top of page

YAŞAM KİTABINA YAZILMAK MI YAZMAK MI?

  • 25 dakika önce
  • 3 dakikada okunur


Roş Aşana yaklaşıyor… Sana hiç, hayatının her anında Yaradan’la birlikte kendi yolunu yeniden inşa etme gücüne sahip olduğunu söyleyen oldu mu? Yeni bir yılın eşiğinde dururken çoğumuz kaderimizi, geçmişimizi, yaptığımız hataları ve başımıza gelenleri düşünürüz. “Acaba benim için ne yazıldı?” diye sorarız.

  

Yahudi geleneği bize şunu hatırlatır: Her şey Yaradan’ın elinde olsa da, insanın seçimi hâlâ kendi elindedir. Biz bu dünyaya sadece olup bitenleri izlemek için gelmedik. Bizlere seçim yapma gücü verildi. Niyet etme gücü verildi. Değişme gücü verildi. Ve en önemlisi, yeniden başlama gücü verildi. Roş Aşana, yalnızca yeni bir yılın başlangıcı değildir. O, insanın kendisine dönüp sorduğu o derin sorudur: Bu yıl kim olmayı seçiyorum?

 

Yaradan dünyayı her yıl yeniden yaratırken, sanki bize de şöyle fısıldar: Sen de kendini yeniden yaratabilirsin. Her düşüncen bir tohumdur. Her sözün bir iz bırakır. Her seçimin geleceğine doğru atılmış bir adımdır. Her niyetin, hayatının görünmeyen temel taşlarından biridir. Belki hayatında tekrar eden döngüler vardır. Hep aynı tür insanlarla karşılaşıyor, hep aynı yerden kırılıyor, hep aynı korkuların önünde duruyor ya da yıllardır aşamadığını düşündüğün bir engelle mücadele ediyor olabilirsin.

  

Roş Aşana sana geçmişin hesabını sormak için gelmez. O sana bir kapı açar. Ve sorar: Bu hikâyeyi aynı şekilde yaşamaya devam etmek zorunda mısın? Yahudilikte Teşuva, yalnızca pişmanlık demek değildir. Teşuva, geri dönüş demektir. Kendine dönüş. Özündeki misyonuna dönüş. Ruhunun, Yaradan tarafından sana yerleştirilen o saf ve ilahi kıvılcıma dönüş… Bazen hayatımızı değiştirmek için önce dışarıdaki insanları, koşulları ve olayları değiştirmeye çalışırız.

  

Oysa gerçek değişim çoğu zaman içeride başlar. Belki değiştirmemiz gereken şey, yaşadığımız hayat değil… O hayata hangi gözlerle baktığımızdır. Belki sorun, önümüzdeki yol değildir. Belki yıllardır içimizde taşıdığımız ve artık bize hizmet etmeyen bir inançtır. “Ben yeterli değilim. Ben sevilmeye layık değilim. Ben değişemem. Benim kaderim böyle. . İşte Roş Aşana'nın sesi tam burada yükselir: Hayır. Sen geçmişin değilsin. Sen yaptığın hataların toplamı değilsin. Sen sana söylenen olumsuz sözler değilsin. Sen, Yaradan'ın sana verdiği ruhsun.

  

Ve o ruh, her sabah yeniden sana emanet edilir. Her sabah söylediğimiz Mode Ani aslında bize büyük bir sırrı hatırlatır: Bugün yeniden başlayabilirsin. Bugün yeniden seçebilirsin. Bugün kalbinde yeni bir yön belirleyebilirsin. Roş Aşana'da şofarın sesi duyulduğunda, sadece bir ses duymayız. Ruhumuzun derinliklerinden gelen bir çağrıyı duyarız: Uyan... Geçmişin ağırlığından uyan. Korkularının seni yönettiği hayattan uyan. Başkalarının senin hakkında yazdığı hikâyeden uyan. Ve kendi ruhunun sesini yeniden duymaya başla.

  

İnsan, Yaradan'ın yarattığı dünyada pasif bir yolcu değildir. İnsana, dünyayı iyileştirme görevi verilmiştir. Bir sözle. Bir iyilikle. Bir seçimle. Bir dua ile. Bir affedişle. Bir cesaretle. Yaradan dünyayı yaratırken, bize de bu yaratımın içinde küçük ama eşsiz bir yer verdi. Belki bütün dünyayı değiştiremeyiz ama kendi içimizde bir dünyayı değiştirebiliriz. Bu Roş Aşana'da kendine şunu sor: Bu yıl hangi duyguları hayatımda büyütmek istiyorum? Hangi korkuyu artık geride bırakmaya hazırım? Kime kırgınlığımı bırakabilirim? Kendimde hangi güzelliği yeniden görmek istiyorum? Ve en önemlisi…

 

Bu yıl Yaradan'ın bana verdiği ruhun daha gerçek, daha cesur ve daha sevgi dolu bir yansıması olmaya hazır mıyım? Unutma… Sen yalnız değilsin. Yolunu tek başına inşa etmiyorsun. Yaradan seninle. Attığın adımlar, yaptığın seçimler ve kalbinde taşıdığın niyetler ise sana ait. Yeni yıl sana kusursuz olmayı değil, daha bilinçli olmayı öğretsin. Daha çok sevmeyi… Daha çok affetmeyi… Daha çok şükretmeyi… Ve her düştüğünde, yeniden ayağa kalkabilmenin mümkün olduğunu hatırlatmayı… Bu bir yük değil. Bu, sana verilmiş bir armağan. Bu Roş Aşana'da geçmişinin duvarlarına bakıp “Ben burada sıkışıp kaldım” deme. Elindeki tuğlaları fark et. Kalbindeki ışığı fark et. Ve Yaradan'a şöyle de: Geçmişimden öğreniyorum. Kendime dönüyorum. Yeni bir yılın kapısında, bana verdiğin ruhun hakkını vermeye yeniden niyet ediyorum.”

 

Yeni yılın; kalbine huzur, evine bereket, ilişkilerine şifa ve ruhuna cesaret getirsin. Her Roş Aşana, Yaradan'ın sana yeniden fısıldadığı bir davettir: Dün bitti. Bugün hâlâ senin. Ve önünde, yaşam kitaplarına yeniden yazabileceğin bir yıl var. Şana Tova Umetuka....Gmar Hatima Tova

Riva N. ESSEMİNİ

 

  Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 

 

 







Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page