İran’da Yaşamak İster miydiniz?
- 17 Haz
- 2 dakikada okunur

Bu başlık sosyal ve genel medyada ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşı Trump’ın kaybettiği ve Tahran’daki Devrim Muhafızlarının kazandığı varsayımına bağlı olarak sevinçlerini yüksek sesle haykıranlara hitap etmektedir. Gerçekten memnun musunuz?
Biliyorum, İran’da Ayetullah rejimini tutmaktan ziyade Amerika’ya ve özellikle Trump’a olan kızgınlıktan dolayı rakip takımı desteklemek amacını güdüyor ve süper güce bir nevi ders verilmesini istiyorsunuz. Minderde zayıf ve çelimsiz olandan yanasınız.
Asil bir tutum! Bu savaşın ardındaki kompleks nedenleri göz ardı ederek fazlasıyla savaşkan görünen tarafın hiç bu işe girişmemesi gereğine inanıyor ve saldırıya uğrayan ülkenin ahlaken daha üstün olduğunu kabul ediyorsunuz.
Bu mücadele ne zaman başladı? 28 Şubat 2026’da değil, hatta 12 günlük savaşın cereyan ettiği Haziran 2025’te de değil.
Bu savaşı, Kasım 1979’da Tahran’daki ABD büyükelçilik mensuplarını rehin alan militan Humeyni taraftarlarının onları 444 gün baskı altında tutarak “Death to America, the Great Satan” ideolojisini, büyük imparatorluklar kurmuş bir ülkenin yeni sloganı haline getirenler başlattı.
Bu savaşı, Ekim 1983’te Lübnan iç harbinde tarafları ayırmak için barış gücü olarak görev yapan 241 Amerikalı deniz piyadesine (ve 58 Fransız askeri) mezar olan bombaları patlatan Hizbullah ve emri veren İran İstihbarat Bakanlığı başlattı. Amerikalılar ve Fransızlar Lübnan hükümetinin doğrudan talebi üzerine Beyrut’taydılar.
Bu geçmiş olayları ve 47 yıldan bu yana Ortadoğu’da ve Batı ülkelerinde karışıklık çıkarmak isteyen ve cinayetler düzenleyen Devrim Muhafızları ve Kudüs Gücünü tamamen ihmal edip savaşın 100 gün önce başlatıldığını iddia etmek tarihsel gerçeklerle örtüşmüyor.
Tüm bu nedenleri kenara koyarak bugün İran Rejimini desteklemek için, kendi yaşamlarımız ve geleceğimiz açısından, yeterli nedenler var mı?
Türkiye’de yaşıyorsak- İran halkının büyük baskı altında bulunduğunu ve sokağa çıkmaları halinde on binlercesinin öldürüleceğini biliyoruz. Ülkemizde de demokrasinin ve insan haklarının, 80 yıllık seçimli Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar büyük “istibdat” altında olduğunu gözlemleyerek, benzer ilkelerle kendi halkına nefes aldırmayan Tahran çetesinin “zafer kazandık” haykırışlarının dönüp dolaşıp Ankara ve İstanbul’da da yankılanması vatandaşların geleceğini nasıl etkiler? Değişim getirir mi? Yoksa düzenin devamını mı pekiştirir?
İngiltere’de Yaşıyorsak- Diğer Avrupa ülkeleri ile birlikte “bu bizim savaşımız değil” diyerek ABD’ye destek vermemek, yarın öbür gün Rusya’nın Baltık ülkelerini tehdit etmesi halinde NATO bünyesinde ABD hava ve uzay kuvvetleri ve istihbarat birimlerine gereksinim olması durumunda Washington DC yönetiminin nasıl davranacağını öngörüyor muyuz? Trump’ı sevmiyoruz diye 1917’den bu yana müttefikimiz ile ayrı düşmeyi ve sırf hıncımızı almak için Tahran molalarını tercih etmemiz akıl tutulması mıdır?
İsrail’de Yaşıyorsak- Bura vatandaşları stratejik gerçekleri günbegün yaşamlarında hissettikleri için İran Rejim taraftarları çok azınlıkta kalıyor.
Sonuçta “İran’da Yaşamak İster miydin?” Bu konuda yorum yapan, yazı yazan, tepki gösteren herkesi gerçekliliğe davet ediyor. Ayetullah Rejimini desteklemek orada yaşamayı arzu etmek değildir, muhakkak.
Fakat rengimizi belirtirken, savaşı kazandığını iddia eden (ne ekonomik çöküntü ne İran Riali, ne tahribatın boyu, ne de iktidarda kalmanın gelecek bedelleri belli değilken) kişilerin bizim başımızda olmasını ister miydik? sorusunu sormanın gerçeklere saygı olduğunu hatırlayalım.
Ralf ARDITTI
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?



Yorumlar