
Likutei Halahot’ta Rabi Nathan özgürlüğü sadece fiziksel kurtuluş olarak değil, bilinç değişimi olarak anlatır. Bu da bizi doğrudan Adar ayına götürür. Talmud’da geçen meşhur ifade: “Mi’şenihnas Adar marbin be’simha” – Adar girince sevinci artırırız. Bu sözün kaynağı Talmud Bavli’dir ve özellikle Masehet Ta'anit 29a’da geçer. Ama neden? Çünkü Adar, görünürde doğal olaylar içinde gizlenmiş mucizenin ayıdır.
Sefer Ester’de Tanrı’nın adı açıkça geçmez yani özgürlük gökten inmez- içeriden doğar. Bu tam da “eved ivri”nin hikâyesidir. Altı yıl çalışıp yedinci yılda özgür kalan İbrani hizmetkarı olan 'eved ivri'… Bu bölüm sadece maddi bir hizmetkardan değil, her birimizden bahsediyor. İnsan alışkanlıklarının kölesidir. Bir insan dışarıdan özgür olabilir ama içten içe bir tutsak olabilir: arzularının, üzüntüsünün inançsızlığının...
Kölelik insanın içgüdülerinin egemenliği altında olduğu durumu da temsil eder. Altı yıl, eylem dünyasına, bu maddi dünyada kendini geliştirmeye karşılık gelir Kişi bazen zincirini sever. Alışkanlık güvenlidir. Üzüntü tanıdıktır. Özgürlük ciddi bir suratla gelmez. Özgürlük neşeyle gelir. Rabi Nathan’a göre üzüntü ruhu daraltır; neşe ise genişletir. Ve ruh genişlediğinde kişi seçeneklerini görür. Bu yüzden: Altı yıl doğa düzeni… Yedinci yıl Şabat bilinci…
Adar bize şunu ekler: Şabat bilincine giden kapı Simha’dır yani neşeli olmak… Yedinci gün Şabat ya da Yedinci yıl Şemita içsel özgürlük seviyesine, Tanrı'ya dönüşe denk gelir. Kulağın delinmesinin sebebi nedir? Tora'da hizmetçi özgürce dışarı çıkmayı reddederse kulağının delineceği belirtilir. Rabi Nathan şöyle açıklıyor: Sina'da "İsraeloğulları Benim kullarımdır" sözünü işitti; yine de bir insanın kulu olmayı seçti. Gerçeği duyduk. Ruhumuz, Tanrı'ya ait olduğunu biliyor ama bazen alışkanlık ya da korku nedeniyle zincirlerimizde kalmayı tercih ederiz.
Geçen hafta okunan Peraşa konusu “Mişpat” kendini yargılamak demektir ama Adar şunu fısıldar: Kendini yargılarken bile yüzünde hafif bir tebessüm olsun. Kendine şöyle diyebilmek: “Evet, burada düştüm ama ben düşüşüm değilim.” Bu, kişisel gelişimde devrimdir. Kendini acımasızca eleştirmek köleliktir. Kendini dürüst ama şefkatli değerlendirmek özgürlüktür.
Adar’da Yahudi halkı fiziksel olarak yok olma tehdidindeydi ama içsel olarak kimliklerini seçtiler. Gerçek özgürlük şudur: Durumunu değil, tepkini seçmek. Üzüntüyü değil, imanı seçmek. Kurban bilincini değil, sorumluluk bilincini seçmek. Rabi Nathan’ın diliyle: İnsan Tanrı’ya kulluğu seçtiğinde, başka hiçbir şeye köle kalmaz. Adar bize şunu söyler: Neşe bir duygu değil — bir karardır. Ve belki de Eved İvri’nin kulağı bu yüzden delinirdi: Duyduğun hakikati seçmeye cesaretin var mı? Adar’da cevap şudur: Evet. Bu yıl zincirimi değil, özgürlüğümü seçeceğim...
ADAR ayının Roş Hodeş günleri salı ve çarşamba günleridir. Hodeş Tov U Mevorah…
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Ben, vicdanım, mantığım ve kalbim pek iyi geçinemiyoruz.
Bir karar vermem gerektiğinde, sanki aynı odada toplanıp yüksek sesle tartışmaya başlıyorlar. Mantık hesap yapıyor, vicdan sınır çiziyor, kalp itiraz ediyor. İşin içine öfke giriyor, kıskançlık karışıyor, geçmişte yaşananlar söze atılıyor. Korku susmuyor, sevgi araya girmeye çalışıyor.
Sonra her şey birbirine karışıyor ve karar vermek neredeyse imkânsız hale geliyor.
Bu hissi çoğumuz tanıyoruz.
Şimdi İsrael’i böyle düşünün. Bir ülke gibi değil, bir insan gibi. Sanki kendi benliği varmış gibi. Kendi iç sesi, kendi vicdanı, kendi korkuları ve arzuları varmış gibi.
Şimdi de bu “benliğin” bir seçim yapmak zorunda kaldığını hayal edin.
Bir anda her şey birbirine giriyor, değil mi?
Çünkü İsrael tek bir duyguya sahip değil. Aynı anda birçok şey hissediyor.
Güçlü olmak istiyor ama vicdanını kaybetmek istemiyor.
Güvende olmak istiyor ama yalnız kalmaktan korkuyor.
Haklı olmak istiyor ama bazen bunun bedelini de biliyor.
Bazen çok öfkeli.
Bazen çok yorgun.
Bazen umutsuz.
Bazen de şaşırtıcı derecede vicdanlı ve umutlu.
İsrael sürekli kendi içinde tartışıyor. Kendiyle kavga ediyor. Aynı insan gibi.
Kiminle dost olacağına, kiminle mesafeli duracağına karar veriyor. Çıkarlarını düşünüyor, riskleri hesaplıyor, bazen sezgileriyle hareket ediyor. Bazen kazanıyor, bazen kaybediyor. Bazen doğruyu yapıyor, bazen sonradan pişman oluyor.
Ama bir şey çok net: İsrael pasif bir varlık değil. Başına gelenleri sadece yaşayan bir yer değil. Seçim yapan bir varoluş.
Nereden geldiği belli. Ama nereye gideceğini kendi belirlemeye çalışıyor.
Tıpkı bizim gibi.
Bu yüzden İsrael’i sadece bir toprak parçası, bir vatan ya da bir ev olarak görmek eksik kalıyor. İsrael aynı zamanda bir benliktir. Bir ruh halidir. Çelişkileriyle, hatalarıyla, cesaretiyle yaşayan bir varoluştur.
Ve belki de asıl mesele şudur:
İsrael’i anlamaya çalışırken aslında kendimizi anlıyoruz. Çünkü İsrael’in yaşadığı o iç kavga, bizim günlük kavgamız. O çelişkiler, bizim çelişkilerimiz. O korkular, bizim korkularımız. O umutlar, bizim umutlarımız.
İsrael bir seçim yapmak zorunda kalınca vicdanıyla mantığı çarpışıyorsa, biz de öyle değil miyiz?
İsrael geçmişiyle hesaplaşıyorsa, geleceğinden korkuyorsa, yine de direnmek zorundaysa, biz de öyle değil miyiz?
İşte bu yüzden, biraz daha derine indiğimizde şunu fark ediyoruz:
Aslında her birimiz İsraeliz.
Çünkü her birimiz aynı iç savaşı veriyoruz. Aynı çelişkilerle yaşıyoruz. Aynı bedeli ödemeye çalışıyoruz. Ve aynı umutla ayakta kalmaya çalışıyoruz.
İsrael bir ayna. Ona baktığımızda, kendimizi görüyoruz.
Ve ben İsrael’i çok ama çok seviyorum.
Ezra BEHAR
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?

Güncelleme tarihi: 23 Şub

Petah Tikva Belediyesi ve İsrael’deki Türkiyeliler Birliği’nin iş birliğiyle 22 Şubat günü düzenlenen özel geceye Petah Tikva Belediye Başkanı Rami Greenberg, İYT Eş Başkanı Eti Adato Granit, İYT Moatsa Eş Başkanı Ovi Roditi Gülerşen ve kalabalık bir izleyici kitlesi katıldı.

Geceyi bütün organizasyonda emeği geçen geçen İYT Başkan Yardımcısı Roni Sarfati sundu.
İlkin konuşmak üzere kürsüye davet edilen Petah Tikva Belediye Başkanı Rami Greenberg çok farklı ülke ve kültürlerden gelen grupların kente oturduklarını ve İsrael’in kuruluşundan çok daha eski bir tarihe sahip olan Petah Tikva’nın gün ve gün geliştiğini belirtti.
İYT Başkanı Eti Adato Granit 60 yıldan eski bir tarihi olan Türkiyeliler Birliği’nin Sohnut, Göç ve Uyum Bakanlığı, Sefarad Federasyonu, İtahdutlar Birliği gibi devlet kurumu ve organizasyonla çok iyi ilişkiler içinde bulunduğunu ve etkin görev aldığını açıkladı.

Etkinliğin ilk bölümünde Soni Yanarocak’ın da dahil olduğu Petah Tikva’nın bir müzik topluluğu olan “Kolot HaMoşavot” korosu sahne alarak herkesin beğenisini kazandı.

Gecenin akışı içinde Petah Tikva şehrine ve özellikle toplum üyelerine uzun yıllardır verdikleri değerli hizmetlerden dolayı İYT Petah Tikva şubesi başkanlığını da yapmış olan David Dayan ve Rekaneti Yaşlılar Yurdu’nun uzun yıllar müdürlüğünü yapan Roni Aranya’ya İYT Eş Başkanları Eti Adato Granit ve Ovi Roditi Gülerşen tarafından birer onur plaketi sunuldu.
Gecenin ikinci bölümünde Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak “Türkiye Yeni İran mı Olacak” konulu ilgiyle izlenen bir konuşma sundu.



































