
YARI ŞAKA YARI CİDDİ
(Bu başlık altındaki yazılar yaklaşık 2000-2005 yılları arasında İsrail'deki Türkiye'liler Birliği'nin tarihi Bülten gazetesinde yayınlanmıştır.)
Beni değişik çevrelerden, örgütlerden tanıyan arkadaşlar bilecektir: döner dolaşır şoförlerle uğraşırım. Taksiciler, dolmuşçular, sıradan şoförler. Bazılarınız bana “kafayı takmış” diyeceksiniz. Doğru.
Bana göre, trafikteki davranış o toplumdaki insanların aynasıdır.
Daha önce de yazmıştım, örneğin, beni iyice sinir hastası edenler, yavaş akan trafik ışıklarında sabırla bekleyen uzun araç sırasını tam gaz yanlayarak sıranın baş kısma sinsice sokulan ve o noktadaki şoförlere “çok çaresiz kalmış gibi” yalvarırcasına kaş göz ve el işareti yaparak sıra çalan açıkgözler.
İnternete bağlanabilen yeni nesil cep telefonlarımız sayesinde araçlarımız biz İsrail’liler için tam donatımlı birer ofis haline dönüştü. İşlerimizi yönetmeye direksyonlarımızın arkasından da devam ediyoruz. Ülkedeki en meşhur zirve avukatlarından sayılan Dori Klaksberg, bir öğlen, iş yemeğinden ofisine dönüşünde araba kullanırken dikkatini elindeki telefonuna verince, trafik ışığında beklemekte olan araçları fark etmedi. Dev gibi cipiyle, arabasında ufak çocuğuyla ışıklarda bekleyen anne şoförü ezdi geçti. İki kişilik aile yok oldu. Klaksberg 15 ay ceza yedi. Hapisteki iyi davranıştan ötürü ceza süresinin üçte biri de azaltılınca 10 ay sonra işine, ailesine döndü. Ee, peki cipin altında ezilerek can veren anne –kız ne olacak? Onlar göklerden geriye inip ailelerine nasıl kavuşacaklar?
Trafik suçlarından sayısız cürüm yemiş bir kamyon şoförü, Yeruşalayim-Tel Aviv yolunda içinde bir ailenin bulunduğu araca arkadan bindirerek aracı süren babayla kızını öldürdü, ailenin diğer iki ferdini de ağır yaraladı. Şoför “ne yapayım, aniden fren yaptılar” diyerek kendini temize çıkartmaya çalışmış. Bu şoför daha önce 190 kez yakalanmış ve hüküm yemiş (ve ehliyeti halâ cebinde). Merak ettiğim soru şu: acaba kaç kez yakalanmamış? 3,000 kez? 5,000 kez?
Bir süre önce oldu bu: Kırmızı ışıkta bekliyorum. Yeşil yandı. Oyalandım, gaza geç basmışım. Ben daha hareket etmeden önümden yıldırım gibi vız vız ard arda iki araba geçti. Verilmiş sadakam varmış...
Her hafta sonu televizyon haberlerinde o haftanın kaza bilançosunu verirler: 7 ölü, 9 ölü, 11 ölü...
Yahu İsrael’in en büyük terör problemini yaratanlar aslında şoförler. Biz onların işini böylesine güzel yapıyorken Hamas’la Hizbullah’a ne gerek var ki!?
Malesef, trafik kurallarının uygulanmasından sorumlu sistemimiz bozuk. Ne yazık ki, cezalandırma mekanizmamız da zayıf. Sözümona “merhametli” bir sistemimiz ve yumuşak yürekli hakimlerimiz var.
Ama herşeyin ötesinde, ülkede etkili bir eğitim sistemi mevcut değil. Sağa sola sapmadan sinyal verme yöntemi, şoförlerin sadece sürücü belgesi eğitimleri sırasında kullandıkları fuzuli bir kafa ağrısı...
Kırmızı ışıkta geçenleri, trafiğin müsait olmasını beklemeden anayola fırlayanları, yollarda zigzaglar çizen veya arabamın arkasına yapışan şoförleri fark ettikçe kafamda fantaziler kurmaya başlarım. “Ah bir selahiyet verseler ah, Knesset’de ilk onaya getireceğim kanun tasarısı şu olur: Trafik kurallarını kabaca çiğneyenleri fark ettiğinizde aracın şoförünü dışarı çekip kıçına şimşek gibi bir tekme atma hakkınız var. Şoför’ün size karşı koyma hakkı yok, tersine, arkasını size dönüp hafifçe eğilerek yardımcı olma zorunluluğu var”. Bak ondan sonra tekmeyi yiyen bir daha arabasını nasıl kullanır, nasıl adam olur!. Siz bana selahiyeti verin gerisine karışmayın.
Kesinlikle siz de zaman zaman, önünüzde birdenbire yavaşlayarak kaplumbağa gibi gitmeye başlayan şoförlerin arkasında bulursunuz kendinizi. Tabii ki çaresiz ona yaklaşarak o tempoda gitmeye başlarsınız, sinirleriniz tepenize çıkar. Öndeki şoför ya bir adres ya boş park yeri arıyordur ya da ilk sokaktan sapmaya niyetlidir. Arkasından giden biri var mı yok mu, onu hiç ilgilendirmez. Sanki koca sokağın sahibi o. Sonunda birden de duruverir. Sen de çatla. Be şoför, niyetini arkandan gelene belirtecek şekilde aracının sağ işaret lâmbasını çalıştırsana!.. Ona göre biz de seni önceden rahatça sollayıp yolumuza devam edelim.
Geçen gün bizim mahallenin ana sokağında gidiyordum. Önümden giden araba yine sinirimi bozmaya başladı. Yavaşladı yavaşladı sonra pat diye durdu. Daracık sokakta arkasına takıldım kaldım. Sollayıp geçemiyorum, küfürü basıp korna çalmaya başladım.
O ne? Adam arabasından çıkmış bana geliyor. Vay yüzsüz vay hem suçlu hem güçlü.
Penceremin yanına geldi, parmağıyla “çık dışarı” işareti yaptı. Ben içimden kendime “tamam, 15 yaşımdan beri kimseyle yumruk yumruğa dövüşmemiştim, tekrar nasip oldu, bütün sevdiklerim haklarını helâl etsinler “diyerek arabamdan çıktım. Karşımda kesif kıllı bir erkek goril soluyor. Burnunu suratıma yaklaştırarak “dön arkanı, hafifçe eğil, yardımcı ol bana” dedi. “Yeni kanun çıktı, araçlar arasında mesafe korumayanları tekmelemek serbest !!!”.
Moşe MİTRANİ
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?


1990’lı yıllardan itibaren Türkiye ile İsrael arasındaki ilişkilerin gelişmeye başladığı dönemde, İsrael’de Türkiyeliler Birliği (İYT), yalnızca bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesine geçerek iki ülke arasında sosyal ve kültürel bir köprü haline geldi.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin üst düzey temsilcilerinin İsrael ziyaretlerinde İYT yöneticileri ve toplum temsilcileriyle gerçekleştirilen temaslar, kurumun İsrael’de yaşayan Türkiyeli toplum açısından taşıdığı önemi ortaya koyan gelişmeler arasında yer aldı.
Dönemin toplum yayınları, kurum arşivleri ve çeşitli tanıklıklarda, İYT’nin resmi ziyaret programlarında görünür şekilde yer aldığı aktarılmaktadır.
Bu süreçte gerçekleşen diplomatik ziyaretler, İYT’nin kurumsal hafızasında önemli yer tutan temaslar arasında değerlendirilmektedir.
TANSU ÇİLLER DÖNEMİ: YENİ BİR DİPLOMATİK SAYFA
Kasım 1994’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in İsrael ziyareti, Türkiye İsrael ilişkilerinin gelişim sürecinde dikkat çeken diplomatik temaslardan biri olarak kayıtlara geçti.

Ziyaret kapsamında ekonomik, askeri ve stratejik iş birlikleri gündeme gelirken, İsrael’de yaşayan Türkiyeliler toplumu ile gerçekleştirilen temaslar da dönemin toplum yayınlarında yer aldı.
İYT temsilcilerinin bazı resmi programlarda bulunduğu ve Türkiye’den gelen heyetin toplum çalışmaları hakkında bilgi aldığı, kurum hafızasında yer alan bilgiler arasında bulunmaktadır.
Bu ziyaret, Türkiye ile İsrael arasında gelişen ilişkilerin toplum boyutuna da yansıdığı dönemlerden biri olarak değerlendirilmektedir.
SÜLEYMAN DEMİREL’İN TARİHİ İSRAEL ZİYARETİ
Mart 1996’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İsrael ziyareti, diplomatik açıdan tarihi bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
Demirel, İsrael’i ziyaret eden ilk Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.

İYT tarihçesinde ve dönemin toplum çevrelerinde aktarılan bilgilere göre, bu ziyaret sırasında İsrael’deki Türkiyeliler Birliği temsilcileri çeşitli temas ve programlarda yer aldı.
Kurumun İsrael’de yaşayan Türkiyeli toplum adına yürüttüğü sosyal ve kültürel faaliyetlerin, Türkiye’den gelen resmi heyet tarafından ilgiyle karşılandığı ifade edilmektedir.
Türkiye’den gelen heyetle gerçekleştirilen görüşmelerde, İYT’nin toplumsal çalışmaları, Türkiye ile İsrael arasındaki kültürel bağların korunması ve güçlendirilmesine yönelik faaliyetler ile toplumun beklentileri gündeme geldi.
Dönemin kurum hafızasında yer alan anlatımlarda, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İsrael’de yaşayan Türkiyeliler toplumuna yönelik sıcak ve yakın yaklaşımı özellikle vurgulanmaktadır.
Toplum temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, İsrael’deki Türkiyeliler Birliği’nin iki ülke arasındaki dostluk bağlarına katkı sağlayan önemli bir kurum olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu aktarılmaktadır.
Dönemin basınında yer alan dikkat çekici haberlerden biri de Cumhurbaşkanı Demirel’in İsrael ziyareti kapsamında gerçekleştirilen “Atatürk Ormanı’nda Ağaç Dikme Töreni” oldu.
21 Temmuz 1999 tarihli toplum basınında yayımlanan haberde, Demirel’in Keren Kayemet Leisrael (KKL) tarafından düzenlenen törende fidan diktiği, törende Türkiyeli Yahudi toplumu temsilcileri ve İsrael’de Türkiyeliler Birliği yöneticilerinin de hazır bulunduğu aktarıldı.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eşi Nazmiye Demirel adına, İsrael ziyareti anısına Keren Kayemet ormanında bir koruluk alanı oluşturulduğu dönemin toplum yayınlarında yer aldı.

Haberde ayrıca dönemin İYT Başkanı Moreno Margunato’nun yaptığı konuşmada Türkiye ile İsrael arasındaki dostluk bağlarının önemine vurgu yaptığı, Cumhurbaşkanı Demirel’in ise İsrael’de yaşayan Türkiyelilere yönelik sıcak yaklaşımının toplum üzerinde derin bir etki bıraktığı ifade edildi.
Törenin, Türkiye kökenli Yahudi toplumu açısından sembolik ve duygusal anlam taşıyan önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer ettiği belirtildi.
İsrael’in Bat Yam kentinde yer alan Atatürk Parkı da, Türkiye’den İsrael’e göç eden Yahudilerin girişimleriyle oluşturulan sembolik alanlardan biri olarak bilinmektedir.
Çeşitli kaynaklarda ve toplum hafızasında, parkın Türkiye İsrael dostluğunu simgeleyen önemli noktalardan biri olarak değerlendirildiği aktarılmaktadır.

Bu temaslar, İYT’nin yalnızca bir dayanışma kuruluşu değil aynı zamanda Türkiye ile İsrael arasında toplumsal bağların korunmasına katkı sunan kurumsal bir yapı olarak görüldüğünü ortaya koyan önemli gelişmeler arasında yer aldı.
Ovi R. Gülerşen
Bir sonraki “İYT Tarihinden” yazısında:
Türkiye–İsrael Diplomatik Temaslarında İYT’nin Tarihi Konumu
2. BÖLÜM
İYT Tarihinden bir evvelki yazıyı okumak için tıklayınız...


Nöroloji alanında uzmanlaşmış bir tıp doktoru olan Prof. Rivka İnzelberg 13 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşen bir törende İsrael Parkinson Derneği tarafından Yaşam Boyu Çalışma Ödülü ile onurlandırıldı.
Parkinson ve hareket bozuklukları konusunda uzman olan Prof. İnzelberg uluslararası alanda tanınmış bir beyin araştırmacısıdır.
Onurlandırma töreninde Prof. İnzelberg’i tanıtma konuşması yapan Tel Aviv Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Keren Avraam bilim insanı İnzelberg’in insanları tedavi ettiğine, bilimsel araştırmalar yaptığına ve çok sayıda öğrenci eğittiğine vurgu yaptı.
1982’de Türkiye’den İsrael’e göç eden Prof. Rivka İnzelberg, İstanbul’da “Hocaların Hocası” olarak anılan, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş ünlü matematik ve fizik öğretmeni Yomtov Garti’nin kızıdır.
Onurlandırma töreninde yaptığı konuşmada Prof. İnzelberg şunları söyledi:
“Bu sabah burada derin bir şükran duygusuyla duruyorum. Yaşam boyu başarı ödülü almak, bir insanın durup geçtiği yola geri bakmasını sağlayan bir andır; ancak benim için bu ödül, her şeyden önce Parkinson hastalığına karşı verdiğimiz ortak mücadelenin öneminin bir takdiridir.
Yıllar boyunca çalışmalarımın arkasındaki itici güç sadece bilim değil, insanlar oldu. Hastalığın zorlukları karşısında her gün güç sergileyen hasta ve hasta yakınları, benim en büyük sabır, kararlılık ve özellikle umut öğretmenlerim oldular. Hiçbir yaşam boyu başarı tek kişilik bir proje değildir. Bu yol, bana kitaba ve insana saygı duymayı aşılayan annem ve babam ve mükemmel öğretmenlerim olmasaydı açılamazdı.
Bu ödülü, onlarca yıl boyunca yan yana çalıştığım parlak zihinli araştırma ve uygulama ortaklarımla paylaşıyorum. Birini unutma korkusuyla isim zikretmeyeceğim. Eşim Henry'ye ve çocuklarım Adam ve Lilah’a, özel bir teşekkür borçluyum, her zaman limanım oldular ve bu amaca zaman ayırmamı mümkün kıldılar. Elde ettiğimiz başarılara rağmen yolumuz hala uzun. Bu ödülü, bir tedavi bulana ve bu hastalıkla mücadele eden herkes için daha iyi bir yaşam kalitesi sağlayana kadar yola devam etmek için bir ilham kaynağı olarak kabul ediyorum. Çok teşekkür ederim.”
Prof. Rivka İnzelberg’in Özgeçmişi
Prof. Rivka Inzelberg, 1982 yılında tıp fakültesinden mezun olur olmaz İsrail’e göç etti, Henri Inzelberg ile evlendi ve Tel Aviv’e yerleşti. İki evli çocuğu vardır: Adam Inzelberg ve Dr. Lilah Inzelberg-Yifa.
1982-1983 yıllarında Kudüs’teki Hadassah Tıp Merkezi’nde doktor stajyeri olarak çalıştı. Stajını başarıyla tamamladıktan sonra Prof. Amos Korczyn’in danışmanlığında Tel Aviv Sourasky Tıp Merkezi Nöroloji Bölümü’nde uzmanlık eğitimine kabul edildi.
1984-1989 yılları arasındaki uzmanlık eğitiminin ardından İsrail Uzmanlık Sınavlarını başarıyla geçerek 1989 yılında Nöroloji Uzmanı unvanını aldı.
1987 yılında Weizmann Bilim Enstitüsü Uygulamalı Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nde Prof. Tamar Flash danışmanlığında Parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarında üst ekstremite hareketlerinin matematiksel analizi üzerine temel bilimler tezini hazırladı.
1989’dan sonra Prof. Inzelberg, Tel Aviv Tıp Merkezi Nöroloji Bölümü’nde kıdemli nörolog olarak çalıştı ve 1990 yılında Tel Aviv Üniversitesi’nde tıp öğrencilerine nöroloji dersleri vermeye başladı.
1993-1994 yıllarında Charles Clore Uluslararası Araştırma Bursu’nu kazanarak Londra’da çalıştı. Queen Square Nöroloji Enstitüsü İnsan Hareketi ve Denge Ünitesi’nde Parkinson hastalığı ve hareket bozuklukları üzerine ileri uzmanlık eğitimi aldı.
1996 yılında Hillel Yaffe Tıp Merkezi Nöroloji Bölümü’ne geçti ve Technion Rapaport Tıp Fakültesi’nde nöroloji dersleri vermeyi sürdürdü. 2006-2007 yıllarında Kfar Saba’daki Meir Tıp Merkezi Nöroloji Bölüm Başkanı seçildi.
2007-2014 yılları arasında Sheba Tıp Merkezi Nöroloji Bölümü’nde kıdemli nörolog olarak görev yaptı. 2014 yılından itibaren özel kliniğinde nöroloji pratiği yapmakta ve Weizmann Bilim Enstitüsü ile iş birliği içinde araştırmalarını sürdürmektedir.
Prof. Inzelberg, klinik çalışmalarına paralel olarak 1995 yılında Tel Aviv Üniversitesi Sackler Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak nöroloji dersleri vermeye başladı. 1999 yılında kıdemli öğretim görevlisi oldu.
Tıp öğrencilerine, psikiyatri ve geriatri uzmanlarına, hemşirelere ve fizyoterapistlere dersler verdi. Tel Aviv Üniversitesi Sackler Tıp Fakültesi, Sağlık Meslekleri Okulu ve Technion Rapaport Tıp Fakültesi’nde eğitim faaliyetlerinde bulundu.
2006 yılında Technion’dan, 2009 yılında ise Tel Aviv Üniversitesi’nden profesör unvanı aldı.
Eğitim faaliyetleri büyük takdir topladı ve 2002-2005 yılları arasında dört yıl üst üste Technion tarafından “Üstün Öğretim Görevlisi” unvanına layık görüldü.
1987 yılından itibaren çeşitli dönemlerde Weizmann Bilim Enstitüsü’nde çalıştı. 2014-2020 yılları arasında aynı enstitünün Uygulamalı Matematik Bölümü’nde misafir bilim insanı olarak görev yaptı.
Günümüzde de Tel Aviv Üniversitesi Sackler Tıp Fakültesi’nde geriatri ve psikiyatri alanında uzmanlaşan öğrencilere nöroloji dersleri vermeye devam etmektedir.
Prof. Inzelberg’in araştırmaları Parkinson hastalığı, tremor, demans ve hareket bozuklukları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu hastalıkların epidemiyolojisi, risk faktörleri, genetik yapıları ve tedavileri üzerinde çalışmaktadır.
Özel ilgi alanları arasında insan hareketlerinin matematiksel analizi, beyin hastalıkları ile kanser arasındaki ilişki ve yaratıcılığın nörolojik hastalıklarla bağlantısı yer almaktadır.
Araştırmaları uluslararası düzeyde tanınmıştır. ABD, Kanada, Avrupa ve Japonya’daki bilimsel kongrelerde çalışmalarını sunmuştur. Uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanan 125’ten fazla özgün araştırma makalesi ve kitap bölümüne katkıda bulunmuştur. Bu çalışmalar uluslararası bilimsel yayınlarda 7.400’den fazla atıf almıştır.
Prof. Inzelberg; İsrail Tabipler Birliği, İsrail Nöroloji Derneği, Uluslararası Parkinson ve Hareket Bozuklukları Derneği, Amerikan Nöroloji Derneği ve Amerikan Nöroloji Akademisi üyesidir.
Tel Aviv Üniversitesi, Technion ve İsrail Tıp Konseyi’nin nöroloji uzmanlık sınavlarında değerlendirme komitelerinde görev yaptı.
Uluslararası Parkinson ve Hareket Bozuklukları Derneği’nin Denetim Komitesi’nde görev aldı.
Son 30 yıldır İsrail Parkinson Derneği’nde gönüllü olarak hasta ve hasta yakınlarına yönelik eğitim seminerleri ve destek faaliyetleri yürütmektedir.
2007 yılında Prof. Inzelberg, Amerikan Nöroloji Derneği’nin Uluslararası Fellow üyeliğine seçildi. Son 140 yıl içinde bu unvana kabul edilen İsrailli nörolog sayısı 10’dan azdır. Ayrıca bu onura layık görülen ilk İsrailli kadın nörolog olmuştur.
Bu unvan, yıllar boyunca yürüttüğü uluslararası düzeyde tanınan klinik ve bilimsel çalışmaları temel alınarak verilmiştir.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından desteklenen ve milyonlarca dolarlık bütçeye sahip projeler dahil olmak üzere birçok prestijli araştırma bursu kazanmıştır. Bu projelerde ABD’deki Case Western Üniversitesi, Boston ve Louisville Üniversiteleri ile ortak çalışmalar yürütmüştür.
Prof. Inzelberg, tıp eğitimi, nöroloji uzmanlığı, yüksek lisans ve doktora süreçlerinde çok sayıda araştırma öğrencisine danışmanlık yaptı. Bu çalışmaların sonuçları uluslararası bilimsel dergilerde yayımlandı ve öğrencilerinin birçoğu bilimsel kongrelerde ödüller kazandı. Eski öğrencilerinin önemli bir bölümü bugün kıdemli nörolog ve bilim insanı olarak görev yapmaktadır.
Bir önceki sosyalağlardan yazısını okudunuz mu?





















