RİVA… Biraz Rivka, biraz ben.

Bir kuyunun başında başlayan hikâye… Bazı isimler yalnızca bizi çağırmak için verilmez. Bazen yıllar sonra dönüp baktığımızda, ismimizin içinde kendimizden bir parça buluruz. Benim ismim Riva. Rivka'dan geliyor ve geleneksel olarak babaannem ile de aynı ismi taşıyoruz
Ve her Haye Sara peraşasını okuduğumda, Rivka'nın hikâyesinde kendime biraz daha yakın bir şeyler buluyorum. Rivka'yı ilk düşündüğümüzde aklımıza kuyunun başındaki o genç kadın geliyor. Bir yabancı ondan su istiyor. Rivka yalnızca su vermekle kalmıyor, develeri de sulamayı teklif ediyor. Üstelik bunun ne kadar emek gerektirdiğini düşünmeden değil, bütün bunları yapabilecek bir gönül genişliğiyle…
Rivka'nın karakteri büyük sözlerle değil, küçük bir davranışla ortaya çıkıyor. Belki de insanın kim olduğu, en çok kimsenin kendisini izlemediği anlarda belli oluyor ama Rivka'nın hikâyesinde beni etkileyen yalnızca şefkati değil. Rivka sadece veren bir kadın değil. Aynı zamanda kendi hayatının yönünü seçebilen bir kadın. Bir süre sonra ailesi ona soruyor: Bu adamla yani Avraham'in hizmetkârı Eliezer ile gidecek misin?
Rivka'nın cevabı tek kelime: ELEH Gideceğim. Ne kadar kısa, ne kadar güçlü bir cevap… Önünde nasıl bir hayat olduğunu bilmiyor. Yeni bir ülke, yeni bir aile, hiç tanımadığı bir eş ve bilinmeyen bir gelecek var ama kararını veriyor ve yola çıkıyor. İşte Rivka'nın bu iki yönü beni çok düşündürüyor. Bir yanda başkasının susuzluğunu fark edecek kadar duyarlı bir kalp, diğer yanda kendi hayatı için karar verecek kadar güçlü bir irade.
Bazen biz kadınlar bu ikisini birbirinden ayırmayı unutuyoruz: Vermeyi öğreniyoruz ama almayı unutuyoruz. Başkalarını anlamayı öğreniyoruz ama kendimizi duymayı erteliyoruz. Herkesin ihtiyacını fark ediyoruz ama kendi ihtiyacımızı sormuyoruz. İyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş olmak için çabalarken kendimize şu soruyu sormayı unutabiliyoruz: Peki, ben ne istiyorum?
Bir psikoterapist olarak kadınların hikâyelerini dinlerken bu soruyla çok sık karşılaşıyorum. Bazen bir kadının en büyük ihtiyacı, ona ne yapması gerektiğinin söylenmesi değil, ilk defa gerçekten ne istediğinin sorulması oluyor çünkü insan bazen kendinden o kadar uzaklaşabiliyor ki kendi sesini yeniden duymayı öğrenmesi gerekiyor.
Rivka bana şunu hatırlatıyor: Şefkatli olmak, kendinden vazgeçmek değildir. Güçlü olmak, duygularını bastırmak değildir. Kendi yolunu seçmek de sevdiklerini sevmekten vazgeçmek değildir. Belki de gerçek denge tam burada başlıyor: Başkasına su verirken kendi kuyumuzu da unutmamakta… Yıllar içinde kendime de şunu daha çok hatırlatıyorum: Herkese yetişmek zorunda değilim. Her şeyi çözmek zorunda değilim. Herkesin mutluluğundan sorumlu değilim. Kendi hayatıma, kendi gelişimime ve içimde büyütmek istediğim değerlere karşı da sorumluyum.
Rivka'nın hikâyesinde beni bir başka ayrıntı daha etkiliyor. Yitshak, Rivka ile evlendiğinde Tora bize onun annesi Sara'nın kaybından sonra teselli bulduğunu anlatıyor. Rivka, Sara'nın yerini almak için gelmiyor. Kendi kişiliğiyle, kendi ışığıyla yeni bir yuva kuruyor. Ne güzel bir mesaj… Biz de bizden önce gelen kadınların hikâyelerini taşıyoruz. Annelerimizin, anneannelerimizin, büyükannelerimizin sevgilerini, öğrettiklerini, bazen de yaralarını…
Onları onurlandırabiliriz ama onların yaşayamadığı hayatları yaşamak zorunda değiliz. Güzel miraslarını sürdürebilir, acı veren döngüleri değiştirebiliriz. Belki de her kadın bir noktada kendi Eleh anını yaşamalı. Kendine doğru yürümeye karar verdiği, başkalarının beklentilerinden biraz uzaklaşıp kendi sesini duyduğu o anı… Ben Riva. İsmimin içinde Rivka'nın hikâyesini buluyorum. Belki de bu yüzden onun kuyusunun başında biraz durmak, onunla birlikte biraz düşünmek istiyorum. Başkalarına su verebilen, ama kendi yolunu da seçebilen bir kadın olmak… Ve bugün kendime de, belki bu satırları okuyan size de şu soruyu sormak istiyorum: Siz hayatınızın hangi alanında artık ELEH- Gidiyorum demeye hazırsınız? Hangi kararı ertelemeyi bırakacaksınız? Hangi ihtiyacınızı ilk defa ciddiye alacaksınız? Kimin beklentisinden özgürleşip kendi hayatınıza doğru yürüyeceksiniz?
Bazen yeni bir başlangıç için bütün yolları bilmemiz gerekmez. Bazen yalnızca bir kelime yeter: ELEH Gideceğim Kendime, özümden uzaklaşmadan kuracağım hayata, içimdeki ışığa doğru gideceğim. Heşvan ayının son günleri de Kislev ayına yaklaşırken içindeki Hanuka ışık ve mucizeler bayramına özel aynı şeyleri söylüyor.. Bu vesileyle Kislev ayının Roş Hodeş günlerinin 9 Kasım pazartesi akşamı itibariyle Salı ve çarşamba olduğunu hatırlatmak isterim Riva ...
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar