
İki Yılda Devleşti: İsrailli Kela’ya 1.2 Milyar Dolarlık Değerleme
İsrael savunma teknolojileri alanında dikkat çekici bir başarı hikayesi daha yazılıyor.
Henüz Temmuz 2024’te kurulan İsraelli savunma teknolojisi girişimi Kela Technologies, yalnızca iki yıl içinde 1.2 milyar dolar değerlemeye ulaşarak 200 milyon dolarlık yeni yatırım turunu tamamlamak üzere.
“Globes” kaynaklı habere göre yatırım turuna Stripes ve D1 liderlik ederken, mevcut yatırımcılar Sequoia ve Lux Capital de sürece katıldı.
Ayrıca milyarder yatırımcı Bill Ackman ile eski Google Başkanı Eric Schmidt de yatırımcılar arasında yer aldı.
Kela’nın bugüne kadar topladığı toplam yatırım miktarı yaklaşık 300 milyon dolara ulaştı.
Şirketin bu kadar kısa sürede böylesine yüksek bir değerlemeye ulaşması, İsrael’in savunma teknolojileri ve yapay zeka alanındaki küresel gücünü bir kez daha ortaya koydu.
Şirketin kurucuları arasında İsrael Savunma Bakanlığı’nın Ar-Ge biriminde görev yapmış ve İsrael Savunma Ödülü sahibi Alon Dror ile eski Palantir(1) İsrael Başkanı Hamutal Meridor bulunuyor.
Kela, sınır güvenliği ve askeri operasyonlar için gelişmiş komuta-kontrol sistemleri geliştiriyor.
Şirketin sistemi radarlar, sensörler, dronelar ve farklı savunma sistemlerini tek merkezde birleştirerek gerçek zamanlı operasyon yönetimi sağlıyor.
Yapısı nedeniyle şirket, ABD merkezli Anduril(2) Industries modeline benzetiliyor.
Kısa süre içinde çalışan sayısını yaklaşık 150’ye çıkaran Kela’nın faaliyetlerinin büyük kısmı İsrael Savunma Bakanlığı ile yürütülüyor.
Şirket ayrıca güney İsrael’de mühimmat üretimi yapan bir tesis açtı ve özellikle Ürdün ile kuzey sınırındaki askeri bölgelerde hızla yayılmaya başladı.
Uzmanlara göre Kela’nın hızlı yükselişi, İsrael’in yalnızca geleneksel savunma sanayisinde değil yapay zeka, veri analizi ve modern savaş teknolojilerinde de dünyanın en güçlü merkezlerinden biri hâline geldiğini gösteriyor.
Şirketler Hakkında Kısa Bilgi;
(1)Palantir Technologies: Büyük veri analizi, yapay zekâ ve savunma yazılımları geliştiren ABD merkezli teknoloji şirketi.
(2)Anduril Industries: Yapay zekâ destekli sınır güvenliği, drone ve otonom savunma sistemleri geliştiren ABD merkezli savunma teknolojisi şirketi.
Kaynak;jerusalem post
Bir önceki sosyalağlardan yazısını okudunuz mu?


Hello my dear readers,
Today, while many thoughts were quickly passing through my mind, I realized something: I am afraid.
Do you know what scares me?
I am afraid of getting trapped in the world of artificial intelligence. That is why I try not to use it too much. If I want to research something, I still use Google, Wikipedia, or sometimes I go to the nearest library. Sometimes I spend hours there, and sometimes only a short time if I am busy.
During that process, while moving through many different sources of information, I notice that my mind becomes richer with new knowledge.
What made me think about this topic today is children. I read a social media post about students in Türkiye using artificial intelligence to do their homework, and many people were speaking about it as if it were completely normal.
I do not currently have a child in school, so this subject is not part of my daily life, and I have not researched how much AI is allowed in schools abroad.
But in my personal opinion, if a child is using artificial intelligence to complete homework or research assignments, I find that frightening.
The child may reach the final answer quickly, but without going through the important process of curiosity, searching, questioning, learning, and discovering information. I wonder what kind of future adults this way of learning may create.
I believe artificial intelligence may slowly weaken human creativity. I also believe that one day AI may take over many of the jobs people do today.
How? Very simply. It may slowly start thinking for us, until we stop thinking deeply ourselves.
It is similar to using a wheelchair all the time instead of walking.
After a while, the legs become weak because they are no longer being used. I think the human mind works the same way. If we stop researching, questioning, and learning on our own, and instead ask AI for every answer, we may save time, but our minds may slowly become lazy.
The same thing applies to writing, art, and creativity. AI may write texts, create graphics, or draw pictures very quickly. But something created from human emotions and from a unique human mind can never truly be the same as something produced by a machine.
Human work may not always be perfect, but it is original and personal.
It reminds me of handwriting. Handwriting is never perfect, but it carries the spirit of the person who wrote it. Printed text may look cleaner and more perfect, but it does not carry the same soul.
The same is true for beauty today. Everywhere we look, we see faces shaped by the same beauty standards. But can any of those artificial faces truly replace natural beauty?
Of course, I am not against technology. Being against technology today would be as meaningless as being against electricity, refrigerators, or washing machines in the past. Technology can be very useful when used correctly. For example, artificial intelligence can help people understand medical test results and maybe even reduce overcrowding in hospitals. That can be something very positive.
There is so much more to say about this subject because today almost every part of life has been touched by AI.
Even stories and fairy tales once had their own unique spirit. They were not perfect, but they were original, emotional, and full of personality. I still remember my grandmother’s stories, told in her broken Turkish mixed with Ladino Spanish.
The sound of those stories still remains in my ears.
In short, do not let the creative person living inside you become completely dependent on artificial intelligence. Let technology do its job, but let us not lose our creativity, our emotions, or our spirit as human beings.
May creativity always stay with you.
Rahel Çela Behar
IYT dip not:
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
*Daha önceki yazımı okudunuz mu?*
Have you read my previous post?



Birleşik Krallık’ta 1960 yılında yaşayan Yahudi vatandaş sayısı 450,000 idi. Aynı yıl Müslüman nüfus (çoğunlukla Hindistan kökenli) 50,000 civarındaydı (9/1).
2025’e geldiğimizde Yahudilerin sayısı 290,000’a düşmüş, Müslümanlarınki ise 4,000,000’a çıkmıştı (1/14). Kökenleri genellikle Pakistan, Hindistan ve Bangladeş fakat Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan da gelenler var. Bu nüfusun yarısı İngiltere’de doğanlar ise diğer yarısı da yeni göçmenler.
İngiliz Müslümanlarından birkaç kuşak öncesi gelenlerin çocukları ülkelerine uyarlanma konusunda ciddi çaba göstermişlerdir. Londra Belediye Başkanlığını üç dönemdir kazanan Sir Sadiq Khan Pakistan kökenli bir otobüs sürücüsünün oğludur. Şimdiki İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un anne-babası Azad Keşmir (Pakistan) asıllıdır. Her ikisi de Yahudi toplumuna destek olma konusunda ciddi çaba göstermişlerdir.
Fakat ileri gelen bu Müslüman siyasetçilerin gayretleri Gazze savaşından sonra yükselen “küresel intifada” çığırtkanlığına set çekememiştir.
Yedi Ekim 2023 Hamas saldırısı ile birlikte yükselen Yahudi karşıtlığının ardında Müslüman nüfusun kızgınlığı kadar iki geleneksel kurum bulunmaktadır:
1) BBC - İngiltere’nin en “saygın ve güvenilir” yayın organının solcu editörler elinde katı İsrail düşmanlığı ve belli belirsiz Hamas taraftarlığı,
2) Metropolitan Police - Londra polisinin Cumartesi yürüyüşlerine “demokrasi ve vatandaş hakları” çerçevesinde izin vermesi, yasaklamaması ve protestoların Yahudi toplumunun hayatlarına ve kurumlarına kastedecek noktaya gelebileceğini öngörememesi.
Antisemit nefretin son aylardaki performansı korkutucudur:
• 2 Ekim 2025 Yom Kipur gününde Manchester Sinagog saldırısı sonucu 3 kişinin ölümü,
• 23 Mart 2026’da Londra’nın kuzey semtlerinden Golders Green’de park halinde bulunan 4 Hatsola ambulansının yakılarak imha edilmesi (İran Devrim Muhafızlarına bağlı Ashab al-Yamin üstlendi),
• 29 Nisan 2026’da gene Golders Green’de (çoğunlukla Yahudilerin yaşadığı) iki Yahudi vatandaşa bıçakla saldırı (Somali’li yakalandı).
•
İngiltere’de Yahudi karşıtlığı yeni değil. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Oswald Mosley liderliğinde Londra Yahudilerine karşı yürütülen sindirme kampanyasından daha da eskilerde aristokrasinin Musevi toplumundan pek hazzetmediği bilinir. Fakat Başbakan Churchill’in Yahudi sempatisine ek olarak Nazilerin Yahudi Soykırımı haberleri savaştan sonra İngiliz kamuoyunun düşüncelerini değiştirmiştir.
Bu sempati akımına yegâne terslik 1945-1948 döneminde Filistin mandasında İrgun örgütünün yüzlerce İngiliz askeri ve polisini öldürmesinin açtığı yaradır. Ölüm kamplarından sağ çıkan yüzbinlerce Yahudi’nin tek gidecek yerleri İsrail toprakları iken İngiliz İmparatorluğunun Arapları üzmemek uğruna engel olması ve bağımsızlık çağrılarına kulaklarını tıkaması Yahudi terör kuruluşlarının bombalama kampanyasını tetiklemiştir.
Son 75 yılda İsrail ve İngiltere arasında oluşan ittifakı çökertmeye çalışan eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’e son zamanlarda Yeşil Parti başkanı, üstelik Yahudi geçinen, Zack Polanski eklenmiştir. Müslüman nüfusun oylarına talip olan Yeşiller, çevre korumadan veya fosil yakıt karşıtlığından ziyade Gazze’yi ön plana çıkartmakta ve Yahudi düşmanlığına körükle gitmektedirler.
Nasıl karşılıyor İngiliz Yahudileri bu korkutma, yakma ve öldürme akımını? Hükümetin şimdiye kadar alamadığı tedbirlere nihayet karar vermesini bekliyorlar.
• İsrail ve Yahudi karşıtı yürüyüşlere son verilmesini,
• Polisin Müslüman toplumlardaki istihbaratı güçlendirmesini (çoğunluk yasalar saygılı),
• İran Devrim Muhafızlarının yasaklanması.
Bunlar yapılsa dahi Yahudilerin önemli bir kesimi artık kendilerine İngiltere’de gelecek kalmadığı görüşünde. İlk gidecekleri ülke ABD ise, ikincisi de İsrail olarak beliriyor.
Tam da bu noktada Yahudi olmayan İngilizler uyanmışa benziyorlar. Sosyal medyada Davut Yıldızı altında Yahudi toplumuna arka çıkan seküler İngilizlere, önemli medya üyelerinden Andrew Marr’ın eklenmesi, birçok siyasetçinin “artık yeter” çağrıları Yahudilerin endişelerini giderir mi?
Yedi Mayıs’da yerel seçim neticeleri işaret verecektir. Fakat çoğu ümidi kesmiş görünümdeler.
Önümüzdeki 5 yılda nüfusun 250,000’in altına ineceğini öngörmek kehanet değil.
Ralf ARDITTI
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?






















