top of page

Senelerdir Bienal ve müze gezileri yapan biri olarak, ilk defa bir serginin adım adım nasıl oluşturulduğuna şahit olmak gerçekten harika bir deneyimdi.




Itsik, çok sevdiğim bir dostumun eşi. Asıl mesleğinin yanı sıra, uzun yıllardır hobi olarak farklı ressamların tablolarını biriktiriyor. Kimi hiç keşfedilmemiş, kiminin adı unutulmuş, kimi kendini hiç ressam olarak tanımlayamamış olsa da. Bu koleksiyon zevki onu, 60’lı yaşlarının ortasında sahip olduğu kariyere yenisini eklemek istemesiyle genişledi ve Institute for Israeli Art’da 1.5senelik Küratör ve Müzeololoji eğitimi almaya karar verdi.

 

Bugün Rotchild 69’da onun ve birlikte eğitim alan 25 öğrencinin beraber küratörlüğünü yaptıkları;

Frekanslar; Yeni Maneviyatın Yansımaları adlı sergiyi gezdim. Gezerken eserlerin nasıl seçildiğini, küratörün görevlerini, katkılarını, sergilerin bütçelerinin belirlenen sigorta bedelleriyle oluştuğunu, taşımacılığın serginin en büyük bütçesini oluşturduğunu, serginin ismiyle birlikte küratörün devreye girdiğini öğrendim. Küratör, müze, galeri veya sanat etkinliklerinde serginin fikrini geliştiren, eserleri seçen ve bunları anlamlı bir bütün hâline getiren kişi. Kelime anlamı Latince curare (“özen göstermek, bakımını yapmak”) fiilinden.



Sadece eserleri yan yana koymak değil yaptığı. Küratör, farklı sanatçıların eserlerini “seçilen” tema etrafında bir araya getirerek; neden bu eserlerin seçildiğini, hangi sırayla sergilendiğini ve izleyicinin nasıl bir deneyim yaşayacağını da tasarlar. Kısacası: Sanatçı eseri üretir. Küratör ise o eserin diğer eserlerle nasıl bir diyalog kuracağını ve serginin izleyiciye hangi hikâyeyi anlatacağını tasarlar.

Bu nedenle küratör, bir serginin “hikâye anlatıcısı” veya “sanatsal yönetmeni” olarak da düşünülebilir.

 

Serginin temasını belirledikten sonra sıra eserleri seçmeye geliyor. Network anahtar kelime. Temaya uygun sanatçıları ve eserleri araştıran küratör finalde sanatçı seçimini tamamladığında, onları sergiye davet eder. Eserlerin nasıl sergileneceği konusunda sanatçılarla birlikte karar verir. Eserlerin galeride hangi sırayla ve hangi konumda yer alacağını planlar. Böylece ziyaretçinin sergiyi belirli bir akış içinde deneyimlemesini sağlar. Itsik bunların hepsini başardı ve ben ziyaretçi olarak gezerken çok keyif aldığım bir sergiyi gezdim.

 

Serginin adıyla bağlantılı olan tema, son yıllarda Batı dünyasında, kurumsallaşmış dinlerin dışında daha yüce bir gerçeklikle bağ kurma arayışına ışık tutuyor. “Yeni Maneviyat” (New Spirituality) ve “Yeni Çağ” (New Age) kavramlarını odağa alan birçok sanatçının katılımıyla oluşan sergide, beden ile ruh, madde ile maneviyat arasındaki ayrımı sorgulayan birçok eser sergileniyor. Meditasyon, nefes çalışmaları, alternatif terapiler ve beden-zihin uygulamaları gibi yöntemlerle, kişinin hem kendi özüyle hem de evrenle bağlantı kurmasına yardımcı olan eserlerin her birinin önünde durup, düşünerek iki katlı sergi alanında dolandım.

 

Kutsal ile gündelik yaşam arasındaki sınırlar, Doğu kültürlerinin Batı’nın maddiyatçı anlayışına göre daha doğal ve samimi olması, kapitalist ve neoliberal dünya görüşünü eleştirmesi eserlerin başlıca ana fikirleriydi.

 

Renkler, semboller ve kozmik geometriler aracılığıyla titreşimler yaratan içsel frekanslarımın içinde kaybolmuş gibiydim. Sergide yer alan eserlerde; Kabala, Şamanizm, Budizm, alternatif şifa yöntemleri, halk inanışları, Doğu ritüelleri bir aradaydı. Bu kavramlar, maneviyatı sadece anlatmak yerine, onu izleyicinin bulunduğu mekânda, zamanda ve kendi bedenindeki frekansla deneyimleyebileceği bir atmosfer oluşturmuştu. Ziyaretçiyle sergi arasındaki görünmez bağın kurulduğunu söylediğimde, Itsik’in gözleri parladı. Öğrendikleriyle, derlediklerinin, benim zihnimde, tam da oluşmasını istedikleri frekansa vardığına şahit olmak, işi layıkıyla yaptığının simgesiydi.

 

İlgi çekici birçok eserin içinde beni en çok etkileyen 2 sanatçı oldu.

Eden Orbach Ofrat, 1979 doğumlu sanatçı Tel Aviv’de yaşıyor ve çalışıyor. Güneşin Doğuşu adli eseri 4 dakika 58 saniyelik bir videoydu.



Çalışması Vaiz (Kohelet) Kitabı’ndaki şu ayetle başlar:

“Güneş doğar, güneş batar; sonra yeniden doğacağı yere koşar.”

ve Vaiz Kitabı’nın şu sözleriyle son bulur:

“Olmuş olan yine olacaktır… Güneşin altında yeni hiçbir şey yoktur.” (Vaiz 1:9)

 

Videoda sanatçı, kraliçe ve ilk insan figürlerini çağrıştıran görkemli bir kadın karakter yaratır. Yahudi geleneğinde kutsallık; doğurganlık, doğum, güzellik ve sevgi kadar, suyun yaşam veren gücüyle de ilişkilidir. Sanatçı bu çalışmasında, uzun süre Yahudilikte dışlanmış olsa da yeniden ilgi görmeye başlayan İlahi Dişil (Şehina) kavramına gönderme yapar.

 

Jack Jano,1950, Fas doğumlu İsrael'in savaş sonrası ve çağdaş dönem ressamı ve heykeltıraşlarından biridir. Kudüs'teki Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi mezunu olan Jano, Fas mirasını, Yahudi kimliğini ve İsrael topraklarıyla olan bağını irdeleyen karma medya çalışmalarıyla tanınmaktadır. “Az” adlı eseri Saman hasırı, kâğıt, iplikler, tutkallar ve aydınlatmadan oluşmakta.




“Az” (א”ז), İbranice mistik düşüncede çeşitli anlam katmanları taşır. Kabalistik gelenekte harfler yalnızca sesleri değil, aynı zamanda ruhsal güçleri de temsil eder. “Az”, ışığın ortaya çıkışı, yaratılış ve ilahi bilgelikle ilişkilendirilen sembolik bir kavram olarak yorumlanır. Sonuç olarak eser, izleyiciyi dış dünyadan içsel bir yolculuğa davet eder; burada fiziksel gerçeklik ile ruhsal deneyim arasında yeni bir bağ kurulabileceğini önerir. Sanatçı, bu çalışmasıyla görünür dünya ile görünmeyen manevi dünya arasındaki sınırları sorgular. Işık, eserin merkezinde yer alır ve maddi dünyanın ötesindeki gizli bir gerçekliğin simgesi hâline gelir.



Yasadığımız son 5 senede (Korona ve savaş) yaşamdan ne kadar eksildiğimizi ve içsel dünyamıza ne kadar uzaklaştığımızı fark ettiren tüm küratörlere sonsuz teşekkürler, emeklerinin bizlerde nice değişimlere sebep olacağına şüphem yok.

 

Sergi; 18Temmuz’a kadar, 14-19 saatleri arasında, Rotchild 69- Tel Aviv adresinde gezebilirsiniz. Dilerim gittiğinizde Itsik ile karşılaşır, benden de sevgiler iletirsiniz.


Stella Namet ABULAFYA



 

Bir önceki yazımı okudunuz mu?






Kreada ensima de una laguna, esta sivdad unika en el mundo parami fue i es el lugar ke me gustariya de bivir despues de mi eksperyensa de vida de 27 anyos ke pasi en la Suissa, vijitando kaji toda la Evropa. No vos digo la ermozura de la natura, su klima ke parese al de Estambol, la amabilidad de sus abitantes, su arkitektura gotik medyevala bien mentenida, sus muzeos, sus teatros, sus salas de konserto, su kultura espesial, uno de los sentros de la muzika klasika barok i sovre todo sus kanales onde las góndolas van i vienen sin mesklarsen a los motoskafos (embarkasyon) de transporto. Adjustare a esto ke el saverisyo i la fabrikasyon del kristal de los venezianos es famozo en el mundo, la izla de Murano siendo su sentro prinsipal.

 

La peryoda del siglo 15 al siglo 18 Venezia dirijada por los doges fue la kapitala del komersyo evropeo i sovre todo lo ke izo su grandeza fue el komersyo kon el Levante a saver el Imperio Otomano i las Indias. Los doges fueron los dirijentes supremos elijidos a vida por la aristokrasiya novle de la Republika, politikamente poderozos, ma kontrolados, responsavles de la superioridad marítima en el Mediteraneo de la marina veneziana entre los anyos 726 a 1797.

 

Los sefaradís fueron los primeros a kerer vinir a bivir en la sivdad, ma el Governo veniziano ardor katoliko se opozo a ke los ekspulsados djudyos i los maranos vengan a establesersen en sus tyerras. Ma uno de los primeros ke fue kapache de estar por una peryoda kurta fue Don Isaac Abravanel (1437-1508) ke arivo de la izla Korfu en 1503. Ma la situasyon troko en el anyo 1509 kuando los sefaradim i los eshkenazim, los kualos eran yamados, tedeschi, visto la gerra de la Liga de Cambrai, para poder salvarlos fueron achetados a ke bivan en la sivdad a kondisyon de ser instalados en una izla yamada ‘Gueto nuovo’ (geto muevo) entornada de muraya, onde la noche era defendido de salir. Los djudyos pudiyan komo ofisyo solo emprestar dinero o vender ropas de okazyon.

 

El komersyo kon el Levante era kontrolado por una chika minoridad de abitantes fin a el anyo 1524 al kual en baza de resiprosidad establesida kon los otomanos fue permetido a los djudyos de Salonik, de Estambol i de Izmir a vinir a establesersen en la sivdad. Ansi el komersyo kon el Levante tomo grandes proporsyones enrikesyendo los sefaradim levantinos koza ke fue mal visto por los otoktones. Malgrado esto el Senato defendyo la prezensya djudiya i mizmo akordo a la komunidad muevos lugares onde bivir. Grasias a esta situasyon munchos djudyos españyoles i maranos toparon el remedyo de ir a Estambol, estar poko tiempo i tornar a Venezia komo djudyos levantinos otomanos. Este trafiko fue eskapado kuando el doge Leonardo Dona en 1608 permetyo a ke los maranos tornen al djudaizmo i moren en el geto al lugar de bivir al seno del puevlo katoliko.

 

Dezde 1589 Venezia ke rekonosyo a los djudyos del Ponant (sefaradim establesidos en sivdades evropeas i amerikanas) el derecho de bivir i lavorar en la sivdad i kon el dekreto del governo eyos fueron protejados kontra todo modo de akuzo de erezia. Las miembros del grupo los ‘Savii’ los kualos dechizavan de las leyes de merkansiya del payiz vieron a la dekadensya del komersyo internasyonal ke el elemento djudyo era muy importante. Venezia rekonosyo ansi los eshkenazim, los sefaradim levantinos i los sefaradim del Ponant de ser liberos de vinir a establesersen en la sivdad.

 

Los sefaradim del Ponant komo los del Levante fraguaron sus sinagogas al seno del geto i eyas fueron el sentro de las organizasyones komunitaryas. La djenerozidad i la vitalidad de estas dos komunidades una al lado de la otra, se manifestaron a traverso de asosiasyones de ermandad para ayudar a los povres, a vijitar i ayudar a los hazinos, a okuparsen de los guerfanos i de dotar a la ijikas povres de un ashuguar. En despartes se publikaron livros en portuges, en espanyol al lado de los de ebreo. La regla era de mirar a ayudar los konversos ke tornavan al djudaizmo i ke no konosiyan el ebreo de pueder meldar i entender los livros de orasyon. La primera Agada de pesah eskrita en karakteres latinos fue editada en 1620 a este buto.

 

Munchos djudyos de valor arivando de la península iberika bivieron en Venezia en el siglo16 tal Salamon Usque eskrivano renomado ke avia eskrito la piesa de teatro ‘Ester’, el kabalisto Salamon Molcho, el selebro doktor Amatus Lusitanus, Jozef Nasi i sus 2 tiyas Dona Gracia i Dona Brianda onde sus aktividades avian echo bastante bruido en Evropa. El rabino Samuel Aboab nasido de Hamburg ke bivyo 40 anyos en Venezia entre 1650 i 1690 era muy renomado i es el ke fue el kritiko del Sabetaizmo kuando Nathan de Gaza vijito la sivdad. El kabalisto poeta Moses Zacuto ke bivyo 29 anyos en Venezia el kual es konosido kon su ovra ‘Tophet Aruh’. La figura la mas importante fue el doktor Isaac Cardoso (1604-1683) eskrivano ke avia eskrito los mijores tekstos de apolojia djudiya ‘Las ekselensyas de los Ebreos’.

 

 La lista de los personajes importantes djudyos ke bivieron en Venezia es bastante larga, aki miri de darvos una idea sovre la prezensya sefaradí en esta sivdad ke domino siglos el lado oeste de la Adriatika.


Dr.Selim Salti


Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?





  



101 Kuentos Modernos de Djoha-Dr. SELİM YEHOSHUA SALTİ
Satın Al







Planet Rishon LeZion
Planet Rishon LeZion

İsrael'in en büyük sinema ve eğlence merkezlerinden biri olan Planet Rishon LeZion, yaklaşık 300 milyon şekel karşılığında Amy Group tarafından satın alındı.


İş insanı Shlomi Nechaisi'nin sahibi olduğu Amy Group, bu yatırımla ticari gayrimenkul ve eğlence sektöründeki büyümesini sürdürürken, kompleksin adının da "Amy Planet" olarak değiştirileceği açıklandı.


2012 yılında 200 milyon şekelin üzerinde bir yatırımla hizmete açılan Planet Rishon LeZion, Batı Rishon LeZion'da, Superland eğlence parkı, Live Park amfi tiyatrosu ve Elef iş merkezinin hemen yanında yer alıyor.


Yılda yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlayan tesis, İsrael'in en yoğun eğlence komplekslerinden biri olarak kabul ediliyor.


Yaklaşık 30 dönümlük arazi üzerine kurulu kompleks, toplam 25 bin metrekare kapalı alana sahip. Tesiste 24 sinema salonu ve iki konferans etkinlik salonu olmak üzere toplam 26 salon bulunurken, yaklaşık 3.600 seyirci kapasitesi, 20 mağaza ve restoran ile 2.000 araçlık otopark da yer alıyor.


Amy Group Yönetim Kurulu Başkanı Shlomi Nechaisi, satın almanın şirket açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, kompleksin bulunduğu konumun, yüksek doluluk oranının ve yıl boyunca yoğun ziyaretçi trafiğinin büyük bir yatırım potansiyeli sunduğunu ifade etti.


Şirket, mevcut imar planında bulunan yaklaşık 10 bin metrekarelik ek yapılaşma hakkını kullanarak kompleksi daha da geliştirmeyi hedefliyor.


Bu satın alma, Amy Group'un son dönemde gerçekleştirdiği üçüncü büyük sinema yatırımı oldu.


Grup daha önce Netanya Poleg'deki eski Y-Center alışveriş merkezini ve Karmiel'deki Gan HaIr ticaret merkezini de portföyüne katmıştı.


Planet Rishon LeZion'un eklenmesiyle birlikte şirketin yönettiği ticari kompleks sayısı 18'e, sinema bulunan merkez sayısı ise 3'e yükseldi.


Uzmanlar, bu yatırımın yalnızca ticari bir satın alma olmadığını, aynı zamanda Rishon LeZion'un batı bölgesinde hızla gelişen eğlence, alışveriş ve yaşam merkezi konseptine duyulan güvenin de önemli bir göstergesi olduğunu değerlendiriyor.


Kaynak: The Jerusalem Post,

 

 


 

Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page