
Roş Aşana yaklaşıyor… Sana hiç, hayatının her anında Yaradan’la birlikte kendi yolunu yeniden inşa etme gücüne sahip olduğunu söyleyen oldu mu? Yeni bir yılın eşiğinde dururken çoğumuz kaderimizi, geçmişimizi, yaptığımız hataları ve başımıza gelenleri düşünürüz. “Acaba benim için ne yazıldı?” diye sorarız.
Yahudi geleneği bize şunu hatırlatır: Her şey Yaradan’ın elinde olsa da, insanın seçimi hâlâ kendi elindedir. Biz bu dünyaya sadece olup bitenleri izlemek için gelmedik. Bizlere seçim yapma gücü verildi. Niyet etme gücü verildi. Değişme gücü verildi. Ve en önemlisi, yeniden başlama gücü verildi. Roş Aşana, yalnızca yeni bir yılın başlangıcı değildir. O, insanın kendisine dönüp sorduğu o derin sorudur: Bu yıl kim olmayı seçiyorum?
Yaradan dünyayı her yıl yeniden yaratırken, sanki bize de şöyle fısıldar: Sen de kendini yeniden yaratabilirsin. Her düşüncen bir tohumdur. Her sözün bir iz bırakır. Her seçimin geleceğine doğru atılmış bir adımdır. Her niyetin, hayatının görünmeyen temel taşlarından biridir. Belki hayatında tekrar eden döngüler vardır. Hep aynı tür insanlarla karşılaşıyor, hep aynı yerden kırılıyor, hep aynı korkuların önünde duruyor ya da yıllardır aşamadığını düşündüğün bir engelle mücadele ediyor olabilirsin.
Roş Aşana sana geçmişin hesabını sormak için gelmez. O sana bir kapı açar. Ve sorar: Bu hikâyeyi aynı şekilde yaşamaya devam etmek zorunda mısın? Yahudilikte Teşuva, yalnızca pişmanlık demek değildir. Teşuva, geri dönüş demektir. Kendine dönüş. Özündeki misyonuna dönüş. Ruhunun, Yaradan tarafından sana yerleştirilen o saf ve ilahi kıvılcıma dönüş… Bazen hayatımızı değiştirmek için önce dışarıdaki insanları, koşulları ve olayları değiştirmeye çalışırız.
Oysa gerçek değişim çoğu zaman içeride başlar. Belki değiştirmemiz gereken şey, yaşadığımız hayat değil… O hayata hangi gözlerle baktığımızdır. Belki sorun, önümüzdeki yol değildir. Belki yıllardır içimizde taşıdığımız ve artık bize hizmet etmeyen bir inançtır. “Ben yeterli değilim. Ben sevilmeye layık değilim. Ben değişemem. Benim kaderim böyle. . İşte Roş Aşana'nın sesi tam burada yükselir: Hayır. Sen geçmişin değilsin. Sen yaptığın hataların toplamı değilsin. Sen sana söylenen olumsuz sözler değilsin. Sen, Yaradan'ın sana verdiği ruhsun.
Ve o ruh, her sabah yeniden sana emanet edilir. Her sabah söylediğimiz Mode Ani aslında bize büyük bir sırrı hatırlatır: Bugün yeniden başlayabilirsin. Bugün yeniden seçebilirsin. Bugün kalbinde yeni bir yön belirleyebilirsin. Roş Aşana'da şofarın sesi duyulduğunda, sadece bir ses duymayız. Ruhumuzun derinliklerinden gelen bir çağrıyı duyarız: Uyan... Geçmişin ağırlığından uyan. Korkularının seni yönettiği hayattan uyan. Başkalarının senin hakkında yazdığı hikâyeden uyan. Ve kendi ruhunun sesini yeniden duymaya başla.
İnsan, Yaradan'ın yarattığı dünyada pasif bir yolcu değildir. İnsana, dünyayı iyileştirme görevi verilmiştir. Bir sözle. Bir iyilikle. Bir seçimle. Bir dua ile. Bir affedişle. Bir cesaretle. Yaradan dünyayı yaratırken, bize de bu yaratımın içinde küçük ama eşsiz bir yer verdi. Belki bütün dünyayı değiştiremeyiz ama kendi içimizde bir dünyayı değiştirebiliriz. Bu Roş Aşana'da kendine şunu sor: Bu yıl hangi duyguları hayatımda büyütmek istiyorum? Hangi korkuyu artık geride bırakmaya hazırım? Kime kırgınlığımı bırakabilirim? Kendimde hangi güzelliği yeniden görmek istiyorum? Ve en önemlisi…
Bu yıl Yaradan'ın bana verdiği ruhun daha gerçek, daha cesur ve daha sevgi dolu bir yansıması olmaya hazır mıyım? Unutma… Sen yalnız değilsin. Yolunu tek başına inşa etmiyorsun. Yaradan seninle. Attığın adımlar, yaptığın seçimler ve kalbinde taşıdığın niyetler ise sana ait. Yeni yıl sana kusursuz olmayı değil, daha bilinçli olmayı öğretsin. Daha çok sevmeyi… Daha çok affetmeyi… Daha çok şükretmeyi… Ve her düştüğünde, yeniden ayağa kalkabilmenin mümkün olduğunu hatırlatmayı… Bu bir yük değil. Bu, sana verilmiş bir armağan. Bu Roş Aşana'da geçmişinin duvarlarına bakıp “Ben burada sıkışıp kaldım” deme. Elindeki tuğlaları fark et. Kalbindeki ışığı fark et. Ve Yaradan'a şöyle de: Geçmişimden öğreniyorum. Kendime dönüyorum. Yeni bir yılın kapısında, bana verdiğin ruhun hakkını vermeye yeniden niyet ediyorum.”
Yeni yılın; kalbine huzur, evine bereket, ilişkilerine şifa ve ruhuna cesaret getirsin. Her Roş Aşana, Yaradan'ın sana yeniden fısıldadığı bir davettir: Dün bitti. Bugün hâlâ senin. Ve önünde, yaşam kitaplarına yeniden yazabileceğin bir yıl var. Şana Tova Umetuka....Gmar Hatima Tova
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


Poko mezes despues Israel va tener eleksyones parlamentaryas onde se determinara el governo futuro ansi el djenero de politika sosyala ke kereremos tener. Durante los debates pasyonantes aktuelos al sujeto de los haredi ke refuzan de azer askerlik, komo rejir los fondos publikos, komo amelyorar los servisyos relijiozos, investigasyon sovre el 7 Octobre, komo definir la identita israeliana, el medyo politiko, la prensa, los lideres de los partidos de la derecha komo los de la siedra no dan importansa a la kestryon la mas delikada ke es de estableser ken va ser el patron del djudaizmo.
En Israel una ekuasyon danjoroza empesa a dar rayises a este sujeto a saver: El djudaizmo esta asimilado a la relijiozita, la relijiozita a la ortodoksiya, la ortodoksiya al establesimiento rabiniko i a los partidos politikos haredi. Los sivdadinos ke son relijiozos i ke guadran los preseptos relijiozos konsideran ke eyos son los ke reprezentan el djudaizmo al nombre del publiko israeliano i por esta razon tienen derechos a tener un statuto espesial. No azer askerlik, el kual es la baza sivika obligatorya de kada sivdadino israelí ke deve kumplirla sin falta. Ademas reklamar del governo fondos de dinero importantes para los sivdadinos relijiyozos ke no lavoran lo ke reprezenta una karga pezante al budjeto del estado.
Durante los dalkavos konfliktos militares el payiz nesesito kon urjensya inkorporar los haredim a la fuersas militaras (IDF) o a lo menos azerlos parte de la sosyeta de proteksyon de la uma. No ay duvda ke esto es importante para la sovreguardya de la identita djudiya del estado. Los haredis ke pretenden ser los guardyanos eskluzivos del djudaizmo devran entender ke a traverso sus establesimientos de servisyos relijiozos son responsavles del karakter djudyo del estado. La kasherut, los matrimonios, los divorsyos, la nominasyon de los rabinos i de los granrabinos todo esto dezde munchos anyos se izyeron sentros de fuerza politika, los kualos no solo son falsos ma susitan un renonsyo del djudaizmo. En mizmo tiempo un djudaizmo israelí tradisyonalisto, popular i komunitaryo enflorense en paralel a los sivdadinos relijyozos la kuala kon sus kustumbres es influente en muzika, en literatura, en teknolojiya, en komerso i bive sovre su stilo de vida israelí. Esta povlasyon ke reprezenta la mayoriya de los sivdadinos del payiz se ve ajena a los haredim.
En 2026 ken puede dechizar aken apartiene el djudaizmo visto ke no es mas una kestyon filozofika o teolojika ma un fakto dechizivo si los djudyos israelis keren bivir en juntos en Eretz Israel ke nesesita de ser defendido de parte de todos sus abitantes. Israel no abandono el djudaizmo ma solo los ke reklaman ser patrones de el. Se deve tomar un ‘break’, kortar esta nosyon para ke dingunos no vengan dizir ke eyos son los patrones del djudaizmo. Se pensa ke esta kestyon va ser uno de los desfios prinsipales del muevo governo el kual devra dechizar de alevantar el taboo de los partidos relijyozos ke se apatronan el djudaizmo.
No es djusto ke un sektor de la povlasyon se apatrone en eksklusivita la proprieta del djudaizmo a traverso los partidos politikos o los rabinatos, el apartiene a todos los israelianos. Vino el tiempo ke el muevo governo se okupe seryozamente de anular los monopoles en los servisyos relijyozos en kreando una kompetisyon por los del kasherut en dando derechos a los rabbis Tzohar de pueder operar komo otoridad ofisyal. Reorganizar los rabinatos i los konsilyos relijyozos en eskabuyendolos del kontrol politiko para ke seygan verdaderas institusyones al servisyo del puevlo. Vino el momento de dar muncho mas otoridad a las komunidades lokalas, un mas grande rolo a las mujeres i un grande pueder a los sivdadinos de eskojer sus reprezentantes.
Todo esto deve ser bien koordinado en un payiz komo Israel ke oy es divizado en identidades, en tribas en el kual ay el problem de integrasyon de los haredis a la vida normal israeliana, ke no es mas una kestyon de relijyon o de estado, ma una kestyon de muestro futuro.
Dr.Selim Salti
Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?


Bir insan kendini yenileme yeteneğine sahip olduğu sürece yaşayan bir varlıktır. - Henri Frederic Amiel
Moşe şöyle dedi: Ben bugün 120 yaşındayım. (Artık sizin önünüzde) Çıkıp gelemeyeceğim ve Tanrı bana, ‘Yardeni geçmeyeceksin’ dedi. (Devarim 31:2)
Hayatının sonuna yaklaşan biriyle hiç birlikte oldunuz mu?
Hatırası mübarek olsun babam Rabi İsak PASENSYA ile son günlerinde vakit geçirmek benim için büyük bir lütuftu.
Elini tuttum ve alnından öptüm gözlerinde mutlak bir berraklık vardı. Aldığı ödüllerin ve teşekkür mektuplarının hiç bir önemi yoktu. Önemli olan tek şey sevdiği insanlar ve ailesiydi.

Moşe, Tanrı ona dünyadaki son gününe uyandığını söylediğinde aynısını yaptı. Bu gezegende yaşayan en mütevazı insan olan Moşe, son gününde görevinin Yahudi halkına veda etmek ve yaklaşan ölümü için onları teselli etmek olduğunu anlamıştı. Çünkü onun için en önemli şey, Mısır'dan çıkarıp çölden geçirdiği halkıydı.
Moşe, sadece kehanet kudreti ile peygamberliğin eşsiz bir örneği değil, Ruhani Liderliği - Mişkan Projesinin Yöneticiliği – Kohenlerin ilham kaynağı olması ile de benzersizdi.
Halkı ile ilgili nerdeyse yönlendirmediği hiçbir şey kalmamıştı. Onlar için endişeleniyor ve dünyadan ayrıldığında boşluğun nasıl doldurulacağını açıklıyordu.
“Güçlü ve kararlı olun! Korkmayın ve onların önünde yılmayın. Çünkü Tanrın Aşem - sizinle birlikte yürüyor. Sizi terk etmeyecek ve yüzüstü bırakmayacaktır.” (Devarim 31:6)
Halkına, Tanrı ile ilişkiniz bana bağlı değil, diyordu. Önünüzdeki yoldan korkmayın, çünkü Tanrı bugüne kadar sizinle beraber olduğu gibi, sizi korumaya ve size yol göstermeye devam edecektir.
Sonra Yeoşua’yı çağırdı ve bütün İsrail halkının gözü önünde ona şöyle dedi. "Güçlü ve Cesur ol. Çünkü sen, bu halkla birlikte, Tanrı’nın atalarına yemin ederek verdiği ülkeye gireceksin. Bu ülkeyi onlara sen pay edeceksin." (Devarim 31:7)
Halkın en yeteneklisi olan Yeoşua görevi devralacak ve toprağı pay edecekti. Tanrı’nın sesini duyabilmek için birlikte Buluşma Çadırı'na giderler. Bulut Sutunu görünür. Hikaye, Moşe olmadan da devam edecekti.
Ancak bu sözler (peraşa) tuhaf bir kelimeyle başlar. “VAYELEH” – “Ve O (Moşe) GİTTİ” -- Moşe nereye gidiyordu? Bütün bu zaman boyunca ayakta durup milletle konuşuyordu!
O son yürüyüşünü yapıyordu. Hayatı boyunca sürekli yürüdü. Yani potansiyelini gerçekleştirdi. Ama artık "gelip gidemiyor.”
Moşe, yürümenin, yani büyümenin insanın temel niteliği olduğunu öğretir. Her zaman eylem ve hareket olmalıdır. Durağan olmak, insan olmak değildir.
Tanrı dünyayı yarattığında, tüm gezegenleri - tüm hayvanları - tek bir emirle (hareketle) ve tüm bitki örtüsünü tek bir zamanda yarattı. İnsan ırkının yaratılışına gelince, Tanrı sadece tek bir kişi yarattı.
Evren ve Tanrı'nın kendisi, sanki başka hiç kimse bu farkı yaratamazmış gibi her kişiye bakar. İnsan, kendisi ve yaşamı hakkında üçüncü şahıs olarak düşünme yeteneğine sahip tek canlıdır; bu, bir taşın, bir ağacın veya bir hayvanın yapamayacağı bir şeydir.
Bu nedenle halka şöyle der: "Ben artık tırmanabilir veya düşebilirim, ama sen ... Bu dünyadaki zamanın bitene kadar yürümeye devam etmelisin"
Sizi ne beklerse beklesin, yürümeye devam etmelisiniz. Çabalamaya devam etmelisiniz. Düşeceksiniz; ama bu aynı zamanda tırmanabileceğiniz anlamına da gelir, çünkü biri olmadan diğeri olamaz.
Gelecek belirsiz olsa da, yürüdüğünüz sürece her zaman doğru yolda olacaksınız. Çünkü başarısızlıklar en büyük öğretmenimizdir.
Moşe’nin sözleri günümüzde de yankılanmaya devam ediyor….
Duyabiliyor musunuz ?
Sevgilerimle - Shabat Shalom
Sevgilerimle - Shabat Shalom
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?





















