

LEYLEĞİN ÖMRÜ LAK LAK İLE GEÇER
Hepimiz zaman zaman boş konuşuruz. Her konuşmamızın manidar, felsefi ya da bilimsel olmasını beklemek, kendimize yapacağımız bir haksızlıktır. Lakin bu köşeyi kontrol altında yaşamak oldukça streslidir. Hayatı bu denli ciddiye alarak yaşamak, zihnimizin her an “alert” hâlinde olması demektir. Bazen boş boş konuşuruz çünkü fikirlerimizin arkasında değilizdir. Vermek istediğimiz mesaja sahip çıkmayız. O anlarda konuyla ilgisi olmayan sözlerle başlayan diyalog, çoğu zaman mono


SEVDİĞİNE BİR GÜL VER…VEYA GÜLÜVER
Çok sevdiğim bir çiçektir gül. Rengiyle ayrı, sayısıyla ayrı bir mesaj verir. Kırmızısı aşkı ve tutkuyu, sarısı dostluğu, neşeyi ve samimiyeti, beyazı ise saflığı ve sadakati anlatır. Tek bir gül, “Seni ilk gördüğümden beri seviyorum.” derken; on bir gül, “Sen benim için teksin.”, doksan dokuz gül ise “Seni sonsuza kadar seveceğim.” anlamına gelir. Bir gül vermek yalnızca bir çiçek uzatmak değildir. Bazen bir insanın yüreğine dokunmaktır. Ona görüldüğünü, duyulduğunu ve öne


DENİZ FENERİ
Hepimizin bildiği bir hikayedir. Bir gemi kaptanı bir ışık kaynağı görür. Işık kaynağına yön değiştirmesini ister. Işık kaynağı bunun mümkün olmayacağını söylese de kaptan konuda ısrarcı olur ve sonuçta korkunç bir gürültü ile bir deniz feneri olan ışık kaynağına çarpar. Bu hikayeden çıkarılacak birçok ders vardır. İnatçı kaptan ile gerçek kimliğini bir türlü açılamayan deniz feneri. Gelin kimin haklı kimin haksız olduğunu bir tarafa bırakalım ve bugünün şartlarına bir göz at


KONUŞUYORUZ AMA…
Konuşuyoruz…Hepimiz konuşuyoruz. Duyma yeteneğine sahip her insan konuşur. Ama hepsinin kelimeleri ve hatta vurguları farklıdır. Hatta aynı kelimeye farklı anlamlar da katarlar. Hepimiz bir şeyler söylüyoruz. Bağıranlar var …Asla hakkını bulamazlar…Susanlar var…Gerçeklerini fark etmediğimiz. Kimi gitme diyemez düğümlenir boğazında, kimi de kal diyemez içindeki öfkeden…Bazen öyle evetler vardır ki keşke hayır deseymiş diye düşünürsünüz. Bazen öyle “hayır” lar vardır ki makbule


GÖZYAŞLARI HERKESE EMANET EDİLMEZ.
Gözlerim doldu, gözyaşlarım sel oldu. Sık sık karşılaştığımız bir duygu durumudur. Acıdan da akar, sevinçten de, kahkaha ile boğulur bazen... Ama gözyaşı herkese emanet edilmez. İnsan ağlarken kendini saklamaz, gizlemez, kendini olduğu gibi ortaya koyar. İşte bu yüzden gözyaşı sadece güvenilen kalplere gösterilir. Gözyaşı, bir insanın en savunmasız, en maskesiz ve en gerçek halidir. Onu birinin yanında dökebilmek, aslında o kişiye "Sana ruhumun kapılarını açıyorum" demekti


BAZI SOKAKLAR GECE, BAZI SOKAKLAR GÜNDÜZ YAŞAR…BAZILARI DA SONSUZA KADAR YAŞAR
Çocukluğumun geçtiği mahallede, sabah ışıltılarıyla birlikte köşedeki pastaneden açma kokuları gelirdi. Çocuklar okula gider, kepenkler açılır. Esnaf birbirine “günaydın” der, anneler eşlerine el sallardı. İşte o andan itibaren evin içinde hummalı çalışmalar başlardı. Sokağımız gece oldu mu, sessizleşirdi. Sokak lambaları yandı mı perdeler çekilirdi. Özelimi paylaşmanın doğru sayılmadığı günlerde kimse sofrasının görünmesini de istemezdi. Okuldan dönen çocuklar ev ödevlerine


ROLLENME, ROLÜNÜ GÜZEL YAP
Yeni bir anlam değil ama yeni bir kelimeden söz ediyorum bugünkü kısacık anlatımımda: Rollenmek. Rol yapmanın, rol çalmanın, role girmenin bir birleşimi gibi geliyor. Dijital kültür ile dilimize yapıştı Rollenmek insanın hayatı bir sahne gibi kabul edip, yaşadığı değil oynadığı bir hayat sürmesi anlamına geliyor. Kökeni Fransızca olan rol kelimesi eski zamanlarda oyuncular verilen yazılı replik kâğıdı anlamında idi. Bu açıdan bakıldığında rol size verilen bir kâğıdı okumak, e


RAHEL ÇELA BEHAR KİM? MAZAL-KISMET NE ANLTIYOR?
Rahel Çela Bahar 3. Romanı ile karşımızda. 1975’te başlıyan bir serüvenin peşinde tarihsel olaylar, içsel çatışmalar, mekan insan ilişkisi, gitmek kalmak gibi hepimizin yaşam tecrübesi anlatılıyor. İstanbul’da olduğu yıllarda Göztepe Kültür Derneği’nde birlikte çalışma fırsatı bulmuştuk. O günlerde de edebiyat ile olan ilgisi dikkat çekici idi. Ve şimdi samimi bir sohbet ile karşınızdayız. Feride PETİLON Kitabın başlığı ile başlayalım. Mazal kim? Mazal, Mazal Kısmet, romanın


MANTAR SEVER MİSİNİZ?
Mantar sever misiniz? Bizim neslin oldukça temkinli yaklaştığı bir doğa harikasıdır. Annemin evindeki saf Sefarad mutfağında adı garnitür olarak bile geçmez. Mantar bir bitki değildir, bir hayvan da değildir. Kendilerine ait bir alemleri vardır. Adeta bir krallık bir koloni. Ama ne enteresan bir olgu ki kimileri çok faydalı iken bazıları zehirli. Yendiğinde yaşamınızı yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsınız. Zehirli ile faydalı olanı birbirinden nasıl ayırt edilir diye


ELİNDEKİ LİMONDAN NEFİS BİR LİMONATA YAPMANIN SIRLARI
Geçtiğimiz günlerde izlediğim bir dizide çok etkilendiğim bir cümle duydum. “Elinde ekşi bir limon var ise limonata yapmayı dene.” Yıllar evvel bu cümlenin bir başka versiyonunu duyduğumda hayatımın dönüm noktalarından birinde idim. “Önünde sevmediğin bir yemek var ise ve bunu yemek zorunda isen üzerine güzel bir sos dök” Ve hemen ardından aborjinleri anlatan “Bir çift Yürek” adlı kitabın soslar ile ilgili bölümünü anımsadım. Marlo Morgan kitabında yemeğe eklenen sosların g






















