
Hadassah'da Gerçekleştirilen Yenilikçi Göz Ameliyatı Bir Öğretmenin Hayatını Değiştirdi
Yeruşalayim'de (Kudüs'te) yaşayan 38 yaşındaki lise öğretmeni Aya, yıllardır ilerleyici keratokonus (korneanın incelip koni şeklini alması) hastalığı nedeniyle ciddi görme kaybı yaşıyordu.
Görme oranı yalnızca %10'a kadar düşen Aya, Hadassah Tıp Merkezi'nde uygulanan yenilikçi bir cerrahi yöntem sayesinde yeniden net görebilmeye başladı.
Operasyonun ardından görme kapasitesi gözlük desteğiyle %90'a ulaştı.
Yıllarca özel sert kontakt lenslerle yaşamını sürdürmeye çalışan Aya, zamanla lensleri kullanamaz hale geldi.
Şiddetli göz ağrıları, kızarıklık ve sürekli baskı hissi nedeniyle araba kullanmayı bıraktı, bilgisayar başında birkaç dakikadan fazla çalışamaz oldu ve günlük yaşamında başkalarının yardımına ihtiyaç duymaya başladı.
Sınıfta ders anlatırken tahtayı görebilmek için yaklaşmak zorunda kaldığını belirten öğretmen, yaşadığı görme kaybının mesleki hayatını da ciddi şekilde etkilediğini anlattı.
Hadassah Göz Hastalıkları Bölümü Kırma Kusurları Cerrahisi Birimi Başkanı Dr. David Smadja ve ekibi tarafından uygulanan yöntemde, geleneksel plastik kornea halkaları yerine donör insan korneasından hazırlanan biyolojik bir kornea halkası kullanıldı.
Femtosaniye lazer teknolojisiyle yerleştirilen bu biyolojik halka, korneayı destekleyerek doğal yapısını yeniden şekillendiriyor ve ilerleyen hastalarda kornea nakli ihtiyacını geciktirebiliyor veya tamamen ortadan kaldırabiliyor.
Aya, ameliyat sırasında bile görmesindeki düzelmeyi hissettiğini belirterek, operasyon sonrasında gözlerindeki baskının kaybolduğunu, renkleri yeniden canlı şekilde görebildiğini ve günlük yaşamına kısa sürede dönebildiğini söyledi.
Artık yeniden araç kullanabildiğini, öğretmenlik görevini sürdürebildiğini ve bağımsızlığını geri kazandığını ifade etti.
Hadassah Tıp Merkezi uzmanlarına göre bu biyolojik kornea halkası tekniği, ileri evre keratokonus hastaları için umut verici yeni bir tedavi seçeneği sunuyor.
Doğal doku kullanılması sayesinde yapay implantlara kıyasla daha iyi uyum sağlanırken, komplikasyon riskinin azaltılması ve hastaların yaşam kalitesinin belirgin biçimde artırılması hedefleniyor.
Kaynak: The Jerusalem Post


Lufthansa Grubu İsrail'deki Faaliyetlerini Hızla Genişletiyor
Avrupa'nın en büyük havayolu gruplarından Lufthansa Group, İsrael'e yönelik uçuş ağını önemli ölçüde genişletme kararı aldı.
Şirket, yaz sezonunda artan yolcu talebini karşılamak amacıyla Ağustos ayından itibaren haftalık uçuş sayısını 54'e çıkaracağını açıkladı.
Haziran ayında Austrian Airlines aracılığıyla İsrael seferlerine yeniden başlayan grup, Temmuz ayında toplam 29 haftalık uçuş gerçekleştirirken, Ağustos itibarıyla kapasitesini neredeyse iki katına çıkaracak.
Genişleme planı kapsamında Lufthansa'nın yanı sıra SWISS, Austrian Airlines, Brussels Airlines ve Eurowings de Ben Gurion Havalimanı'na düzenli seferler gerçekleştirecek.
Yeni program çerçevesinde Lufthansa, 1 Ağustos'tan itibaren Münih–Tel Aviv hattını yeniden açarak bu hatta günde iki uçuş düzenleyecek.
Aynı tarihte SWISS, Zürih-Tel Aviv arasında günlük seferlere başlayacak. Austrian Airlines, Viyana hattındaki uçuşlarını haftada 11'den 14'e çıkarırken, Brussels Airlines da Brüksel-Tel Aviv hattını yeniden hizmete sokacak.
Eurowings ise Hamburg ve Düsseldorf'tan Tel Aviv'e uçuşlarını sürdürecek.
Lufthansa Grubu'nun bu kararı, son dönemde uluslararası havayollarının İsrael pazarına yeniden güven duymaya başladığının önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Artan uçuş kapasitesinin hem turizm sektörüne hem de iş dünyasına katkı sağlaması, ayrıca İsraelli yolcuların Avrupa üzerinden dünya genelindeki bağlantı noktalarına daha kolay ulaşabilmesi bekleniyor.
Sektör uzmanları, Lufthansa Grubu'nun operasyonlarını hızla genişletmesinin, Ben Gurion Havalimanı'nın uluslararası hava ulaşımındaki konumunu yeniden güçlendireceğini ve yaz sezonunda Avrupa ile İsrael arasındaki yolcu trafiğinde önemli bir artış yaşanacağını öngörüyor.
Kaynak: Maariv,


B.H.
Dünya çapında bir sporcunun olağanüstü bir şey yapmasını izleyin. Yüksek bir atlama platformundan havada takla atıp dönmesini - tenis topunu top mermisi gibi fırlatacak kadar hızlı bir şekilde servis etmesini izleyin.
Sıklıkla, bu becerinin geliştirilmesi için yoğun çaba ve on binlerce deneme gerektiğini unutuyoruz. Bir kişinin bir aktiviteye "doğuştan" yeteneği olsa bile, şampiyon olmak için sürekli çaba gerektirir.
Çünkü “Izdıraba göre ödül vardır”. (Pirke Avot 5:23) veya Jane Fonda'nın özetlediği gibi, "Acı yoksa kazanç da yok."
Bir beceride ancak sürekli pratik yaparak ustalık geliştirebiliriz. Tekrar sıkıcıdır; sanırım çoğu sporcu bir noktada sporundan sıkılır; ancak mükemmelliğe ulaşma çabası sürekli çabayı motive eder.
Madem bu kadar açık, neden çoğu insan başka bir yeteneğin de hızla ve zahmetsizce kazanılacağını bekliyor?
Burada inançtan söz etmek istiyorum.
Birçok insan dini inancın ya sahip olunan ya da olunmayan bir şey olduğunu ve anında edinildiğini düşünüyor. Bir dua kitabı açtığınız veya mumları yaktığınız anda Tanrı'nın varlığını hissetmezsiniz.
İnanca karşı sabırsızız ve onu geliştirmek için gereken çabayı göstermiyoruz. Ani dönüşümlerle ilgili popüler hikayeler, inancın hiçbir çaba gerektirmeyen bir hediye olduğu beklentisini besliyor.
Ancak bu beklenti ne gerçekçi ne de verimlidir. İnanç, aslında çaba gerektiren ve aşamalar halinde gelişen bir beceridir.
Çünkü İbranice'de "İman" olarak tercüme edilen "Emuna" (אמונה) sözcüğü soyut kavramlara duyulan entelektüel bir inanca sahip olmak anlamına gelmez. Bunun yerine güçlü bir evlilik veya ebeveyn – çocuk bağı gibi "Sadakat" - "Bağlılık" ve sarsılmaz "Güven" anlamına gelir.
Bu, Tanrı ile olan ilişkinize güvenerek belirsizlikle yaşama cesaretine sahip olmaktır. Zor zamanlarda veya cevaplar belirsiz olduğunda bile Tanrı ve diğer insanlarla kurulan bağa güvenmek anlamına gelir.
Avraam’ın Tora’da Tanrı ile karşılaşmasında metin, "ve Tanrı’ya güvendi" (Bereşit 15:6) der; bu da pasif kabulden ziyade aktif bir güveni yansıtır.
İnancın aşamalarını Devarim 13:5 şöyle açıklıyor. Tanrı’nın ardından yürüyün, Ona saygı gösterin, emirlerine uyun, sesini dinleyin - hizmet edin, ve Tanrı'ya sarılın.
İnancı geliştirmenin ilk aşaması, farklı davranmaya karar vermektir. Bu, özerkliğimizin (ego) bir kısmından vazgeçmeyi gerektiri. İkinci aşama, saygıyı geliştirmektir. Basit gibi görünse de, Tanrı'nın emredici varlığının psikolojik farkındalığını geliştirmek zaman alır.
Üçüncü aşamada elbette(ki), birçok insan ne olduklarını bilmeden bile bazı emirleri yerine getirir. Ancak önemli olan devamlılıktır. Buna emirleri "korumak" deniyor.
Günlük yaşantınız şayet şefkat dolu olursa emrin (Mitsva’nın) kendisi siz olursunuz. Bu noktada Sesi işitmeye başlarsınız. Çünkü Tanrı’nın sesi şefkat ilkesi ile duyulabilir hale gelir. Bu bilinç günlük rutinlerimize sızar, alışkanlıklarımızı, ilişkilerimizi, evlerimizi ve ofislerimizi etkiler.
Artık eylemleriniz gerçek anlamda 'avoda' (hizmet) olarak tanımlanabilir. Bu aşamaya ulaşana kadar Yahudi uygulamaları biraz bencilce olabilir. Son aşama ise ulaşılması ve sürdürülmesi en zor olanıdır. Tanrı'ya tutunmak…
İnanç, durağan bir kurallar bütünü değil; dinamik, ömür boyu süren bir diyalogdur. Evet….., amatör bir atlet bile bazen mükemmel bir servis atabilir ve herkes aniden Yüce Tanrı'ya karşı yoğun bir farkındalık hissedebilir.
Ancak Tanrı'ya nasıl bağlanılacağını öğrenmek için irade, çaba, bağlılık ve ilham gerekir. Her birimizin zorluklar için tasarlanmış ve ilgi bekleyen bir ruhu var.
O’nun sesini dinlemek veya hizmet etmek veya sarılmak inanın materyalizm, rekabet ve bencillik tarafından yönlendirilen yaşantılarımızın büyük bir dinginlik – doygunluk ve esenlik ile kutsanmasına yol açacaktır.
Böylece …….."Tanrı kimdir?" sorusunun yanıtını göreceksiniz. (Ree)
Sevgilerimle - Sabat Şalom
Moşe PASENSYA
Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?





















