“Zamanların en iyisiydi zamanların en kötüsüydü”
- İsak DUENYAS
- 9 saat önce
- 4 dakikada okunur

“Zamanların en iyisiydi zamanların en kötüsüydü”
“It was the best of times it was the worst of times”
Bu cümle Charles Dickens’in “A Tale of two cities” – İki şehrin hikayesi adlı kitabının ilk cümlesi. Bu yazıyı yazarken bu kitabı anımsadım. Her ne kadar kök nedenlerinin bu yazının konusuyla alakası yoksa da Dickens bu eserinde aynı coğrafyada yaşamalarına rağmen tamamen zıt ekonomik gerçeklerle yaşayan iki gruptan bahsediyor. Hangi grupta olduğunuza göre zamanların en iyisi veya en kötüsü…
Calcalist'in haberine göre 2025 İsrael ’deki high tech teki şirketlerin “exit” lerinin, yani başarılı teknoloji şirketlerin halka açılmaları veya büyük şirketler tarafından satın alınmalarının rekor senesi olmuş.
Bu şirketlerin büyük çoğunluğu siber güvenlik, yapay zeka veya ikisini birleştiren şirketler. Aralarında en çok bahsedilenler astronomik satış rakamlarına ulaşanlar: 32 Milyar dolara Google'a satılan Wiz, 25 Milyar dolara satılan CyberArm, 7.75 Milyar dolara satılan Armis ve bunun yanı sıra toplam 25 milyar dolarlık daha "ufak tefek" exit’ler. Dile kolay. Bir karşılaştırma yapmak için, İzlanda’nın GSMH’sı 28 Milyar dolar. Veya Kıbrıs’ın senelik bütçesi bu kadar.
Rekortmen Wiz’in diğer bir özelliği 2020’de kurulmuş olması. 5 senede sıfırdan 32 milyar dolarlık bir değer yaratmak inanılması zor bir başarı hikayesi. Bu satıştan dört kurucunun her biri 3 er milyar dolar kazanırken, kendilerine hisse opsiyonları verilen 1800 çalışanı da onlarca milyon Dolar’a kadar kazanmışlar. Bu üç şirketin satışından kendilerine bir pay düşen çalışanların toplamı ise 6,000 kişi.
Bu başarılardan çok söz edildi. Bunun yanı sıra, İsrael High tech ’inde pek duyulmayan 15 Milyar (cık) dolarlık bir kazanç daha var: Bu, rakam ABD borsasında yapay zekâ furyası sırasında 2025’te Microsoft Apple Nvidia gibi büyük teknoloji şirketlerinin çok değer kazanmasıyla, bu şirketlerin İsraelde çalışanlarının sattıkları hisse senetlerinin (bu şirketler çalışanlara maaşın yanında hisse senedi de verirler) değeri. Yani on binlerce kişinin banka hesabına bu satışlardan net 50 milyar şekel girmiş oldu. Düşünüyor musunuz? Diğer bir deyişle 2025’te İsrael ‘deki milyonerlerin sayısı on binlerce kişilik bir artış gösterdi. Kanımca ekonomiye en büyük etki milyarlarca dolara satılan şirketlerden değil, büyük teknoloji şirketlerinde çalışıp hisselerini değerlendirenlerden oldu.
K şekilli Ekonomi
Yazıyı burada noktalarsak harika bir başarı hikayesi anlatmış oluruz. Fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Mutlu sonlu peri masallarını sevenler okumayı burada bırakabilirler.
2026 da İsrael ekonomisinin %4,7 ile 4,9 arası büyüyeceği tahmin ediliyor. Bu, ortalama büyüme hızının %3.x olan bir ülke için ve herhangi bir gelişmiş bir ülke için çok büyük bir büyüme hızı. Nedeni olarak savaştan çıkmanın ekonomiye getireceği canlılık gösteriliyor. Büyümenin iki ana motoru high tech ve savunma endüstrileri.
Olağan bir ekonomik krize giriş ve çıkış U veya V şeklinde olur diyebiliriz: Sert bir iniş ( sonra da yavaş veya süratli bir düzelme & gösterir.

COVİD pandemisinin başladığı senelerde ekonomistler “K şekli ekonomi” den bahsetmeye başladılar. Tipik bir ekonomik krizden farklı olarak Bütün dünya ekonomisini etkileyen COVİD ve büyük savaşlar ise bir kırılma veya duvara çarpma noktası oluşturur. Şöyle ki, ekonomiyi inişli çıkışlı bir yolda giden bir araba gibi düşünün: Hiçbir uyarı olmadan karşısına yolun ortasında bir duvar çıkıyor. Çarpmadan durmak imkânsız. Arabanın bir kısmı ve bazı yolcuları diğerlerinden fazla hasar görüyor. Sonra toparlanma başlıyor.
K-tipi ekonomi genellikle, değişik sektörleri düzensiz şekilde etkileyen krizlerden ortaya çıkar; bu nedenle bazı gruplar hızlı bir şekilde toparlanırken (hatta büyürken) diğerleri duraklar veya geriler.
Her ne kadar K şekli ekonomisi sadece İsrael için geçerli değilse de ben İsrael’e odaklanacağım.

K harfinin sol tarafını bu duvar veya kırılma noktası olarak görürsek, toparlanma K harfinin sağ tarafı. Dünyanın Covid den çıkması ve İsrael’in savaştan çıkması da K harfinin sağ tarafını oluşturan iki çizgi gibi: Bilgi, “beyaz yaka” çalışanları K harfinin yukarı çıkan kolu gibi süratli bir şekilde yükselirken, kalifikasyonuz işçiler tam tersine bu düzelmeden faydalanamıyor veya çok daha az faydalanıyorlar.
Satın alma gücündeki düşüş, artan borç ve artmayan maaşlar, bu grubun geride kaldığını kanıtlayan için göstergelerdir. 2026’nın İsrael’inde , vergi artışları ve yüksek yaşam maliyetlerini, bu "kol" üzerindeki aşağı yönlü baskının önemli bir göstergesidir.
İsrail basınında yer alan bir örnek, K-şekilli toparlanmanın alt kolunu açıkça gösteriyor: 25 Aralık 2025 tarihli Makor rishon gazetesinde yayımlanan bir makalede, İsrail ekonomisinin makro göstergeler (GSYH büyümesi, düşük enflasyon gibi) açısından toparlandığı belirtilirken, geniş halk kesimlerinin bu toparlanmayı günlük yaşamlarında ve gelirlerinde hissetmediği vurgulanıyor. Ekonomik büyüme ve olumlu istatistikler yukarı yönlü bir tablo çizerken, ücretlerin erimesi, hayat pahalılığı ve alım gücündeki zayıflık nedeniyle birçok vatandaş için ekonomik durumun iyileşmemesi, K-şekilli toparlanmanın alt koluna tipik bir örnek.
İsrael ‘deki iş gücü yaklaşık 4,5 milyon kişi. High tech, savunma ve onlara servis veren sektörlerde 500,000 kadar çalışan olduğunu varsayalım. Bu sektördeki ortalama maaş, geri kalanların ortalama maaşının 3 misli. Bu K harfinin yükselen kolu. Geri kalan 4 milyonun büyük bir kısmı ise K harfinin alçalan kolu. Bu dengesizlik zaten İsrael’in zayıf noktası.
K ekonomisinin bir sonucu, aynı ülkede iki tamamen değişik toplumun oluşması. Bir tanesinin refah seviyesi gitgide yükselirken diğeri krizden çıkışın yararlarından faydalanamıyor. Dickens’in “İki şehrin hikayesi” romanı da bire bir böyle bir ortamda yaşanıyor.
2024 teki istatistikler İsrael halkının %20 kadarının fakirlik sınırının altında olduğunu gösteriyor. Bu OECD ülkeleri arasındaki ikinci en büyük rakam (yani gelir dağıtımında sondan ikinciyiz). K ekonomisiyle bu çatal daha da açılacak. Resmi enflasyon rakamı %2,4 olmasına rağmen Gıda fiyatlarında ve kiralardaki neredeyse %10 a varan artış bu kesimi daha çok etkilerken yükselen yeni milyonerler bunun farkında bile olmayacaklar. Birkaç milyonluk hisse senedi satmış birisinin %10 gıda artışı umurunda mı?
Kısacası, K nın yukarı giden kolundakiler için hayat güzel. Aşağı giden kolundakiler ise aynı ülkede bambaşka bir gerçekle yaşıyorlar.
High tech ve savunma sanayiindeki başarılarla, lazer ışınlı savunma silahlarıyla, Avrupa’nın hava savunmasının tercihinin İsrael teknolojisi olmasıyla övünmek tabi ki güzel. Fakat bunun yanında diğer gerçekleri de görmeliyiz.
İsrael, zaten gelişmiş dünyadaki en adaletsiz gelir dağılımlarından birine sahip ve OECD ülkeleri arasında eşitsizliğin en yüksek olduğu ilk 5 ülke arasında yer alıyor. %20 civarındaki yoksulluk oranıyla da OECD ortalamasını neredeyse ikiye katlıyor. K şekli ekonomi orta sınıfın giderek yok olmasını hızlandırıp, zengin ile fakir arasındaki mesafenin ise diğer Batılı ülkelerin neredeyse tamamından daha derin ve aşılması zor bir hale gelmesi anlamına geliyor.
Napolyon, bir savaşı kazanmak için gereken üç temel unsurun "Para, para, para!" olduğunu belirtir. Bana sorarsanız bu sürdürülemez durumdan çıkabilmek için gereken üç temel unsur eğitim, eğitim ve tekrar eğitim. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim Dan Ben David’e her gün daha çok hak veriyorum.
İsak DUENYAS
IYT dip not :
İfade edilen görüşler İYT web portalının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yazarların düşünceleri sadece kendilerini bağlar.
Bir önceki yazımı okudunuz mu?





