Sessizliğin içinden doğan krallık
- 10 saat önce
- 3 dakikada okunur

Bazı insanlar tarihin merkezinde durur. Bazılarıysa tarihin kaderini değiştirir ama isimleri neredeyse hiç duyulmaz. Kral David’in annesi Nitsevet bat Adael, işte böyle bir kadın. Tanah onun adını neredeyse hiç söylemez çünkü bazen en büyük hikâyeler sessizlikte yazılır.
Yahudi geleneği anlatır: David’in babası İşay büyük bir tsadikti ancak bir dönem soyuyla ilgili derin bir halahik korkuya kapıldı. Çünkü David’in soyunun kökeninde Rut vardı; yani Moavlı Rut. Her ne kadar hahamlar “Moavi velo Moavit”; “yasak Moavlı erkek içindir, kadın için değil” diyerek Rut’un kabul edildiğini açıklamış olsalar da, İşay'ın içinde yine de bir korku büyüdü: “Ya yanlış yaşıyorsam?” “Ya soyum gerçekten tam kabul edilmiyorsa?”
Ve bazen korku, insanın gerçeği görmesini engeller. İşte şalom bayit eşler arasındaki barış da tam burada kırılmaya başlar çünkü evliliklerde çoğu zaman problem öfke değildir, korkudur. Bir eş gerçekten kızgın olmayabilir; sadece yetersiz görünmekten korkuyordur. Sevilmemekten korkuyordur. Kontrolü kaybetmekten korkuyordur. Korku kendini sevgi diliyle ifade etmez. Eleştiri gibi çıkar. Sessizlik gibi çıkar. Mesafe gibi çıkar.
Bugün birçok evde yaşanan şey tam olarak budur: İnsanlar birbirlerini değil, korkularını dinliyor. İşay da korkuya kapıldı ve karısı Nitsevet’ten uzaklaştı. Yıllar sonra bir plan yaptı: Bir cariye aracılığıyla çocuk sahibi olmak istiyordu. Ancak o gece tarihin yönü sessizce değişti. Nitsevet cariyeyle yer değiştirdi. Ve o birliktelikten David doğdu ama İşay gerçeği bilmiyordu.
Nitsevet suçlandı. İffetsizlikle itham edildi. Evde dışlandı. İnsanların bakışları altında sessizce yaşadı. Bir düşünelim… Tamamen masum bir kadın. Kendisini savunabilecek durumda değil. Kimse ona inanmıyor. Ve yine de susuyor. Neden? Çünkü bazen insan haklı olduğunu ispatlamaya çalışırken daha büyük bir hakikati kaybedebilir.
Nitsevet’in sessizliği zayıflık değildi gerçeğe olan inancıydı. Bugün modern dünyada sessizlik çoğu zaman güçsüzlük gibi görülüyor. Sürekli kendini anlatman, savunman, görünür olman gerekiyor. Ama Nitsevet bize başka bir şey öğretiyor: Bazı doğrular zamanın içinde olgunlaşır, ilahi adalet eninde sonunda ortaya çıkar...
David doğduğunda aile onu da dışladı. Midraş anlatır ki, David uzun süre kardeşlerinden ayrı tutuldu. Hatta Peygamber Samuel, İşay'ın oğullarını kutsamak için eve geldiğinde David çağrılmadı bile. İnsanlar dış görünüşe bakabilir ama A-şem kalbe bakar.” Ve dışlanan o çocuk kral oldu. O gün yalnızca David’in yükselişi değildi. O gün Nitsevet’in sessiz gözyaşlarının cevabıydı.
Belki bugün de birçok kişi Nitsevet gibi hissediyor. Evinde verdiği emek görünmüyor olabilir. Sürekli güçlü olması bekleniyor olabilir. Yorulsa bile ayakta kalması gerekiyor olabilir. Ve en büyük kırgınlığı belki de şudur: “Kimse beni gerçekten görmüyor.”
Oysa Yahudi bakışı bize şunu öğretir: A-şem görünmeyeni görür. Şalom bayit yalnızca kavga etmemek değildir. “Şalom” kelimesi “şalem” bütünlük kökünden gelir. Yani şalom bayit, iki kusurlu insanın birlikte daha bütün hâle gelmesidir. Bu yüzden gerçek evlilik, doğru insanı bulmak kadar doğru insan hâline gelmektir. Bazen insanlar ilişkide ilk kriz geldiğinde şunu düşünüyor: “Demek yanlış kişideyim.” Ama Tora şöyle der: “Belki doğru yerdesin ama henüz birbirinizin korkularını duymayı öğrenmediniz.”
Nitsevet’in hikâyesi burada çok güçlü bir soru bırakıyor: Benim sessizliğim dua mı, duvar mı? Çünkü sessizlik bazen iyileştirir, bazen uzaklaştırır. Nitsevet’in sessizliği Tanrı ile konuşan bir sessizlikti. Kırgınlıktan değil, derin bir emunadan doğuyordu. Ve belki bu yüzden onun görünmeyen hikâyesinden İsrailoğullarının en büyük kralı doğdu. Bugün dünya görünür olmayı kutsuyor. Alkışlanmayı, fark edilmeyi, sürekli konuşmayı, beğeni almayı…
Ama Yahudi tarihi bize başka bir şey söylüyor: Bazı krallıklar sessiz kadınların dualarıyla kurulur. Belki bugün verdiğin emek görünmüyor. Belki duaların hemen cevaplanmıyor. Belki insanlar seni yanlış anlıyor. Ama Nitsevet’in hikâyesi hâlâ umut fısıldıyor: A-şem sessiz emekleri unutmaz. Ve bazen görünmeyen bir kadın, nesiller boyu sürecek bir krallığın temelini atar.
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar