top of page

Özgürlük ne zaman gelecek?

  • 17 saat önce
  • 2 dakikada okunur


Pesah yaklaşırken, her yıl olduğu gibi özgürlüğü konuşuyoruz. Ama bu yıl “özgürlük” kelimesi içimizde daha derin, daha kırılgan bir yerden yankılanıyor…

 

Tura’da Mısır’dan çıkış anlatılırken bu sadece tarihsel bir olay olarak sunulmaz. Bu, her nesilde, her insanın kendi içsel Mitsrayim’inden çıkış hikâyesidir. “Mitsrayim”, dar yer. Sıkışmışlık. Nefesin kesildiği, kalbin daraldığı yer.


Ve belki de en çarpıcı detaylardan biri şudur: İsraeloğulları Mısır’dayken henüz özgür değillerdi… ama özgürlüğe doğru yürümeye başladılar. Şemot 6:9’da şöyle yazar: “Halk, ruhlarının darlığı ve ağır çalışmadan dolayı Moşe’yi dinleyemedi.” Yani kurtuluş haberi bile bazen içimize giremez… çünkü kalp daralmıştır. Ne kadar tanıdık…

 

Bugün biz de bazen siren sesleriyle bölünen hayatlarımızda, sığınaklara girerken o “ruhun darlığını” hissediyoruz. Zaman donuyor… Bir ses, bir titreşim, bir belirsizlik... Çocuklarımızın gözlerine bakıyoruz. Kendi kalbimizin sesini duyuyoruz. Ve o an anlıyoruz: Pesah sadece geçmişte olan bir çıkış değil. Tam şu anın içinde yaşanan bir süreç. Midraş bize der ki: İsraeloğulları Mısır’dan çıkarken hamurları kabarmaya bile vakit bulamadı. Bu sadece fiziksel bir detay değil- bu bir bilinç haliydi.

 

Çıkış, mükemmel koşullar oluştuğunda gelmedi. Çıkış, hazır olmamalarına rağmen geldi. Belki bu da bize şunu anlatıyor: Her şey sakinleştiğinde, her şey kontrol altına alındığında özgür olmayacağız. Özgürlük, kaosun ortasında bile bir adım atabilmektir. Sığınakta beklerken… Kalbimiz hızla atarken… Dışarıda ne olacağını bilmezken… İçimizde küçük bir alan açabiliriz. Bir nefeslik. Bir cümlelik. Belki sadece şunu hatırlayarak: “Ben şu an dar bir yerden geçiyorum… ama bu sonsuz değil.”

 

Pesah gecesinde yediğimiz matsa “lehem oni” — yoksulluk ekmeği olarak adlandırılır ama aynı zamanda özgürlüğün ekmeğidir çünkü özgürlük her zaman bolluk hissiyle başlamaz. Bazen eksiklikle, kırılganlıkla, hatta korkuyla başlar. Zohar’da anlatıldığı gibi, çıkış “it’aruta deletata”- aşağıdan gelen bir uyanışla başlar. Yani biz küçük bir hareket yaptığımızda, yukarıdan kapılar açılır.

 

Belki bizim hareketimiz bugün sadece bu: Korkuya rağmen nefes almak. Çocuklarımıza sarılmak. Bir dua fısıldamak. Umudu tamamen bırakmamayı seçmek. Ve belki en derin özgürlük şu: Dışarıdaki sirenler çalarken bile, içimizdeki sesi kaybetmemek. Pesah’ın en güçlü mesajlarından biri şudur: Karanlığın en yoğun olduğu an, çıkışın en yakın olduğu andır. Mısır'dan Çıkış ne zaman gerçekleşti? Gece yarısı- tam en karanlık an- çıkışın başladığı andır.

 

Bu yüzden sığınakta geçen o dakikalar sadece korkunun zamanı değil… belki de içsel bir geçişin zamanı. Kendimize sessizce şunu söyleyebiliriz: “Bu benim Mitsrayim’im… ve ben buradan darlıktan çıkıyorum” Ve çocuklarımıza, bakışlarımızla bile şu mesajı verebiliriz: Korkuyor olabiliriz… ama yalnız değiliz. Bilmiyor olabiliriz… ama kopmuş değiliz. Çünkü biz bir halkız ki… En dar yerlerden geçerek genişlemeyi öğrendik. Karanlığın içinden yürüyerek ışığa çıkmayı öğrendik. Ve her nesilde, yeniden yaşamı seçmeyi öğrendik.

 

Pesah bu yüzden sadece bir anı değil. Bir hatırlayış. Bir yeniden doğuş. Agada’yı okurken kendimizi Mısır'dan çıkıyor gibi hissetmek bu sene hiç olmadığı kadar gerçek... Bu Pesah’ta 4 şarap kadehini kaldırırken dileğim: Kapılarımızın korunması kadar kalplerimizin de korunması… Sığınakların güveni kadar ruhlarımızın da genişlemesi… Ve çok yakında sirenlerin değil, özgürlüğün sevinciyle dolaşan çocukların neşeli sesini duymamız...

Hag Pesah Kaşer veSameah.

 

Riva N. ESSEMİNİ

 

  Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 

 

 







Yorumlar


Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page