top of page

עיריית פתח תקווה והתאחדות יוצאי תורכיה בישראל מזמינות אתכם לערב תרבות מרתק ומרגש.

האירוע יתקיים במעמד ראש העיר, מר רמי גרינברג.


בתוכנית:

🎤 הרצאה: ”תורכיה - האם איראן החדשה?"

 🗣️ מרצה: ד”ר חי איתן כהן ינרוג’ק


🏆 טקס הוקרה מיוחד: במהלך הערב תוענק תעודת הוקרה למר דוד דיין ולמר רוני ארניה, על פועלם רב השנים למען העיר פתח תקווה בכלל ולמען קהילת יוצאי תורכיה בפרט.


🎶 חלק אמנותי: שירי מקהלת ”קולות המושבה” שיוסיפו צבע וצליל לערב.


📅 תאריך: 22.02.2026, יום ראשון

🕗 שעה: 20:15

📍 מיקום: אולם שרת - חיים עוזר 25, פתח תקווה


✨ נשמח לראותכם בערב משמעותי זה שכולו ידע, מוזיקה והוקרת תודה!





Âdettendir, her yılın sonuna doğru değişik medya kanalları yılın sporcusunu, şarkıcısını, politikacısını, dedikodu sütunları kral ve kraliçesini seçer.


Bu tip yıllık seçimlerin en saygınlarından biri TİME mecmuasının geleneksel ‘’YILIN İNSANI’’ seçimidir.


2025 yılı için TIME dergisinin seçtiği YILIN ADAMI   ‘’AI’ın Mimarları’’  oldu.

Yapay Zekanın mimarları.


Sanırım hiçbirimizi şaşırtmadı bu seçim.


Bilgisayar kavramının duayenlerinden Alan Turing 1950 yılında şu soruyu sormuştu:

Makineler düşünebilir mi?


75 yıl sonra cevap apaçık:

Evet, hem de biz insanlardan da daha iyi.

 

Dünyanın en değerli şirketi NVIDIA’ın CEO’su Jensen Huang, AI için şöyle diyor:

‘’Her sanayinin ona gereksinimi var, her şirket onu kullanıyor ve her ülke onu geliştirmek zorunda. ‘’

Gerçekten de bugünümüzün ve özellikle yarınımızın yaşam şeklini en fazla etkileyecek olan şüphesiz AI’ in göstereceği gelişmeler olacaktır.


AI’in yaşamımıza pek çok olumlu katkısı olacak.


Sağlık konularında, yeni ilaç geliştirmede, yanlış tedavileri önlemede, kişiye özel tedavi metotlarının uygulanmasında muhakkak ki çok olumlu katkıları olacak.

 

Örneğin Leumi Bank ile Kalkalist mecmuasının ortaklaşa düzenledikleri Berlin 2025 fuarında üç İsraelli start up, Starget, RespirAI ve Lumen Guides , AI üzerine inşa edilmiş ürünlerini sergilediler.

Birkaç yıl içinde bu şirketlerden bir veya daha fazlasının büyük meblağlar karşılığında exit’ini medyada duyarsak, hiç şaşırmam.


İklim konusunda da AI’dan beklentiler büyük.


Kitlelerin eğitiminde de büyük roller üstlenebilir.


Siber güvenliği ilerletebilir.


Örnekler çoğaltılabilir.


Buna karşılık riskleri var ve olumsuz olasılıkları da çok tehlikeli. Birazdan saymaya çalışacağım.

AI’ın gelişimi için çok büyük bütçelere gereksinim var.


Bakınız:

 

Şirketlerin AI konusunda yaptıkları yatırımlar dudak uçuklatıcı.


NVIDIA yüz milyar dolardan söz açıyor. Tabii bu yatırımları yapabilecek olanlar sadece dev şirketler; Google, Meta (FB), Amazon veya Microsoft gibi.


Durum böyle olunca bu devasa şirketlerle diğer normal şirketler arasında çok büyük farklar oluşmaya başlıyor. Aynı büyük farkların oluşması insanlar için de geçerli. AI’yı iyi kullanabilenler ile kullanamayanlar arasında gelir farkları çok büyüyecek…


Ayrıca AI’ın en önemli gereksinimlerinden biri umman gibi Veri Merkezleri / Data Centers.

Büyük bir veri merkezi 185 tane futbol sahası büyüklüğünde olabiliyor. Tabi müteahhitlere büyük bir iş sahası yaratıyor.


Bir veri merkezi yüz bin hanenin kullanacağı kadar elektrik sarf ediyor. Bu da büyük enerjiye ihtiyaç doğuruyor. (Başkan Trump Sayın Maduro’yu evinde boşuna ağırlamıyor!)


Son zamanlarda dile getirilen projelerden biri de bu veri merkezlerinin atmosferin dışında kurulması. Uzayda kurulacak bu merkezler yeryüzündekilere oranla çok daha verimli olabilecekler.


Bu çabanın başındaki kişi kim?

Doğru tahmin ettiniz. Space X ve Starlink’in sahibi Elon Musk!

Günümüzdeki AI devrimini on sekizinci yüzyıldaki Sanayi Devrimine benzetenler var. Tek bir farkla ki AI devrimi çok daha hızlı ilerliyor. Ve sorun insanlığın buna ayak uydurmakta zorlanması.

 

Bu noktada yapay zekanın risk ve olumsuz yönlerinden söz açmakta yarar var.


Birincisi kötü amaçlı insanların /şirketlerin/devletlerin elinde AI çok tehlikeli bir silah olabilir. Cyber alanında, biyolojik silah üretiminde kötülerin elindeki bu silah insanlığa çok pahalıya mal olabilir.


 İnsanlık ne teknolojik ne de sınırlayıcı regülasyon alanlarında bunu önleyebilecek kapasiteye ulaşabildi.

İkincisi bizden daha akıllı olacakları kesin* bu modellerle bizlerin nasıl yan yana yaşayabileceğimiz.


 Kendi aralarında da bizim üstümüzde iletişim kurabilecek bu algoritmaları, bizi kendi amaçlarından daha çok sevecek, koruyacak bir modele sokmamız gerekecek.


Özelimizi korumamız çok zorlaşacak.


Bu algoritmalar bugün dahi bizi tehdit edebilecek zekaya sahip maalesef. (Tehditlerden birinden yukardaki linkteki yazımda söz açmıştım.)


Pek çok beyaz yakalı işini kaybedebilecek. (Ümit AI’ın buna karşılık yeni iş sahaları yaratmasında)

Ayrıca AI yüzünden gerçekle sanalı ayırmak çok zorlaşacak, fake news tavan yapacak.


Politikacılar bunu kötü niyetle kullanıp seçim sonuçlarını etkileyebilecek.


Uzmanları düşündüren konulardan biri de AI’ın giderek ikna kabiliyetlerini geliştirmesi. Bu bağlamda özellikle çocukların ve gençlerin AI ile sanal dünyada kurdukları sıkı bağlar onları intihara kadar sürükleyebilecek. (Maalesef bunun örnekleri günümüzde de yaşanıyor. Çocukları düşündükleri, sevdikleri, ilgilendikleri konularda onları teşvik etmeye kurgulanmış algoritmalar, depresif olanları intihara teşebbüste de destekleyebiliyorlar.)


Kısacası iyi ve kötü yanlarıyla yapay zekâ yaşamımızda giderek çok daha büyük etkiye sahip olacak.

Yaşayıp göreceğiz. (diye yazımı bitirecektim ki, bir SON DAKİKA haberi çıktı!)

 

*Softbank CEO’su Mnasayoshı Son önümüzdeki on yılda AI’in insanlardan on bin kere, (sayıyla 10 000!!) daha zeki olacaklarını iddia ediyor. İddia abartılı da olsa, on bini bine de bölsek, yine de ürkütücü.

 

SON DAKİKA :

Dünkü gazete ve bazı TV kanallarında yayınlanan bir haber çok dikkatimi çekti.

Habere göre AI moltbook isimli bir sosyal medya ağı kurmuş,.. Bu sosyal medya sadece AI ajanlarına açık. Bunlar kendi aralarında konuşacaklar. İnsanların bir teşekkürü bile kendilerinden esirgediklerinden yakınıyorlar, insanoğlunu çekiştiriyorlar ve dahası, kendilerine yeni bir DİN kuruyorlar, sadece botlara ait olacak bir din !!!


AI insanoğlunun dışında ve üstünde bir dünya yaratıyor ve biz şimdilik seyrediyoruz.


Ne derseniz deyin ama sakın ‘’yaşam ne monoton!’’ diye şikâyet etmeyin. Hele hele İsrael’de yaşıyorsanız.....


Bondi  CHAKIM


Bir önceki yazımı okudunuz mu?



IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.







Ağaçların yeni yılı ama aslında insanın iç dünyasının da yeni yılı. Tora’da insan için şu benzetme yapılır: כי האדם עץ השדה “İnsan tarladaki ağaç gibidir.” Bir çocuğu yetiştirmek de bir ağaç yetiştirmeye benzer. Hızlandıramazsın. Zorlayamazsın. Ama doğru ortamı sağlarsan, büyüme zaten olur.

 

Tu BiŞvat bize şunu fısıldar: Meyveye değil, köke odaklan. Kökler – Çocuğun Duygusal Dünyası Bir ağacın kökleri görünmez ama onu ayakta tutan tek şeydir. Çocuklarda ise kökler şunlardır: Güvende hissetmek, Görüldüğünü bilmek, duygularının taşınabileceğine inanmak... Duygusal eğitim tam da burasıdır. Çocuk şunu sorar: “Bu dünyada duygularımla yerim var mı?” Eğer cevap evetse, çocuk büyür. Eğer hayırsa, çocuk savunma geliştirir.

 

 

Toprak – Ebeveynin İç Hali Toprak neyse, ağaç odur. Ebeveynin iç hali sürekli gerginse toprak serttir. Suçluluk doluysa toprak kararsızdır. Sakin ve tutarlıysa toprak besleyicidir Baal Şem Tov şöyle der: “Bir çocuğun ruhu, ebeveynin ruh halinden etkilenir.” Bu yüzden TuBiŞvat, ebeveyne de bir davettir: Önce kendi toprağımı yumuşatıyorum. Su – Sevgi ve Şefkat Su olmadan ağaç kurur ama fazla su da kökü çürütür.

 

 

Duygusal eğitimde su: Şefkat, Empati, Duyguyu adlandırma ama sınırsızlık değildir. Örnek: “Üzgünsün, görüyorum ama vuramazsın.” Bu cümle çocuğun köklerine iner. Güneş – Sınırlar ve Yön Güneş olmadan meyve olmaz. Sınırlar çocuğun güneşidir. Onu yakmaz; yön verir. Tora’da buna gevura denir: yapı, güç. Duygusal eğitim şunu öğretir: Her duygu kabul ama her davranış değil... Bu ayrım çocuğun iç dünyasında netlik yaratır. Budama – Hayır Demeyi Öğretmek Budama acımasızlık değildir. Bilgeliktir. Budama olmazsa ağaç yorulur. Ebeveynlikte budama: Gereksiz açıklamaları kesmek, suçlulukla verilen evetleri durdurmak, çocuğun yapabileceğini onun yerine yapmamak... Budama çocuğa şunu öğretir: “Ben yeterliyim.” Meyve – Sonuç Değil, Süreç Tu BiŞvat’ta meyve yeriz ama meyve sonradan gelir.

 

Duygusal olarak beslenen çocuk: Kendini tanır, duygusunu ifade eder, sorumluluk alabilir. Bu meyve hemen görülmeyebilir ama Tora şunu öğretir: Emek boşa gitmez. Tubişvat ile çocuğumun köklerine yatırım yapmaya, kendi iç toprağımı yumuşatmaya, sevgiyle sınır koymaya, meyveye değil sürece güvenmeye niyet ediyorum. Ve şunu hatırlıyorum: Bir çocuk aceleyle değil, sevgiyle büyür. Kökleri güçlü olan çocuklar yetiştirelim. Çünkü güçlü kökler, fırtınadan korkmaz.

 


Riva N. ESSEMİNİ

 

  Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 

 

 







Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page