top of page


İsrael'deki kültürel Topluluklar Yeruşalayim İçin Söylüyor: Birlik ve Müziğin Aynı Sahnede Buluşması


İsrael’de kültürel birlik ve ortak değerleri güçlendiren anlamlı bir etkinlik, bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Yahudi Müzik Günleri Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşuyor.

“İsrael Toplumları Yeruşalayim İçin Söylüyor” başlığıyla gerçekleştirilecek bu özel gece, 14 Mayıs 2026 Perşembe günü saat 18:00–21:00 arasında Bar-İlan Üniversitesi’nde, Müzik Salonu’nda düzenlenecek.


Program, farklı toplulukları ve kültürleri aynı sahnede bir araya getirerek Yeruşalayim’e adanmış müzikal bir köprü kurmayı hedefliyor.


Etkinlikte Türk Yahudi toplumunun da güçlü bir temsili olacak.


Bu noktada, İsrael’deki Türkiyeliler Birliği (İYT)’nin katkısı özellikle dikkat çekiyor.


İYT, hem kültürel mirasın yaşatılması hem de toplumlar arası bağların güçlendirilmesi adına bu organizasyona destek vererek, birlik ve dayanışma mesajını somut bir şekilde ortaya koyuyor.


Gecede sahne alacak sanatçılar arasında Türk kökenli İzmirli Yako Hazan, “Ladino ve Türkçe ” eseriyle yer alacak.


Ayrıca tenor Stas Dvidov da müzikseverlere unutulmaz anlar yaşatacak.


Programın ikinci bölümünde ise Etiyopya kökenli sanatçı Li’ora Yitzhak “Hodu ve’ad Yisrael” performansıyla sahnede olacak.


Etkinlik, yalnızca bir konser değil; farklı kökenlerden gelen insanların ortak bir değer etrafında buluştuğu güçlü bir birlik mesajı niteliği taşıyor.


Katılım ücreti 30 Şekel olarak belirlenirken, organizasyon için ön kayıt yapılması gerekiyor.


Bu özel geceye katılarak hem kültürel zenginliğe tanıklık etmek hem de toplumlar arası dayanışmanın bir parçası olmak mümkün.


İYT’nin katkısıyla daha da anlam kazanan bu buluşma, müziğin birleştirici gücünü hissetmek isteyen herkesi davet ediyor.


Rezervasyon için;Violet BAHAR 0505211480


Etkinliğimize katılarak eğitim fonuna vereceğiniz destekler için teşekkür ediyoruz.










Konuşarak anlamak → anlamak → önyargıyı kırmak

İnsan Kütüphanesi (İngilizce: Human Library Organization), 2000 yılında Copenhagen, yani Danimarka’nın başkentinde ortaya çıktı.


Bu fikir, Stop the Violence Movement adlı gençlik grubundan geldi. Amaçları şuydu:İnsanların birbirleri hakkında sahip olduğu önyargıları kırmak.

 

Merhabalar sevgili dostlar,

Geçenlerde Montreal’de bir kütüphanede çok ilginç ve benim için müthiş bir etkinliğe katıldım.  Gerçek bir örnek. Bu etkinlikte katılımcılar ‘kitap ‘olarak gönüllü oluyorlar, okuyucular ise gelip birebir sohbet ediyorlar amaç insanların birbirini daha iyi anlaması, kültürel çatışmaları azaltmak, empatiyi artırmak ve önyargıyı kırmak.


Nasıl mı?Kitap yerine insanları “okuyarak.”


Yani bir kişi gelip “kitap” oluyor — mesela bir mülteci, eski bir bağımlı, farklı bir dinden biri — sen de gelip onunla konuşarak onu “okuyorsun.” Oldukça çarpıcı bir fikir, değil mi?

 

Mesela Montreal’deki kütüphanedeki yapılan etkinlikte  şu tip “kitaplar” yer aldı: Yeni gelen bir göçmen, bir mülteci, LGBTQ+ bireyler, mental sağlıkla mücadele eden kişiler, farklı dinden insanlar., depresyonla yaşayan biri, ve başörtülü bir kadın vardı. Ortam son derece rahat ve samimi idi, sessiz ama sohbet odaklı, yargı yoktu, sadece soru- cevap vardı bir nevi ‘insanı deneyimleme’ diyebiliriz.

 

Ve ben depresyon ile yaşayan biri ile otuz dakika konuştum. Sorular sordum. Cevaplar aldım. Yorum yapmadım. İnanılmaz bir deneyim idi. Bu deneyim, bir konuyu Google’da okumak veya yapay zekaya sormak gibi değildi. Soruyu sorduktan sonra dikkatlice dinledim. Bu noktada dinlemek çok önemli ve dinlerken tamamen karşımdakini anlamaya çalıştım. Karşımdakine çözüm getirmeden, önyargı ile yargılamadan gerçekten anlamaya çalıştım. Karşımdaki konuşurken depresyon denilen o kara kuyudan ‘spor yap, kendine meşgaleler bul’ gibi öğütlerle çıkılamayacağını ve beyin kimyası bozulan bir kişinin bulunduğu durumdan çıkmak istedikçe daha beter bir bataklığa battığını dinledim. Sustum, gözlerim doldu, karşımdaki insana sarılmak, güç vermek istedim ama dokunmaya cesaret edemedim. Sadece sessizce dinlemek ile yetindim. Anlamaya çalıştım; adeta sessizce bir köşeye çekilip kendimiz ile başbaşa kalıp bir kitap okumak gibi.

 

Okuma bittiğinde ve dışarıya çıktığımda kendime şu soruyu sordum; Yeteri kadar empatik miyim? İnsanlara önyargım olmadan bakabiliyor muyum?


Hepimiz kendimiz için ‘ben yeteri kadar empatiğim ve kendimi her zaman karşımdakinin yerine koyarak ön yargılı olmadan değerlendirme yaparım’ diyorsunuz gibi geliyor bana.


Ama gerçekten öyle miyiz? Ben bu soruya kendi adıma cevap verecek olursam o gün ‘Emin değilim’ diye cevaplardım.


Bu yaşadığım deneyim ‘insan kütüphanesi’ kavramı, kurgu kitapların bize sunduğu bakış açısının gerçek hayattaki bir karşılığı gibi geldi bana. Nasıl ki bir roman okurken bambaşka bir hayatın içine giriyor, o karakterin duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışıyorsak; insan kütüphanesinde de bu kez gerçek insanların hikâyelerini doğrudan dinliyoruz. Bazı kitap severlerin kurgu kitaplara mesafeli olduklarına defalarca şahit oldum. Belki de kurguya mesafeli duranların gözden kaçırdığı şey tam olarak bu: İster kitap sayfalarında ister gerçek hayatta olsun, başka hayatlara dokunmadan kendimizi ve dünyayı gerçekten anlamamız pek mümkün değil.”


Empati ile kalmanız dileği ile


Rahel Çela Behar


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 












Understanding by talking → understanding → breaking prejudice

The Human Library (Human Library Organization) started in 2000 in Copenhagen, the capital of Denmark.This idea came from a youth group called Stop the Violence Movement.Their goal was simple:To break the prejudices people have about each other.

 

Hello dear friends,

Recently, I joined a very interesting and amazing event at a library in Montreal. A real-life experience.In this event, people volunteer as “books,” and readers come and talk to them one-on-one. The goal is to help people understand each other better, reduce cultural conflicts, increase empathy, and break prejudice.


How?


By “reading” people instead of books.


A person becomes a “book” — for example, a refugee, a former addict, or someone from a different religion — and you “read” them by talking to them.It’s quite a powerful idea, isn’t it?


At the event I attended in Montreal, there were different types of “books”:a new immigrant, a refugee, LGBTQ+ individuals, people dealing with mental health challenges, people from different religions, someone living with depression, and a woman wearing a headscarf.


The environment was very comfortable and friendly.It was quiet but focused on conversation.There was no judgment — only questions and answers.You could say it was like “experiencing a human being.”

I personally spoke with someone living with depression for thirty minutes.I asked questions. I listened to the answers. I did not judge.It was an incredible experience.


This was not like reading something on Google or asking AI.After asking my questions, I listened carefully. Listening is very important. I tried to fully understand the person in front of me, without offering solutions or judging.


While they were speaking, I realized something important:Depression is not something you can fix with simple advice like “go exercise” or “keep yourself busy.”When someone’s brain chemistry is affected, trying to “get out” of it can sometimes make them feel even more stuck.


I stayed quiet. My eyes filled with tears.I wanted to hug them and give support, but I didn’t have the courage to do so.So I just listened.


I tried to understand.It felt like quietly sitting in a corner, alone with yourself, reading a very deep book.

 

When the “reading” was over and I walked outside, I asked myself:

Am I really empathetic enough?Can I look at people without prejudice?


I think many of us believe:“I am empathetic. I always try to put myself in other people’s shoes and judge fairly.”


But are we really like that?


If I answer honestly for myself, that day I would say:“I’m not sure.”

This experience made me feel that the “Human Library” is like a real-life version of what fiction books offer us.Just like when we read a novel and enter someone else’s life, trying to understand their thoughts and emotions — in the Human Library, we listen to real people and real stories.


I have seen many people who don’t like fiction books.But maybe what they miss is this:Whether in books or in real life, if we don’t connect with other lives, it is very hard to truly understand ourselves and the world.

 

Wishing you a life full of empathy.


Rahel Çela Behar


IYT dip not:

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 *Daha önceki yazımı okudunuz mu?*

Have you read my previous post?


Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page