

Dar Boğazlardan Genişliğe Yolculuk
Ben AMetsarim (בין המצרים), 17 Tamuz ile 9 Av ( Tişabeav) arasındaki üç haftalık dönemdir. Adı, Ağıtlar 1:3 pamuğundan gelir: "Bütün takipçileri onu dar boğazlarda yakaladı." İbranice "metsar" kelimesi sadece fiziksel bir sıkışmışlığı değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal daralmayı da ifade eder. Hayatımızda hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu "dar boğazlar" vardır. Karar verememek, sürekli aynı döngüleri yaşamak, değersizlik hissetmek, korkuların bizi yönetmesi, geçmişi b


Sessizliğin içinden doğan krallık
Bazı insanlar tarihin merkezinde durur. Bazılarıysa tarihin kaderini değiştirir ama isimleri neredeyse hiç duyulmaz. Kral David’in annesi Nitsevet bat Adael, işte böyle bir kadın. Tanah onun adını neredeyse hiç söylemez çünkü bazen en büyük hikâyeler sessizlikte yazılır. Yahudi geleneği anlatır: David’in babası İşay büyük bir tsadikti ancak bir dönem soyuyla ilgili derin bir halahik korkuya kapıldı. Çünkü David’in soyunun kökeninde Rut vardı; yani Moavlı Rut. Her ne kadar h


İçeride kimse var mı?
Yahudi düşüncesinde amaç “dünyadan kaçmak” değil, tam tersine bu dünyayı (Olam Aze) anlam ve kutsiyetle doldurmak. Yani özlem “bedenden kurtulmak” değil, burada ilahi olanı açığa çıkarmak... Midraşik bir anlatı gibi düşünelim: İnsan yaratılmadan önce, ruhu Gan Eden’de, Şehina’nın (İlahi Varlık) ışığı altında duruyordu. Orada ne eksiklik vardı ne kırıklık; her şey tam, her şey bütündü. Ve yine de Kutsal Olan, mübarek olsun, ruha şöyle dedi: “Git ve aşağı in.” Ruh titredi ve


PURİM: GİZLİ IŞIĞI HATIRLAMAK
Purim dışarıdan bakıldığında maskelerin, gülüşlerin ve neşenin bayramıdır ama içeride çok daha derin bir sır saklar. Purim, gizlenen ışığın bayramıdır. Ester Megillası içinde Tanrı’nın adı açıkça geçmez ama her olayın arkasında ince bir yönlendirme vardır. Hiçbir şey tesadüf değildir. Hiçbir karanlık, ışıksız değildir. Hayat da böyledir. Bazen Tanrı’yı açıkça göremeyiz. Bazen dualarımızın cevabı gecikir. Bazen kader kapalı kapılar gibi görünür. Purim görmediğimiz yerde de


Tu BiŞvat – Kök Salmak, Büyümek, Meyve Vermek…
Ağaçların yeni yılı ama aslında insanın iç dünyasının da yeni yılı. Tora’da insan için şu benzetme yapılır: כי האדם עץ השדה “İnsan tarladaki ağaç gibidir.” Bir çocuğu yetiştirmek de bir ağaç yetiştirmeye benzer. Hızlandıramazsın. Zorlayamazsın. Ama doğru ortamı sağlarsan, büyüme zaten olur. Tu BiŞvat bize şunu fısıldar: Meyveye değil, köke odaklan. Kökler – Çocuğun Duygusal Dünyası Bir ağacın kökleri görünmez ama onu ayakta tutan tek şeydir. Çocuklarda ise kökler şunlardır:


BEŞALLAH - “ŞABAT NEDİR?”
B.H. Yüzyıllar boyunca, bilgelerimiz şu soruyla boğuştular. Şabat'ın işlevi nedir ve neyi sembolize eder? Bildiğimiz gibi, Şabat iki kaynaktan beslenir: Dünyanın altı günde yaratıldığı -- yedinci günde dinlendiğini hatırlamak (Şemot 20:10) ve Mısır'dan Çıkışı anmak. (Devarim 5:14) Geçmişte, Romalı filozof Seneca, Şabat'ı, Yahudilerin "hareketsizlik nedeniyle hayatlarının neredeyse yedide birini kaybettiği" müsrif bir kurum olarak alaya aldı. Günümüzde ise popül


Şevat Sessiz ama Derin bir Dönüşüm
Şevat ayına adım atarken Tora bize çok derin bir mesaj fısıldar: Hayattaki en önemli süreçler, çoğu zaman gözle görülmeden gerçekleşir. Tora’da şöyle yazar: Çünkü insan, tarlanın ağacı gibidir. (Devarim 20:19) Bu pasuk sadece çevre bilinciyle ilgili değildir. Bilgelerimiz bu cümleyi insanın iç dünyasına dair temel bir öğreti olarak okurlar. İnsan da bir ağaç gibi kök salar, büyür, meyve verir ama bu süreç aceleyle olmaz. Şevat ayı, bize dış başarıdan önce iç hazırlığın önem


Sadece bugün
Vayhi peraşası Bereşit- yaratılış kitabının son bölümüdür. Bu paraşa, Yaakov'un torunları Efrayim ve Menaşe'yi kutsamasını anlatır. Bu kutsama, her Cuma akşamı anne ve babaların çocuklarına söyledikleri dua haline gelmiştir: "A-şem seni Efrayim ve Menaşe gibi yapsın." Peki neden Tora şöyle der: “O gün onları kutsadı...” Bu ifade, pasuğun anlamına doğrudan bir katkı yapmıyor gibi görünür ama aslında derin bir mesaj taşır. Ktav Sofer adlı büyük bir bilgeye göre, bu ifade bize


Satılmak mı? Görev mi?
Yosef HaTsadik’in hayatı üzerinden, insanın acı, travma, düşüş ve zorlukları nasıl anlamlandırabileceğine dair derin bir ruhsal ve psikolojik bakış açısı elde etmek mümkündür. Temel soru şudur: İnsan yaşadıklarını “satılmış olmak” mı, yoksa “gönderilmiş olmak” mı olarak görür? Yosef’in hayatı dışarıdan bakıldığında son derece travmatik görünür: Çok genç yaşta annesini kaybeder, kardeşleri tarafından sevilmez, kuyuya atılır, köle olarak satılır, iftiraya uğrar ve yıllarca hap


Kahkaha elçileri
Leh Leha ve Vayera peraşaları arasında Tora’da geçen ilk kahkahayı kutladık ... Leh Leha’da, 99 yaşındaki Avraham, eşi 89 yaşındaki Sara ile bir oğulları olacağını öğrenir. Tora’da geçen ilk kahkaha Avraham’a aittir bu sevinçten gelen bir gülüştür: “Avraham yüzüstü yere kapandı ve güldü… ve onun adını Yitshak koyacaksın.” (Bereşit / Yaratılış 17:17-19) Avraham, dünyaya kahkahayı geri getiren ilk kişidir. “Yüzüstü yere kapanıp güldü” ne demek? Sevinçten... Size en son ne z




















