
Bir tuhaf ülke üç seneye yakındır yedi cephede savaşır, düşmanlarıyla ateşkes antlaşmaları yapar ne Hamas ne de Hizbullah antlaşmalara uymaz, yapılan antlaşmaya rağmen silahlarını bırakmayı reddederler, tacize devam ederler.
İran cephesinde Başkan Trump’ın ağzından çıkacak lafı bekler ülke yöneticileri, gençleri ise bu yüzden eşlerine sonsuz gibi gelen ihtiyat askerliği yapar.
Yine de lokantalarına bir hafta önceden yer ayırtmazsanız, yer bulamaz, aç kalırsınız!
Ve bu ülkenin gençleri bir de utanmadan (!) boş kalan zamanlarında New York’a çıkartma yaparlar!
Askeri değil, teknolojik çıkartma.
Bu tuhaf ülke, yaşadığım ülke.
Geçtiğimiz günlerde İsrael ‘’Mind the Tech’’ haftası için ‘’Rüya Takım’ı ile New York’a çıkartma yaptı.
Türkçeye tercüme edeyim.
Mind the Tech İsraelli start-up’ları ABD’de görücüye çıkartan bir girişim.
İsrael’in iddialı start-up’larını ABD’deki yatırımcılar, girişimciler, teknoloji ve finans devleri ile tanıştıran bir ekonomik, ticari etkinlik. (Örneğin Lockheed Martin dahi buraya temsilcisini yollar!)
Bank Leumi, Showcase IL ve Kalkalist (Yediot Ahronot sahipliğinde) mecmuasının ortak girişimi.
Bu sene 11-13 Mayıs tarihleri arasında New York’ta gerçekleşen etkinliğin zirvesi 12 start up’tan oluşan bir ‘’Rüya Takım’’ dı.
Neden ‘’Rüya Takım’’?
Çünkü bu 12 start-up, 150’den fazla katılımcı proje arasından büyük bir titizlikle seçiliyor. Seçici kurul, İsrael hi-tech sanayiinin önde gelen isimlerinden oluşuyor.
Ve elemeler sonucu on iki en gelecek vaat eden ‘’Rüya Takım’’ ABD’ ye yollanıyor.
Seçimde göz önüne alınan katmanlar arasında en önemlileri:
Pazarın potansiyel büyüklüğü, ekip elemanlarının seviyesi, projenin yenilikçilik derecesi, büyüme ve gelişme potansiyeli ve insanlığa yararlılığı.
Bu seneki etkinliğin odak noktası jeopolitik belirsizliğin hüküm sürdüğü, AI/ yapay zekanın giderek yaşamımızı etki alanına aldığı, güvenlik sorunlarının fazlasıyla önem kazandığı günümüzde, İsrael yenilikçiliğinin geleceğiydi.
Konferanslar boyunca AI konusunun sahnede başrolü üstlendiği gözlemlendi.
AI’ın siber güvenlik, finans, sağlık, savunma teknolojileri ve bilgisayar yazılımları konularında yeni rolleri tartışıldı.
Günümüz dünyasının jeopolitik karışıklığı nedeniyle savunma sanayii ve siber güvenlik yenilikçiliği gündemde büyük yer tuttu.
İsraelli şirketlerin sadece dünya trendlerini takip etmekle yetinmeyip, günümüz gerçek yaşam sorunlarına odaklanmaları övgü aldı.
Bu on ikilik gruptan sizler için üç tanesini tanıtmaya çalışayım.
Edventure.il eğitime odaklı küçük bir start-up.
AI’dan da yararlanan şirket her öğrencinin durum ve gereksinmelerine göre ayarlanmış öğretim desteği sağlıyor.
Online güncellenme kapasitesi ve her öğrenciye kişisel odaklanma yeteneği yazılımın artıları.
Şimdilik ABD ve İsrael pazarında çalışacak olan şirket, öğrenci başına yılda 90 dolarlık mütevazı bir fiyatla, içinde bulunduğumuz 2026 yılında 3,5 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirmeyi öngörüyor.
Track i Med sağlık sektöründe faaliyet gösterecek yine küçük bir şirket. (12’lik grupta çok daha büyükleri de var).
Co-pilot yapay zeka sistemini kullanan proje ameliyatlara odaklanmış.
Ameliyatlarda doktorların muhtemel ‘’insan hataların” önleyecek. Ayrıca ameliyat süresini 45 dakika kadar kısaltabilecek.
Şirket şimdilik ABD pazarında çalışacak.
Modelyo ise on altı milyon dolarlık bütçesiyle siber güvenlik alanına odaklı.
Hassas bilgilerle çalışan örgütler için, (devlet kurumları gibi), verilerin kriptografik sistemlerin de desteğinde, (hani el değmeden diyebileceğimiz) son derece korunmuş bir şekilde aktarılmalarını sağlıyor.
Hani yarın öbür gün hisse senetlerinizle oynarken Nvidia, WIX, WIZ, Check Point gibi borsa devlerinin yanında aprıl, GYRO, Catch, Guardian7, dünya süt sanayiini değiştirebilecek Finally Foods, MRI ile göğüs kanseri teşhisinde devrim yaratabilecek Pink Star veya yukarda daha ayrıntılı değindiğim üç projeye rastlarsanız hiç şaşırmayın. Nvidia gibileri de yolun başında çok farklı değillerdi.
Sonuç olarak bu üç günlük çalışmalar İsrael yenilikçiliğiyle Amerikan yatırımcılığı iş birliği gücünün bir gösterisiydi.
Ve İsraellilerin üç senedir yaşanan tüm olumsuz koşullara rağmen yarınlara biraz daha iyimserlikle bakmalarına neden oldu.
Bondi CHAKIM
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


İsrael'den Noam Bettan, cumartesi gecesi Avusturya'nın Viyana kentinde düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması büyük finalinde ikinci oldu. Birincilik ödülünü ise Bulgaristan'dan Dara, izleyicileri coşturan dans parçası "Bangaranga" ile kazandı.
Sonuç olarak, İsrael halk oylamasında üçüncü, jüri sıralamasında ise sekizinci oldu; ancak toplam destek sayesinde ikinci sırayı elde etti.
Ancak Bulgaristan ile rekabet edemedi; ülkenin ilk şampiyonluğunu kazanan Bulgaristan, bahisçilerin Finlandiya, Avustralya veya Yunanistan'ı en muhtemel şampiyon olarak tahmin etmesinin ardından sürpriz bir zafer elde etti. Üçüncülüğü de sürpriz bir isim olan Romanyalı Alexandra Căpitănescu, halk oylamasında ikinci olan kışkırtıcı "Boğ Beni" şarkısıyla aldı.
Bir önceki sosyalağlardan yazısını okudunuz mu?


Bu hafta TORA’yı karşılıyoruz.
Pepsi'nin Çin'deki pazarlama gafını hatırlıyor musunuz?
"Pepsi ile Canlan!" sloganını Çin pazarına sunarken, bu ifade Çinceye çevrildiğinde "Pepsi Atalarınızı Mezardan Çıkarır" gibi çok daha farklı ve korkutucu bir anlama gelmiştir.
Çin kültüründe atalara saygı çok önemli olduğundan, bu slogan tüketiciler arasında büyük şaşkınlık ve tepkiyle karşılanmış, markanın imajını olumsuz etkilemiştir.
Mercedes Benz de Mandarin Çincesi'nde "Ölüme koşmak" anlamına gelen "Bensi" sözcüğü ile benzer bir gaf yapmıştı. Lüks ve güvenli bir otomobil markası için oldukça talihsiz bir yerelleştirme hatasıydı. Bu olumsuz algıyı imajına uygun olarak “Hızla ilerlemek” anlamına gelen “Benchi” ifadesi ile düzelti.
Güney Afrika'nın yerel favorilerinden biri de, bir hükümet binasındaki gururla "Ruh Sağlığını Önleme Merkezi" yazan tabela birçok şeyi açıklıyor.
Bilgileri farklı bir dile çevirmek mayın tarlası olabilir. Çünkü “mükemmel bir tercüme yoktur, bir metni bir kültürden diğerine, bir dilden diğerine, bir kişiden diğerine tamamen aktarmanın bir yolu yoktur.”
Çeviri, “bir mendil üzerinden öpücük vermek” gibidir.
Bu, Talmud Bilgelerinin, Mısırlı Batlamyus'un Tora’nın Yunanca bir çevirisini yapmaları konusunda ısrarcı olması karşısında neden geri adım attıklarını açıklıyor. Bilgeler o günü "Altın Buzağı'nın yapıldığı gün kadar zorlu" olarak adlandırmışlardı.
Bir tüy kalem parçası, Tora’nın “Tanrımızı yaratan” bir tanrının adıyla başladığını ima edebilirdi. Bu da “Eş Zara – “Yabancı bir Ateş” yaratabilirdi.
Ancak Haşem her bilgeye potansiyel olarak yanıltıcı olabilecek ayetleri uygun şekilde düzenlemeleri için ilham verdi. Kötü çevrilmiş bir Tora ifadesi de Altın Buzağı etkisi yaratabilir.
Hiçbirimiz dua ayinini anlamak için Eski Yunanca bir siddur'a güvenmiyoruz, ancak Türkçe çeviriler olmasaydı da başıboş kalırdık.
Devarim 1:5 ayeti, Moşe'nin Tora’yı yetmiş dile çevirerek tüm uluslara erişim sağladığı şeklinde yorumlanır.
Daha sonra İsrailoğullarına, Ürdün Nehri'ni geçip İsrail'e girdikten sonra bu çevirileri devasa kayalara kazımalarını emretti. Anlaşılan Tora’yı tercüme etmek uygun.
Moşe veya başka bir büyük Yahudi lider, Tora’nın bir çevirisine öncülük ettiğinde, ekibinin doğru yapacağını bilirsiniz. Ancak günümüzün Sosyal Medya onaylı “alimleri” ile çalışıldığında son derece dikkatli olunmalı. Belki akademik veya ezoterik görünebilirler ancak kalkışta rotanız bir derece saptığında, yanlış kıtaya inersiniz.
Aslında her birimiz, krizlerimizi, zorluklarımızı, ve umutlarımızı Tora fikirleri üzerinden modern dünyanın diline tercüme etme (okuyabilme) yeteneğine sahibiz.
Her birimiz kendi iç sesini, iç tutkusunu ve ruhunu keşfetmeli ve Tanrı’yla farklı ve benzersiz bir şekilde konuşmalıyız. Şavuot nereden geldiğimizi, ne kadar yol kat ettiğimizi hatırlamak ve takdir etmek için mükemmel bir zamandır.
Moşe Rabenu (z“l) bize yolu gösterdi. Bizi eğitti ve bunu temel taşların üzerine inşa etmemiz için gereken imkanları verdi. Atalarımıza - kan bağınız olanlara – ruhani babalarımıza deyin ki: “Sizi unutmadık, şimdi sıra bizde.” Sizi buraya getirenleri kutsayın.
Umarım bir gün Tora’yı incelemek ve O’nu kendi ruhumuzun diline tercüme edebilmek her birimiz için gerçek olur.
Ve Tanrı, Kohen Kutsaması ile bizlere bağışladığı o özel bereketi vermeye devam eder.
Sevgilerimle - Hag Şavuot Sameah.
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?
























