top of page

Boşluğu dolduran yılanlar ve akrepler



Herkes soruyor: Yaratıcı zihin nasıl oluşturulur? Bu, bugün dünyanın en büyük sorusu. Çünkü sürekli verimliliğe, zamandan ve enerjiden tasarrufa odaklanan bir dünyada yaşıyoruz. Eski sorunları yeni yollarla nasıl çözeriz? İş dünyasını, akademiyi yöneten soru budur.


Bunun yanıtını, Moşe Rabenu’nun Tanrı’ya, Şemot Peraşasının sonunda sorduğu, iki dev soru ve aldığı cevaplardan anlamaya çalışacağız.


A – Bu halka neden kötülük yaptın?


B – Neden köleliğin tarzı, biçimi, karakteri acının hafiflemesi yerine giderek ağırlaşması şeklinde?”


“Firavun’a senin adınla konuştuğumdan beri bu halka kötülük yaptı ve sen halkını kurtarmadın.”


“Tanrı Moşe’ye dedi ki: Paro’ya ne yapacağımı göreceksin; güçlü bir el ile…” “BEYAD HAZAKA”

İşte anahtar kelime: “Güçlü el.”

 

“Göreceksin: En karanlık an, ışığın yaklaştığını gösterir. Paro, köleliği daha da ağırlaştırdıysa, bu artık ışığın belirdiği anlamına gelir. Şunu bil: Karanlık, ışığın işaretidir. Karanlık ne kadar yoğunsa, ışığın yaklaştığının işareti de o kadar büyüktür. Göreceksin: Bu kadar korkunçsa, işte bu, kurtuluşun yolda olduğunu gösterir. Yeni bir açığa çıkış, büyük bir karanlıkla başlamak zorundadır.”


Peki neden Mısır (Mitsrayim)?


Mısır bir “tevazu dersi” idi. Mısır, bizden “özgüven yanılsamasını” çıkarmak için tasarlanmıştı. Neden? Çünkü Tora’yı almaya gidiyoruz. Yeni bir dönem başlayacak. Tanrı’nın halkı olmak üzere yola çıkıyoruz. O hâlde önce egodan arınmak gerekir; bencillikten arınmak gerekir; hayatın bize bağlı olduğu, kendi sorunlarımızı tek başımıza çözebileceğimiz yanılsamasından arınmak gerekir.


Nasıl? Eritme potası gibi. כור היתוך


Eritme potası nedir? Nasıl ki altının saflaştırılması ,  ateşte, kaynar bir sıcaklıkta eritilerek ve acı vererek yapılıyorsa,  Mısır, Yahudi’nin içindeki pisliği ayıran bir pota olmak için vardı. Bizden pisliği çıkarmak için, zayıflığı çıkarmak için.


Açılıştaki konumuza geri dönecek olursak, Karanlığın ve yaklaşan ışığın anlamını yukarıda sorduğumuz soruya bağdaştırmak gerekirse. “Karanlığı” , eskiyi unutmak, “Işığı” yaratıcılığa kucak açmak olarak tasvir edebiliriz.


Ve Tora gelip, birinci kuralı şöyle söylüyor:


Yaratıcılığın birinci kuralı unutmaktır.


Bildiklerinin tamamını unutmak.


Bununla ilgili Talmud’da bir hikaye anlatılır. Babil’de yaşayan Rabi Zera , İsrail sevgisi ile yanıp tutuşuyordu ve bir an evvel İsrail’e göç etmek istemesine rağmen, hocası Rav Yeuda bunun zamanının gelmediğini söyleyerek onu engelliyordu. Sonunda Rabi Zera bu özleme dayanamadı ve İsrail’e göç etti. Fakat İsrael’de öğrenilen Talmud Yeruşalmi’nin sistemi, Babil de oluşturulmuş olan Talmud Bavli’den çok farklı olduğu için, bir türlü bu eğitime adapte olamıyordu. Çok radikal bir karar verip bildiği her şeyi unutmak için 100 gün boyunca oruç tuttu. Bedenini kırdı ve hafızasında olanları sildi. Ve ancak o zaman Talmud Yeruşalmi’nin yeni ışığına girmeye hazır olduğunu hissetti.


Talmud bize ne öğretiyor?


“Kalıbın dışına çıkmak” ne demektir? Sahip olduğun her şeyi kaybetmeye hazır olmak. Biriktirdiğin her şeyi, problem çözme biçimlerini, alışkanlıklarını bırakmak. Hepsini unutmak ve çıplak bir zemin üzerinde durmak.


Günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse; Google’da eskiden, bir kavram vardı: %20 serbest zaman. Çalışanlar zamanlarının %20’sinde kendi görevleriyle ilgili işlerde çalışamazdı; sadece serbest projeler, farklı fikirler, şirket için, ama özgür çalışmalar yaparlardı.


Ne keşfettiler?


En yaratıcı zaman, işle ilgilenmediğimiz zamandır. Zihnimizin meşgul olmadığı anda en büyük fikirler gelir.


Bu ne demek?


Büyümek için konfor alanından çıkmak zorundasın. Çünkü belli bir bakış açısında kaldığında her şeyi o bakış açısıyla görürsün. Her sorunu aynı şekilde çözersin. Elinde çekiç olan, her sorunu çivi görür. Her problemi öyle çözer.


Ama problemleri çekiçle değil, bazen sarılarak çözmek istiyorsan, eski yolunu unutman gerekir. Boş bir levha olmak gerekir.” Öğrenmeye hazır olmak.


Yaratıcılığın ilk aşaması kaybetmektir.


Asıl kelime budur:


Tasfiye etmek.


Sahip olduklarını tasfiye etmek. Bildiklerini kaybetmek. Bildiklerini unutmak. Bildiklerini silmek.


Peki insanlar bunu neden istemez?


İşte bizi ilgilendiren nokta bu.


Çünkü unutmakla öğrenmek arasında bir karanlık aşaması vardır. Duyuların bulanıklaştığı bir aşama. Hiçbir şey bilmediğim, ama yeni bilgiyi de henüz edinmediğim bir aşama.

 

İşlenmemiş bir toprağa çıktığında… Ülkeni bırakıp İsrail’e göç ettiğinde… Çok zor bir dönem olacağını bilirsin. Çünkü oradan çıktın ama buraya henüz varmadın. Buraya henüz kök salmadın.


Öğrenmeyle unutma arasında bir karanlık vardır.


Ve karanlıkta daha korkunç bir şey olur:


Sadece sis ve karanlık değil… Yılanlar ve akrepler gelir.

 

İçeriden yılanlar ve akrepler.


Dışarıdan yılanlar ve akrepler.


İçeriden olanlar:


Özgüven kaybı, boşluk, karmaşa.


“Neredeyim ben? Hiçbir şey yapamıyorum.”

İnsanlar bu aşamada kaybolur.


Dışarıdan olanlar:


Rakipleriniz.


Yeni bir şey denediğinizde, işte bir belirsizlik dönemine girdiğinizde, rakipleriniz üzerinize çullanır. O anda güçlüdürler. Bu kırılmayı, bu geçişi kullanırlar.


İşte bu yüzden çoğumuz değişmeyiz. Çoğumuz hayatımızda bu karanlık ara aşamadan geçmek istemeyiz. Bilinmeyen bir yerde dolaşma aşamasından korkarız.


Bu yüzden çoğumuz doğduğumuz yerde kalırız.


Aynı parayı kazanırız.


Aynı yerlere gideriz.


“Konfor alanımdan çıkarma beni. Bildiklerimi tehdit etme. Buna alıştım.”

İşte nokta bu.


“Beni değiştirme. Gerçekliği tanımadığım bir hâle sokma.”

 

Yani yaratım süreci birkaç aşamadan oluşur:


A) Tasfiye etmek. Bildiklerinin tamamını unutmak. Tanıdığın her şeyden ayrılmak.


B) Elbette öğrenmeye başlamak—ama karanlığa hazır olarak. Odaklanamadığın, dışarıdan da yılanların ve akreplerin girebildiği çok karmaşık bir sürece hazır olarak.


Hayatımda zaten bir ışık varsa, yeni bir ışık göremem.


Belli bir yöntemle çalışıyorsam, zihnim belli bir kalıpla düşünüyorsa, yeni şeyleri algılayamam. İnsanlar sonsuza kadar ikna olmuş kalabilir.

 

Yeni bir ışığı görebilmek için, bildiğim her şeyi unutmam gerekir. Karanlığa geri dönmem gerekir. Bir “blackout” hâline, sıfırlanmış bir duruma… Küçük bir çocuk gibi yeniden formatlanmaya.


Ve tam da karanlıktan, bilme arzusuna duyulan susuzluk doğar.


Karanlıktan, anlama isteği doğar. Karanlık, dünyanın yeni bir şeyin başladığını hissetmesinin çığlığıdır. Eskinin artık geçerli olmadığını hissediyor.


Bu, ruhun çığlığıdır.


Bu bugün için ne kadar doğru… Bugün yaşadığımız dönem tarihin en karmaşık dönemlerinden biri. Bir yandan herkes kurtuluşun yaklaştığını hissediyor: Sürgünlerin toplanması, İsrail’e dönüş, İsrail halkının milletler arasındaki itibarı. Ortadoğu’da Israil’in yadsınamaz gücü ve etkisi. Almanya ile yapılan savunma sistemleri anlaşması. Bunlar  sadece bazı  belirtiler. Dünya genelinde Yahudilerin ve İsrail’in itibarı—atalarımız bunu hayal bile edemezdi.


Öte yandan karanlık: İnkâr, kutsal hiçbir değerin kalmaması. “Laisser faire, laisser passer”

Bugün tek bir ortak değer yok. Eskiden temel ilkeler vardı; bugün onlar da yok. Kim kuralları belirliyor?


“Ben.”

Ne kadar tuhafsa o kadar güzel, o kadar “orijinal”.


Peki kurtuluşa yakın mıyız, uzak mı? Elbette , tüm işaretler yakın olduğumuzu söylüyor.


Peki karanlık neden?


İnsanlar hissediyor ki, eskisi yetmiyor. Ruh, çok büyük bir kurtuluş ışığının yaklaştığını hissediyor. Bu yüzden önceki dünya ikna etmiyor. Aldıklarımız bizi doldurmuyor. Çok daha büyük bir şey istiyoruz.

Ama attıklarımızla henüz öğrenmediklerimiz arasında büyük bir karmaşa doğuyor. Bir yanda ortak kurallar kalmıyor; diğer yanda büyük bir ışık yaklaşıyor. Bilmeliyiz ki karanlık, ışığın işaretidir. Ne kadar kötüyse, iyilik o kadar yakındır. Karanlığın kendisi bile—sadece ışık değil—ışığın işaretidir. Karanlık, doğum sancıları gibidir; bedenin yeni bir doğuma hazırlandığının işaretidir.


Bir yandan her şey kolaylaşıyor; bir yandan zorlaşıyor. Çelişki yok. Işık gölgeyi üretir. Yaklaşan ışık dünyada karmaşa yaratır. Ama unutmayın: Karanlık, ışığın en iyi işaretidir.


Kurtuluş çok yakındır—yakında, gerçekten yakında.


Efraim Özşardaş

 

 

 

Bir önceki yazımı okudunuz mu?











Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page