
Sigun la tora i la bibla, Ruth fue una mujer muy virtuoza. Malgrado ke era de orijin diferente, aksepto el djudaismo i dyo su nombre al “Livro de Ruth”.
Mezmo dospues de la muerte de su marido, la konosimos kon su buena voluntad ke no abandono a su esfuegra Noemi, ke desho su pasado pagano i ke fue bis nona del rey Davit.
Meldamos sus famozas frazas ke le disho a su efuegra Noemi:
“tu puevlo sera mi puevlo, tu dyo sera mi dyo”
El nombre RUTH es de orijin ebreo, sinyifika “amiga” “kompanyera”

Agora vamos a konoser otra Ruth ke izo un grande sakrifisyo por su ermaniko Daniel.
En el anyo 1905, una ijika de katorze anyos nombrada Ruth Peterson biviya kon sus padres en New York. Dospues de un grande fuego, kedaron sin kaza i sin morada, sus paryentes la mandaron a Ruth i su ermaniko nasido antes sesh semanas a un orfelinato. Poko tyempo dospues Ruth oyo dizir ke el orfelinato no los puede mantener i ke los van a mandar a famiyas diferentes.
Ruth ke oye esta idea, de vista izo un plano, porke nunka podriya espartirse de su ermaniko ke lo durmiya en sus brasos.
El dia ke la ivan a dar a Ruth a una famiya, se alevanto byen demprano lo tomo a Daniel de la kamareta de kriyos, lo emburujo a un sako ke lo aparejo de la noche, komo si fuera sus vestimyentas, avyo burakitos para ke tome reflo i se suvyo al treno de guerfanos ke se iva a ir Nebraska a su mueva famiya.
Durante tres largos diyas de kanino lo miro, le dyo a komer, lo kalmo lo durmyo.
Kuando el treno arivo a Nebraska un marido i mujer mr. I mss. Johsons la aresivyeron kon kerensya i la yevaron a sus kaza.
Kuando arivaron, Ruth avyo el sako lo mostro a Daniel. En yorando les konto su dezastro i el plano ke izo por no espartisrse de su ermaniko.
Marido i mujer kedaron enkantados de ver esta ija korajoza ke les estava arogando ke lo aksepten a Daniel.
Madam Jonshon kon las lagrimas en los ojos le disho a su marido;
“Esperavamos un ijo el dyo mos mando dos”
Los abrasaron kon kerensya los edukaron i les dyeron sus alkunya.
Ruth kon Daniel Johnson se engrandesyeron en una famiya maraviyoza kon kerensya, se kazaron, tuvyeron kriaturas ma nunka kedaron leshos de esta famiya i Daniel nunka se olvido el sakrifisyo ke izo su kerida ermana Ruth.
Ruth muryo en el anyo 1974 en Nebraska. Syempre repeto estas palavras:
“La famiya no se trata solo de sangre, se trata de kerensya de proterjarse el uno kon el otro.
Grasyas a los Johnsos ke mos adoptaron ansi formimos una ermoza famiya”.
HAG SHAVUOT SAMEAH.
Forti BAROKAS
Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?

2023 ün başında Netanyahu’nun kurduğu koalisyon, halkın büyük bir kısmı tarafından kabul edilmeyen adalet reformu girişimi, Netanyahu’nun bitmeyen davaları, pek çok politik skandallar; 7 Ekim’le başlayan ve devamlı genişleyerek İran’a kadar uzanan savaş gibi çok sorunlu bir dönemde hükümet oldu. Böyle bir çalkantıda, bu kadar ciddi sorunlar varken bunlardan birisinin erken seçime yok açacağını düşünmek normaldir. Fakat bu, normal ülkeler için geçerli. İsrael seçime gidiyor ama nedeni yukarıda yazdıklarımın hiçbiri değil.
Israel siyasetinde Harediler (ultra dinci kesim), koalisyon hükümetlerinin hem en sadık ortakları hem de her an pimi çekilmeye hazır el bombaları olarak bilinir. Din, bütçe ve askerlik gibi "kırmızı çizgilerine" dokunulduğu an koskoca hükümetleri gözlerini kırpmadan devirmişlerdir. Nitekim bu sefer de koalisyonun devrilmesinin nedeni Harediler veya onlara verilip tutulmayan sözler.
Netanyahu, Haredi ortaklarına (Aguda, Degel Hatora ve Şas) onları koruyacak yeni bir yasa sözü vermişti. Geçirilecek yasa din eğitiminin askerlikle eşdeğer sayılmasını ve Haredilerin muafiyet yaşlarını küçülterek askere alınmalarını tamamen önlemesini öngörüyordu.
Bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Haredilerin askere gitmek istememelerin kimine göre bahane, olan pek çok nedeni var. İnançlarına göre din eğitimine ara verilemez, kadın erkek beraber çalışamazlar aynı ortamda askerlik yapamazlar gibi. Fakat bütün bunların altında yatan en önemli neden askere giden Haredilerin dinden uzaklaşıp daha seküler olmaları tehlikesi. Tehlike nerede? Hiçbir koyu dindar kimsenin dinden uzaklaşmasını istemez. Fakat bunun yanı sıra “Dinden çıkanlar” çoğalırsa Haredi partilerin alacakları oylar azalır, milletvekili sayıları düşer, bütçeler ve nüfuz azalır. Dolayısıyla “din eğitimi yapmayanlar askere gitsinler” teklifi de liderleri tarafından kesinlikle reddediliyor.
Senelerdir yasama ve yargı erkleri ile mücadele veren hükümet, bir türlü Haredileri, daha liberal milletvekillerini ve olan kanunların çiğnenmemesini sağlayan yüksek mahkemeyi tatmin edebilen bir kanun tasarısı oluşturamadı. Gazze savaşı sonrası toplumda "Herkes askere gitmeli" baskısı tavan yapmışken, Yüksek Mahkeme Haredilerin tüm askeri muafiyetlerini ve devlet burslarını dondurdu.
Netanyahu geçtiğimiz hafta mecliste bu muafiyet yasasını geçirecek çoğunluğu bulamadığını Haredi liderlere itiraf edince, dindar partiler "Bize verdiğin sözü tutmadın, artık sana güvenmiyoruz" diyerek desteğini çekti. Haredilerin hükümeti kilitlemesi üzerine koalisyon, erken seçime gitmek için meclisi feshetme faturasını kendi elleriyle imzalamak zorunda kaldı. Seçim Ekim sonu yerine büyük bir ihtimalle Eylül başlarında olacak.
***
Bu Haredilerin ne ilk ne de son kazan kaldırması. İsrael tarihinde en az beş kere daha hükümet düşürecek krizlere neden olmuşlardı. Kanımca bu bir TV dizisine konu olabilir. Kısaca göz atalım:
Birinci bölüm. 1952 – İffet
Ben Gurion, 1948 de 400 Harediyi “Torato Omanuto” (Tevrat onun mesleğidir) prensibiyle askerlikten muaf tutmuştu. Kimilerine göre yaptığı en büyük hata bu taviz oldu.
1952 de de Ben Gurion yeni kurulan devlette kadınların da zorunlu askeri hizmet veya ulusal hizmet yapmasını öngören bir yasa tasarısı hazırladı.
Muhafazakâr Haredi partileri genç dindar kadınların askere alınmasının "iffetsizlik" ve Yahudi aile yapısına darbe olduğunu savunarak kıyameti kopardı. Kulislerdeki sert tartışmaların ardından Haredi bakanlar istifa etti ve koalisyondan çekildi. Ben-Gurion çoğunluğu kaybedince hükümet düştü ve yeni bir kabine kurmak zorunda kaldı. Fakat sonuçta, 1953’te çıkartılan bir yasa dindar kadınları askerlikten muaf tuttu.
Harediler 1 0 galip…
İkinci bölüm. 1976- Kutsal Şabat
24 senelik sessizlikten sonra ikinci büyük kavga 1976’da yaşandı.
Aşağıda bahsedeceğim Hametz krizi hariç Israil siyaset tarihinin en absürt ve trajikomik krizi denilebilir. Amerika’dan satın alınan ilk F-15 savaş uçakları İsrail’e bir cuma günü ulaştı. Hava kuvvetleri üssünde düzenlenen resmî tören uzadı ve Yahudilerin kutsal dinlenme günü olan ve her türlü işin yasak olduğu Şabat (Cumartesi)’ı ihlal etti.
Dönemin dindar partileri, devlet eliyle Şabat'ın kutsallığının çiğnenmesini "affedilemez bir skandal" olarak ilan etti. Başbakan Yitzhak Rabin’e karşı mecliste güven oylaması istendi. Haredi ortaklar hükümeti desteklemeyip çekimser kalınca Rabin küplere bindi, onları hükümetten kovdu ve istifa etti. Bu kriz, 1977 seçimlerinde sağcı Likud partisinin tarihte ilk kez başa gelmesine yol açtı.
Harediler 2 0 galip…
Üçüncü bölüm. 2000 – Barış mı bütçe mi
23 sene sonra üçüncü büyük Kriz: Temmuz 2000
Kriz aslında 1999’da başladı. Nedeni, bir elektrik santralına alınan büyük bir türbinin trafiği felç etmemesi için Şabat sabaha karşı karayoluyla götürülmesiydi. Olay Yüksek Mahkeme’ye kadar gitti ve ancak Yüksek Mahkeme’nin kararıyla, “Yahudi olmayan şoförlerin çalışması şartıyla” türbin Şabat yola çıktı. Koalisyonda olan Aguda istifa etmesine rağmen zayıflayan koalisyon ayakta kaldı. Fakat uzun zamanlığına değil.
Başbakan Ehud Barak, Filistinlilerle tarihi bir barış anlaşması imzalamak amacıyla ABD'de Camp David zirvesindeydi. Dünya barışı konuşulurken, Haredi okullarına bütçe kesintisi yapılması ve Eğitim Bakanlığı’nın Haredi okullar üzerindeki yetki kavgası bardağı taşırdı ve yeni bir laik-dindar savaşı patlak verdi.
Ultra-Ortodoks Sefarad Yahudilerini temsil eden Shas Başbakan Barak uçaktayken koalisyondan istifa ettiğini açıkladı. Barak, ABD’de barış ararken döndüğünde meclisteki çoğunluğunu kaybetmişti. Azınlık hükümetiyle birkaç ay direnebildi ancak sonunda havlu attı ve 2001'de koltuğu Ariel Şaron'a kaptırdı.
Harediler 3 0 galip…
Dördüncü bölüm.2018 Ölürüz de askere gitmeyiz
Bir sonraki kriz 18 sene sonra. Konu: Tekrar askerlikten muafiyet…
İsrail Yüksek Mahkemesi, Haredi Yeshiva (din okulu) öğrencilerinin askerlikten tamamen muaf tutulmasını sağlayan yasayı iptal etmiş ve meclisten "eşitlikçi" yeni bir yasa istemişti. Seküler partiler Haredilerin askere gitmesini şart koşarken, Haredi liderler "Askere gitmektense habise gireriz" diyordu (bugün bu slogan gelişerek “ölürüz de askere gitmeyiz” oldu). Netanyahu hükümeti, Haredi partilerin "Kota konursa veya para cezası gelirse hükümeti yıkarız" tehditleri karşısında kilitlendi. Ortak bir formül bulunamayınca Aralık 2018'de erken seçim kararı alındı. Bu kriz, İsrail’i 4 yılda tam 5 kez seçime götüren o meşhur siyasi kaos döneminin ilk fitili oldu.
Bu kriz 8 senedir çözülemedi. Fakat Skor tabelası Harediler 4 0 galip yazıyor…
Bu, Haredilerin yarattıkları krizin ilk defa sağ bir hükümetin düşmesine yol açmasıydı.
Beşinci bölüm: 2022 Hametz isyanı
Sağcı dindar Naftali Bennett ile merkez sol Yair Lapid’in kurduğu Değişim Hükümeti’nin mecliste pamuk ipliğine bağlı 61 sandalye çoğunluğu vardı. Solcu Sağlık Bakanı Nitzan Horowitz, Yüksek Mahkeme kararına uyarak Pesah (Hamursuz) Bayramı'nda dindar olmayan hastaların hastaneye bayramda Yahudilerin yemesi yasak olan mayalı ekmek (Hametz) sokabileceğini açıklayan bir genelge yayımladı.
Koalisyonun sağcı ve muhafazakâr kanadından olan Meclis Grup Başkanı İdit Silman, bu durumun "Devletin Yahudi kimliğini yok ettiğini" söyledi. Sağlık Bakanı geri adım atmayınca Silman, bir Nisan sabahı kimseye haber vermeden koalisyondan istifa ettiğini açıkladı. Hükümet bir gecede bir sandalyelik çoğunluğunu kaybederek felç oldu. Muhalefetteki Netanyahu’nun sessizce destek verdiği bu "ekmek krizinin" şokunu atlatamayan hükümet, iki ay sonra meclisi feshetmek ve erken seçime gitmek zorunda kaldı.
(Son söz: Silman istifa ettikten sonra Likud ’a katıldı. Bir sonraki seçimlerde Likud listesine seçimsiz, tepeden girdi. Bugün Likud milletvekili ve Çevre bakanıdır. Hametz bahane miydi politik manevra mı siz karar verin.)
Ama Harediler 5-0 önde…
Altıncı bölüm: 2026 – Askere-git-mi-yo-ruz!
Günümüzdeki kriz. Kısa özeti yukarıda yazdım, tekrarlamayacağım.
İsrael laik bir devlettir. Fakat dindar kesimin ne kadar etkisi olduğunu görüyoruz. 1948-49’da Ben Gurion’un askerden muaf tuttuğu 400 Haredi 77 senede katlana katlana 200 misli oldu ve 80,000 sayısına ulaştı. Son üç senedir yedi cephede savaş veren bir ülkede ordu “yeteri kadar askerim yok” diye isyanlarda, yedek askerlik yapan laik, tutucu ve Haredi olmayan dindar kesim yüzlerce gün askerlik yaptılar ve devam ediyorlar. Fakat “ölürüm de askere gitmem” motto ’su daha baskın.
1952 de dindar kadınların iffeti, sonra sırasıyla askeri törenin Şabat’ı ihlal etmesi, bütçe, askerlikten muaf tutulma, hastanede Hametz gibi kimine göre saçma sapan bahaneler, kimine göre ölüm kalım meselesi nedenlerden hükümetler düştü, rejimler değişti, barış görüşmeleri durduruldu. İsrael politikasında anahtar pozisyonunda olan ve gücünü tamamen seçmenlerinden alan bir politik grup tabiatıyla bundan vaz geçmek istemez. Askere gidenin “dinden uzaklaşması” onlar için en büyük tehlike.
Umarım Seküler kısım en azından bir şeref golü atar ve skor 5 1 olur.
Ömrümüz yeterse bu dizinin 7, 8 ve daha sonraki bölümlerini izleyeceğimizden şüphem yok.
Esenlikle.
İsak DUENYAS
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



YARI ŞAKA YARI CİDDİ
(Bu başlık altındaki yazılar yaklaşık 2000-2005 yılları arasında İsrail'deki Türkiye'liler Birliği'nin tarihi Bülten gazetesinde yayınlanmıştır.)
Beni değişik çevrelerden, örgütlerden tanıyan arkadaşlar bilecektir: döner dolaşır şoförlerle uğraşırım. Taksiciler, dolmuşçular, sıradan şoförler. Bazılarınız bana “kafayı takmış” diyeceksiniz. Doğru.
Bana göre, trafikteki davranış o toplumdaki insanların aynasıdır.
Daha önce de yazmıştım, örneğin, beni iyice sinir hastası edenler, yavaş akan trafik ışıklarında sabırla bekleyen uzun araç sırasını tam gaz yanlayarak sıranın baş kısma sinsice sokulan ve o noktadaki şoförlere “çok çaresiz kalmış gibi” yalvarırcasına kaş göz ve el işareti yaparak sıra çalan açıkgözler.
İnternete bağlanabilen yeni nesil cep telefonlarımız sayesinde araçlarımız biz İsrail’liler için tam donatımlı birer ofis haline dönüştü. İşlerimizi yönetmeye direksyonlarımızın arkasından da devam ediyoruz. Ülkedeki en meşhur zirve avukatlarından sayılan Dori Klaksberg, bir öğlen, iş yemeğinden ofisine dönüşünde araba kullanırken dikkatini elindeki telefonuna verince, trafik ışığında beklemekte olan araçları fark etmedi. Dev gibi cipiyle, arabasında ufak çocuğuyla ışıklarda bekleyen anne şoförü ezdi geçti. İki kişilik aile yok oldu. Klaksberg 15 ay ceza yedi. Hapisteki iyi davranıştan ötürü ceza süresinin üçte biri de azaltılınca 10 ay sonra işine, ailesine döndü. Ee, peki cipin altında ezilerek can veren anne –kız ne olacak? Onlar göklerden geriye inip ailelerine nasıl kavuşacaklar?
Trafik suçlarından sayısız cürüm yemiş bir kamyon şoförü, Yeruşalayim-Tel Aviv yolunda içinde bir ailenin bulunduğu araca arkadan bindirerek aracı süren babayla kızını öldürdü, ailenin diğer iki ferdini de ağır yaraladı. Şoför “ne yapayım, aniden fren yaptılar” diyerek kendini temize çıkartmaya çalışmış. Bu şoför daha önce 190 kez yakalanmış ve hüküm yemiş (ve ehliyeti halâ cebinde). Merak ettiğim soru şu: acaba kaç kez yakalanmamış? 3,000 kez? 5,000 kez?
Bir süre önce oldu bu: Kırmızı ışıkta bekliyorum. Yeşil yandı. Oyalandım, gaza geç basmışım. Ben daha hareket etmeden önümden yıldırım gibi vız vız ard arda iki araba geçti. Verilmiş sadakam varmış...
Her hafta sonu televizyon haberlerinde o haftanın kaza bilançosunu verirler: 7 ölü, 9 ölü, 11 ölü...
Yahu İsrael’in en büyük terör problemini yaratanlar aslında şoförler. Biz onların işini böylesine güzel yapıyorken Hamas’la Hizbullah’a ne gerek var ki!?
Malesef, trafik kurallarının uygulanmasından sorumlu sistemimiz bozuk. Ne yazık ki, cezalandırma mekanizmamız da zayıf. Sözümona “merhametli” bir sistemimiz ve yumuşak yürekli hakimlerimiz var.
Ama herşeyin ötesinde, ülkede etkili bir eğitim sistemi mevcut değil. Sağa sola sapmadan sinyal verme yöntemi, şoförlerin sadece sürücü belgesi eğitimleri sırasında kullandıkları fuzuli bir kafa ağrısı...
Kırmızı ışıkta geçenleri, trafiğin müsait olmasını beklemeden anayola fırlayanları, yollarda zigzaglar çizen veya arabamın arkasına yapışan şoförleri fark ettikçe kafamda fantaziler kurmaya başlarım. “Ah bir selahiyet verseler ah, Knesset’de ilk onaya getireceğim kanun tasarısı şu olur: Trafik kurallarını kabaca çiğneyenleri fark ettiğinizde aracın şoförünü dışarı çekip kıçına şimşek gibi bir tekme atma hakkınız var. Şoför’ün size karşı koyma hakkı yok, tersine, arkasını size dönüp hafifçe eğilerek yardımcı olma zorunluluğu var”. Bak ondan sonra tekmeyi yiyen bir daha arabasını nasıl kullanır, nasıl adam olur!. Siz bana selahiyeti verin gerisine karışmayın.
Kesinlikle siz de zaman zaman, önünüzde birdenbire yavaşlayarak kaplumbağa gibi gitmeye başlayan şoförlerin arkasında bulursunuz kendinizi. Tabii ki çaresiz ona yaklaşarak o tempoda gitmeye başlarsınız, sinirleriniz tepenize çıkar. Öndeki şoför ya bir adres ya boş park yeri arıyordur ya da ilk sokaktan sapmaya niyetlidir. Arkasından giden biri var mı yok mu, onu hiç ilgilendirmez. Sanki koca sokağın sahibi o. Sonunda birden de duruverir. Sen de çatla. Be şoför, niyetini arkandan gelene belirtecek şekilde aracının sağ işaret lâmbasını çalıştırsana!.. Ona göre biz de seni önceden rahatça sollayıp yolumuza devam edelim.
Geçen gün bizim mahallenin ana sokağında gidiyordum. Önümden giden araba yine sinirimi bozmaya başladı. Yavaşladı yavaşladı sonra pat diye durdu. Daracık sokakta arkasına takıldım kaldım. Sollayıp geçemiyorum, küfürü basıp korna çalmaya başladım.
O ne? Adam arabasından çıkmış bana geliyor. Vay yüzsüz vay hem suçlu hem güçlü.
Penceremin yanına geldi, parmağıyla “çık dışarı” işareti yaptı. Ben içimden kendime “tamam, 15 yaşımdan beri kimseyle yumruk yumruğa dövüşmemiştim, tekrar nasip oldu, bütün sevdiklerim haklarını helâl etsinler “diyerek arabamdan çıktım. Karşımda kesif kıllı bir erkek goril soluyor. Burnunu suratıma yaklaştırarak “dön arkanı, hafifçe eğil, yardımcı ol bana” dedi. “Yeni kanun çıktı, araçlar arasında mesafe korumayanları tekmelemek serbest !!!”.
Moşe MİTRANİ
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?
























