

Eve dönüş yolunu hatırlıyor musun?
Tişa Beava ilerlerken... Sana hep karanlıkta bekleyen bir düşmandan bahsettiler. Sanki bütün savaş dışarıdaymış gibi…Sanki seni yolundan ayıracak güç, senden bağımsız bir varlıkmış gibi… Oysa Tora bize bambaşka bir şey öğretir. En büyük mücadele insanın kendi yüreğinde başlar. Bilgelerimiz, insanın içinde iki eğilim bulunduğunu söyler: Yetser A Tov ve Yetser Ara. Biri insanı ışığa, merhamete ve hakikate çağırır; diğeri korkuya, öfkeye, umutsuzluğa ve ayrılığa çeker. Yetser


Dar Boğazlardan Genişliğe Yolculuk
Ben AMetsarim (בין המצרים), 17 Tamuz ile 9 Av ( Tişabeav) arasındaki üç haftalık dönemdir. Adı, Ağıtlar 1:3 pamuğundan gelir: "Bütün takipçileri onu dar boğazlarda yakaladı." İbranice "metsar" kelimesi sadece fiziksel bir sıkışmışlığı değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal daralmayı da ifade eder. Hayatımızda hepimizin zaman zaman içinde bulunduğu "dar boğazlar" vardır. Karar verememek, sürekli aynı döngüleri yaşamak, değersizlik hissetmek, korkuların bizi yönetmesi, geçmişi b


Kazanan, iradesini dayatan kişidir
Gerçek zafer, yalnızca yok edilen yerlerin sayısıyla, atılan bombaların tonajıyla veya yıkımın görüntüleriyle ölçülmez. Gerçek zafer çok daha derin bir şeyle ölçülür: “kimin iradesini diğerine dayattığıyla.” Bu, Clausewitz'in klasik fikriyle tamamen örtüşüyor: “Savaşın amacı, düşmanı kendi irademizi yerine getirmeye zorlamaktır.” Bu sadece dış savaşla ilgili değil. Oslo Anlaşmalarından bu yana Gazze, egemenliğin kısmen teslim edilmesinin korkunç bir örneği haline geldi: Sa


Sessizliğin içinden doğan krallık
Bazı insanlar tarihin merkezinde durur. Bazılarıysa tarihin kaderini değiştirir ama isimleri neredeyse hiç duyulmaz. Kral David’in annesi Nitsevet bat Adael, işte böyle bir kadın. Tanah onun adını neredeyse hiç söylemez çünkü bazen en büyük hikâyeler sessizlikte yazılır. Yahudi geleneği anlatır: David’in babası İşay büyük bir tsadikti ancak bir dönem soyuyla ilgili derin bir halahik korkuya kapıldı. Çünkü David’in soyunun kökeninde Rut vardı; yani Moavlı Rut. Her ne kadar h


Sivan Ayı: Çölde Duyulan Ses
Sivan ayı, içsel olarak bir çağrıdır. Bu ayda hem Tora verilir hem de Toramızın 4. Kitabı olan Bamidbar’ı okuruz. Tesadüf değil çünkü insan ancak kendi içsel çölünden geçtiğinde hakikati duymaya başlar. Çöl ilk bakışta boşluk gibi görünür. Sessizdir. Belirsizdir. Konfor sunmaz. Tıpkı hayatımızdaki geçiş dönemleri gibi… Nereye gittiğimizi tam bilmediğimiz, eski benliğin artık yetmediği ama yenisinin de henüz doğmadığı zamanlar. İşte çoğumuz bu alanlardan kaçmak isteriz. Heme


İçeride kimse var mı?
Yahudi düşüncesinde amaç “dünyadan kaçmak” değil, tam tersine bu dünyayı (Olam Aze) anlam ve kutsiyetle doldurmak. Yani özlem “bedenden kurtulmak” değil, burada ilahi olanı açığa çıkarmak... Midraşik bir anlatı gibi düşünelim: İnsan yaratılmadan önce, ruhu Gan Eden’de, Şehina’nın (İlahi Varlık) ışığı altında duruyordu. Orada ne eksiklik vardı ne kırıklık; her şey tam, her şey bütündü. Ve yine de Kutsal Olan, mübarek olsun, ruha şöyle dedi: “Git ve aşağı in.” Ruh titredi ve


TEK BİR KALP…
Yom AZIKARON, İsrael’de sadece bir anma günü değil; kalbin, hafızanın ve kimliğin aynı anda konuştuğu çok özel bir zamandır. Siren çaldığında hayat durur ama aslında sadece trafik değil, insanın iç dünyası da durur. Ve o sessizlikte, kaybettiklerimizle birlikte kim olduğumuzu hatırlarız. Tora’da “hatırlamak” pasif bir eylem değildir. “Zahor” — hatırla — demek, sadece geçmişi düşünmek değil, onu bugünün bir parçası haline getirmektir. Biz Mısır’dan çıkışı hatırlarız… Şabat’


Deniz neden yarıldı?
Pesah’ın 7.Günü ( İsrael dışında 8. Günü de) Yomtov özelliği taşıyan özel bir zamandır. Mısır'dan Çıkış öyküsünün sadece bir hafta sonrası... Kızıldeniz’in (Yam Suf) yarılışı “sadece mucize” diye değil, inancın eyleme dönüşmesi olarak anlatılır. Tehlike içindeyken bile Akadoş Baruh U’nun emrine yönelmek, kurtuluş kapısını açar. Aynı çizgide, Ravlarımızın yaklaşımı şudur: İsrael’in önünde deniz, arkasında Paro; insan gözüyle çıkış yokken, kurtuluş “yeni bir yol” olarak yar


Özgürlük ne zaman gelecek?
Pesah yaklaşırken, her yıl olduğu gibi özgürlüğü konuşuyoruz. Ama bu yıl “özgürlük” kelimesi içimizde daha derin, daha kırılgan bir yerden yankılanıyor… Tura’da Mısır’dan çıkış anlatılırken bu sadece tarihsel bir olay olarak sunulmaz. Bu, her nesilde, her insanın kendi içsel Mitsrayim’inden çıkış hikâyesidir. “Mitsrayim”, dar yer. Sıkışmışlık. Nefesin kesildiği, kalbin daraldığı yer. Ve belki de en çarpıcı detaylardan biri şudur: İsraeloğulları Mısır’dayken henüz özgür deği


Sirenlerin Arasında Umudu korumak
Bir haftadır sirenler çalıyor. İşe gitmiyoruz, okullar kapalı. Sığınaklara koşuyoruz ve başımızın üstünde patlama sesleri yankılanıyor. Bana nasıl olduğumu, nasıl hissettiğimi soran mesajlar alıyorum. (Almadığım mesajlar için hayal kırıklığı yaşamayı zaten iki yıl önce bıraktım; o zamandan beri sosyal medyayı da hiç kullanmıyorum.) Ve dürüst olmak gerekirse, bugünlerde ben şahsen duygularımı isimlendirmeye ve sakinleştirmeye çalışıyorum. Korkunun insanı boğduğunu çok uzun zam






















