top of page

VAYİKRA – HOŞ BİR KOKU

  • 15 dakika önce
  • 3 dakikada okunur


B.H.


Bir heykel bir bahçeyi süslediğinde, bahçenin güzelliğine katkıda bulunur. Eğer o heykel, o bahçeye nüfuz eden birlik duygusuyla karıştırılırsa, o zaman bir puttur.

 

TANRI’YA "HOŞ BİR KOKU" VEREN, OLA KORBANI OLACAKTIR. (Vayikra 1:9)

 

Tanrımızın koku alma duyusu var mı?

 

Mezmur 115'te, putperestliğe yönelik sert bir eleştiri yer alır ve putlaştırılmış heykellerin ve totemlerin cansızlığı, özellikle de herhangi bir duyusal güce sahip olmamaları alaya alınır.

 

Putları gümüş ve altındandır, insan eliyle yapılmıştır. Ağızları vardır ama konuşamazlar; gözleri vardır ama göremezler, kulakları vardır ama duyamazlar; burunları vardır ama koklayamazlar… 

  

Peki burada Tanrımız hakkında ne çıkarım yapılıyor? Gerçek Tanrı'nın görüp duyduğu, tadabildiği ve koklayabildiği mi? Yoksa insan duyularını Tanrı'ya atfetmek tamamen saçma mı?

 

Bu ikinci yaklaşım aramızdaki rasyonalistlere hitap edebilir, ancak Vayikra Kitabı diğer görüşü savunuyor gibi görünüyor. EVET….. Tanrı şeyleri koklayabilir.

 

Vayikra’nın açılış bölümlerinde, çeşitli hayvan kurban etme biçimlerinin bir listesini inceliyoruz ve her birinden sonra aynı ifade tekrarlanıyor.

 

Tanrıma Hoş Bir Koku……  ( ריח ניחוח לה׳ )

 

Bu adaklar alevler içinde yanacak, duman yükselecek ve görünüşe göre Tanrı bunu koklayacak ve hoşnut olacak.

Bu "hoş koku" Tapınak kurbanlarının dumanını tanımlamak için onlarca kez kullanılıyor.

  

Peki bu ne anlama gelebilir? Yahudi teolojisinin Tanrı'nın hiçbir fiziksel varlığının olmadığı konusunda net bir fikir birliğine vardığını biliyoruz. Tanrı'nın "yüzü" veya "eli" gibi kelimeler kullandığımızda bile, bunların Tanrı'nın varlığının bir yönünün sembolik temsilleri (metaforlar) olduğunu varsayıyoruz.

 

Öyleyse, Tanrı'nın koku alma duyusu neyi sembolize eder?

 

20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olarak kabul edilen ve Roza Hakmen’in tercüme ettiği "Kayıp Zamanın İzinde" (Marcel Proust - YKY) şöyle yazar. 

 

“Uzak geçmişten hiçbir şey kalmadığında, insanlar öldükten, şeyler kırılıp dağıldıktan sonra… şeylerin kokusu ve tadı uzun süre, ruhlar gibi, dengede kalır….… özlerinin minik ve neredeyse hissedilemez damlacıkları üzerinde, hafızanın muazzam yapısını dirençle taşırlar.”

 

Gerçekten de, koku duyusunun diğer tüm duyulardan daha güçlü bir şekilde istemsiz anıları uyandırdığı fikri, (Naftalin kokusunun anneannemizin sandığını anımsatması gibi) günümüzde bize çok tanıdık gelen bir düşünce olup, sıklıkla 'Proust Fenomeni' olarak adlandırılır. (Kokunun çok eski duygusal çocukluk anılarını tetikleyerek bilinçaltından gün yüzüne çıkarması durumu.)

 

Aynı kavram, Yahudi Aydınlanması (Haskala) hareketinin öncüsü Moses Mendelssohn'un "Tevrat Tefsiri" yazılarında da karşımıza çıkıyor. Tapınak'ın sunularıyla ilgili olarak "Rabbe Hoş Bir Koku" ifadesinin ilk geçtiği yerde şunları yazıyor.

 

Kutsal İbranice dilinde koku alma duyusu, ruhtaki "Hafıza Gücüne" karşılık gelir; çünkü hafıza fikri, somut deneyim geçtikten sonra ruhta kalan izlenimdir. Kokunun eşsiz özelliği budur… ve bu nedenle “Hoş bir koku” denir. Yani Tanrı'nın huzurunda arzu edilen anıyı uyandıracak bir koku.

 

Şunu sorabiliriz…. Tanrı'nın sahip olmasını istediğimiz bu arzu edilen hafıza nedir? İlahi bilince hatırlatmaya çalışacağı şey nedir?

 

Mişkan inşaa edilmeden önce bu ifadenin kullanıldığı tek bir yer var. Noah Öyküsünde ….. 40 günlük tufandan sonra, Noah kuru toprağa adım atar. Yaptığı ilk şey Tanrı’ya bir sunak inşa etmek olur. Yakmalık kurban sundu ve "Tanrı Hoş Kokuyu Kokladı" ve şöyle söyledi; "Bir daha asla, yaptığım gibi, her canlıyı yok etmeyeceğim.” (Bereşit 8:20-21)

 

Dolayısıyla, Mişkan’da kurbanları yaktığımızda, ilk sunaktaki kurbanı hatırlatıyoruz…. Tanrı'dan vaadini hatırlamasını istiyoruz. Tanrı'nın hafızasını tetiklemeye, Tanrı'nın o gün bize bir daha asla yok etmeyeceğine dair verdiği sözden hemen önce kokladığı aynı dumanın kokusuyla istemsiz bir hatırlama yaratmaya çalışıyoruz.

 

Peki bu kokuyu ne zaman yayıyoruz? Ne zaman kurban sunuyoruz?

 

Günah işlediğimiz zamanlarda. İlahi gazabı üzerimize çektik ve bu kurbanlar aracılığıyla kefaret bulmaya çalışıyoruz.

 

O günden beri bunun tam olarak nasıl işlediğini merak ediyoruz. Hayvan bizim yerimize mi geçiyor, hak ettiğimiz ölümün yerine mi geçiyor? Yoksa, o kurbanın ateşleriyle Tanrı'ya merhametli olma taahhüdünü hatırlatabiliyor muyuz?

 

Bu dünyadaki yaşamda ruhlarımızın Yüce Tanrı’ya Hoş Bir Koku yayması dileğiyle…..

 

Sevgilerimle-  Shabat Shalom

Moşe PASENSYA


 

Geçen haftanın peraşasını okudunuz mu?









Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
WhatsApp Image 2020-09-08 at 20.52.59 (1

İLETİŞİM

Telefon                           :+97236582936
Mail                                :turkisrael@gmail.com

 

KÜNYE

İYT Web Sitesi Künyesi:
Editör                             :Av.Yakup Barokas
Grafik Tasarım              :Şemi Barokas 
                                       Ovi Roditi Gülerşen

© 2018 by Turkisrael.org

bottom of page