
Ben AMetsarim (בין המצרים), 17 Tamuz ile 9 Av ( Tişabeav) arasındaki üç haftalık dönemdir. Adı, Ağıtlar 1:3 pamuğundan gelir: "Bütün takipçileri onu dar boğazlarda yakaladı." İbranice "metsar" kelimesi sadece fiziksel bir sıkışmışlığı değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal daralmayı da ifade eder.
Hayatımızda hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu "dar boğazlar" vardır. Karar verememek, sürekli aynı döngüleri yaşamak, değersizlik hissetmek, korkuların bizi yönetmesi, geçmişi bırakamamak, insanların onayına bağımlı yaşamak. Bazen dışarıdaki olaylardan çok, bizi içeride sıkıştıran düşüncelerimizdir.
Bilgelerimiz, "dar boğazlar" ifadesini yalnızca tarihsel felaketlerle -Yeruşalayim’in kuşatılması, surlarının kırılması, tapınağın yıkılması gibi- sınırlamaz. İnsan, Tanrı ile bağını zayıflattığında kendi içinde de daralmaya başlar. Daralma önce kalpte başlar: Sevgiyi kaybederiz. Umudu kaybederiz. Sonra cesareti kaybederiz.
İbranice Mitsrayim (Mısır) kelimesi de aynı kökten gelir (M-Ts-R). Mısır sadece bir ülke değildir; insanı kısıtlayan her şeydir. Bu yüzden her nesilde insanın kendi "Mısır"ından çıkması gerektiği söylenir. Ben AMetsarim bize şu soruyu sorar: "Bugün seni esir tutan dar boğaz hangisi?" Kabalaya göre ışık hiçbir zaman kaybolmaz. Bazen sadece onu örten perdeler kalınlaşır. Bu üç hafta cezalandırılma zamanı değil; perdeleri fark etme zamanıdır.
Bu perşembe sabahı itibariyle akşam hava kararana kadar 17 Tamuz - şeva Asar BeTamuz Orucu tutulur. Sebebi Yeruşalayim'in kırılan duvarlarıdır. Bu aslında insanın kırılan iç sınırlarını da simgeler. Bazen biz de kalbimizin etrafına duvarlar öreriz: Kimse beni incitmesin, kimse gerçek beni görmesin, başarısız olmayayım, Reddedilmeyeyim. Bu duvarlar bizi korurken aynı zamanda sevgiden de uzaklaştırabilir.
Belki de bugün yaşadığımız sıkışmışlık, yanlış yolda olduğumuzun değil; yeni bir kapının açılmak üzere olduğunun işaretidir. Doğum da dar bir geçitten olur. Tohum da karanlık toprağın içinde çatlayarak filiz verir. Ruh da çoğu zaman en büyük gelişimini sıkışmış hissettiği dönemlerde yaşar.
Kendimize şu soruları soralım: Benim hayatımdaki en büyük "metsar" nedir? Beni gerçekten kim ya da ne sıkıştırıyor? Bu sıkışmışlığın bana öğretmek istediği ders ne olabilir? Bırakmam gereken hangi eski düşünce beni hâlâ esir tutuyor? Ben AMetsarim, sadece geçmişte yaşanan yıkımları anmak için değildir. Bu dönem, kendi içimizde yıkılmış olan umutları, güveni ve Tanrı ile bağı yeniden inşa etmeye başlamamız için bir davettir çünkü her dar boğazın sonunda bir genişlik vardır. Ve her karanlık gecenin içinde, yeni bir ışığın tohumu gizlidir.
"Evrenin Sahibi, beni daraltan korkuları fark etme cesareti ver. İçimdeki gereksiz duvarları yıkmayı, kalbimi yeniden umut ve güvene açmayı nasip et. Bu Ben AMetsarim döneminde beni içsel özgürlüğe ve gerçek genişliğe ulaştır. Amen."
Riva N. ESSEMİNİ
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


2026 Maccabi Oyunları'nın 1-13 Temmuz 2026 tarihleri arasında İsrael'de düzenleniyor. Açılış töreni 1 Temmuz'da Yeruşalayim’deki Teddy Stadyumu'nda, spor müsabakalarının büyük bölümü ise 13 Temmuz'a kadar Tel Aviv ve çevresindeki tesislerde gerçekleştirilecek. Oyunlara 55'ten fazla ülkeden yaklaşık 8 bin sporcunun katııyor.
22. Maccabi Oyunları için hazırlıklar sürerken, organizasyon komitesi Türkiye'den gelecek sporcu ve heyetin katılımı konusunda yoğun çalışmalar yürüttü. Yetkililer, Türkiye ile İsrael arasındaki gerginliğe rağmen her iki tarafta da sporun birleştirici gücüne vurgu yapıldığını belirtiyorlar.

Organizatörlere göre en önemli sorunlardan biri, Türkiye'den gelecek sporcuların ve beraberindeki heyetin İsrail'e ulaşımını sağlayacak uygun ulaşım imkanlarının oluşturulması. Güvenlik ve lojistik konularında son ana kadar yoğun temasların sürdüğü belirtiliyor.
Öte yandan Maccabi Dünya Birliği, Türkiye'deki Yahudi toplumunun oyunlarda temsil edilmesinin büyük önem taşıdığını belirtmekteler. Organizatörler, Türk Yahudi sporcularının Maccabi ruhunun önemli bir parçası olduğunu ve katılımın gerçekleşmesi için tüm imkanların değerlendirildiğini vurguluyorlar. Açılışa bir gün kala Türkiye kafilesinin katılımına ilişkin henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.

İsrael hükümetinin 1915 olaylarını resmen "Ermeni Soykırımı" olarak tanıma kararının ardından Azerbaycan'dan sert bir açıklama geldi.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, kararı "tarihi gerçeklerin çarpıtılması" olarak nitelendirerek, İsrael hükümetine bu kararını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu.
Açıklamada, 1915 olaylarının hukuki ve akademik zeminden uzak biçimde siyasi bir karara dönüştürülmesinin bölgede uzlaşmaya değil, yeni ayrışmalara hizmet edeceği savunuldu.
Tepkinin sürpriz olmadığı belirtiliyor. Azerbaycan, hem Türkiye ile "tek millet, iki devlet" anlayışına dayanan yakın ilişkileri hem de Ermenistan ile uzun yıllara yayılan ihtilafı nedeniyle Ankara'nın 1915 olaylarına ilişkin tezini destekliyor.
Buna karşın Bakü ile Kudüs arasında savunma, enerji ve istihbarat alanlarında son derece güçlü stratejik iş birliği bulunuyor. Bu nedenle Azerbaycan'ın açıklaması, iki ülke arasındaki önemli ortaklığa rağmen ilk ciddi siyasi görüş ayrılıklarından biri olarak değerlendiriliyor.





















