top of page

HA’AZİNU – KİŞİSEL ŞARKIMIZ

23 saat önce
2 dakikada okunur



BH

 

Sevgili gelinim “Şirel” ve BarMitsva Peraşası Ha’azinu olan Sevgili oğlum “Yishak”a ithafen,……

 

Bir seneyi daha geride bıraktık. Tora’nın beş kitabı tamamlanmak üzere. Bu geçen sürede hayatımızda neler değişti? Heycanlarımızı, yeni başlangıçlarımızı veya kayıplarımızı tekrar hatırlama zamanı……

 

Çünkü elimizde kalacak olan tek şey, başarılarımızın kendisi değil, EYLEMLERİMİZİN IŞIĞIDIR.

 

Moşe, Ha’azinu adı verilen şarkısının sözlerini İsrail Halkı’na okuyor. “ŞARKI” anlamına gelen “ŞİRA” sözcüğü, aynı zamanda bir kehanet şeklidir. Zira Şira sözcüğü, “KEHANET” anlamına gelen “ŞİUR” sözcüğünden gelir. Nitekim ilahi kehanet bilgilerine ulaşmanın bir yolu da şarkıdır. Bu ruh haline farkındalık deniyor.

 

Mistikler sessizlik kalkanlarını delmenin ve evrenle farklı bir iletişim kurmanın yolunu bulmuş olan kişilerdir. Bu iletişim şekli Tanrı’nın önce Evren’i yaratmak için, sonra da insanoğluna hitap etmek için seçtiği araçtır.

 

Çünkü “Düşünce insana aittir, ama konuşma Tanrı’nın hediyesidir”.

 

Mistik olanlar ve olmayanlar aynı kitabı okur, aynı dua kitabını kullanır, aynı konuşmaları dinler ve inançlarını aynı terminolojiyle ifade ederler ama, mistikler sözcükleri ilahi bir ilhamla dolu olarak görürler.

 

Ancak vakıf oldukları gizli bilgileri diğerlerine açıklayamazlar çünkü gerçek ancak sözsüz bir şekilde algılanabilir. Bu yüzden Maneviyat hikayeler, masallar ve şarkılardan oluşan bir kültür etrafında gelişmiştir. Benzetmelerle aktarmaya çalışılmıştır.….

 

Belki bu nedenle Moşe’nin son iki eylemi HALKI KUTSAMAK ve onlara ŞARKIYI SÖYLEMEK (Ha’azinu) olmuştur.

 

Altı yıl önce bugün ürkek bir ruh hali ile manevi yolculuğunuzda sizlere eşlik edebilmek ümidiyle her hafta kutsal kitap Tora’nın bölümlerini yorumlamaya başladım.

 

Benim için haklı olarak söylenebileceği üzere, başka insanların çiçeklerinden bir buket derlerken, kendi adıma sadece onları bir arada tutan ipi sağladım.

 

Yazarlığımın yedinci yılı (5787) bana “Şabat”ın kutsallığını hatırlatıyor. Bu nedenle yeni yılda geleneksel yorumlama tarzımın dışına çıkarak Yahudi Kadim Bilgeliğine yönelmeye çalışacağım.

   

Maneviyat (Işık) ile Dindarlık (Kap) birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir. Özünde, maneviyat, kendimizi kendimizden daha büyük bir şeye açtığımızda olan şeydir. Bazıları bunu doğanın, sanatın veya müziğin güzelliğinde diğerleri ise dua ederken veya insanlara yardım ederken bulur.

 

Bunu Fiziksel sahip olma ile Ruhsal sahip olmayı anlatan bir alegoriye oturtabiliriz.

 

İsrael’de bir öğretmen yuva çocuklarına Yeruşalayim’in kağıttan bir modelini yaptırır. Sonra teybe Yeruşalayim ile ilgili bir şarkı koyar ve bu şarkıyı sınıfa öğretir. Dersin sonunda öğretmen çok dramatik bir şey yaparak Modeli yırtar ve kaseti parçalar. Ardından sınıfa doğru döner ve sorar;

 

“Hala modelimiz var mı?” Çocuklar HAYIR derler. “Hala şarkımız var mı?” Çocuklar bir ağızdan EVET diye cevap verirler. Fiziksel varlıklarımızı kaybedebiliriz ama ruhsal olanları asla….. Kutsal Evimizi kaybettik, ama hala şarkımız var…

 

 

Çünkü “ŞİREL” - (Tanrı’nın Şarkısı)  -- “İSRAEL” kelimesi ile tamamen aynı harflerle yazılır.

 

Her birimiz Tanrı’nın Şarkısında yer alan ayrı birer notayız…… Umarım gönlünüzde bana açtığınız yerde ve kişisel şarkınızda bir nota olabilme onuruna erişebilirim.

 

En içten sevgilerimle – Shabat Shalom – G’mar Hatima Tova

 

Moşe PASENSYA

 

Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?








Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page