

RİVA… Biraz Rivka, biraz ben.
Bir kuyunun başında başlayan hikâye… Bazı isimler yalnızca bizi çağırmak için verilmez. Bazen yıllar sonra dönüp baktığımızda, ismimizin içinde kendimizden bir parça buluruz. Benim ismim Riva. Rivka'dan geliyor ve geleneksel olarak babaannem ile de aynı ismi taşıyoruz Ve her Haye Sara peraşasını okuduğumda, Rivka'nın hikâyesinde kendime biraz daha yakın bir şeyler buluyorum. Rivka'yı ilk düşündüğümüzde aklımıza kuyunun başındaki o genç kadın geliyor. Bir yabancı ondan su is


Dua bir alışveriş listesi mi?
Bir annenin çocuğu olduğunu düşünün. Çocuk okuldan eve geliyor, üzgün. Anne yüzüne bakıyor ve bir şeylerin yolunda gitmediğini anlıyor. Anne soruyor: Ne oldu yavrum? Çocuk, “Bir şey yok” diyor ve odasına gidiyor. Anne onun üzgün olduğunu biliyor. Belki neden üzgün olduğunu da tahmin ediyor ama çocuk gelip annesine anlatmadıkça aralarında başka bir şey eksik kalıyor. Birinin bizim ne hissettiğimizi bilmesiyle bizim gidip ona kalbimizi açmamız aynı şey değildir. Peki Tanrı


HAYATI SEÇ
3 sene önce bu sabah İsrael topraklarında yaşanan son yüzyılın en büyük faciasına uyanmış, olanları anlamaya çalışıyorduk. Tora bize hayatımız hakkında ne söylüyor? Bu soruya cevap ararken yaşamı vahşice ellerinden alınmış tüm kardeşlerimizin ruhunun yükselmesini, bedenen ve ruhen yaralan herkesin de şifalanmasını dilerim... Hayatında en az bir kere kendine şu soruyu sormuş olabilirsin: Neden ben? Neden bu aile? Neden bu hayat? Neden bu kırılmalar? Neden bazı insanların yol


GÜNAH KEÇİSİ
Kipur’dan antisemitizme, başkasını suçlamaktan kendi sorumluluğumuza… Yom Kipur yaklaşırken hepimiz biraz daha içimize dönüyoruz. Ne yaptım? Neyi kırdım? Kime haksızlık ettim? Neyi onarmam gerekiyor? Yom Kipur'un içinde çok güçlü ve biraz da rahatsız edici bir sembol vardır: Günah keçisi. Kipur'daki iki keçiden biri Tanrı'ya sunulurken, diğerinin üzerine İsraeloğullarınım günahları sembolik olarak yüklenir ve çöle gönderilirdi. Bu ritüeli yalnızca tarihsel bir uygulama olar


YAŞAM KİTABINA YAZILMAK MI YAZMAK MI?
Roş Aşana yaklaşıyor… Sana hiç, hayatının her anında Yaradan’la birlikte kendi yolunu yeniden inşa etme gücüne sahip olduğunu söyleyen oldu mu? Yeni bir yılın eşiğinde dururken çoğumuz kaderimizi, geçmişimizi, yaptığımız hataları ve başımıza gelenleri düşünürüz. “Acaba benim için ne yazıldı?” diye sorarız. Yahudi geleneği bize şunu hatırlatır: Her şey Yaradan’ın elinde olsa da, insanın seçimi hâlâ kendi elindedir. Biz bu dünyaya sadece olup bitenleri izlemek için gelmedik.


EŞ RUHU VAR MI?
Eş ruh... Bunu duyduğunda aklına ne geliyor? Belki sakin bir liman, seni anlayan gözler, Ruhunu okşayan sözler... İki yarımın mükemmel birleşimi, değil mi? Hollywood filmlerinin, romantik şarkıların bize anlattığı o tatlı masal. Bu masal güzeldir ama eksiktir. Gerçek eş ruh… O bir liman değildir. O, bazen fırtınanın ta kendisidir. Hayatına sakin bir melodiyle girmez. Bazen bütün orkestrayı susturan, kulakları sağır eden o tek ve güçlü notayla gelir. Ve o geldiğinde, inşa et


Şükredebilmek de bir lütuftur
Yahudi geleneğinde şükür, yalnızca "teşekkür ederim" demek değildir. Şükür, dünyaya Yaradan'ın gözünden bakmayı öğrenmektir. Her sabah gözlerimizi açar açmaz söylediğimiz ilk söz tesadüf değildir: "Mode/ moda Ani lefaneha..." Daha ayağımız yere basmadan, daha hiçbir şey başarmadan, daha gün başlamadan önce teşekkür ederiz. Çünkü Tora bize önce sahip olduklarımızı görmeyi öğretir. İnsan çoğu zaman nimet eksikliğinden değil, nimet körlüğünden acı çeker. Bir evi vardır ama içi


Kor mu sevgi mi?
Biri canını yaktığında, sana haksızlık ettiğinde, kalbini kırdığında ne hissettiğini hatırla. İçinde bir ateş yükselir: Öfke... Kırgınlık... İntikam arzusu... İnsan o an şöyle düşünür: "Bunun bedelini ödemeli." Fakat Tora bize çok farklı bir sır öğretir, bilgelerimiz şöyle der: "Öfkelenen kimse, sanki putperestlik etmiş gibidir." (Şabat 105b) Çünkü öfke, insanın dünyayı yalnızca kendi acısının gözünden görmesine neden olur. Oysa emuna bize şunu öğretir: Hiç kimse, A-ŞEM'İ


Eve dönüş yolunu hatırlıyor musun?
Tişa Beava ilerlerken... Sana hep karanlıkta bekleyen bir düşmandan bahsettiler. Sanki bütün savaş dışarıdaymış gibi…Sanki seni yolundan ayıracak güç, senden bağımsız bir varlıkmış gibi… Oysa Tora bize bambaşka bir şey öğretir. En büyük mücadele insanın kendi yüreğinde başlar. Bilgelerimiz, insanın içinde iki eğilim bulunduğunu söyler: Yetser A Tov ve Yetser Ara. Biri insanı ışığa, merhamete ve hakikate çağırır; diğeri korkuya, öfkeye, umutsuzluğa ve ayrılığa çeker. Yetser


Dar Boğazlardan Genişliğe Yolculuk
Ben AMetsarim (בין המצרים), 17 Tamuz ile 9 Av ( Tişabeav) arasındaki üç haftalık dönemdir. Adı, Ağıtlar 1:3 pamuğundan gelir: "Bütün takipçileri onu dar boğazlarda yakaladı." İbranice "metsar" kelimesi sadece fiziksel bir sıkışmışlığı değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal daralmayı da ifade eder. Hayatımızda hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu "dar boğazlar" vardır. Karar verememek, sürekli aynı döngüleri yaşamak, değersizlik hissetmek, korkuların bizi yönetmesi, geçmişi b






















