye aralığında göstermektedir.


30 Ağustos KAN/Kantar araştırmasında parti 4 sandalye alırken, 2 Eylül tarihli güncel araştırmada 5 sandalye seviyesinde ölçüldü.

Farklı araştırmalar arasında değişiklikler bulunmakla birlikte, son anketler genel olarak partiyi seçim barajının üzerinde gösteriyor. Segalovitz hamlesinin kalıcı bir oy artışına dönüşüp dönüşmeyeceğini söylemek için ise henüz erken.


AMCHA YISRAEL (People of Israel) | עם ישראל

Parti Başkanı: Ofer Winter


Fotoğraf: Nadav Margalit / Wikimedia Commons – CC BY-SA 4.0

Logo: Amcha Yisrael / Wikimedia Commons – Public Domain (PD-textlogo)



Ofer Winter kimdir?

Ofer Winter, İsrael Savunma Kuvvetleri’nde tuğgeneral rütbesine kadar yükselmiş emekli bir subaydır. Givati Tugayı ve 98. Tümen dahil çeşitli birliklerde komutanlık yaptı savunma bakanlarının askeri sekreterliği görevinde bulundu. 2014 Protective Edge Operasyonu sırasında Givati Tugayı’nı yönetti. Uzun askeri kariyerinin ardından siyasete girerek 25 Ağustos 2026’da Amcha Yisrael’i resmen tanıttı.


Amcha Yisrael nasıl bir siyasi çizgi izliyor?

Yeni kurulan parti kendisini sağ siyasi blok içinde konumlandırıyor. Winter, güvenlikte daha önleyici ve sert bir doktrin, Haredilerin IDF’ye entegrasyonu, yargı sisteminde değişiklik, organize suçla mücadele ve farklı toplumsal kesimler arasında birlik başlıklarını öne çıkarıyor.


Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor ve Gazze konusunda bölge sakinlerinin başka ülkelere göçünü teşvik eden bir politika savunuyor.


Amcha Yisrael, 7 Eylül’de aday listesini resmen sunarak seçimlere bağımsız katılacağını kesinleştirdi. Listenin ilk sırasında Ofer Winter, ikinci sırasında Arap-İsraelli aktivist ve eski Golani askeri Yoseph Haddad, üçüncü sırasında gazeteci Netali Shem-Tov yer alıyor. Onları Eran Ben Ari, Fleur Hassan-Nahoum ve Lali Deri izliyor.


Haredi askerliği: Hükümete katılmak için şart

Winter 2 Eylül’de tutumunu daha da somutlaştırdı askerlik yükümlülüğünü toplumun bütün kesimlerine yayacak bir yasa hükümet kurulmadan önce kabul edilmezse partisinin hükümete katılmayacağını açıkladı.


Bu çıkış, Haredi askerliği meselesini Amcha Yisrael’in yalnızca seçim vaadi değil, olası koalisyon görüşmelerinde ileri süreceği bir şart haline getiriyor.


Winter ayrıca partisinin sağ blokta olduğunu ve başbakanlık için Benjamin Netanyahu’yu önereceğini açıkladı.Bu nedenle Amcha Yisrael’in seçim barajını geçip geçmemesi yalnızca partinin temsilini değil, sağ blok içindeki sandalye dağılımını da etkileyebilir.


Güncel anketlerde Amcha Yisrael

Yeni parti için araştırmalar arasında belirgin fark bulunuyor.

30 Ağustos KAN/Kantar anketinde Amcha Yisrael 4 sandalye ile barajı geçerken, 2 Eylül tarihli bir başka araştırmada sandalye çıkaramıyor.


Güncel anket ortalamaları partiyi yaklaşık 4–5 sandalye civarında gösterse de sonuçların 0 ile 8 arasında değişebilmesi, seçmen desteğinin henüz oturmadığını ortaya koyuyor.


Bu nedenle Amcha Yisrael için en önemli soru, ilk dönemde oluşan desteğin %3,25’lik seçim barajının üzerinde kalıcı hale gelip gelmeyeceği.


İki farklı siyasi çizgi, bazı ortak gündemler

Ra’am ile Amcha Yisrael siyasi yelpazenin oldukça farklı noktalarında yer alıyor.

Buna rağmen 2026 seçimleri öncesinde iki partide de alışılmış siyasi kalıpların dışına çıkan aday tercihleri dikkat çekiyor: Ra’am, Yahudi ve Siyonist eski polis komutanı Yoav Segalovitz’i Mansour Abbas’ın hemen ardından listeye taşırken sağ çizgideki Amcha Yisrael Arap-İsraelli aktivist ve eski IDF askeri Yoseph Haddad’ı ikinci sıraya yerleştirdi.


İki oluşumun kesiştiği bir başka gündem ise hizmet yükünün paylaşılması. Segalovitz Haredilerin hizmet yükümlülüğünün dışında kalmasına karşı çıkarken Arap vatandaşların da ulusal/sivil hizmete daha fazla katılmasını savunuyor Winter ise Haredi askerliği konusunda yasa çıkmasını olası bir hükümete katılmanın ön şartı haline getiriyor.


Bu yaklaşımların seçmen davranışına ve gelecekteki koalisyon görüşmelerine nasıl yansıyacağını söylemek için henüz erken.


Anketler seçim sonucu değildir. Yalnızca yapıldıkları tarihteki seçmen eğilimleri hakkında fikir verir. Bu nedenle tek bir anket yerine farklı ve güvenilir araştırmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.


İYT NOTU

İYT herhangi bir siyasi parti veya adayı desteklememektedir.

Seçim 2026 – Seçmen Bilgilendirme Rehberi, toplumun seçim sürecinde bilgiye erişimine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmaktadır.

Ele alınan siyasi partiler için aynı temel yayın ilkelerinin uygulanması siyasi tercih ve değerlendirmenin ise tamamen okuyucuya bırakılması esastır.


Kaynaklar;



Kaynaklar: Siyasi partilerin resmi yayın ve programları, güncel basın yayınları, İsrael'in ana akım televizyon kanallarında yayımlanan kamuoyu araştırmaları ve bağımsız araştırma kuruluşlarının verileri.

Araştırma, derleme ve metin hazırlığında ChatGPT desteğinden yararlanılmıştır. İçerik, kaynaklar ve nihai metin yazar tarafından kontrol edilmiştir.


Ovi R. GÜLERŞEN

Bir önceki  yazımı okumak için tıklayın.








XVI. yüzyıl boyunca Avrupa, Atlantik ötesine yayıldı. Amerika’dan gelen yüksek miktarda gümüş ve genişleyen ticaret ağları dünya ekonomisini değiştirmeye başladı. Bu gelişmelerin Osmanlı üzerindeki etkileri özellikle yüzyılın sonlarında belirginleşti; artan fiyatlar, enflasyon ve savaşların yükselen maliyeti ekonomik düzen üzerinde baskı oluşturdu. Ticaret ve finans alanlarında önemli bir yere sahip olan Yahudiler bu dönüşümden önce yeni imkanlar elde ettiler, ancak yüzyılın sonlarında başlayan ekonomik ve mali sıkıntılar onların da yaşam koşullarını giderek zorlaştırdı. Kapitülasyonların verdiği ayrıcalıklar dolayısıyla Avrupalı tüccarlarla rekabette zorlandılar. Yüzyılın sonunda İngiliz ürünlerinin rekabeti, hammadde sıkıntısı ve artan vergiler Selanik'in kumaş sektörünü zora soktu.

 

XVII. yüzyılda Yahudilerin saraydaki eski önemleri de azalmaya başladı. Yahudi hekimlerden bazılarının İslam'a geçmesi, Yahudi hekimlerin görünürlüğünü azaltırken, diplomaside baş tercümanlık makamının 1660'ların sonlarından itibaren Fenerli Rumların elinde toplanması Yahudilerin daha önce üstlendikleri diplomatik aracılık rolünü daralttı. Bu değişim, Yahudilerin Osmanlı yönetimi içindeki eski etkilerinin zamanla daralmasına yol açtı.

 

Atlantik ve Hint Okyanusu ticaretinin büyümesi, Osmanlı ticaretini ve Yahudi tüccarların gelirlerini olumsuz etkiledi. Fakat değişen ticaret dengeleri bazı Yahudi toplulukları için yeni imkanlar da yarattı. Bunun en belirgin örneği İzmir'di. XVII. yüzyılda Avrupa ile Batı Anadolu ve doğu bölgeleri arasındaki ticaretin önemli merkezlerinden biri haline gelen İzmir, Yahudi tüccarları da kendine çekti ve cemaat hızla büyüdü. 1676'da Yahudi nüfusunun 12.000–15.000'e ulaştığı tahmin edilmektedir.


XVII–XVIII. yüzyıllarda Yahudiler

Bu devirde Osmanlı Yahudileri tipik bir cemaat hayatı yaşıyorlardı. Temel uğraşı sinagog, okul, yardım kurumları ve cemaat yönetimiydi. Ticaret ve sarraflığın yanı sıra zanaat, hekimlik ve tercümanlık gibi alanlarda da çalışıyordu. Devlet, Yahudilerin dinlerini ve cemaat kurumlarını sürdürmelerine izin verirken kıyafet ve yerleşim gibi alanlarda onları Müslümanlardan ayıran sınırlamalar da uyguluyordu.

 

Sakin cemaat hayatı pek çok savaş, felaket ve zaman zaman Yahudi karşıtlığı ve saldırılarla sarsılıyordu. Saldırıları yapanlar genelde Hıristiyanlar, nedenleri ise din kökenli klasik antisemitizm veya ticari rekabetti. 1663'te İstanbul'da ortaya atılan bir kan iftirası saldırıya dönüşünce merkezi yönetim müdahale ederek sorumluları cezalandırdı.

 

1660 Büyük İstanbul Yangını da Yahudi toplumunu doğrudan etkiledi. Eminönü'ndeki Yahudi mahallelerinin büyük bölümü yok oldu. Bölgenin yeniden düzenlenmesi ve Yeni Cami çevresinin oluşturulmasıyla Yahudilerin önemli bir bölümü başka semtlere taşınmak zorunda kaldılar.

1672 Osmanlı-Lehistan Savaşı sırasında da Yahudiler savaş ve yer değiştirmelerden etkilendi. Bununla birlikte iki ülke Yahudileri arasındaki ticari ve aile bağları sürdü; Osmanlı topraklarından gelen Sefarad tüccar ve aileler Lwów ve Zamość gibi merkezlere yerleşmeye devam ettiler.

 

İzmir'de ise XVIII. yüzyılda büyüyen Yahudi cemaati salgınlar ve yangınlarla ağır kayıplar yaşadı. 1772'deki yangınlarda şehirdeki tüm sinagoglar yandı, 28 sene ibadethaneleri olmadı. Ardından gelen salgınlar cemaatin hayatını sarstı1774'teki kan iftirası yeni bir saldırıya dönüştü.

 

Pidyon Shvuim (Esirlerin Fidyeyle Kurtarılması)

Lehistan'daki 1648 Hmelnitski Ayaklanması, modern tarihin en kanlı ve şiddetli katliamlarının biri olmasının yanı sıra Yahudi dünyasını sarsan en büyük trajedilerden biri olmuştur. Bölgede “aracı azınlık” olan Yahudiler, ayaklanma sırasında halk öfkesinin doğrudan odağı haline gelmiş ve isyancılar on binlerce Yahudiyi katletmişlerdir. 


Can güvenliği kalmayan kitlelerin çok küçük bir kısmı Osmanlı topraklarına kaçmayı başarabilmiştir. Bu süreçte on binlerce Lehli Yahudi, Hmelnitski’nin güçleri tarafından katledilmektense, onların askeri müttefiki olan Kırım Tatarlarına teslim olmayı tercih etmişlerdir. Esir alınan bu kitlelerin bir kısmı hayatını kaybetmiş, bir kısmı ise Müslümanlığı seçerek esaretten azat edilmiştir.  Tatarlar 1648-1658 yılları arasında hayatta kalan esirlerden yaklaşık 4,000 – 6,000 kadarını köle olarak satmak amacıyla İstanbul’a getirmişlerdir.

 

17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda ve bazı Avrupa devletlerinde köle ticareti yasal bir zemine sahipti; hatta Osmanlı Devleti bu ticareti resmi olarak gümrük ve pazar resmi adı altında vergiye bağlamıştı. Bu duruma 19. Yüzyılın ortalarından başlayarak aşamalı olarak son verildi.

 

İstanbul’daki Yahudi cemaati, esir dindaşlarını kurtarmak için merkezi Venedik’te bulunan ve Akdenizde faaliyet gösteren “Yahudi Esir Kurtarma Cemiyeti (Hevrat Pidyon Shvuim)” ile koordineli olarak devasa bir mali seferberlik başlatmıştır. Kendi kaynaklarının yanı sıra Avrupa ve İtalya'daki diğer cemaatlerle acil temaslar kurarak, 6.000 kadar esirin fidyeleri nakit olarak ödemiş ve onları hürriyetlerine kavuşturmuştur. Kurtarılan bu kişilerden 5.000 kadarı kalıcı olarak Osmanlı topraklarına yerleşirken, geri kalanlar Avrupa’daki diğer cemaatlerin yanına sığınmıştır. İstanbul'da kalan bu binlerce Polonya ve Ukrayna kökenli Aşkenaz Yahudisi, İstanbul Aşkenaz cemiyetinin ilk çekirdeğini oluşturmuştur.

 

Yahudi hukukunda, Hz. İbrahim’den beri, bir dindaşın esaret altında olduğu duyulduğu an her ne pahasına olursa olsun kurtarılması emredilir.  İbranice Pidyon Shvuim (Esirleri fidye vererek kurtarma) olarak adlandırılan bu ilke, esirin her an öldürülme, aç bırakılma veya tecavüze uğrama riski bulunmasından Tevratın en üstün yasal ilkesi olan "canı koruma" (Pikuach Nefesh) kavramının doğrudan bir uzantısı kabul edilmiştir. Kutsal kitapta doğrudan tek bir cümleyle yazılmamış olsa da hahamlar tarafından kesin hükme bağlanmış, sinagog inşası dahil tüm diğer hayır işlerinden daha önemli kılınmıştır.

Bu dini-hukuki ilkenin ve bunun Yahudilikte oluşturduğu dayanışmanın ne kadar kuvvetli olduğunu Venedik Amsterdam gibi yerlerde yaşayan Yahudilerin İstanbul’da esir pazarındaki Lehli Yahudileri kurtarmak için çalışmaları gösteriyor.


Sabetay Sevi ve Mesihçi hareket

İsa'nın yaşadığı dönemde Roma egemenliği, toplumsal eşitsizlikler ve dini gerilimlerin yarattığı ortamda Mesih beklentisinin güçlenmesine benzer biçimde, XVII. yüzyılın savaşlar, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal sarsıntılarla dolu ortam Yahudiler arasında kurtarıcı beklentilerini güçlendirdi.

 

Özellikle 25 sene süren Venedik savaşı, Anadoludaki Celali isyanları, ekonomik sıkıntıları, kıtlıklar yangın ve salgınlar batı şehirlerindeki toplumsal hayatı sarsıyordu. Lehistan’da 1648'de Chmielnicki önderliğinde başlayan Kazak ayaklanmasındaki Yahudi katliamlarının yarattığı travma, Mesih beklentilerini güçlendiren önemli bir gelişme oldu. Bunlara, Safed çevresinde gelişmiş olan Kabala'nın güçlü kurtuluş ve Mesih düşüncesi eklendi. Böylece zaten mevcut olan Mesihçi inançlar için elverişli bir ortam oluştu.

 

İşte böyle bir ortamda İzmirli Sabetay Sevi kendisini Mesih ilan etti. Hareket kısa sürede Osmanlı Yahudi dünyasına, Avrupa ve Kuzey Afrika'ya yayıldı. Yahudi cemaatinin tamamı Sabetay Sevi'yi kabul etmedi. Hahamlar ve cemaat ileri gelenleri arasında güçlü bir muhalefet vardı. Bazıları onu sahte Mesih ilan etti, taraftarlarını dışladı ve hareketi cemaat düzeni için tehlikeli gördü.



1666'da Osmanlı makamları Sabetay Sevi'yi tutukladı. Ölüm veya ağır ceza tehlikesiyle karşı karşıya kalınca İslam'ı kabul etti. Bunun üzerine ona inan Yahudilerin büyük bölümü onu sahte Mesih olarak görmeye başladılar. Ufak bir kısmı ise onun din değiştirmesini Mesihliğinin sona ermesi olarak değil, Mesih'in gizli görevinin bir parçası olarak gördü.

 

Dönme olarak adlandırılan bu grup İslam'a geçti. İlk Dönme toplulukları özellikle Edirne ve İzmir çevresinde ortaya çıktı. XVII. yüzyılın sonlarında Selanik'te belirginleşen Dönme topluluğu, XVIII. yüzyılda kendi dini ve toplumsal kurumlarını geliştirdi. Hayatlarını Müslüman olarak yaşarken kendi toplulukları içinde Sabetaycı inançlarını ve geleneklerini sürdürdüler. Osmanlı Devleti de onları gizlice Müslümanmış gibi davranan Yahudiler olarak değil, İslam'a geçmiş fakat ana akımdan farklı inançlarını gizlice sürdüren Müslümanlar olarak görüyordu.

Sabetay Sevi’nin başlattığı hareket böylelikle yeni bir dini-toplumsal topluluk ortaya yarattı. Dönmelerin daha sonraki yüzyıllarda Osmanlı siyaseti ve modernleşmesindeki komplo teorileri, ileride ele alınacak başka bir dönemde ele alınacaktır.

 

Frankos'lar, Levantenler, berat sistemi ve güvensizlik

XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ticaretinde Frankos'lar (Los Francos) ve Levantenler öne çıktı: Frankos’lar Livorno, Venedik ve Marsilya gibi Avrupa limanlarından gelen, çoğunluğu Portekiz kökenli Osmanlı tebaası olmayan Yahudi tüccarlardı. Levantenler Osmanlı tebaası olmayan Hıristiyan tüccarlardı. Her ikisi, Avrupa vatandaşlarının kapitülasyonlardan doğan imtiyazları sayesinde Osmanlı tüccarlarının ödemeye mecbur olduğu bazı vergilerden muaf oluyor, genel olarak çok düşük bir gümrük vergisi ödüyor ve yabancı konsoloslukların himayesinden yararlanıyorlardı. Sermayeleri ve Avrupa ticaret ağları sayesinde Selanik, İzmir, İstanbul ve Halep gibi merkezlerde etkili oldular.

 

Frankos ve Levantenlerin bu avantajları, Osmanlı tebaası olan yerli tüccarları rekabet etmekte zor durumda bıraktı. Yerli Yahudi tüccarlar da yabancı tüccarların sahip olduğu avantajlara ulaşabilmek için berat sisteminden yararlanan gruplar arasına girdiler. Osmanlı’daki konsolosluk ve elçiliklerdeki hizmetkar, tercüman ve diğer çalışanlara verilen “Berat’lar” bu kişileri yabancı devletlerin himayesi altına alan, cizye vergisi ödetmeyen bir ayrıcalıktı. Zamanla bu beratlar ticari amaçlarla da kullanılmaya ve tercümanlık görevi bulunmayan kişilere verilmeye başladı. Beratlı tüccarlar böylece yabancı tüccarlara tanınan vergi ve hukuki ayrıcalıklardan yararlanarak rekabet güçlerini artırdılar.

 

Berat sisteminin yaygınlaşması Osmanlı Devleti açısından önemli bir sorun haline geldi. Devlet kendi tebaasının bir bölümünün yabancı devletlerin himayesine girmesiyle vergi gelirlerinin ve yargı yetkisinin zayıflamasından rahatsızdı. İlber Ortaylı 18. yüzyıldaki bu beratlaşma hareketinin gayrimüslim tebaayı Osmanlı bürokrasisinin zihninde 'yabancı devletlerin içerideki birer uzantısı' olarak kodladığını ve sonraki yüzyıllarda yaşanacak kronik sadakat şüphesinin tarihsel temelini oluşturduğunu ileri sürer.

 

Devlet bu duruma bir son vermek için XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren çeşitli düzenlemelere yöneldi. 1802'de Avrupa Tüccarı adı verilen yeni bir statü ile, yabancı devletlerin himayesindeki tüccarların ayrıcalıkları düzenlenmek istendi. Bu süreç, XIX. yüzyılın başında Osmanlı ticaret hayatında yeni bir rekabet ortamının oluşmasına ve Yahudi tüccarların da bu yeni düzene uyum sağlamasına yol açtı.

 

Yeniçeriler ve Yahudiler: 1826'ya giden yol

Yahudiler ile Yeniçeri Ocağı arasındaki ilişki yüzyıllar öncesine uzanıyordu. Yahudi tüccarlar ve üreticiler, Yeniçerilerin başta çuha olmak üzere çeşitli ihtiyaçlarının karşılıyorlardı. Yahudi üretici ve tüccarlar düzenli bir müşteri kitlesine ulaşırken Yeniçeriler ihtiyaçlarını Yahudi bezirgânlar aracılığıyla karşılıyordu. Zamanla bazı Yahudi tüccarlar “ocak bezirganı” (ocağın lojistik ve finans ihtiyaçlarını karşılayan resmi tüccar) olarak Yeniçeri Ocağı ile sürekli ekonomik ilişkiler kurdu ve önemli servetler biriktirdi. Özellikle Selanik'teki çuha üretimi ve ticareti, Yeniçeri Ocağı'nın ihtiyaçlarıyla yakından bağlantılıydı. Yeniçerilerle ilişkilerinde Yahudi tüccarlar yalnızca ticari kazanç değil, devlet içindeki belirli ekonomik ağlara erişim de elde ettiler.

 

Yeniçeriler bu devirde askeri bir birlik olmaktan çıkıp İstanbul'da birer esnaf ve kabadayı birliğine dönüştüler. Etnik ve dini kimlik ayırt etmeksizin tüm Osmanlı tebaasına zarar verdiler. Bu çıkar ilişkisine rağmen Yahudi cemaati de bu zorbalıktan yağmalar zorla bahşiş verme yangınlar ve haraçların hedefi haline gelerek payını aldı.

 

XVIII. yüzyılın sonlarında Yeniçeri Ocağı'nın devlet içindeki konumu giderek daha fazla tartışılırken, Yahudi bezirganların Ocağın ekonomik düzenindeki yeri de devam etti. 1826'da II Mahmut Yeniçeri Ocağını kaldırdı. Bezirganlık sona erdi, çuha üreticileri ve Yeniçerilere mal sağlayan tüccarlar önemli müşterilerini kaybetti. Yeniçeri Ocağı ile ilişkilerinden büyük servet ve nüfuz kazanmış bazı Yahudi aileleri de bu değişimden ağır biçimde etkilendi. Kanun dışı işler yaptıkları iddiasıyla II Mahmut Yeniçerilerle çalışan önde gelen Yahudi sarrafları idam ettirdi.

 

Ocağın kaldırılmasıyla Selanik'teki geleneksel Yahudi çuha imalathaneleri en büyük müşterilerini kaybettiler ve dokuma sanayi zor günler yaşadı.

Vaka-i Hayriye ile Yahudi tüccar ve sarraflar büyük bir müşteriden olmuşlardı. Fakat Yahudilerin Osmanlı'daki konumunu belirleyecek daha kapsamlı değişim 1839'da Tanzimat'la başlayacaktı.


Daha fazla bilgi için

Değişen dünya, değişen Osmanlı, değişen Yahudi toplumu

Joseph R. Hacker, “Jews in the Ottoman Empire (1580–1839),” The Cambridge History of Judaism. Cambridge University Press 

Şevket Pamuk, “The Price Revolution in the Ottoman Empire Reconsidered,” International Journal of Middle East Studies. Cambridge University Press 

XVII–XVIII. yüzyıllarda Yahudilerin yaşamı

“Christian Anti-Semitism in the Ottoman Empire,” Belleten — 1663 ve 1774 kan iftiraları. Belleten 

“Smyrna,” Jewish Encyclopedia — İzmir Yahudi cemaati, 1772 yangını ve salgınlar. Jewish Encyclopedia 

Pidyon Şvuyim

Adam Teller, Rescue the Surviving Souls: The Great Jewish Refugee Crisis of the Seventeenth Century. Oxford Academic 

Adam Teller, “From Crimea to Istanbul,” Oxford” Academic 

Adam Teller, esirlerin fidyesi ve İstanbul'daki kurtarma faaliyetleri üzerine bölüm. Oxford Academic 

“The Redeeming of Captives” — İbrahim'in Lut'u kurtarması ile pidyon shevuyim arasındaki bağlantı. Jewish Theological Seminary 

Bereşit 14:14–16 — Abram'ın Lut'u kurtarması. Sefaria 

Sabetay Sevi ve Mesihçi hareket

“Sabbatianism,” YIVO Encyclopedia of Jews in Eastern Europe. YIVO Encyclopedia 

Cengiz Şişman, A Jewish Messiah in the Ottoman Court. Harvard University – CMES 

“Dönme,” TDV İslam Ansiklopedisi. TDV İslam Ansiklopedisi 

Frankos'lar, Levantenler, berat sistemi ve güvenin kaybolması

Cihan Artunç, “The Price of Legal Institutions: The Beratlı Merchants in the Eighteenth-Century Ottoman Empire,” Journal of Economic History. Cambridge University Press 

Diren Çakılcı, “Beratlı Tüccar'dan Avrupa Tüccarı'na Selanik'te Nizâm-ı Raiyyet Arayışı.DergiPark 

Joseph R. Hacker, “Jews in the Ottoman Empire (1580–1839).Cambridge University Press 

Yeniçeriler ve Yahudiler: 1826

Musa Kılıç, “Yeniçeri Ocağı ve Yahudiler Arasındaki İlişkiye Dair Bazı Tespitler.DergiPark 

“Turkey,” Jewish Encyclopedia — Yeniçeriler ve Yahudiler arasındaki ilişkiler. Jewish Encyclopedia 

“Carmona,” Jewish Encyclopedia. Jewish Encyclopedia 

Joseph R. Hacker, “Jews in the Ottoman Empire (1580–1839).Cambridge University Press


İsak DUENYAS


 

IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?





 

Unos kuantos anyos antes, el Rey de Espanya lo envito al Grande Rabino de Israel, Rav Yonah Metzger. La razon de la envitasion fue komemorar el 800’ten aniversario de la muerte del famozo mediko, filozofo i talmudisto, Maimonides. Maimonides nasio en Kordova, Espanya. Durante la seremoniya, el Rav le prezento al Rey una medalia de plata muy larga i torsida kon la korona del rey gravada enriva. El Rey egzamino el Shofar kon kuriozidad i le demando kualo es su orijin. El Rey le demando si este shofar proviene de Afrika. La respuesta fue "No, el shofar es de Israel’’. El rey kijo saver para kualo sierve esto. El Rav utilizo esta konversasion para akodrarle una istoria problematika de los judios. El rey lo estuvo oyendo kon kuriozidad.

 

 -Su Majestad, kreygo ke este regalo mos va permeter a eskapar muestra desepsion kon la istoria. Kinyentos anyos antes, kon la ekspulzion i la engizision de vuestros antepasados Fernando i Izabel, los judios espanyoles entraron en un periodo oskuro. Los judios ke estavan kompletamente entegrados en este pais, fueron ovligados a abandonarlo, ser kemados o kedarsen aki kon la kondision de konvertirsen al katolisizmo.

 

Los judios ke kedaron aki, yamados marranos, se komportaron komo katolikos ma kontinuaron a bivir en akordo kon la Tora. Ensendiyan las kandelas de Shabat aryento de los almaryos para ke la luz no briye. Diziyan las orasiones a boz basha. (La orasion Kol nidre se resita por sus memoria). Ma tenian un problem en Rosh Ashana. Komo sonar el shofar? Un direktor de orkestra ke en realidad era judio izo un plano muy orijinal. Propozo al rey i a la reyna ke eran muy enteresados en la muzika, de organizar un konserto kon todos los enstrumentos ke se tanyan en asoplando.

 

Esta propozision fue akseptada kon grande plazer. El shef ke desido ke el konserto seyga en Rosh Hashana, izo el program. El dia del konserto, el rey, la reyna i todos los novles se asentaron en las primeras siras. Los Marranos se mesklaron kon los miembros del publiko i se asentaron en las siras dalkavo. Todos los enstrumentos se tanyaron kon sira. A la fin, el direktor les prezento un kuerno komo el enstrumento el mas antiguo del mundo. Kuando el direktor empesó a sonar el shofar, los marranos asentados en las siras dalkavo resitaron estas dos orasiones a boz basha:

 

DIO SANTO, SENYOR DEL MUNDO, TU MOS BENDIZITES I MOS IZITES OYER EL SHOFAR, MUESTRO GRANDE I SANTO DIO, GOVERNADOR DEL MUNDO, GRASIAS PORKE MOS ESTAS MANTENIENDO BIVOS I MOS TRUSHITES ASTA ASTE DIA.

 

El shef sonó el shofar komo en la Alaha i todos se estuvieron kayados i aplodisaron muncho.

“Oy, Su Majestad”, kontinuo el Rav, “estamos aki de muevo despues de 500 anyos”. Esto muy kontente de tornar a Espanya, kero remersiarvos en el nombre de mi puevlo. Oy, mi puevlo ke bive en vuestro paiz esta puediendo gozarse de sus libertad, aziendo las fiestas i sonando sus shofares en las sinagogas renovadas. Grasias al Dio, puedo prezentarvos oy este shofar sin ser ovligado a eskonderme’’.

 

El rey aksepto el regalo kon grande plazer i disho: "Gran Rabino, resivi munchos regalos enteresantes del mundo entero, ma este es un simbolo istoriko i esto apresiando muncho esta istoria i el shofar.

El Rav disho ke kere azer una orasion por el rey. Los dos se alevantaron. El Rav serro los ojos i alargo sus manos asta la kavesa del rey i resito su orasion. Kuando avriyo los ojos, lo vido al rey yorando sin nesesidad de guadrarlo.


Dora NİYEGO

 

 

Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?

 











Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page