top of page


Bugün düşünceler öylece aklımdan hızlı hızlı akarken...

Korktuğumu farkettim. Neden korkuyorum biliyor musunuz? Yapay zekanın ağına takılmaktan korkuyorum. Onun için yapay zekayı açmıyorum.  Eğer bir şey araştıracaksam Google kullanıyorum, Wikipedia kullanıyorum veya en yakınımdaki kütüphaneye gidip bazen saatlerce, bazen de eğer vaktim yoksa daha kısa süreler geçirerek öğrenmek istediğim konuyu araştırıyorum. Bu araştırma süresinde bir sürü farklı bilginin içinden geçerken araştırmayı tamamladığımda kafamın içinde bir sürü yeni bilgi ile zenginleştiğimi fark ediyorum.

 

Bugün bu konuya takılmamın nedeni ise çocuklar. Okuduğum Türkiye ile ilgili sosyal medyadaki bir haberde eğitim çağındaki çocukların ev ödevlerini yapay zekâ ile yaptıklarını ve bu durumun da sanki çok normal ve olağan bir durum imiş gibi yorumlandığını fark etmem.

 

Benim eğitim çağında çocuğum olmadığından bu konu ilgi alanım dışında, yurt dışında ise bu yapay zekâ kullanımının okullarda ne derece müsaade ediliyor olduğunu araştırmadım. Ama bana sorarsanız ki bu benim düşüncemdir; eğer bir çocuk verilen ödevi veya araştırmayı yapay zekâ ile yapıyorsa bu durumu ‘Korkunç’ olarak nitelendirebilirim. Kısaca çocuk pek bir şey öğrenemeden ve öğrenme sürecindeki o merak, araştırma, bulma ve bilgiye ulaşma sürecini geçirmeden sonuca varacaktır ki bunun sonucu bu yöntemle yetişen bir neslin nasıl ergen bireyler yaratacağı benim için soru işaretidir...

 

Çünkü yapay zekanın insan zekasını ele geçirerek bireyin yaratıcılığını yok edeceğini düşünüyorum.

Ve yapay zekanın yarın öbür gün tamamen bizim elimizden hemen hemen yapacağımız tüm işleri alacağına inanmaya başladım.

 

Bu nasıl olacak. Basbayağı. Sizin düşüncelerinizi öyle bir alacak ki sizin yerinize düşünerek sizi düşünmemeye itecek. Bu aynen şöyle ki; orada bir tekerlekli sandalye var ve siz yürüyeceğinize sürekli tekerlekli sandalyeyi kullanırsanız bir müddet sonra o tekerlekli sandalye yüzünden bacaklarınız kullanılamaz hale gelecektir. Zihinde işte böyle bir şey, kullanılmaya kullanılmıya kullanılamaz hale gelecek bir uzvumuz. Siz herşeyi araştımak yerine, didiklemek, öğrenmek ve bilgiye ulaşmak için çabalamak yerine, öğrenmek istediğiniz soruyu direk yapay zekaya sorduğunuzda, belki zaman kazanacaksınız ama zihniniz tembelleşmeye ve çalışmamaya başlıyacak. Ya da yazıcağınız konuyu yapay zekaya sorduğunuzda ve sizin size ve sizin tarzınıza ait yaratıcı kelimeleriniz ile yazacağınız metni belki sizin yerinize kısa sürede yazacak veya sizin çizeceğiniz resimleri sizin yerinize ve grafikleri sizin yerinize çizecektir.

 

Ama duygusal zekamızdan ve her bireye ait özel ve tek bir zihinden çıkan bir yaratım tabii ki bir makine tarafından üretilen çıktı ile aynı olmayaktır. Belki insan zihninden ve elinden çıkan üretilen her ne ise yapay zekâ denilen bir makineden çıkan çıktı kadar mükkemel olmayacaktır ama insan tarafından üretilen kesinlikle özgün ve tek olacaktır. Nasıl ki el yazımız sadece bize özgü ve sadece tek kişiye ait ise ve mükkemel değil ise ama print ettiğiniz yazıcıdan çıkan yazı ise mükkemeldir ama o el yazısının taşıdığı ruhun bir zerresini taşımaz.

 

Aynı şekilde estetikli suratlar. Çağımız kalıp gibi bir tornadan çıkmış estetik harikaları ile dolu! O estetik harikalarının hangisi doğal bir güzelliğin yerini tutabilir ki.

Tabiki teknolojiye de karşı değilim, teknolojiye karşı durmak geçmişte elektriğe karşı gelmek veya buzdolabı ve çamaşır makinesine karşı durmak kadar anlamsız bir şey. Ama biz bütün bu aletleri maksatını aşacak şekilde kullanılırsak tehlike arz edeceklerdir. Eğer yapay zekâ doğru kullanılırsa çok güzel. Örneğin elinizde kan tahlileri sonuçları var ve siz kan tahlili sonuçlarınızı yapay zekaya yüklediğinizde tıbbi bir sonuç alabilecek ve sağlığınızı yorumlayabileceksiniz. Bu müthiş bir şey hastanelerde yığılmayı önleyebilir mesela.

 

Bu konuda yazıcak o kadar çok şey var ki, günümüzde her şey yapay zekadan payını aldı. Eskiden masalların, hikayelerin bile kendine has bir tadı vardı. Hiçbiri mükemmel değildi ama özgündü, kendine has idi, bir tornadan çıkmış kalıplaşmış, duygudan nasibini almamış kelimelerden değil, o masal ve hikayelerdeki kelimelerin her birinde duygu ve sevgiyi hissederdiniz. Anneannemin o kırık Türkçesi ile araya bolca Ladino İspanyolca karıştırarak anlattığı o masal-hikayelerin tınısı hala kulağımdadır.

 

Kısaca içinizde yaşayan yaratıcı kişiyi yapay zekaya mahkûm etmeyin, bırakın teknoloji kendine düşen görevi yapsın ve maksadını aşmasın ama biz insan olarak yaratıcılığımızı ve ruhumuzu kaybetmeyelim ve bu yapay zekâ denilen şeyi de çok da duygularımıza ve işinize karıştırmayın derim...


Yaratıcılık hep sizinle olsun...

Rahel Çela Behar


IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.

 Bir önceki yazımı okudunuz mu?

 













İsrael'de bir süre yaşadıktan sonra insanın gerçeklik algısı hafif değişiyor.


Daha doğrusu, dünyanın "normal" dediği şey ile burada "normal" kabul edilen şey arasında garip bir fark olduğunu fark ediyorsunuz.


Mesela bir arkadaşınızla kahve içiyorsunuz. Konu önce çocukların okuluna geliyor. Sonra apartman komitesine. Sonra market fiyatlarına. Ardından bir anda İran konuşuluyor. İki dakika sonra biri telefonundan humusçu önerisi gösteriyor. Kimse bu geçişleri tuhaf bulmuyor.


Belki de Yahudi olmanın dayanılmaz hafifliği tam olarak bu. İnsan bir noktadan sonra absürt olanı günlük hayatın parçası olarak kabul ediyor.


Dışarıdan bakınca İsrael çok yoğun görünür. Sürekli bir şey olur. Haberler bağırır. Televizyonlarda herkes aynı anda konuşur.


Trafikte biri size korna çalar, sonra kırmızı ışıkta camı açıp yol tarif eder. İnsanlar sinirli görünür ama aynı insanlar markette sizin düşürdüğünüz limonları toplamaya yardım eder.


Bu ülkede insanlar aynı anda hem çok gergin hem çok rahattır. İlk başta insan bunu anlamıyor.

Sonra bir gün alarm çalıyor. Apartmandaki herkes sığınağa iniyor. Bir komşu çocuğunu battaniyeyle getirmiş. Birisi telefonundan haber açmış. Bir başkası poğaça getirmiş. Füze konuşulurken biri klima tamircisine kızıyor çünkü "özellikle bugün mü bozulacaktı bu?" diyor.


Ve işin garip tarafı şu: bu sahne kimseye garip gelmiyor.


Çünkü burada hayat hiçbir zaman tamamen durmuyor. Sadece yön değiştiriyor.


İsrael'de insanların büyük kısmı aynı anda birkaç farklı gerçeklikte yaşıyor gibi. Çocuğu askerde olan biri sabah bankayı arayıp kredi faiziyle tartışabiliyor. Akşam haberlerde savaş konuşulurken ertesi günkü mangal planı yapılabiliyor. İnsan bir süre sonra şunu fark ediyor: burada "hayata devam etmek" bir slogan değil, refleks.


Geleceği kontrol edemeyeceklerini bildikleri için bugünü gereğinden fazla ertelemiyorlar. Bu yüzden İsrael'de küçük şeylere verilen değer bazen şaşırtıcı oluyor. Güzel bir kahvaltı gerçekten önemli. Deniz kenarında gün batımı gerçekten önemli. İyi kahve, iyi humus, çalışan klima, boş park yeri — bunlar küçümsenmiyor. Çünkü insanlar burada huzurun büyük ideallerden değil, küçük anlardan oluştuğunu biliyor.


Bir İsraelli dünyanın en ciddi güvenlik tartışmasını yapıp beş dakika sonra karpuz seçmeye dönebilir. Ve o karpuzu seçerken bütün konsantrasyonunu verir. Çünkü hayat burada parçalar halinde yaşanıyor. Büyük korkularla küçük mutluluklar aynı masaya oturuyor.


Belki de dışarıdan anlaşılması en zor şey bu. İnsanlar burada sürekli güçlü olmaya çalışmıyor. Sürekli yaşamaya çalışıyor.


Tarihin bütün ağırlığını omuzlarında taşıyan bir halk, markette beyaz peynirin fiyatına kızıyor. Sığınakta poğaça yiyor. Füze sesinin ardından karpuz seçiyor.


Ve bunu trajedi olarak değil, hayat olarak yaşıyor.


Belki de en büyük direniş budur.

 

Ezra BEHAR

 

 

IYT dip not :

İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.


Bir önceki yazımı okudunuz mu?












 

La istoria de Ruth empesa kon una buena famiya judiya ke tienen un problem. La ambre en Bethlehem forsa Elimelech, su mujer, i sus dos ijos a fuyirsen de Bethlehem, i establisen en Moab, en el ‘’este’’ para pueder topar kualo de komer. En Moab, esta famiya biven diez anyos. Los ijos se kazan kon dos ijas de aya: Ruth i Orpah. Biven orozos por diez anyos.

 

Ma, malorozamente, Elimelech i sus dos ijos se mueren. Naomi i sus dos ermueras Ruth i Orpah, kedan sin maridos, i tienen menester de ayuda. Naomi se desida a tornar a Bethlehem. Naomi les roga a sus elmueras de kedarsen en Moab.


Ophrah aksepta de kedarse en Moab. Ma Ruth no la desha a su esuegra sola, i aze un sakrifisio grande en deshando su dio, i akseptando el Dio de Israel. Naomi aksepta el sakrifisio de Ruth, i la desha akompanyarla. En Bethlehem, la vida esta difisil para las mujeres.


Naomi se siente muy triste, i Ruth empesa a lavorar en los kampos, arekojiendo produktos.

 

Aya, Ruth rankontra un mansevo riko ke se yama Boaz. Boaz se namora de Ruth, i empesa a azerle komplimentos. 


Boaz tambien es pariente de Elimelech, marido de Naomi. Kuando Naomi oye avlar de Boaz, i le dizen ke Boaz es un mansevo muy bueno, eya aze un plano para ke Boaz se kaze kon Ruth.


Ruth se va irse a la kamareta de Boaz de noche en sekreto, i se va echarse en sus piezes. Ruth aze lo ke la esuegra le dize, i Boaz se siente muy kontente en viendo ke Ruth lo kere bien. Boaz le dize a Ruth ke se kere kazarse kon eya, ma Naomi tiene otro un pariente ke se kere kazarse kon Ruth, i Naomi le dyo palavra ke se la va dar a Ruth.

 

Boaz sale al kamino para avlar kon este mansevo.


Todos se estan asperando kon grande kuriozidad para ver kualo va ser a la fin.


Komo resultado, este pariente esta mas enteresado a merkar un terreno ke Naomi tiene, ma no esta muy enteresado a kazarse kon Ruth.


Ansi azen un akuerdo, el ombre dize ke se arepintio de kazarse kon Ruth. Agora Ruth i Boaz estan libres, i se pueden kazar. Las kampanas de boda empesan a sonar i todos estan kontentes.

 

Ruth i Boaz tienen un ijo. Naomi esta muy oroza de tener un inyeto.


Las mujeres de la sivdad le dan el nombre Obed al bebe. Este bebe es el nono del Rey David.

La istoria de Ruth i Boaz es una muy ermoza istoria de amor, i de sakrifisio.


Es una istoria ke amostra el poder del amor, el poder del sakrifisio, i de la obediensia. La istoria de Ruth se melda en Shavuot por munchas razones.


La primera razon es el movimiento fiziko ke estan aziendo en arekojiendo los produktos de la tierra.


El empesijo del amor de Ruth i Boaz toma lugar en Shavuot en kultivando la tierra. La segunda razon es ‘arekojer el produkto’ en el sensio espiritual ke tiene lugar en la istoria.


Esto se ve kuando Ruth aksepta a reunirse kon la Tora, i kon el Dio de Israel.


Dora NİYEGO

 

 

Es ke meldatesh la eskrita de una semana antes?

 











Featured Posts
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Whatsapp
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page