HAYATI SEÇ

3 sene önce bu sabah İsrael topraklarında yaşanan son yüzyılın en büyük faciasına uyanmış, olanları anlamaya çalışıyorduk. Tora bize hayatımız hakkında ne söylüyor? Bu soruya cevap ararken yaşamı vahşice ellerinden alınmış tüm kardeşlerimizin ruhunun yükselmesini, bedenen ve ruhen yaralan herkesin de şifalanmasını dilerim...
Hayatında en az bir kere kendine şu soruyu sormuş olabilirsin: Neden ben? Neden bu aile? Neden bu hayat? Neden bu kırılmalar? Neden bazı insanların yolu bu kadar kolay görünürken benim yolum bu kadar zor? Neden Yahudi olmanın bedeli bu kadar ağır? Ve bazen insan, yaşadıklarının ortasında yalnızca acıyı görür. Tora bize çok daha derin bir şey söyler: Sen bu dünyaya rastgele gelmedin. “Ve Tanrı insanı toprağın tozundan yarattı ve onun burun deliklerine yaşam nefesini üfledi; insan yaşayan bir varlık oldu.
”Bereşit 2:7 İçimizde yalnızca bir beden yoktur. Bir nefeş, bir yaşam nefesi vardır. Ve o nefes, Tanrı’dan gelen bir emanettir. Belki de mesele “Ben bu hayatı bütün ayrıntılarıyla seçtim mi?” sorusundan çok daha farklıdır. Asıl soru şudur: Tanrı bana bu hayatla ne yapma özgürlüğü verdi? Tora bize kaderin karşısında çaresiz bir insan öğretmez. Tam tersine: “Hayatı ve ölümü önüne koydum… hayatı seç.” (Devarim 30:19)
Dikkat et. Tora, Hayatını seçtin, şimdi başına gelen her şey senin seçimindi demiyor. Hayatta seçmediğimiz şeyler vardır. Doğduğumuz aileyi kendi bilincimizle seçmeyiz. Bize yapılan her şeyi seçmeyiz. Bir başkasının davranışını seçmeyiz. Kaybı, ihaneti, hastalığı, ayrılığı ya da beklenmedik bir kırılmayı her zaman kontrol edemeyiz. Tora bize başka bir özgürlük verir: Bütün bunların arasında nasıl bir insan olacağımızı seçme özgürlüğü.
İşte cesur seçim burada başlar. Ruhunun sözleşmesi “acı çekmek” değil, bazen ruhsal öğretilerde şöyle bir düşünceyle karşılaşırız: Ruhun dünyaya gelmeden önce yaşayacağı bütün acıları seçti... Bu düşünce bazı insanlara anlam verebilir ama Tora açısından daha dikkatli bir yerde durabiliriz. Tora bize, yaşadığımız her acının Tanrı tarafından özellikle bizim için seçilmiş bir ceza ya da önceden yazılmış bir senaryo olduğunu öğretmez. Aksine insanın behira hofşit — özgür irade — sahibi olduğunu öğretir. İnsan seçim yapar. Başkaları seçim yapar. Dünya kusurludur. Ve insan bazen başkasının seçiminin sonuçlarını da yaşar.
O halde belki bizim “ruh sözleşmemiz” şöyle değildir: Ben bu acıyı seçtim. Belki daha derin olan şudur: Ben bu hayata geldim ve karşıma çıkanlarla ne yapacağımı seçme gücüm var... İşte bu, Tora'nın çok güçlü mesajıdır: Yaşadığın şey senin seçimin olmayabilir ama cevabın olabilir. Birisi seni kırdıysa, onu sen seçmiş olmayabilirsin. Birisi seni terk ettiyse, terk edilmeyi sen istemiş olmayabilirsin. Çocukluğunda alamadığın sevgiyi sen seçmiş olmayabilirsin. Haksızlığa uğramış olabilirsin. Bütün bunların ardından içinde neyi büyüteceğin konusunda hâlâ bir alan vardır. Acı seni sertleştirebilir ama aynı acı, seni daha merhametli biri olmaya da götürebilir. Terk edilmek seni sürekli terk edilmekten korkan biri yapabilir ama aynı deneyim seni, kendi değerini başkasının kalmasına bağlamamayı öğrenen biri haline de getirebilir.
Bir zamanlar sesin duyulmadıysa, bugün başka birinin sesini duyabilirsin. Bir zamanlar sana sınır konulmadıysa, bugün sağlıklı sınırlar koymayı öğrenebilirsin. Bir zamanlar kendini değersiz hissettiysen, bugün kendi değerini insanların sana nasıl davrandığıyla ölçmemeyi seçebilirsin. İşte tekâmül dediğimiz şey burada, Tora dilinde Avodat A-şem'e dönüşür. İnsan kendisini yeniden inşa eder. Neden ben? yerine… Şimdi ben ne yapacağım diye sorabiliriz. Bu küçük bir soru değildir çünkü bu soru insanı kurban konumundan tekrar özne konumuna getirir. “Bana bunu yaptılar.” Evet ama şimdi: Ben bununla ne yapacağım? “Beni terk ettiler.” Evet ama şimdi: Ben kendimi terk edecek miyim? “Beni anlamadılar.” Evet ama şimdi: Ben kendimi anlamayı öğrenebilir miyim? “Bana adaletsizlik yapıldı.” Evet ama şimdi: Ben kendi içimde adaleti nasıl yeniden kurabilirim?
İşte burada Devarim'in sesi yükselir: “Hayatı seç.” Seni inciten herkes “öğretmenin” değildir. Burada çok önemli bir Tora hassasiyeti daha var. Bazen “Beni inciten insan ruhsal sözleşmemde bana ders vermek için geldi” demek, yaşanan kötülüğü romantikleştirebilir. Tora buna izin vermez. Kötülüğe kötülük demekten korkmayız. Birinin yaptığı yanlış, sırf bize bir ders verdi diye doğru hale gelmez. Birinin bizi incitmiş olması, ona teşekkür etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Affetmek, sınır koymamak değildir. Merhamet, kendini ezdirmek değildir. Ve ruhsal büyüme, zarar veren bir ilişkide kalmak değildir. Bazen en büyük ruhsal seçim: Seni affetmek için önce senden uzaklaşmam gerekiyor demektir.
Tora'daki kutsallık yalnızca başkasına merhamet etmek değildir. Kendine verilen hayatı korumaktır. Belki de cesaret budur belki ruhun dünyaya gelmeden önce bütün senaryoyu yazmadı ama Tanrı sana bu dünyaya geldiğinde çok daha büyük bir armağan verdi: Seçim. Her sabah yeniden seçim... Nasıl konuşacağım? Kime sınır koyacağım? Neyi bırakacağım? Neyi affedeceğim? Neye “hayır” diyeceğim? Neye “evet” diyeceğim? Hangi yarayı çocuklarıma aktarmayacağım? Hangi acıyı anlamlı bir şeye dönüştüreceğim? Belki bizim cesaretimiz, ben bütün bunları seçtim demek değildir. Bazen çok daha dürüst ve çok daha güçlü bir cümledir: Bunların hepsini ben seçmedim ama bundan sonra ne yapacağımı seçebilirim... Ve belki insanın gerçek özgürlüğü tam olarak burada başlar. Sen kurban değilsin ama her şeyin sorumlusu da değilsin.
Tora bize ikisinin arasında çok ince bir yol öğretir. Kurban değilsin çünkü içinde seçim yapabilecek bir ruh var. Başına gelen her şeyden sen sorumlu da değilsin çünkü dünyada başkalarının özgür iradesi de var. Senin sorumluluğun bugün elindeki seçimi kullanmak. Dünü değiştiremeyebilirsin ama bugün bir kelimeyi değiştirebilirsin. Bir davranışı, Bir sınırı, Bir duayı, Bir bakışı, Bir kararı, Bir adımı... Ve bazen bütün hayat, tek bir cesur seçimle başka bir yöne dönmeye başlar. Elini kalbinin üzerine koy ve şöyle söyle: “Ribono Şel Olam, Geçmişte seçemediğim şeyleri Sana bırakıyorum. Bugün bana verdiğin seçme gücünü kullanmak istiyorum. Beni acımın esiri değil, hayatımın sorumlusu yap. Kalbimi sertleştirmeden sınır koymayı, kendimi kaybetmeden sevmeyi, geçmişi inkâr etmeden geleceğe yürümeyi öğret. Ve önümde duran hayatı seçebilmem için bana güç ver.” Belki de hayatın en büyük sırrı şudur: Her şeyi seçemezsin ama her gün yeniden kendini seçebilirsin.
Ve Tora'nın bize söylediği gibi: U’vaharta bahaim Hayatı seç. Devarim 30:19 Tizku leşanim rabot neimot ve tovot ...
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar