top of page

Bu akşam (Perşembe) Tel Aviv'de oldukça hareketli bir gece var. En dikkat çekici etkinlik, şehrin geleneksel Beyaz Gece (Laila Lavan) kutlamaları. Bunun yanında konserler, açık hava etkinlikleri ve canlı müzik seçenekleri de bulunuyor. Genç iseniz veya kendinizi genç hissediyorsanız haydi bir program yapıp 24 saat canlı olan bu kentin eğlence yaşamına katılın!...




Şehrin en büyük kültür ve eğlence gecelerinden biri. Pek çok müze geç saatlere kadar açık oluyor, sokak performansları, DJ'ler, dans gösterileri ve ücretsiz etkinlikler düzenleniyor. Özellikle:

  • Rothschild Bulvarı

  • Habima Meydanı

  • Sarona

  • Tel Aviv Limanı

  • Sahil boyunca birçok noktada etkinlikler bulunuyor.

Pop KonseriBu akşam saat 20.15'te Menora Mivtachim Arena'da konser veriyor. Bilet bulunabilirse İsrael pop müziğini sevenler için güzel bir seçenek.

Canlı Müzik Mekanları



Canlı müzik dinlemek istersen şu mekanlar öne çıkıyor:

  • Barby – İsrael'in en kaliteli konser salonlarından biri.

  • Zappa – Rock, pop ve caz konserleri.

  • AMAMA JAZZ ROOM - מועדון הופעות חיות – Samimi atmosferde caz konserleri.

  • Papaito Bar – Latin ve canlı müzik ağırlıklı eğlenceli bir bar.

Tiyatro

  • Gesher Theater

  • Jaffa Theatre

Her iki tiyatroda da bu akşam çeşitli oyunlar sahneleniyor.

Açık Hava

Bu akşam ayrıca:

  • Liebling Haus çatısında Off White Rooftop Party 

  • Givon Square'de Shuk Olim (yemek ve el sanatları festivali)

  • Fresh Paint sanat fuarı da devam ediyor.



 



İZ BIRAKANLAR – Şlomo HaLevi Alkabetz


Her Cuma akşamı dünyanın dört bir yanındaki sinagoglarda aynı ezgi yükselir: "Leha Dodi Likrat Kala..." Bu ilahi, yüzyıllardır Şabat'ı karşılamanın en güçlü sembollerinden biridir.


Los Pasharos Sefaradis – Leha Dodi Zemirot / Türk Sefarad Sinagog İlahiler

Peki, bu ölümsüz dizelerin ardındaki ismi kaç kişi tanıyor?


Şlomo HaLevi Alkabetz, yalnızca yaşadığı dönemin önemli bir hahamı, mistiği ve şairi değil aradan yaklaşık beş asır geçmesine rağmen eserleriyle yaşamaya devam eden ender isimlerden biridir.


Yaklaşık 1505 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli Yahudi merkezlerinden Selanik'te dünyaya gelen Alkabetz, İspanya'dan sürgün edilen Sefarad Yahudilerinin kültürel mirası içinde yetişti.


Genç yaşlardan itibaren Tevrat, Talmud ve Kabala çalışmalarına yöneldi.


1529 yılında evlendikten sonra bir süre Edirne'de yaşadı ve burada Beit Hashem, Ayelet Ahavim, Avotot Ahava ve Brit HaLevi gibi önemli eserlerini kaleme aldı.


Bu dönem, onun düşünce dünyasının olgunlaştığı ve Kabala alanında saygın bir otorite haline geldiği yıllar olarak kabul edilir.


Daha sonra dönemin en önemli ilim ve mistisizm merkezi olan Safed'e yerleşti.


Burada Yosef Karo, Moshe Cordovero ve daha sonra Isaac Luria gibi Yahudi düşünce tarihinin en büyük isimleriyle aynı manevi çevrede bulundu.


Rivayete göre, Şavuot gecelerinde Yosef Karo ile birlikte sabaha kadar kutsal metinler üzerinde çalışırken yaşadıkları derin mistik deneyimler, onları Safed [1]'de yeni bir ruhani yaşam kurmaya yönlendirdi.


Ancak onu ölümsüzleştiren eser hiç kuşkusuz Leha Dodi ilahisidir.


Tarihte pek çok şair unutulmuştur fakat Alkabetz'in kaleme aldığı bu ilahi yaklaşık beş yüz yıldır dünyanın dört bir yanındaki sinagoglarda her cuma akşamı aynı coşkuyla söylenmeye devam etmektedir.


Şabat'ı bir gelin ve kraliçe olarak karşılayan bu şiir, Yahudi dünyasının ortak manevi mirasının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.


Leha Dodi'nin az bilinen bir özelliği de, şiirin sekiz kıtasının ilk harflerinin bir araya geldiğinde "Şlomo HaLevi" ismini oluşturmasıdır.


İbrani edebiyatındaki bu zarif "akrostiş" tekniği, Alkabetz'in hem şair hem de usta bir edebiyatçı olduğunun güzel bir göstergesidir.


Rivayete göre Alkabetz ve Safed'in kabbalistleri, cuma akşamları gün batımında şehrin dışına çıkar, Şabat'ı karşılamak için birlikte Leha Dodi ilahisini söylerlerdi.


Aradan geçen yüzyıllara rağmen bu gelenek, bugün dünyanın dört bir yanındaki sinagoglarda yaşamaya devam ediyor.


Bazı insanlar kitaplar yazar, bazıları eserler bırakır.


Şlomo HaLevi Alkabetz ise her hafta milyonlarca insanın dilinde yeniden hayat bulan bir miras bıraktı.

Belki de gerçek iz bırakmak, yüzyıllar sonra bile insanların kalbine dokunabilmektir.


Bazen en güçlü izler, sessizce yazılır.

İz bırakanları hatırlamak ise, geleceği daha bilinçle kurmanın bir yoludur.

  

Ovi R. GÜLERŞEN


[1] Safed (İbranice: Tzfat), İsrael'in kuzeyindeki Celile bölgesinde yer alan ve Yahudiliğin dört kutsal kentinden biri kabul edilen tarihi bir şehirdir. 16. yüzyılda Kabala (Yahudi mistisizmi) çalışmalarının dünya merkezi haline gelmiş Şlomo HaLevi Alkabetz, Yosef Karo ve Isaac Luria gibi büyük din alimlerine ev sahipliği yapmıştır.



Bir önceki İz Bırakanlar yazımı okumak için tıklayın.







Hoşgörü, tolerans, güler yüz...


Bir Babalar Günü daha geçti. Babamı yine sevgiyle andım.


Yurt dışına yerleştikten sonra babamla her gün rutin olarak WhatsApp görüntülü görüşmesi yapardık.

Bir gün ona sormuştum:

-Baba, özlemiyor musun beni?


Her zamanki şakacı tavrıyla gülümsemişti.


-Özlemeeem...


Bize takılmayı, damarımıza basmayı çok severdi. Sonra da kızdığımızı görünce kahkahayı basardı.


-Nasıl yani? Gerçekten mi? dedim.


— Eveeet, özlemem.


Karşılıklı bakıştık. O anı unutmadım, unutamam. Ta okyanus ötesinden gözbebeklerimiz buluştu. Elini kalbine götürdü ve üzerine koydu.


-Bak, dedi. Sen de kardeşlerin de hep burada. Sizi kendimle taşıyorum. Bütün gün sizinle konuşurum. Özellikle seninle... Şimdi annenle de konuşmaya başladım. O yüzden özlemem. Suretiniz de sesiniz de hep burada, kalbimde...

 

Babam ve onun nesli, 1935 kuşağı...  Bugün ‘Sessiz Kuşak’  (Silent Generation) olarak adlandırılan kuşaktandı. Onlara ‘sessiz’ demek bana haksızlık gibi geliyor çünkü onlar konuşmaktan ve anlatmaktan çok yaşayan insanlardı.  Onlar farklıydı, çok farklı. Sabır, dayanıklılık ve gösterişten uzak ve tasarruflu olmayı bilen bir nesil. Bizim tam anlamıyla anlayamayacağımız, ne kadar okusak da bütünüyle kavrayamayacağımız bir nesil.


Babam, biz üç kardeşin bir dediğini iki etmemek için sanki yemin etmiş gibiydi.


Ben o dönem her şeyin en iyisini isterdim. Hiç itiraz etmezdi. Bir gün, o zamanların en iyi ayakkabı mağazalarından biri olan ‘Goya'dan bir ayakkabı beğendiğimi söylemiştim.


- “Git al, ne beğendiysen al”, demişti hiç düşünmeden.


Sonra büyüdüm ve babamın aynı paltoyu, aynı kasketi ve aynı ayakkabıları yıllardır, değiştirmeden giydiğini fark ettim.


- “Baba”, dedim. “Bize ne istediysek aldın. Neden kendine hiçbir şey almıyorsun?” Yıllardır aynı palto üzerindesin.


Gülümsemişti.


-Sizin babanız zengindi yavrum, o yüzden size alırdı. Benim babam fakirdi.


Lisedeydim. Okulumuza ansiklopedi satan bir kurum gelmişti; bizi bilgilendirmiş ve velilerimizin isimlerini almıştı.


Bir hafta sonra okuldan eve geldiğimde odada yığılmış İngilizce Britannica ansiklopedilerini gördüm.


-Baba, ne yaptın?


Gülerek cevap verdi:

-Sen seversin. Karıştır işte...


Yoksul bir çocukluk ve zor yıllar yaşamış bir nesildendi. Ama yine de mutlu bir nesildi.


Babamdan öğrendiğim en önemli iki şey hoşgörü ve toleranstı. İnsanlara karşı bu iki kavramı öylesine içselleştirmişti ki bazen onu uyarmak zorunda kalırdım:

-Ya babacığım, bu kadar da tolerans fazla değil mi?


Gülerdi. Çok güler yüzlü, çok şakacıydı.

-“Hoş gör”, derdi. Her şeyi hoş gör. İnsanları da dünyayı da değiştiremezsin.

 

Bugün çok farklı bir dünyadayız. Sosyal medya, felsefi düşünceler, kişisel gelişim söylemleri ve olumlamalar her yerde. Herkesin her şeyi bildiği, herkesin filozof olduğu bir çağdayız. Ama yeni nesiller olarak biz teknolojide, bilgide ve sahip olduğumuz imkanlarla onları geçmiş olabiliriz ama, fedakârlık, anlayış ve insanı olduğu gibi kabul etme konusunda o eski nesle erişebilmesi için daha çok ekmek yememiz gerektiğini düşünüyorum.


Baba olmak zor. Her erkek baba olmanın hakkını veremiyor. Benim babam ise verenlerdendi.


Yaşayan tüm gerçek babaların ‘Babalar Günü’ kutlu olsun.


Aramızdan ayrılanların ise mekânı cennet olsun.


Sağlıkla kalın


Rahel Çela Behar


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 











Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page