top of page

1930-40’larda İngiliz Marksistlerin Sovyetler Hayranlığı 2020’lerde Filistin Desteğine mi Dönüştü?

23 saat önce
2 dakikada okunur



1930’larda Cambridge Üniversitesinden yetişen parlak, zeki, yakışıklı, güzel konuşan, cazibe yüklü beş İngiliz genciydiler: Kim Philby, Anthony Blunt, Guy Burgess, Donald Maclean ve John Cairncross. Hepsi “bizden”di, istihbarat anlamında: Güvenilir, bol içkici, iyi ailelerden, hikaye anlatan, insanları etkileyebilen ve sağlam yalanlara inandırabilen. Hepsi kendi ülkelerine ihanet ederek Sovyet casusu oldular. Tarihe “Cambridge Beşlisi” olarak geçerler.

  

1930’larda İngiliz toplumu üst tabakasının bir kesimi (özellikle Cambridge ve Oxford gibi yüksek eğitim kurumlarında okuyanlar) Sovyet Komünizmine hayrandılar. Daha doğrusu İngiliz İmparatorluğu’na ve kapitalist (serbest rekabet) sisteme karşı idiler. Lenin’in devrimi (1917-1924) ve devamın dayeni ve ütopik bir yaşam tarzı, kimsenin doğuştan ayrıcalıklı sayılmadığı, kimselerin sömürülmediği, ideal bir toplum vadediyordu. Kapitalizmin en büyük darbesini yediği 1929 buhranı da belki serbest piyasa ideolojisinin sonunun gelmekte olduğu izlenimini uyandırıyordu.

  

Sovyet istihbarat örgütü (NVKD) bu ortamdan yararlanarak Cambridge’e uzandı ve yıllar içerisinde Moskova’ya sempati besleyen beş İngiliz gencini “yüksek ülküler” uğruna (biraz para, arkadaşlık ve seksin yanında) emrine aldı. İngiliz İstihbarat servislerinin (MI5, MI6, SIS) en önemli kademelerine kadar yükselenlerden Kim Philby bir ara Rusya’ya karşı istihbarat savaşı vermesi gereken bölümün bile başına geçerek İngiltere ve Batı ittifakına ağır darbe indirdi.

  

Neden bu akıllı ve bilgili gençler bir demokrasiyi yaralama amacıyla dünyanın en vahşi ve acımasız diktatörlerden birine yaranmayı tercih ettiler? Başlangıçta bir efsaneye inandılar: Moskova’nın dünyaya sosyalist refah getirme gayretine! Paradan yana sıkıntıları yoktu, iyi eğitim görmüşlerdi, genellikle rahattılar fakat onlara bu ortamı sunan sisteme isyan ediyorlardı. Neden yoksul ulusların yardımına koşmuyorlardı? Çevrelerindeki aşırı zenginlik kapitalizmin sonucuydu, o halde hasmı desteklemek gerekliydi.

  

Sapına kadar karşı oldukları Nazi Almanya’sının Sovyetler ile 1939’da imzaladığı ve Polonya’yı parçalamaya yönelik Molotov- Ribbentrop Paktı bile gözlerini açmaya yetmedi. İkinci Dünya Savaşından sonra Kızıl Ordu’nun birer birer Doğu Avrupa ülkelerine komünizmi dayatmasına Batılıların karşı gelmeyeceğini içeriden bildirerek Stalin’e destek verdiler. İstihbaratları sayesinde yüzlerce, binlerce Polonyalı, Macar ve Litvanyalı vatansever Ruslar tarafından yakalandı ve kurşuna dizildi.

  

1950’lerin başlarında Sovyetlerden iltica eden subaylar İngiliz istihbaratının kalbine yerleşen casusları açığa çıkarmakla birlikte hükümetler utançlarından ve skandal korkusundan Cambridge casuslarını hapse atmaktansa bazılarının Moskova’ya kaçmalarına bile göz yumdular.

  

2020’lerde İngiltere’de ayni saf eğilimin bir başka versiyonuna mı tanık oluyoruz? Filistin halkına karşı acıma duyguları, Hamas’a arka çıkan Yeşil Parti, bazı siyasetçilerin Marksist geçmişlerinden kaynaklanan Batı savunmasını zayıflatma arzusu, Trump karşıtlığını zirveye tırmandıran BBC…

  

İngiliz seçmen havuzunun %10’una yakınını Müslümanlar oluşturuyor fakat bazı bölgelerde bu ağırlık % 30’a yükseliyor. 2024 yılında İşçi Partisinin hassasiyetini yetersiz bulan bazı adaylar bölgelerinde “Gazze, Gazze” diyerek seçim kazandılar. Ayni durum ile karşı karşıya gelmek istemeyen yeni İşçi Partisi Başbakanı Andy Burnham, Dışişleri Bakanı Ed Miliband’a açık çek verdi: “Yerleşimcilerin Batı Ürdün (Yehuda ve Şomron) ekonomilerini gerilet ve İsrail’e gözdağı ver”.

 

İngiliz halkı bu kadar saf mı? BBC ve diğer anaakım tv kanalları yüzünden İsrail’in itibarı bir hayli yara aldı. Fakat özellikle solcu İşçi Partisi ondan daha aşırı sosyalist davranan Yeşiller’e oy kaptırdı. Tedbir almaya mecburlar ve olası tepkiyi yumuşatmak için de öne “onurlu İngiliz Yahudisi” Ed Miliband’ı sürdüler.

  

Londra’nın bu kararının hükmü bir dahaki seçimlere kadardır. Sağcı Reform veya geleneksel Muhafazakârlar hükümeti kurarlarsa, kaldırmaları veya değiştirmeleri gündeme gelir.

 

Arada İsrail seçimlerinden sonra olası bir iktidar değişikliği Avrupa’da yankı bulur. Tabii İsrail seçmeni “gözdağına” prim vermek yerine tekrar Bibi’ye sarılmazsa!

 

Ralf ARDITTI

 

 

IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?








Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page