top of page

IŞIK KIRINTILARI - İLK DOĞANLAR

15 dakika önce
3 dakikada okunur



BH

 

Bugünkü Peraşanın kahramanı Yishak ve oğulları. Ancak şimdi farklı bir Yishak’ı anmak istiyorum. Bu Pazar günü Hatırası mübarek olsun babam Rabi. Yishak (Mizrahi) PASENSYA’nın ölüm yıldönümü. 

O ışığı taşıyabilen emsalsiz bir kaptı.


Ortada Rav Moshe Benveniste sağ köşede Rav Yishak (Mizrahi) Pasensya
Ortada Rav Moshe Benveniste sağ köşede Rav Yishak (Mizrahi) Pasensya

Tora, doğmamış bir savaşı iki kez gözler önüne serer. İlk olarak, Rebeka’nın rahminde Yakov ve Esav'ın güreşi ve ardından Tamar'ın gizli odasında Peretz ve Zerah'ın güreşi.

 Bunlar ailevi dramlar değil, gerçekliğin nasıl inşa edildiğinin ifşalarıdır.

Her iki öykü de çocuğun başı değil, topuğu etrafında şekillenir.

 

Yakov ve Esav, iki kozmik biçimin vücut bulmuş halidir. Esav, ham, sınırsız Işık dünyasının (Olam Ha Tohu) insan yüzüdür. Önce o hayata gelir. Kendi kaplarını parçalayan ilk ışıkların kudretiyle alevlenen bir ruh köküdür. Doğası eksik değil, aşırıdır, kontrol altına alınamayacak kadar güçlüdür.

 

İkinci sırada ortaya çıkan ve Esav’ın topuğunu kavrayan Yakov, Kap dünyasının (Olam Ha Tikkun) insan yüzüdür. Dünyadaki varlığı daha sessizdir, ancak yapısı daha derindir. Tutmak, toplamak, şekillendirmek için yaratılmıştır.


Yakov'un eli Esav'ın topuğunu kavrar. Çünkü en yüksek kıvılcımlar topuk kısmına düşer. Krallığın beşiğidir. Topuk, vücudun en alçak noktasıdır, tozun içine basan yerdir. Tohu'nun ilk dünyaları parçalandığında, ilahi kıvılcımlar en uzağa düştü.

 

Bu, bir duvar yıkıldığında, en üstteki tuğlaların en uzağa düşmesine benzer. Bu tuğlalar (Işık dünyasının kıvılcımları) en üst sıradaki tuğlalardı, ancak devrildikten sonra gizlenmiş ve etrafa saçılmış halde kaldılar. Duvarı tamamen onarmak için en uzak noktaya (topuk) düşen tuğlaları geri getirmek gerekir. Tohu'nun kıvılcımları da işte böyledir. Esav’ın soyu da böyledir.

 

Yakov kardeşinin topuğunu (kontrolden çıkmış parlaklığını) tutarak (dizginleyerek) onu bir gün krallığı taşıyabilecek bir yapıya doğru yönlendirmeye çalışarak tikun sürecini başlatmış olur.

 

Rebeka'ya verilen, büyüğün küçüğe hizmet edeceği kehaneti, yalnızca siyaset veya kişisel kaderle ilgili değildir. Metafizik bir yasayı kodlar.

 

Tohu'nun ham gücü (ışığı) nihayetinde Tikun'un kaplarına hizmet edecektir. Yani Esav'ın öfkeli alevi, düzenli bir ışık olarak parlayabilmesi için Yakov'un fitiline ihtiyaç duyar.

 

Sonradan doğanlar yani Kap (Topuk) olmadan Işık (Kıvılcım) barınacak yer bulamaz. Dikkat ettiniz mi Atalarımızın hiçbiri (Avram, Yishak, Yakov, Yosef, Moşe, David) ailenin ilk doğanları değillerdi. Onların her biri ışığı taşıyabilecek olan emsalsiz kaplardı. 

 

İkinci doğan birinciyi geçiyor. Topuk (Malhut) sessizce Tacın (Keter’in) kökü oluyor.

 

Bu, krallığın (Malhut’un) ilk taslağıdır. Egemenlik değil, sınırlama; gücün bastırılması değil, doğru şekilde tahta oturtulması. Tora bize, ışık ve kap - başlangıç ​​ve son - Tohu ve Tikun'un nasıl etkileşimde bulunduğuna dair bir şema sunmaktadır.


Bu, dört dünyanın yapısına yazılmıştır. Atzilut dünyasının Malhut’u, altında yer alan Beriya dünyasının Keter’i olur. Bir dünyanın son sefirası, altındaki dünyanın tacı olur. Yani hocamın erdem dolu eylemleri öğrencisinin (benim) düşüncelerimde yer alır.  

 

Krallık düşenin tahta çıkmasıdır. En alçak olan Malhut, her zaman en yüksek olan Keter'i içinde taşır. Son, her zaman başlangıcın içinde saklıdır. Topuk her zaman Tacı taşır.

 

Krallığın özü budur. Toz içinde yürümüş olan kabın tahta oturtulması


Tarihin izlerini taşıyan ruhlar için de durum böyledir. Son nesil, değersiz olduğu için değil, en uzak yerden en yüksek tuğlaları toplama görevini taşıdığı için topuk olarak adlandırılır. Bugün geri dönen ruhlar, Tohu (Yüksk Işık) ruhlarıdır. Vahşi bir yoğunluk, büyük çelişkiler, muazzam bir özlem ve derin yaralarla doludurlar.


İnsan dünyasında, "Erdemli kadın kocası için bir taçtır" atasözünün anlamı budur.


Dişil ilke olan Malhut, eril ilkenin dayanamadığı şeyi alır. Erkeğin yaydığı şeyi şekillendirir. Erkeğin arındıramadığı şeyi taşır. En yüksek kıvılcımları toplamak için en derin yerlere iner. Ve geri getirdiği şey, ağırlığı taşıyan, inen, kaldıran kendisi olmasına rağmen, kocasının başına taç olur. Sara, Rebeka, Rahel, Lea gibi.

 

Biz, toprağın tozu olsak da, O’nun benzeyişindeyiz çünkü içimizde O’nun nefesi var. Henüz var olmamış dünyalar tasarlayabilir ve bunu gerçekleştirmek üzere ışığı taşıyabilecek birer kaba dönüşebiliriz. Bizi özgür ve emsalsiz kılan da budur.

 

Sevgilerimle  -  Shabat Shalom

Moshe PASENSYA

 

Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?








Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page