top of page



İnsan, geleceği düşünebilen tek canlıdır.


Belki de bu yüzden umuda en çok ihtiyaç duyan da odur. Geçmişin yükünü omuzlarında taşırken, bugünün zorluklarıyla mücadele eder ve yarına dair küçük de olsa bir ışık arar. İşte umut, o ışığın adıdır. Görülmeyeni görebilme, henüz yaşanmamış bir güne inanabilme cesaretidir.


Ne var ki umut, çoğu zaman yanlış anlaşılır.


Bazıları onu gerçekleşmesi belirsiz hayaller kurmak sanır.


Oysa umut, gerçekle bağını koparmayan bir direniştir.


En karanlık gecede bile sabahın geleceğini bilmektir. Kışın ortasında toprağın altında bekleyen tohumun, ilkbahara duyduğu sessiz güven gibidir.


Hayat ilerledikçe insan umut etmeyi de öğrenir, umut etmeyi bırakmayı da… Gençlikte umut kolaydır.


Çünkü önümüzde uzun yıllar, sayısız ihtimal vardır.


Bir kapı kapanırsa diğerinin açılacağına inanırız.


Fakat yaş ilerledikçe, kayıplar çoğalır. Dostlar eksilir, beden yorulur, hayaller küçülür. İnsan bazen "Artık neyi bekliyorum?" diye kendi kendine sorar.


İşte tam da bu noktada umut yeni bir anlam kazanır. Artık büyük başarıların değil, küçük güzelliklerin adıdır. Sabah pencereden içeri giren serin bir rüzgâr, uzaktan gelen çocuk sesleri, sevilen bir kitabın sayfaları arasında kaybolmak, beklenmedik bir telefon konuşması, bahçede açan tek bir çiçek…


Gençlikte fark edilmeyen bu ayrıntılar, ilerleyen yaşlarda umudun sessiz taşıyıcıları olur.


Umut, çoğu zaman gürültü yapmaz. Çaresizlik bağırır; umut ise fısıldar. "Bir gün daha dene" der.

"Henüz her şey bitmedi." Bu yüzden en güçlü insanlar, hiç umutsuzluğa düşmeyenler değil; umutsuzlukla birlikte yürümeyi öğrenenlerdir.


Tarih bunun örnekleriyle doludur. Savaşlar, salgınlar, ekonomik krizler, sürgünler…


İnsanlık defalarca büyük yıkımlar yaşadı. Şehirler yeniden kuruldu, toplumlar yeniden ayağa kalktı. Çünkü insanın en büyük sermayesi sahip olduğu mallar değil, yeniden başlayabilme yeteneğidir. Yeniden başlayabilmenin kaynağı ise umuttur.


Viktor Frankl, toplama kamplarında yaşadığı korkunç deneyimleri anlatırken, insanların sadece ekmekle değil, bir anlam duygusuyla da yaşadığını söyler. Yaşamın bir amacı olduğuna inanan insanlar, en ağır şartlarda bile direnebilir. Umut burada yalnızca bir duygu değildir; insanın varlığını ayakta tutan manevi bir güçtür.


Albert Camus ise Sisifos efsanesini anlatırken, sürekli aşağı yuvarlanan taşı yeniden tepeye çıkarmaya çalışan insanı betimler.


İlk bakışta bu, umutsuz bir çabadır. Ama Camus, insanın tam da bu anlamsız görünen mücadelede kendi onurunu bulduğunu söyler.


Belki umut, sonucu garanti etmek değil; mücadeleden vazgeçmemektir.


Doğa da umudun en eski öğretmenidir. Sonbaharda dökülen yapraklar, ağacın öldüğü anlamına gelmez. Kış, toprağın sessizliğidir; yok oluşu değil. İlkbahar geldiğinde dallar yeniden yeşerir.


İnsan hayatı da buna benzer. Bazen uzun süren kışlarımız olur. İçimizde hiçbir şeyin filizlenmeyeceğini düşünürüz. Oysa hayat, en beklenmedik anda yeni bir kapı açabilir.


Bugünün dünyasında umut beslemek kolay değildir. Haberler çoğu zaman savaşlardan, felaketlerden, kutuplaşmalardan söz eder.


İnsan zihni olumsuzluklara daha çabuk takılır. Sürekli korkuyla beslenen bir ruh, geleceği karanlık görmeye başlar. Fakat umut, gerçekleri inkâr etmek değildir.


Gerçekleri görüp yine de insanın iyilik yapabileceğine, birbirine destek olabileceğine, yarının bugünden biraz daha iyi olabileceğine inanmaktır.


Belki de umut en çok paylaşınca çoğalır. Bir dostun omzuna dokunmak, yalnız bir komşunun kapısını çalmak, tanımadığımız birine gülümsemek, bir çocuğun sorusunu sabırla dinlemek…


Bunların hiçbiri dünyayı bir anda değiştirmez. Ama bir insanın dünyasını değiştirebilir. Büyük umutlar bazen küçük iyiliklerden doğar.


İnsan ömrü sınırlıdır. Hepimizin zamanı bir gün dolacaktır. Fakat umut, bireyin ömründen daha uzun yaşar. Anne babalar çocuklarına umut bırakır.


Öğretmenler öğrencilerine umut bırakır.


Yazarlar kitaplarına umut bırakır.


Bir ağaç diken kişi, belki gölgesinde hiç oturamayacaktır; ama yine de diker. Çünkü umut, yalnız kendimiz için değil, bizden sonra gelecek olanlar için de yaşamaktır.


Belki de hayatın anlamı, hiç sönmeyecek büyük bir ateş bulmak değildir. Küçük bir kıvılcımı rüzgârdan koruyabilmektir.


O kıvılcım bazen bir şiirdir, bazen bir dostluk, bazen bir anı, bazen de sabah yeniden uyanıp perdeyi açacak kadar basit bir istektir.


Umut, insanın geleceğe yazdığı en sessiz mektuptur.


Cevabının ne zaman geleceğini bilmez; ama yine de yazmaktan vazgeçmez. Çünkü umut, insanın kendine söylediği en derin cümledir: "Henüz her şey bitmedi."


Belki de bu yüzden umut, dünyanın en kırılgan ama en güçlü duygusudur.


Kırılgandır; çünkü hayal kırıklıklarıyla kolayca incinir.


Güçlüdür; çünkü her defasında yeniden doğabilir.


Tıpkı küllerinden yükseldiği söylenen efsanevi Anka kuşu gibi, insanın yüreğinde de umut bazen sessizce yeniden kanatlanır.


Ve insan yaşadığı sürece, umut da onunla birlikte yürümeye devam eder.


SARA YANAROCAK

 

 IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?









Torunuma Mektuplar-Sara Yanarocak
Satın Al



A Security değişik yatırımcılardan 37 milyon dolar toplayabilmiş bir siber güvenlik şirketi.


Özelliği ‘’saldırıcı AI’’/yapay zeka yazılımlarına karşı siber savunma sistemi geliştirmiş olması.

Günümüzde giderek önem kazanan bir konu.


Onu diğer şirketlerden ayıran önemli bir özelliği zaten AI çağında kurulmuş olması ve başından beri bu konuya odaklanmış olması.


Cyberstarts, Lightspeed, Cerca Partners gibi tanınmış şirketler tarafından destekleniyor. WIZ’in kurucusu Asaf Rapaport da bu isimlerin arasında.


Geçmişi iki seneden de az olan A Security halen Tel Aviv ve ABD borsasında aktiv.


Şirketin başında kurucu ortak olarak Omer Gull ve Yuval Itzchakov’un yanısıra, CEO görevinde Yossi Torati bulunuyor.


Yazımın odak noktası da CEO Torati.


Küçüklüğünden beri merakı bozuk elektronik eşyaları parçalarına bölüp tekrar yaşama kavuşturmak. (Benim böyle bir arkadaşım var. Büyükada Lalahatunda balkonda oturur bozuk transistorumuzu söker, çalışır hale getirirdi .Gerçi 37 milyon dolarlık start-up kuramadı ama İsraelin en önemli hi-tech şirketlerinde zirveye dokundu!)


Neyse, dönelim bizim Yossi Torati’ye.


Yossi, Haredilerin hüküm sürdüğü Yeruşalayim’in Mea Şearim semtinde doğuyor;

İran’dan aliya yapmış, daha doğrusu kaçabilmiş, Haredi bir aileye. (aşırı dinciler).


Kiryat Malahi’de büyüyor, Bnei Brak’ın en saygın yeşivalarından birine devam ediyor.


Merak eden, araştıran bir beyne sahip. 16-17 yaşlarında evrim teorisini duyuyor. İnternet kafelerde araştıryor, dünyaya, bilgiye açılıyor kafası ve sonuçta yeşivadan ayrılma kararı alıyor.


Haredi dünyasından ayrılmaya karar verdiğinde ne matematik biliyor, ne fizik, ne de İngilizce. Öte yandan yeşivalardaki öğrenme ve tartışma mekanizması da düşünce altyapısını geliştiriyor.


Ve kendini tüm gücüyle sevdiği konuya, teknolojiye odaklıyor.


Sıfırdan başladığı bu yeni yaşamda ilk durağı bir elektronik dükkanında çıraklık oluyor. Olanakları sınırlı, kendi kendine İngilizce öğreniyor.


Zamanla bilgisayar teknisyeni diplomasına kavuşuyor.


Askere gidiyor, lise diploması olmamasına rağmen imkansızı başarıyor ve subay olarak yedi sene askerlik görevini tamamlıyor. Bilgisayarla ilgili görevinde üstün başarısından dolayı Genelkurmay Başkanı özel ödülüne layık görülüyor.


Terhis sonrası Binat şirketine giriyor. Daha sonra  ünlü ‘’Sygnia’’ siber güvenlik şirketinde çalışıyor.

(İlk müracaatında yeterli altyapısı olmadığı için işe alınmıyor, pes etmiyor, kendi kendine eksikliklerini tamamlıyor ve ikinci müracaatında işe kabul ediliyor.)


Torati geçtiğimiz yıl 130 gün ihtiyat askerlik görevinde de bulundu.

......

Yossi Torati AI ‘ın siber saldırıları daha süratli, daha güçlü ve dolayısıyla daha tehlikeli boyutlara taşıdığını belirtiyor.


Bugünkü siber güvenlik sistemleri eskiye oranla, (yani insanların ürettiği saldırılara oranla), çok daha çabuk çözüm üretme zorunluğunda.


A Security bu alanda üstünlük sağlamış durumda.


(Bir parantez açalım; Torati ülkelerin de AI’lı saldırı devrini açmış olduklarını söylüyor)


A Security süratle gelişiyor, topladığı 37 milyon dolarla yeni yetenekleri bünyesine katıyor ve CEO Torati yakında ailesiyle New York’a relocation’a, şirketin pazarlama gücünü arttırmaya gidiyor.


Yeşivayı bırakmış olmasına rağmen Torati, ailesini Yahudi ilkelerine ve geleneklerine bağlı olarak yetiştireceğini söylüyor. Zaten eşi de dindar Amerikalı bir aileden geliyor.


Bu başarı öyküsüne  tanık olduktan sonra insan ister istemez İsraeldeki günümüz Haredi sorunlarını düşünmeye başlıyor.


Hükümetin giderayak sırf iskemlelerini bir süreliğine daha tutmak adına haredi kesime yaptığı ayrıcalığa isyan ediyor.


Dünyanın hiç bir yerinde çalışmadan yaşayabilen Harediler yokken,


vatanı korumak uğruna her geçen gün yedi cephede canlarını veren, yüzlerce gün ihtiyat askerliği yapmak zorunda kalan İsraelliler varken,


‘’ölürüm de askere gitmem’’ diyen haredi gençlere, onların hamileri din büyüklerine,

ve politik çıkarları uğruna bu sorunu bir türlü çözmek istemeyen politikacılara

isyan etmemek mümkün değil.


Yeşivada okumak bir suç değil,  tersine bir ayrıcalık ve dileği buysa bir Yahudinin yeşivaya gitmek istemesine kimse engel olmamalı.


Ama yeşiva öğrencisi de topluma YÜK OLMAMALI!


Dileğim, kim kurarsa kursun, yeni hükümetin bu soruna kalıcı çözüm getirmesi.


Bondi CHAKIM

 


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?










2026–2027 Akademik Yılı Burs Başvuruları

İsrael'deki Türkiyeliler Birliği, 66 yıl önceki kuruluşundan bu yana süregelen bir gelenek olarak, her yıl Türk kökenli öğrencilere akademik eğitim ve yüksek öğrenim amacıyla burslar vermektedir.


Tüm zorluklara rağmen, bu yıl da burs vereceğiz – bağışçılarımızın cömert katkıları, üyelerimizin gönüllü çalışmaları ve topluluğumuzun birlik etkinliklerine verdiği destek sayesinde.


Yönetim kurulu ve burs komitesinin kararı doğrultusunda, aşağıdaki bağlantı aracılığıyla kayıt formunun doldurulması ve gerekli belgelerin eklenmesi gerekmektedir.

Son başvuru tarihi: 7.11.2026




GELECEĞİN HEDİYESİNİ BUGÜN VERİN!



Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page