

"Rabi Jonathan Sacks'la Derin Bakış"; Noah Göklere ve Yeryüzüne Dair Bir Hikâye
“Fotoğraf: Kristian Buus / cooperniall — Wikimedia Commons — CC BY 2.0” İnsanlığın ilk dönemlerine ait tarih ile Avraam’la yapılan özel antlaşmanın arasına yerleştirilmiş olan Bavel Kulesi hikâyesi, Tanah’taki anlatının dönüm noktalarından biridir ve Tanah’ın uygarlıklarda ve toplumlarda işlerin nasıl ters gidebileceği hakkındaki vizyonunda merkezi bir yere sahiptir. Sadece dokuz pasukla anlatılan hikâyenin ta kendisi, yoğun bir edebi ve felsefi ustalık şaheseridir. Dikkat


"Rabi Jonathan Sacks'la Derin Bakış"; Işıktan Giysiler
“Fotoğraf: Kristian Buus / cooperniall — Wikimedia Commons — CC BY 2.0” Işıktan Giysiler Konu, Tanah’ın en iyi bilinen hikâyelerinden biridir. Yaratılışın tüm zengin ögeleriyle sarılı halde Eden Bahçesi’nde bir arada bulunan ilk insan çifti, isteyebileceği her şeye sahiptir – tek bir istisna dışında: meyvesini yemelerinin yasaklandığı bir ağaç. Ve tabii ki, canlarının çektiği tek şey de o ağacın meyvesidir! “Çalıntı sular tatlıdır” der Mişle Kitabı. Yerler; gözleri açılır; ma


HAYATI SEÇ
3 sene önce bu sabah İsrael topraklarında yaşanan son yüzyılın en büyük faciasına uyanmış, olanları anlamaya çalışıyorduk. Tora bize hayatımız hakkında ne söylüyor? Bu soruya cevap ararken yaşamı vahşice ellerinden alınmış tüm kardeşlerimizin ruhunun yükselmesini, bedenen ve ruhen yaralan herkesin de şifalanmasını dilerim... Hayatında en az bir kere kendine şu soruyu sormuş olabilirsin: Neden ben? Neden bu aile? Neden bu hayat? Neden bu kırılmalar? Neden bazı insanların yol


YAŞAM KİTABINA YAZILMAK MI YAZMAK MI?
Roş Aşana yaklaşıyor… Sana hiç, hayatının her anında Yaradan’la birlikte kendi yolunu yeniden inşa etme gücüne sahip olduğunu söyleyen oldu mu? Yeni bir yılın eşiğinde dururken çoğumuz kaderimizi, geçmişimizi, yaptığımız hataları ve başımıza gelenleri düşünürüz. “Acaba benim için ne yazıldı?” diye sorarız. Yahudi geleneği bize şunu hatırlatır: Her şey Yaradan’ın elinde olsa da, insanın seçimi hâlâ kendi elindedir. Biz bu dünyaya sadece olup bitenleri izlemek için gelmedik.


Şükredebilmek de bir lütuftur
Yahudi geleneğinde şükür, yalnızca "teşekkür ederim" demek değildir. Şükür, dünyaya Yaradan'ın gözünden bakmayı öğrenmektir. Her sabah gözlerimizi açar açmaz söylediğimiz ilk söz tesadüf değildir: "Mode/ moda Ani lefaneha..." Daha ayağımız yere basmadan, daha hiçbir şey başarmadan, daha gün başlamadan önce teşekkür ederiz. Çünkü Tora bize önce sahip olduklarımızı görmeyi öğretir. İnsan çoğu zaman nimet eksikliğinden değil, nimet körlüğünden acı çeker. Bir evi vardır ama içi


Kor mu sevgi mi?
Biri canını yaktığında, sana haksızlık ettiğinde, kalbini kırdığında ne hissettiğini hatırla. İçinde bir ateş yükselir: Öfke... Kırgınlık... İntikam arzusu... İnsan o an şöyle düşünür: "Bunun bedelini ödemeli." Fakat Tora bize çok farklı bir sır öğretir, bilgelerimiz şöyle der: "Öfkelenen kimse, sanki putperestlik etmiş gibidir." (Şabat 105b) Çünkü öfke, insanın dünyayı yalnızca kendi acısının gözünden görmesine neden olur. Oysa emuna bize şunu öğretir: Hiç kimse, A-ŞEM'İ


PERAŞAT MATOT
B.H. 🔥🔥HERKESİN SORDUĞU BİR SORU VAR: Bilam gibi kötü bir kişinin hakkında Tora neden tam bir peraşa yazmıştır? Aşağıda, Ben İş Hay'ın verdiği maşal ve nimşal ile bu sorunun cevabını anlayalım. "Ve Midyan krallarını öldürdüler... Beor’un oğlu Bilam’ı da kılıçla öldürdüler." (Bamidbar 31:8) Şunu anlamak gerekir: Bilam’ın öldürüldüğünü bilmemizin bize ne faydası vardır? Bir başka soru da şudur: Bilam neden böylesine farklı ve ağır bir ölümle öldürüldü? Sonuçta İsrael’i kuts


Eve dönüş yolunu hatırlıyor musun?
Tişa Beava ilerlerken... Sana hep karanlıkta bekleyen bir düşmandan bahsettiler. Sanki bütün savaş dışarıdaymış gibi…Sanki seni yolundan ayıracak güç, senden bağımsız bir varlıkmış gibi… Oysa Tora bize bambaşka bir şey öğretir. En büyük mücadele insanın kendi yüreğinde başlar. Bilgelerimiz, insanın içinde iki eğilim bulunduğunu söyler: Yetser A Tov ve Yetser Ara. Biri insanı ışığa, merhamete ve hakikate çağırır; diğeri korkuya, öfkeye, umutsuzluğa ve ayrılığa çeker. Yetser


Dar Boğazlardan Genişliğe Yolculuk
Ben AMetsarim (בין המצרים), 17 Tamuz ile 9 Av ( Tişabeav) arasındaki üç haftalık dönemdir. Adı, Ağıtlar 1:3 pamuğundan gelir: "Bütün takipçileri onu dar boğazlarda yakaladı." İbranice "metsar" kelimesi sadece fiziksel bir sıkışmışlığı değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal daralmayı da ifade eder. Hayatımızda hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu "dar boğazlar" vardır. Karar verememek, sürekli aynı döngüleri yaşamak, değersizlik hissetmek, korkuların bizi yönetmesi, geçmişi b


Sessizliğin içinden doğan krallık
Bazı insanlar tarihin merkezinde durur. Bazılarıysa tarihin kaderini değiştirir ama isimleri neredeyse hiç duyulmaz. Kral David’in annesi Nitsevet bat Adael, işte böyle bir kadın. Tanah onun adını neredeyse hiç söylemez çünkü bazen en büyük hikâyeler sessizlikte yazılır. Yahudi geleneği anlatır: David’in babası İşay büyük bir tsadikti ancak bir dönem soyuyla ilgili derin bir halahik korkuya kapıldı. Çünkü David’in soyunun kökeninde Rut vardı; yani Moavlı Rut. Her ne kadar h


















