

Sessizliğin içinden doğan krallık
Bazı insanlar tarihin merkezinde durur. Bazılarıysa tarihin kaderini değiştirir ama isimleri neredeyse hiç duyulmaz. Kral David’in annesi Nitsevet bat Adael, işte böyle bir kadın. Tanah onun adını neredeyse hiç söylemez çünkü bazen en büyük hikâyeler sessizlikte yazılır. Yahudi geleneği anlatır: David’in babası İşay büyük bir tsadikti ancak bir dönem soyuyla ilgili derin bir halahik korkuya kapıldı. Çünkü David’in soyunun kökeninde Rut vardı; yani Moavlı Rut. Her ne kadar h


Sivan Ayı: Çölde Duyulan Ses
Sivan ayı, içsel olarak bir çağrıdır. Bu ayda hem Tora verilir hem de Toramızın 4. Kitabı olan Bamidbar’ı okuruz. Tesadüf değil çünkü insan ancak kendi içsel çölünden geçtiğinde hakikati duymaya başlar. Çöl ilk bakışta boşluk gibi görünür. Sessizdir. Belirsizdir. Konfor sunmaz. Tıpkı hayatımızdaki geçiş dönemleri gibi… Nereye gittiğimizi tam bilmediğimiz, eski benliğin artık yetmediği ama yenisinin de henüz doğmadığı zamanlar. İşte çoğumuz bu alanlardan kaçmak isteriz. Heme


İçeride kimse var mı?
Yahudi düşüncesinde amaç “dünyadan kaçmak” değil, tam tersine bu dünyayı (Olam Aze) anlam ve kutsiyetle doldurmak. Yani özlem “bedenden kurtulmak” değil, burada ilahi olanı açığa çıkarmak... Midraşik bir anlatı gibi düşünelim: İnsan yaratılmadan önce, ruhu Gan Eden’de, Şehina’nın (İlahi Varlık) ışığı altında duruyordu. Orada ne eksiklik vardı ne kırıklık; her şey tam, her şey bütündü. Ve yine de Kutsal Olan, mübarek olsun, ruha şöyle dedi: “Git ve aşağı in.” Ruh titredi ve


TEK BİR KALP…
Yom AZIKARON, İsrael’de sadece bir anma günü değil; kalbin, hafızanın ve kimliğin aynı anda konuştuğu çok özel bir zamandır. Siren çaldığında hayat durur ama aslında sadece trafik değil, insanın iç dünyası da durur. Ve o sessizlikte, kaybettiklerimizle birlikte kim olduğumuzu hatırlarız. Tora’da “hatırlamak” pasif bir eylem değildir. “Zahor” — hatırla — demek, sadece geçmişi düşünmek değil, onu bugünün bir parçası haline getirmektir. Biz Mısır’dan çıkışı hatırlarız… Şabat’


Deniz neden yarıldı?
Pesah’ın 7.Günü ( İsrael dışında 8. Günü de) Yomtov özelliği taşıyan özel bir zamandır. Mısır'dan Çıkış öyküsünün sadece bir hafta sonrası... Kızıldeniz’in (Yam Suf) yarılışı “sadece mucize” diye değil, inancın eyleme dönüşmesi olarak anlatılır. Tehlike içindeyken bile Akadoş Baruh U’nun emrine yönelmek, kurtuluş kapısını açar. Aynı çizgide, Ravlarımızın yaklaşımı şudur: İsrael’in önünde deniz, arkasında Paro; insan gözüyle çıkış yokken, kurtuluş “yeni bir yol” olarak yar


Özgürlük ne zaman gelecek?
Pesah yaklaşırken, her yıl olduğu gibi özgürlüğü konuşuyoruz. Ama bu yıl “özgürlük” kelimesi içimizde daha derin, daha kırılgan bir yerden yankılanıyor… Tura’da Mısır’dan çıkış anlatılırken bu sadece tarihsel bir olay olarak sunulmaz. Bu, her nesilde, her insanın kendi içsel Mitsrayim’inden çıkış hikâyesidir. “Mitsrayim”, dar yer. Sıkışmışlık. Nefesin kesildiği, kalbin daraldığı yer. Ve belki de en çarpıcı detaylardan biri şudur: İsraeloğulları Mısır’dayken henüz özgür deği


Sirenlerin Arasında Umudu korumak
Bir haftadır sirenler çalıyor. İşe gitmiyoruz, okullar kapalı. Sığınaklara koşuyoruz ve başımızın üstünde patlama sesleri yankılanıyor. Bana nasıl olduğumu, nasıl hissettiğimi soran mesajlar alıyorum. (Almadığım mesajlar için hayal kırıklığı yaşamayı zaten iki yıl önce bıraktım; o zamandan beri sosyal medyayı da hiç kullanmıyorum.) Ve dürüst olmak gerekirse, bugünlerde ben şahsen duygularımı isimlendirmeye ve sakinleştirmeye çalışıyorum. Korkunun insanı boğduğunu çok uzun zam


PURİM: GİZLİ IŞIĞI HATIRLAMAK
Purim dışarıdan bakıldığında maskelerin, gülüşlerin ve neşenin bayramıdır ama içeride çok daha derin bir sır saklar. Purim, gizlenen ışığın bayramıdır. Ester Megillası içinde Tanrı’nın adı açıkça geçmez ama her olayın arkasında ince bir yönlendirme vardır. Hiçbir şey tesadüf değildir. Hiçbir karanlık, ışıksız değildir. Hayat da böyledir. Bazen Tanrı’yı açıkça göremeyiz. Bazen dualarımızın cevabı gecikir. Bazen kader kapalı kapılar gibi görünür. Purim görmediğimiz yerde de


Adar: Neşe Yoluyla Özgürlük
Likutei Halahot’ta Rabi Nathan özgürlüğü sadece fiziksel kurtuluş olarak değil, bilinç değişimi olarak anlatır. Bu da bizi doğrudan Adar ayına götürür. Talmud’da geçen meşhur ifade: “Mi’şenihnas Adar marbin be’simha” – Adar girince sevinci artırırız. Bu sözün kaynağı Talmud Bavli’dir ve özellikle Masehet Ta'anit 29a’da geçer. Ama neden? Çünkü Adar, görünürde doğal olaylar içinde gizlenmiş mucizenin ayıdır. Sefer Ester’de Tanrı’nın adı açıkça geçmez yani özgürlük gökten inm


Tu BiŞvat – Kök Salmak, Büyümek, Meyve Vermek…
Ağaçların yeni yılı ama aslında insanın iç dünyasının da yeni yılı. Tora’da insan için şu benzetme yapılır: כי האדם עץ השדה “İnsan tarladaki ağaç gibidir.” Bir çocuğu yetiştirmek de bir ağaç yetiştirmeye benzer. Hızlandıramazsın. Zorlayamazsın. Ama doğru ortamı sağlarsan, büyüme zaten olur. Tu BiŞvat bize şunu fısıldar: Meyveye değil, köke odaklan. Kökler – Çocuğun Duygusal Dünyası Bir ağacın kökleri görünmez ama onu ayakta tutan tek şeydir. Çocuklarda ise kökler şunlardır:




















