

Et ve sütü birlikte yemezsem, evliliğimi kurtarabilir miyim?
İnsan eve, aslında en güvenli, en yakın, en huzur verici olması gereken yere geldiğinde, tam da orada bazen, acı, gerilim ve uzun sessizlikler olur. Söylenen ve havada asılı kalan sözler olur ve bu çok derin bir acı verir. Evin içinde, durum zor olduğunda, insan sanki dünyada yeri yokmuş gibi hisseder. Ve bu şekilde, yıllarca yaşayan insanlar vardır — her zaman büyük kavgalarla, dramlarla değil, ama “bir uzaklık, kısa bakışlar, resmi konuşmalar “, ve artık bazı şeylerin eskis


Eyvah oğlum Dati mi olacak?
Bir kadın, Hahama gelir. “Rabi, mutlaka yardım etmelisiniz. Tek oğlum var; güzel, sevimli, yakışıklı, zeki — aklını yitirdi! Onu kurtarın.” Haham der ki: “Oğlunu sinagogda gördüm. Sağlam görünüyor, iyi görünüyor.” “Tamam haham efendi ama çocuk deli,” “Anlatın, ne oldu? “Oğlum sadece koşer yemeye başladı, üstelik en sıkı ölçülere göre. Her gün tefillin takıyor, Rabenu Tam tefillinlerini de. Şabat’ı en ince ayrıntısına kadar, en ağır hükümleriyle koruyor. Haftanın yedi günü si


Boşluğu dolduran yılanlar ve akrepler
Herkes soruyor: Yaratıcı zihin nasıl oluşturulur? Bu, bugün dünyanın en büyük sorusu. Çünkü sürekli verimliliğe, zamandan ve enerjiden tasarrufa odaklanan bir dünyada yaşıyoruz. Eski sorunları yeni yollarla nasıl çözeriz? İş dünyasını, akademiyi yöneten soru budur. Bunun yanıtını, Moşe Rabenu’nun Tanrı’ya, Şemot Peraşasının sonunda sorduğu, iki dev soru ve aldığı cevaplardan anlamaya çalışacağız. A – Bu halka neden kötülük yaptın? B – Neden köleliğin tarzı, biçimi, karakteri


Satılmak mı? Görev mi?
Yosef HaTsadik’in hayatı üzerinden, insanın acı, travma, düşüş ve zorlukları nasıl anlamlandırabileceğine dair derin bir ruhsal ve psikolojik bakış açısı elde etmek mümkündür. Temel soru şudur: İnsan yaşadıklarını “satılmış olmak” mı, yoksa “gönderilmiş olmak” mı olarak görür? Yosef’in hayatı dışarıdan bakıldığında son derece travmatik görünür: Çok genç yaşta annesini kaybeder, kardeşleri tarafından sevilmez, kuyuya atılır, köle olarak satılır, iftiraya uğrar ve yıllarca hap


İçsel Travmalarımızı Çözen Yağ Şişesinin sırrı
Firavun gizemli bir rüya görür. Bu haftaki Tora bölümü Mikets’te okuduğumuz üzere, Nil Nehri’nin kıyısında durmaktadır. Nil’den yedi tane semiz, güzel görünümlü, güçlü ve sağlam inek çıkar; sazlıkta otlamaktadırlar. Ancak onların ardından Nil’den yedi inek daha çıkar. Bunlar çirkin, zayıf, cılız ve kemiklidir. Sonra bu çirkin, ince, iskelet gibi ve zayıf inekler, yedi tane yakışıklı, sağlıklı ve semiz ineği yutar. Firavun uyanır. Nihayetinde, bu esrarengiz rüyasını yorumlamas


Bu dünya benim için yaratıldı
בשבילי נברא העולם Hayatımız boyunca çok kez kendimize şu soruyu sorarız: Hayattaki çeşitli şeylerle ve zorluklarla başa çıkmak için gereken gücü nereden alabiliriz? Enerjiyi, İlhamı nereden alırız? Hayat bizi bazen yorduğunda, nasıl yeniden canlılık ve coşku kazanabiliriz? Hepimiz biliriz ki, hayatın gücü sadece insanların bize söylediklerinden doğmaz. İçsel bir güce, içimizden gelen bir kuvvete, özümüzde bulunan bir ilhama ihtiyacımız vardır. Peki bunu nereden alırız? Bunu n


Evliliğin Gizli Gücü: Kahkaha
Her birimizin hayatının büyük bir kısmı ve kişiliğimizin büyük bölümü, büyüdüğümüz aileden çok güçlü biçimde etkilenir. Evimizde öğrendiklerimiz, gördüklerimiz, soluduğumuz atmosfer… Bizim streslere nasıl tepki verdiğimizi, sevinçlere nasıl tepki verdiğimizi büyük ölçüde şekillendirmiştir. Aile içi ilişkiler, evdeki huzur — bunların hepsi üzerimizde derin izler bırakır. Bu yüzden hayatta “ev atmosferinden” ve “şalom bayit”ten daha önemli bir şey yoktur. Ne banka hesabındaki p


Karl Marx, Sigmund Freud ve Baruch Spinoza Avraam Avinu'ya karşı...
Hayatta gerçekten ne kadar seçme özgürlüğümüz var ? Bazı insanlar Şöyle der: “Her şey sana bağlı, eğer kurban olarak kalmak istiyorsan kal, özgür olmak istiyorsan ol” Kimisi de “Bu neslin sorunu şu: Her zaman başkalarını suçlamak istiyorlar kimse sorumluluk almak istemiyor “diyor. Peki kim haklı? İnsanların bizler üzerindeki derin ve güçlü etkilerini fark etmekle, yine de kendi hayatımızın efendisi olmak arasındaki denge, nedir? Bu ikisi, aslında bir çelişki oluşturmaz. Gör


Ne halt ediyorum bu dünyada?...
Sevgili dostlar, tabiri caizse çok da kibar olmayan, argo sayılabilecek bir başlık attığımın farkındayım. Fakat samimi olmak gerekirse, çok kez bu soruyu kendimize sormaz mıyız? “Acaba bu dünyada anlamlı bir şey yapıyor muyum?” Hepimiz çalışmaya gidiyoruz, eve dönüyoruz, yemek yiyoruz, uyuyoruz ve her gün aynı döngünün içine dönüyoruz. Sonra da soruyoruz kendimize “Hayatımızla ilgili ne yaptık?” Bu, içimizden bir çok kişiye eşlik eden bir ağrıdır ve çok derin bir acı


Sessizliğin sesi KOL NİDRE
Çok karmaşık duygular içindeyim. Bir yandan 1 Elul’dan bugüne 21 Tişri’ye kadar, 51 gün süren çok yoğun bir Teşuva döneminin sonuna geldik. 5785 yılının vicdan muhasebesini yapmaya çalıştık. Bu arada zor bir süreçten sonra, çok şükür, rehinelerimizin tamamı, en azından yaşayan 20 rehinemiz, eve döndüler. Fakat ülkemiz ve insanlarımız, çok ağır bedeller ödemek zorunda kaldı. Vermiş olduğumuz sözlerin, yapmış olduğumuz taahhütlerin hangilerini layıkıyla yerine getirdik? Hangi






















