

1934 Trakya Olayları
“Liya Türk sayılmak için elinden geleni yapan bir insandı. Ona göre Türkler ile Yahudiler arasında dinden doğan küçük bir fark vardı. Ancak olaylar ona farkın düşündüğünden veya dilediğinden daha büyük olduğunu gösterdi. Olaylar sırasında Türk arkadaşlarından hiçbiri onun yanında olmadı”] Erol Haker] Şiddetin arka planı ve gelişimi 1934 yazında Trakya’daki Yahudiler Çarlık Rusya’sındakileri aratmayacak bir pogrom yaşadı. Binlerce kişi, can güvenliğinden endişe ederek evin


Antisemitizmin Önlenmeyen Yükselişi Eşit vatandaşlıktan dışlanmaya
1920’li yılların sonları ve 1930’lu yıllar, Türkiye Yahudileri açısından eşit vatandaşlık vaadinin gitgide artan dışlanmaya dönüştüğü bir dönemdi. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Türkiye Yahudileri, yeni devletin eşit vatandaşları olmayı umuyordu. Fakat 1920’lerde artarak güçlenen milliyetçilik, “makbul vatandaşlığı” Türk kimliği ve dili etrafında tanımladı. Kanunen eşit vatandaş olmak, günlük hayatta eşit muamele görmek demek değildi. Yahudiler, basında yayılan önyargılar


1920–1926: FAY HATLARI BÜYÜYOR
Geçen yazımızda Tanzimattan beri eşit vatandaşlığa inanan ve hazırlanan Yahudilerin 1908’deki Meşrutiyetle bu inançla nasıl iki elle sarıldıklarını, Avrupa’da filizlenen Siyonizm’e fazla yüz vermeyip Osmanlı vatandaşı olma yolunda ilerlerken, Balkan savaşı fecaati ve yükselen Türk milliyetçiliği nedeniyle ait oldukları ülkede birden istenmeyen unsur haline gelmelerini anlattık. Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen sürede, bu daha çok hissedilmeye başlandı.


1908 – 1920: Vatandaşlıktan yabancılığa
Bir önceki yazıda, Tanzimat'tan II. Abdülhamid'in son yıllarına kadar Osmanlı Devleti'nin bütün tebaayı ortak bir vatandaşlık kimliği altında birleştirme çabasını ele aldık. Osmanlı Yahudileri de bu sürecin güçlü destekçilerinden biri olmuş, kendilerini yeni Osmanlı toplumunun ayrılmaz bir parçası olarak görmüşlerdi. 1920 ye geldiğimizde eşit vatandaşlıktan başlayan bu kısa sürecin sonunda Yahudiler yabancı olmuşlardı. II. Meşrutiyet: Son Osmanlı Umudu 24 Temmuz 1908'de II.


Tebaa ‘dan Vatandaşa: Tanzimat ve Yeni Osmanlı
1839 Tanzimat Fermanı ile Osmanlı yönetim ve hukuk sisteminde köklü bir dönüşüm başlattı. Devlet, bütün tebaasına eşit haklar, can, mal ve namus güvenliğini sağlamak ve vergilendirmeyi düzenlemeyi hedefliyordu. Amaç, devletin yönetimini ve hukuk düzenini güçlendirmek, böylece Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumaktı. 1876 Kanun-ı Esasi ile bu dönüşüm anayasal bir çerçeveye kavuştu. 1856 Islahat Fermanı ile Müslüman ve gayrimüslim tebaanın eşitliği daha açık biçimde ilan ed


1579 1839: Değişen dünya, Osmanlı ve Yahudi toplumu
XVI. yüzyıl boyunca Avrupa, Atlantik ötesine yayıldı. Amerika’dan gelen yüksek miktarda gümüş ve genişleyen ticaret ağları dünya ekonomisini değiştirmeye başladı. Bu gelişmelerin Osmanlı üzerindeki etkileri özellikle yüzyılın sonlarında belirginleşti; artan fiyatlar, enflasyon ve savaşların yükselen maliyeti ekonomik düzen üzerinde baskı oluşturdu. Ticaret ve finans alanlarında önemli bir yere sahip olan Yahudiler bu dönüşümden önce yeni imkanlar elde ettiler, ancak yüzyılın


Tarih boyunca Yahudiler ve Türkler 1492: Yeni bir başlangıç
1492'de İspanya Yahudileri için yüzyıllardır süren bir dönem sona erdi. Yahudi olarak kalmak isteyenler ülkeyi terk etmek zorundaydı; kalanlar ise Hristiyanlığı kabul etmek durumundaydı. Ancak vaftiz olanlar için de güvenli bir gelecek garanti değildi. Yahudiliklerini gizlice sürdürdüklerinden şüphe edilen “converso”lar (dönmeler) sonraki yıllarda Engizisyon'un soruşturmaları ve ağır cezalarıyla karşı karşıya kaldılar. İspanya'da kalsalar ne cemaat ne de şahıs olarak hayatta


Tarih boyunca Yahudiler ve Türkler...
Devletler hoşgörüyle mi çıkarları doğrultusunda mı hareket ederler? Bir önceki yazımızda Hazarların ve Selçukluların Yahudilerle uyum ve barış içinde ortak bir yaşam sürdüklerini görmüştük. Orta çağ Osmanlısında Yahudiler üzerine araştırma yapanlar onların genelde ticaretle uğraştığı, ana ticaret yolları ve bunların kesiştiği noktalarda yaşadıklarını anlatırlar. Seyyahlar da ticaretin çoğunun Yahudilerin elinde olduğunu, hemen hemen her yerde gümrük vergilerini onların toplad


Tarih Boyunca Yahudiler ve Türkler: 2,500 yıllık yolculuğun ilk adımları
İlk karşılaşmalar: Hazarlar ve Selçuklar Hazarlardan Selçuklulara, oradan Anadolu’ya uzanan bu hikâye, karşılıklı güven ve kazan kazan ilişkileri ile geçen yüzyılların hikayesidir. Hazarların Yahudi dinini benimsemelerine kadar varan bu güven Selçuklular ile Yahudilerin ortak yaşamında karşılıklı fayda, kurumsallaşmış bir ticaret hukuku ve zimmi statüsü üzerine inşa edilmiştir. Yahudiler, Türklerin tarih boyunca kurduğu devletlerde yalnızca "hoşgörü gösterilen" pasif bir azın


Tarih Boyunca Yahudiler ve Türkler
Bir Kitap ve Bir Hesaplaşma Hikmet Tanyu'nun 1977 yılında yayımlanan aynı adlı iki cilt 1300'ü aşkın sayfalık eseri, Türkiye'de Türk-Yahudi ilişkileri üzerine yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biridir. Hz. İbrahim'den başlayıp 1970'li yıllara kadar uzanan yaklaşık 3800 yıllık bir dönemi kapsaması ve zengin kaynakçası nedeniyle uzun yıllar bu alanda temel başvuru eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Ancak bu kitap yalnızca bir tarih çalışması değildir. Türkiye'deki anti






















