

KALP 30
Gelinler ve babaları… Babasının kolunda yürüyen gelinler beni her zaman çok etkiler. Ve bir söz gelir aklıma “kadınlar her zaman kraliçe olamazlar ama her zaman babalarının prensesi olurlar.” Ve konu devam eder. “Kızlarınızı kraliçe veya prenses olmak üzere yetiştirmeyin. Ayakları üzerinde duran bireyler olarak yetiştirin” diyor uzmanlar. Günümüzde kızlarımızın eğitiminin çok önemli olduğu aşikâr. Prensesler gün gelir yuvadan uçar kendi yuvalarını kurmak üzere… Gelinlerin


LAGOM FELSEFESİNE HOŞGELDİNİZ
Mutlu insanlar nasıl yaşar? Hepimiz için geçerli bir soru kalıbı. Cevabı ise sonsuz. Çünkü insanoğlu her yaşta, her koşulda farklı cevaplar verecektir. Bu cevaplardan sadece biri bir İsveç klasiği olan Lagom felsefesini içeriyor. Artık Lagom felsefesi kütüphanelerde anlatılanlardan çok öte, tüm dünyaya yayılan bir felsefe. Hal böyle olunca bizler neden bu anlamlı bilgilerden nasibimizi almayalım. İsveç dilinde “ne az ne çok fazla, kararında olan” anlamını taşıyan bu sözcük yı


MARİLYN MONROE: “Bir kadına doğru ayakkabıyı verin dünyayı fethedebilir.”
Marilyn Monroe kimdir? 20. Yüzyılın en ünlü sinema oyuncusu ve popüler kültürün ikonlarından biridir. Zor bir çocukluk geçirdi. 2. Dünya Savaşı sırasında bir fabrikada çalışırken keşfedildi. Önce küçük rollerde gözüktü ve sonrasında yıldız oldu. Ölümü bile çok tartışıldı. Ve beni çok etkileyen şu sözün sahibidir. “Bir kadın doğru ayakkabıları verin dünyayı fethedebilir.” Öncelikle kadın erkek eşitliğine aykırı bir söylem olduğunu kabul etmekle birlikte bu sözün 20. Yüzyılı


NEDEN BEN? NEDEN BEN DEĞİLİM?
Neden ben? Son derece derin, son derece kısa, anlamlı bir soru. Kendinden emin olmama hali mi? Yoksa bir isyan mı? Haksızlığa uğradığında neden ben diye sorarsın. Hayata anlam katmak istersin sorarsın. Bir sorumluluk üzerine yüklenir sorarsın. Neden bu hayat bana verildi? Ve ben bu hayat ile nasıl başederim. Bir kayıp, bir hastalık, bir ayrılık, bir travma yaşandığında bu soru sıkça sorulur. Bu bir tepki, bir sorgulama biçimidir. Buradaki temel duygu çoğu zaman haksızlık ve


SİZ BU BEBEĞİN BABASI MI YOKSA AĞABEYİ MİSİNİZ?
Geçtiğimiz günlerde sokakta yürürken yaşadığım bir olay beni derinden etkiledi. Bir bebek arabasını iten genç bir adam gördüm. Çocuklara özellikle bebeklere olan düşkünlüğümü bilmeyen yoktur. Yaklaştım “çok tatlı. Allah bağışlasın” dedim. Genç adam biraz utangaç biraz da muzip gülümsedi. “Allah sahibine bağışlasın. Ben bebeğin bakıcısıyım” dedi. Hikayelere meraklı ben meraklı gözler ile bakınca genç adam bir çırpıda anlattı.” Bebeğin anne ve babası çalışıyor. Ben üst komşus


DÖRT YAPRAKLI YONCA
“Mevsim bahar. Kırlarda dolaşıyorum. Önümde uçsuz bucaksız yeşil bir bitki örtüsü. Kendimi yoncaların arasında dört yapraklısını ararken buluyorum. Yaşıma aldırmadan arıyorum. Bulursam mutlu olacağım” Böyle diyordu adını anımsamadığım bir yazar. Ve tabii aklıma ilk gelen hepimizin yoncalar arasında dört yapraklısını aradığımız. Yonca dediğimiz uzun yıllar dayanabilen otsu bir bitkidir. Kökleri derindir kuraklığa dayanıklıdır. Derine uzanan kökleri ile sadakati temsil ede


SINIF BAŞKANI KORKULU RÜYA MI DOST MU?
İlkokul yıllarımıza gidelim. Bir sınıf başkanı seçilirdi. Herkesin sevdiği, bu iyi niyetli güzel gönüllü sevilen öğrenci, ileriki...


KULAKTAN KULAĞA
Sevgili dostlarım, Gözümün kulağımın ve kalbimin hep sizinle olduğu bu dönemde tekrardan buluşmak, sanal da olsa, beni heyecanlandırıyor....


SADECE MİDENİZİ DOYURMAK İLE YETİNMEYİN
Bu sabah biraz geç kalktım. Dün gece diziye takılmamalı idim. Hele televizyon seyrederken yediğim o kuruyemişler yok mu midemi mahvetti....


ÇOCUKLUĞUMU YAŞAMAK İSTİYORUM
Doğduğu andan itibaren büyümeye başlar çocuk… O andan itibaren her an bir değişkenin içindedir. Aynı olmayacaktır. Bir çocuğun büyümesini...


















